Deprem Bildirim Konusu

HAVA FORUM SINIRLI ERİŞİM - DUYURU
Değerli ziyaretçilerimiz, sitemizdeki yenileme çalışmaları sebebiyle foruma erişim sınırlı şekilde sağlanmaktadır. Büyük bir çalışma yapmamızın sebebi forumda son zamanlarda çıkan hatalardır. Kış sezonuna sorunsuz şekilde girebilmemiz için gerekli olan bu çalışmaları bir hafta boyunca sürdüreceğiz. Forum, mesajlaşma trafiğinin sağlanması amacıyla açılmıştır, ancak çalışmalarımız bir hafta boyunca sürecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz...
  • Hoogerbeets, mart ayının son haftasında Dünya, Merkür ve Neptün'in hizalanacağını belirtiyor. 1999 gölcük depremin'den 3 gün öncede aynı senaryo olmuş sismik dalgalanmaların fay hatlarına doğrudan etkisi olduğu söyleniyor eğer ülkemizde bu hızlanmadan etkilenirse haritada siyah alanın içinde belirttiğim illerimiz büyük felaketle karşı karşıya kalabilir Allahım ülkemizi felaketlerden korusun.



  • Değerli arkadaşlar,

    Deprem konusunda ki yorumlarınızı zevkle okuyorum. Jeofizikle amatör anlamda ilgilenen ve körfez,düzce,çankırı depremlerinde sahada çalışan bir forumdaşınız olarak, şu tahminci vatandaşın basında sürekli köpürtülmesine anlam veremiyorum. Bu kadar basın organız haber yapınca ,konuyu detaylı incelemeyen(incelemesi de gerekli olmayan) vatandaşımız da inanıyor ve tedirgin oluyor. Birkaç noktaya bu ortamda dikkat çekmek isterim. Forumdaki arkadaşlar konuya hakim ama forumu ziyaret edip bilgi almak isteyenlere belki faydası olur.


    Dikkat ederseniz haberlerin neredeyse hepsinde bu şahıs için; yine bildi, gök bilimci, astronom, uzman vs gibi ifadeler yer alıyor.

    - Ben, bu amcanın eğitimi ile ilgili bir bilgi bulamadım. Anladığım kadarı ile bu konularda bir eğitimi yada uzmanlığı yok. Söz yazarı ve şarkıcı olduğu söyleniyor.

    Bazı basın organları, işi abartıp Avustralya'nın birinci sıradaki astronomu falan filan yazmış .


    -Astronomlarla ilgili hiçbir listede bu amca yok. Zaten astronom da değil gibi görünmekte. Haberi yapan basın organları İngilizce metinleri yanlış anlamış! sanırım. Zira yabancı kaynaklarda amcanın yaptığı tahminlerin "Avustralya'nın en ünlü astronomları listesi" inde bulunan astronomlarca yalanlandığı yönünde haberler var.


    - Gezegenler dizilmiş , pluto iç çekmiş vs gibi tahminlerin bilimsel bir yanı yoktur. Zira bu gezegenlerin, dünya üzerindeki çekim etkisi, ayın çekim etkisinden çok daha azdır.


    - Körfez depreminde önce sağ gözüm seğirmişti . Şimdi yine seğirdi , demek ki deprem olacak gibi tahminlere lütfen itibar etmeyiniz. Zaten depremle çok haşır neşir bir coğrafyada yaşamaktayız.


    Amca ile ilgili bir haber linki : DailyMail Gazetesi


    Tüm arkadaşlara güzel günler dilerim.

  • 120 yılda değişen hiçbir şeyin olmaması yürek burkuyor gerçekten. Yıllar geçse de biz hep geride kalmaya devam ediyoruz.


    External Content twitter.com
    Content embedded from external sources will not be displayed without your consent.
    Through the activation of external content, you agree that personal data may be transferred to third party platforms. We have provided more information on this in our privacy policy.


    External Content twitter.com
    Content embedded from external sources will not be displayed without your consent.
    Through the activation of external content, you agree that personal data may be transferred to third party platforms. We have provided more information on this in our privacy policy.

