18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
  • Çanakkale deniz zaferimiz kutlu,şehitlerimizin ruhları şad olsun

    Şehitliği gezip görmek isteyen olursa rehber bulma konusunda elimden geldiğince yardımcı olurum

    @4 Şubat hocamızında dediği gibi 1-2 saatlik gezme ile olacak iş değil.Babamda zamanında rehberlik yaptı,küçükken çok defa yanında gezdim Sabah 8 de tur başlar akşamüstü 6 da biter.Aslında 1 günede sığmaz anlat anlatda bitmez...

    Sizlere bir gazimizin anılarını aktarmak istiyorum

    Spoiler anzeigen

    ÇANAKKALE GAZİSİ HALİL HELVACI

    Baba Adı : Hüseyin

    Ana Adı : Hafize

    Doğum Tarihi : Geyikli 01.07.1893

    Ölüm Tarihi : 25.01.1981

    SAVAŞ ÖNCESİ: DOĞUM, AİLE, YAŞAM:

    Halil HELVACI, 1893 tarihinde Geyikli’de dünyaya geldi. Dedesi Ahmet, Bozcaada’da helvacılık yaparken, Darıköy’e, oradan da Geyikli’ye göç etmişti. Babası, İlmanlar sülalesine içgüveyi olarak verilen, 1869 doğumlu Hüseyin ve Annesi 1875 doğumlu Hafize’nin birinci çocuğuydu.

    Ailenin,1900 yılında Ahmet ve 1904 yılında da Fatma (Münire) adını verdikleri 2 çocukları daha oldu. Tarım ve hayvancılık ile geçinen ailenin yükü, dirayetli bir Osmanlı kadını olan Hafize ninenin omuzlarındaydı. Hafize Nine, çok sevdiği oğlu Halil’i evlendirip, mürüvvetini görmek istiyordu. Amacına da ulaştı. Halil, 1912 yılında Geyikli’nin varlıklı ailelerinden, Sarı Mehmet’in kızı, Şerife ile evlendi. Torun Hayriye (Mihriban-Merban), 1913 yılında Hafize ninenin kucağındaydı. Mutlu günler çabucak geçti, Halil askere alınmıştı. Çok sevdiği oğlunun askere alınması Hafize nineyi çok üzmüştü. Yemedi, içmedi, 100 Osmanlı altını bedel ödeyip oğlunu geri getirtti. 1914 yılında Halil tekrar askere alındı, bu defa eşi Şerife takılarını bozdurup bedeli yatırdı ve eşi 1-2 günlüğüne de olsa geldi ve gitti. Seferberlik ilan edilmiş, bedelin geçerliliği kalmamıştı.

    Ailenin kadınları çaresiz boyun eğdiler, vatan elden gidiyorsa gerisi teferruattı.

    ÇANAKKALE SAVAŞLARI VE ASKERLİK:

    Edirne’de askerlik yapan Hüseyin oğlu Halil Çanakkale’ye sevk edildi. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 27. Alayında görev yaptı, Seddülbahir ve Arıburnu’nda 3 yıl boyunca savaştı.

    HALİL HELVACI ANLATIYOR:

    1.ÖYKÜ: KANLI DERE

    Gündüzleri hava kararıncaya kadar savaşıyoruz, fırsat buldukça ateş ediyoruz, atılan top mermileri nedeniyle adeta siperlere çakılmış gibiyiz, ama geceleri sakin, çoğu zaman hiç ateş edilmeden sabah oluyor. Yine sakin bir akşam yine siperlerdeyim. Birden susadığımı hissettim matarama uzandım boştu suyum bitmişti. On metre yanımdaki aynı siperde görev yaptığımız arkadaşım Efe Mehmet’e seslendim.

    --- Hey! Efe suyun var mı.?

    --- Yok valla Halil Onbaşım biraz önce hepsini bitirdim.

    Sağa sola bakınarak yutkundum öyle de susamıştım ki.

    Efe Mehmet devam etti.

    --- Onbaşım, onbaşım.

    --- Dün gece, şu arkamızdaki tepenin ardına su dökmeye gitmiştim. Orada su sesi duydum, galiba dere var.