  • Deprem gerçeği değil de milletimizdeki kadercilik ve bize bir şey olmaz düşüncesi gerçeği malesef. Evleri sağlam yapmıyorlar depremde hasar olunca da kader, olacağı varmış, yapacak bir şey yok diyorlar. Halbuki evler sağlam yapılsaydı hasar oluşmayacaktı. Ayrıca bize bir şey olmaz düşüncesi de var bu millette ne yazık ki oraya hiç girmek istemiyorum. Beklenen İstanbul depremi bu yüzden önemsemiyor insanlar.


    Bu kafayla daha çok geride kalırız biz.

  • Öncelikle biz de ki şu anlayışın bitmesi lazım. Her şey Allah'tan. Eyvallah baş göz üzerine Hayrın ve Şerrin Allah'tan olduğuna iman etmiş insanlarız. Anadolu insanında bu teslimiyet ve iman en üst düzeydedir fakat tedbiri al takdiri Allah'a bırak konusunda çok zayıfız. Burada başka bir sebep daha ortaya çıkıyor. Anadolu insanı iki göz evim olsun çamurdan olsun anlayışına sahiptir. Bunun sebebi garibanlık , yokluk, imkansızlık gibi sebeplerdir. Adam ekecek biçecek ürün alacak o ürünü satacak para kazanacak çoluk çocuğunu okutacak büyütecek evlendirecek. Maalesef Anadolu da şartlar zor. bu sebeplerden dolayı yapılan evlere de fazla imtina gösteremiyorlar. Geleneksel kerpiç, toprak, ahşap gibi evler; bölge coğrafyası, ekonomik ve sosyo-ekonomik sebeplerden dolayı fazlaca yapılmaktadır. Kırsal kesimler de yapı denetim eksikliği-ki yapı denetim de artı bir mali yük demek- ve geleneksel yapı uygulamaları ortaya bu sonucu çıkartıyor. Kısaca 200 sene sonra yine deprem olsa yine aynı tablo çıkacak ortaya... Allah beterinden korusun

  • İstanbulun orta ve kuzey bölgeleri zemin açısından iyi durumda, dolayısıyla yapılarda abuk sabuk bir durum olsa bile zemin sağlamlığından kurtarabilirler ancak aynı şeyi güney ilçeleri için söylemek zor, özellikle avcılar-b.çekmece-k.çekmece hattı maalesef zemini berbat ve burada inanılmaz bir yapılaşmaya izin verildi veriliyor. 1999 depreminde depremin merkez üssünden 200km mesafedeki avcılarda yüzlerce insanımız öldü. Şimdi tehlike daha büyük, marmara denizinden olacak bir deprem veya Ganos fayındaki büyük bir deprem maalesef bu bölgede yine yıkıma sebep olacak..




    99 depreminde Avcılar'da yıkım olmasının sebebi deprem dalgalarının avcılar bölgesinde spesifik bir hal almasıymış yani olası Marmara depreminde bu sefer başka bir bölgede dalgaların spesifik bir hal alması sebebiyle daha çok etkilenebilir.


    O spesifik durum neydi hatirlamiyorum

  • Öncelikle biz de ki şu anlayışın bitmesi lazım. Her şey Allah'tan. Eyvallah baş göz üzerine Hayrın ve Şerrin Allah'tan olduğuna iman etmiş insanlarız. Anadolu insanında bu teslimiyet ve iman en üst düzeydedir fakat tedbiri al takdiri Allah'a bırak konusunda çok zayıfız. Burada başka bir sebep daha ortaya çıkıyor. Anadolu insanı iki göz evim olsun çamurdan olsun anlayışına sahiptir. Bunun sebebi garibanlık , yokluk, imkansızlık gibi sebeplerdir. Adam ekecek biçecek ürün alacak o ürünü satacak para kazanacak çoluk çocuğunu okutacak büyütecek evlendirecek. Maalesef Anadolu da şartlar zor. bu sebeplerden dolayı yapılan evlere de fazla imtina gösteremiyorlar. Geleneksel kerpiç, toprak, ahşap gibi evler; bölge coğrafyası, ekonomik ve sosyo-ekonomik sebeplerden dolayı fazlaca yapılmaktadır. Kırsal kesimler de yapı denetim eksikliği-ki yapı denetim de artı bir mali yük demek- ve geleneksel yapı uygulamaları ortaya bu sonucu çıkartıyor. Kısaca 200 sene sonra yine deprem olsa yine aynı tablo çıkacak ortaya... Allah beterinden korusun

    Altına imzamı atarım başkan. Anadolu insanının garipliğini ve çaresizliğini anlıyorum ama hala şehirlerde dahi kaderciliğe sığınıp sağlam evler yapılmamasına anlam veremiyorum. Kaderciliğe değil tevekküle sığınmalıyız. Depreme dayanıklı evler yapıp, deprem sonrası toplanacak alanları (kaldıysa) uygun hale getirmemiz lazım. Sonra olacaklara alın yazısı deriz o zaman sorun yok

  • Altına imzamı atarım başkan. Anadolu insanının garipliğini ve çaresizliğini anlıyorum ama hala şehirlerde dahi kaderciliğe sığınıp sağlam evler yapılmamasına anlam veremiyorum. Kaderciliğe değil tevekküle sığınmalıyız. Depreme dayanıklı evler yapıp, deprem sonrası toplanacak alanları (kaldıysa) uygun hale getirmemiz lazım. Sonra olacaklara alın yazısı deriz o zaman sorun yok

    acı ama gerçek bu. insanımız garibanlıktan ölüyor. şehir merkezinde ki insanlarımız da aç gözlülükten .

  • Deprem gerçeği değil de milletimizdeki kadercilik ve bize bir şey olmaz düşüncesi gerçeği malesef. Evleri sağlam yapmıyorlar depremde hasar olunca da kader, olacağı varmış, yapacak bir şey yok diyorlar. Halbuki evler sağlam yapılsaydı hasar oluşmayacaktı. Ayrıca bize bir şey olmaz düşüncesi de var bu millette ne yazık ki oraya hiç girmek istemiyorum. Beklenen İstanbul depremi bu yüzden önemsemiyor insanlar.


    Bu kafayla daha çok geride kalırız biz.

  • Siz bu yazdıklarınıza kendinizde inanıyormusun çok merak ettim. Deprem adı üstünde deprem söylemesi bile korkutucu. Siz bu kadar insanın bize birşey olmaz kader diyebileceğini nasıl düşünüyorsunuz . Evet kader alın yazısı diye birşey var ama unutmayın ki sen önlemini alda taktir Allahtan demek de var. Ama bir konuda haklısınız yapılan binalar depreme uygun yapılmadığı çoğu malzemeden çalınarak yapıldığı için malesef dayanıklı değiller deprem yaşamış bir insan olarak, keder bize birşey olmaz hiç demedim diyeni de duymadım.

  • Siz bu yazdıklarınıza kendinizde inanıyormusun çok merak ettim. Deprem adı üstünde deprem söylemesi bile korkutucu. Siz bu kadar insanın bize birşey olmaz kader diyebileceğini nasıl düşünüyorsunuz . Evet kader alın yazısı diye birşey var ama unutmayın ki sen önlemini alda taktir Allahtan demek de var. Ama bir konuda haklısınız yapılan binalar depreme uygun yapılmadığı çoğu malzemeden çalınarak yapıldığı için malesef dayanıklı değiller deprem yaşamış bir insan olarak, keder bize birşey olmaz hiç demedim diyeni de duymadım.

    Size katılıyorum ece hanım ne yazzık ki bizim insanlarımızın %90 nında kadere teslimiyet var ne olursa olsun kafasındalar önlem alınmaz takdir Allahtan derler sen önlemini al sonra olursa taktir Allahtan dersin izmir bodrum depreminde ne yazılara şahit oldum açıkca ölsünler gebersinler hepsi zinadan yazan vardı

  • Bir insanın kabahatini bilirsin ama tövbesini bilemezsin sadece Allah bilir. O yüzden böyle konuşan insanlara benim insan demeye bile dilim varmıyor hocam.Bir insanı günah işlerken bile görsen üç kez gözünü ovalayıp bakacakmışsın doğru mu gördüm diye göz görmeden bilmeden nasıl diyebiliyorlar anlamıyorum zinadan diye.