    Olabilirdi, birkaç gün önce şiddetli bir yağmur yağmıştı, kuru derelerden bile su akıyor olabilirdi. Bizim çevremizi incelemeye hiç zamanımız olmuyordu ki. Tüfeğimi namlusu aşağı gelecek şekilde sırtıma çapraz asıp hazırlandım. Efe Mehmet’in matarasını da alıp ardımızdaki tepeye doğru süzüldüm. Çalılıkları aşıp aşağılara doğru yürüdüm. Efe Mehmet haklıydı şırıl şırıl akan küçük bir dere vardı. Önümde küçük bir gölcük belirdi, ay yükselmiş gölcüğü pırıl pırıl parlatmıştı. Mendilimi çıkarıp suyun üzerine serdim ve eğilip kana kana içtim. Mataraları doldurup hemen geri döndüm aklım derede kalmıştı. Aynı bizim Geyikli’deki, Derebağa benziyordu. Sabaha kadar Efe Mehmet ile dertleşip memleketlerimizi, yakınlarımızı konuştuk. Gün ağarırken Efe Mehmet endişeli bir şekilde bana bakıp

    --- Halil Onbaşım! Halil Onbaşım! Ağzının etrafı kan içinde. Yaralandın mı? Yoksa

    --- Seninki de diyebildim.

    Birden aklım başıma geldi. Tüfeğimi alıp koşmaya başladım. Tepeyi aşıp akşam su içtiğim gölcüğü buldum. Kıpkırmızıydı. İçim kalktı, gözlerim karardı, kendime geldiğimde güneş yükselmişti. Geri döndüğümde Efe Mehmet’e baktım, gözlerimiz birbirinden uzaklaşıverdi…

    2.ÖYKÜ: ŞEHİTLERLE KOYUN KOYUNA

    Cephede 3 gündür süngü harbi yapıyoruz, düşman sürekli saldırıyor. Her taraf Şehit ve yaralılarla dolu. Akşamüstü geri çekilme emri verildi. Arkamızdaki birliğe katılmak için geri çekiliyoruz, toplam 7 kişi kalmışız. Yorgun, üzgün ve mahcubuz. Sığındığımız birlikteki arkadaşlar bizi çok iyi karşıladılar. Teselli etmeye, mahcubiyetimizi gidermeye çalıştılar. Her tarafa ateşler yakılmış, üzerlerine yerleştirilmiş kazanlarda yemekler kaynıyordu. Yemek ikram ettiler ama bizlerin yiyecek hali yoktu ki.

    “ Yer gösterin yatalım” dedik.

    “Şu barakalardan birine girip yatın” dediler.

    Hemen en yakınımızdaki barakaya yöneldik, kapıyı açıp içeri süzüldük, etraf zifiri karanlık, göz gözü görmüyordu. Ama içeride uyuyanlar olduğu belli oluyordu.

    “Bize de biraz yer verir misin? Arkadaş” deyip kendimize yer açtık.

    Uzandık, çok yorgunduk, hemen uyumuşuz. Sabahın ilk ışıkları ile uyandık, şaşkınlıkla etrafımıza bakındık, çevremiz şehitlerle doluydu, yanlış barakaya girmiş, sabaha kadar şehitlerle koyun koyuna yatmıştık. Gözlerimiz yaşlı, karanlıkta kendimize yer açmak için bilmeden sağa sola yatırdığımız şehit arkadaşlarımızı sevip okşayarak yerlerine yatırdık ve barakayı terk ettik.

    3.ÖYKÜ:ÇEKİYORUM TETİĞİ ÇEKİYORUM TÜFEK PATLAMIYOR.

    Her birimize onar er verdiler rütbelerimizi de çavuş yaptılar. Arıburnu’nda mevzilerden düşmana doğru ateş ediyoruz. Çekiyorum tetiği çekiyorum tüfek patlamıyor. Ateş etmiyor.

    ‘ Tüfek arızalandı herhalde’ dedim. Yüzbaşımızda yakınımızdaydı. Siperde eğilerek yanına kadar gittim.

    ‘ Kumandanım benim tüfek bozuldu ateş etmiyor’ Yüzbaşım tüfeğimi eline aldı dikkatle inceledi, cepheye doğru bir el ateş etti, bana doğru baktı ve

    gülümseyerek.

    ‘Ne bozulması senin parmak gitmiş’ dedi. Birden içim cız etti o an acısını

    hissettim , ellerime baktım, sağ elimin işaret parmağı birinci boğumda sonra

    yoktu, kurşun alıp götürmüştü.

    4. ÖYKÜ: DEVELER GELİYOR DEVELER.

    Çanakkale savaşı sonunda birliğimle birlikte Adana ve Halep’e oradan da ta kanal bölgesine kadar gittim. İki yıl kanal bölgesinde Araplarla birlikte İngilizlere karşı savaştım. 4 yıl boyunca bir paşaya emir erliği yaptım.

    Arapların temizlik anlayışı ve yemek yerken kaşık kullanmamızı engellemeleri bizleri çileden çıkarırdı.

    Kanal bölgesinde bir gün siperde bekliyoruz, yanımızda yeni gelmiş bir genç var ve çok korktuğu her halinden belli oluyor. Düşmanın saldırıya geçmesi ile birlikte siperden kalkıp bağırmaya başladı.

    ‘Develer geliyor develer’

    Ben bir yandan ateş ederek seslendim.’Deve meve yok kaldırma kafanı’ lafımı bitiremeden bir kurşun gelip alnını delip geçti, şehit oldu zavallıcık.

    SAVAŞ SONRASI, YENİDEN BAŞLAMA,ÇİLELİ YAŞAM VE ….

    Halil Helvacı 9 yıl askerlikten sonra 1923 yılında köyüne döndü. Karnından bacaklarından ve elinden yaralanmıştı ama yaraları yaşamını etkileyecek düzeyde ağır değildi. Onu asıl yaralayan o savaştayken Babası ve biricik eşi ölmüş, annesi iki kızı ve kardeşleri kalmıştı.

    Halil Helvacı, yaşam mücadelesine yeniden başladı, evlendi, birinci eşinden iki ikinci eşinden 7 olmak üzere 9 çocuğu oldu. 1966 yılında hacca gitti ve dönüşünde her şeyi çocuklarına devredip köşesine çekildi, 1981 yılına kadar huzur içinde yaşadı. 25 Ocak 1981 tarihinde de hacı dedemizi sonsuzluğa uğurladık.

    Çocukluğumda, Hacı dedeme torunları olarak hep beraber hep bir ağızdan sorardık ‘ Dede Atatürk’ü gördün mü Atatürk’le konuştun mu.’ ?

    Birden ciddileşir, gözleri buğulanır ’ Atatürk bizim paşamızdı çocuklar, uzaktan gördüm ama konuşmadım ’ derdi. Rahat uyu sevgili dedem rahat uyu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK .

    Dedesinden dinleyip derleyen torunu

    Mustafa Aydoğan HELVACI

    (Alıntıdır)

    6a504fe6b961ed69f302e.jpg

  • Küresel çeteye geçit vermeyip güzel ülkemizi bizlere bağışlayan başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ruhları şad olsun. Allahtan hepsine gani gani rahmet diliyorum. Onlardan aldığımız güçle, günümüzde de ülkemizi hedef alan küresel çeteye karşı damarlarımızdaki son kana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. 18 Mart Çanakkale zaferimiz mübarek olsun.

    Kafkaslar'dan gelen soğuk hava dalgası...

  • Çanakkale zaferinin yıldönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimize rahmetle anıyoruz allahım mekanlarını cennet eylesin

    a6b3e44516abe557f129f40a1.jpg

  • c5792cb1e5.jpg

    Söyle Seyit onbaşım o 250 kiloluk top mermisini nasıl kaldırdın?

    Ya sen Nusret mayın gemisi o kadar geminin içinden nasıl sağ Salim çıkarak vatana siper oldun ? Bu sorunun cevabı açık ve net ;

    bir düşman komutanın dediği gibi biz Türklerle çok iyi savaşırdık savaşmasına da o arkadaki atlı ve sarıklıları olmasaydı !!! Bizim göremediğimiz belki de o an farkında olamadığımız iman kuvvetini Rabbim öyle bir göstermiş ki karşı tarafa etkisinden çıkamamışlar bu ve bunun gibi savaşları maddesel güç ile kazanmak çok zor hele ki senin 10 misli katında askeri ve teçhizatı olan bir düşman gücüne karşı epey zor ...Aynı Seyit onbaşı aynı ağırlıkta top mermisini kaldıramamıştır... Ancak Rabbimin, iman kuvveti ile inanarak atalarımız bu savaşları kanlarının son damlasına kadar kazanmışlardır ve bu toprakları bizlere en güzel şekli ile hediye etmişlerdir. Rabbim hepsini cennet -ü Ala da şehadet mertebesinin en doruk en güzel makamına çıkarsın .Ruhları şad olsun Amin 🤲

  • yanlız ben bir sıkıntımı ve üzüntümü paylaşmak isterim. Yanılmıyorsam bundan dört yıl önce yine yanılıyorsam bilen arkadaşlar varsa düzeltsin lapseki tarafında feribotla geçerken gördüm inşaat başlamıştı sonra oraya villalar yapıldı dağın yamacına çok çirkin bir görüntü oldu bana göre. Buna nasıl izin verildi hala anlamış değilim.

  • Bir milletin vatanı için,toprağı için kendi benliği için verdiği mücadeleyi hiç bir zaman unutamam.Çanakkale deniz zaferinin yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla ve rahmetle anıyorum.Mekanları cennet olsun.

    2048c30f79a5e.jpg

  • Gidecek o kadar yer var ki güzel ülkemde ama ben ne Çanakkale ne de Ankaraya gidebildim ilerde inşallah gitmek nasip olur, başta ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarını saygı ve rahmetle anar ve Türk milletinin bir daha o zorlu günlerden geçmemesini temenni ederim!

    Einmal editiert, zuletzt von Mert_35 (18. März 2019 um 00:34)

  • Öncelikle savasa kayılmış tüm askerlerimizin ruhları şad olsun.

    Bugumden tam 104 sene önce yakın dünya yarihinin ve bizim için çok önemli bir savaş Çanakkale de basladı ve bu savasta boğazdan elimizi sallaya sallaya gecip İstanbulda yalilara karşı çay iceriz diyen İngiliz komutanları o zamanın en güçlü zıhrlı donanmasiyla boğaza gelir ve hayatlarindaki en ağır yenilgi alip giderler ve sonucunda DEV Rus çarlıgı yardjm gelmedigi icin Bolşevikler tarafindan yıkılır.

    Anlaticak cok sey var,hemde çok...

    ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

    Bide Çanakkale savaşına farkli bi acıdan,o savasdaki doktorlarin gözünden bakın...

    Videoyu yasıyarak izleyin !

  • 22b9aad.jpg
    Şanlı Tarihe sahip bir İmparatorluğun Veda öncesi,Kazandığı son Şanlı zaferi
    Mustafa Kemal Paşa,Askerleri,Yahya Çavuş,Seyit Onbaşı,57.Alay isimsiz nice Kahraman !
    Ne için orda olduğunu bilmiyen,Analar bu topraklarda ölen evlatlarınız artık bizim çocuklarımızdır denilen Anzac'lar
    Değil 104-208 yıl geçsede anacağız

    Einmal editiert, zuletzt von Bilal (18. März 2019 um 01:01)

  • Yoktu ekmeği aşı. Yoktu toprağı taşı Çanakkale’yi taşımıştı sırtında. Mangal yürekli bir on başı.. Çanakkale Zaferimizin 104. yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Seyit Onbaşı ve Çanakkale Geçilmez Diyen tüm şehitleri rahmet ve minnetle anıyorum.c640b96e203e2b3bb66243d30.jpg

  • ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

    Çanakkale ŞehitlerineŞu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?

    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,

    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya

    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

    Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

    Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”

    Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi

    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

    Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer

    Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.

    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,

    Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!

    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.

    Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.

    Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...

    Hani tauna da zuldür bu rezil istila...

    Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,

    Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;

    Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,

    Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...

    Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,

    Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.

    Öteden saikalar parçalıyor afakı;

    Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

    Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

    Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer

    O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

    Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,

    Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

    Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

    Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?

    Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?

    Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.

    Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,

    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;

    Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;

    “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.

    Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:

    İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

    Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

    O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,

    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

    Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

    Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

    Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...

    Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

    Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?

    “Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.

    Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...

    Seni ancak ebediyetler eder istiab.

    “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;

    Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;

    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;

    Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;

    Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;

    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;

    Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;

    Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

    Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,

    Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...

    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

    Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,

    Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...

    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

    Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

    Mehmet Akif ERSOY

  • Çanakkale deniz zaferinin yıl dönümü kutlu olsun.Bizler için canını dişine takan mehmetçiklerden Allah razı olsun.Allah tüm şehitlerimize rahmet etsin.Mekanlarını cennet eylesin.Mustafa Kemal Atatürk ve Gazilerimizin ise ruhları şad olsun.Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

    Olmasaydınız olmazdık.

  • Bundan 104 yıl önce Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki Türk Ordusu,dünyanın en güçlü ordularını Çanakkale’de dize getirerek dünyanın en güçlü donanmalarına ve emperyalizmin karanlık güçlerine geçit vermedi.Bugün bu topraklarda özgür bir şekilde yaşıyorsak,tamamen ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve komutasındaki,canları pahasına topraklarını savunan türk ordusu ve din dil, ırk, inanç farkı gözetmeksizin halkın birlik olması sayesindedir.‘Çanakkale geçilmez’ sözünü dünya tarihine yazdıran ulu önderimizi ve kahraman şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyoruz.

  • Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimiz ve gazilerimizi saygıyla ve sevgiyle anıyorum. O yokluklar içinde alınan böylesine bir zafer kutsaldır. En son 7 yıl önce ziyaret etmiştim oraları ama hala etkisi üzerimde, hayatımda bulunduğum en etkileyici ve düşündürücü yer tartışmasız.