  • Bir insanın kabahatini bilirsin ama tövbesini bilemezsin sadece Allah bilir. O yüzden böyle konuşan insanlara benim insan demeye bile dilim varmıyor hocam.Bir insanı günah işlerken bile görsen üç kez gözünü ovalayıp bakacakmışsın doğru mu gördüm diye göz görmeden bilmeden nasıl diyebiliyorlar anlamıyorum zinadan diye.

    Maalesef öyle hocam yazık diyorum başka birşey demiyorum...

  • Lütfen yazdıklarımı yanlış anlamayın. Tahmin veya bir beklenti değil ama;


    Dünden beri Denizli depremini analiz etmeye çalışıyorum. Bölgede ki hareketlilik çok da normal bir "artçı" görüntüsü vermiyor.

    Açıkçası iki olasılık var. Bu hareketlilik


    - Kısa bir süre sonra sönümleneck ve sona erecek ( gerçekleşme olasılığı iki veya üç gün içinde belli olur)

    - Ya da bölge de 7.0 büyüklüğünde beklenen ve zamansal döngüsünü doldurmuş olan depremin öncüleri.


    Eğer, iki, üç güne kadar hareketlilik azalmazsa, tekrar tartışırız.

    Ama Denizli yöresindeki dostlarımızın tedbirli olması, hasarlı binalara girmemesi, gözle görülen hasar olmasa bile, taşıyıcı sistemleri sorunlu, dükkan için kolanları kesik yerleşimlerden uzak durmalarını tavsiye ediyorum. ( Tabi bu yazdıklarım bugün için değil, uyulması gereken bir kural olmalı)



    Çok dikkatli olun dostlar.

  • afad'ın çözümlemesine görede önümüzdeki aylarda veya yıllarda incelenmesi gereken bölge daire içine aldığım alan (bana göre) burdur ve ıspartanın kuzeyi ( afyon/dinar,sandıklı,bolvadin,sultandağı ısparta/gelendost,yalvaç,keçiborlu )


    Ege graben sistemi içerisinde 1900-1995 yılları arasında hasar yapıcı ve yüzey kırığı meydana getirmiş Ms ³ 5.5 olan 33 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerin yukarıda bahsedilen belli başlı grabenler boyunca yoğunlaştıkları açık bir şekilde görünmektedir. Bölge, oldukça karışık tektonik görünüm sunması nedeniyle sürekli depremlere maruz kalmış ve gelecekte de deprem oluşturma potansiyeli yüksek olan bir bölgeyi oluşturmaktadır. Geçmiş yüzyılda (1900-1995) oluşmuş depremlerin (Ms ³ 4.0) büyük bir çoğunluğunun Büyük Menderes grabeninin doğu ucu ile Simav grabeni boyunca meydana geldikleri görünmektedir.


    Bu grabenlerin kenarlarını sınırlayan ana normal faylar, kısa uzunluklara sahip birçok küçük segmentlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla, bu kısa segmentlerden birinde oluşan bir deprem, yakınlarındaki diğer komşu segmentleri tetiklemekte ve ileriki bir zamanda bu segmentlerde depremlerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu depremler (Ms ³ 5.5), genellikle bölgede güneyden kuzeye doğru zaman içerisinde bir kayma göstermişlerdir


    Ege Graben bölgesinde 1900-1910 yılları arasında suskun bir dönem gözlenirken, 1910-1930 yılları arasında deprem sayısında oldukça fazla bir artış görünmektedir. Benzer şekilde, 1930-1960 yılları arasında tekrar sakin bir dönem bulunmaktadır. 1960-1975 yılları arasında tekrar oldukça yoğun bir sismik aktivite gözlenmektedir. 1975-Günümüz arasında tekrar bir suskunluk dönemine girilmiştir. Bu dönem içerisinde en son meydana gelen yıkıcı ve 10 km uzunlukta yüzey faylanması meydana getirmiş olan deprem 1 Ekim 1995 Dinar depremidir (Demirtaş vd. 1996a, 1996b ve 1996c). Yukarıda belirtilen özellikler Ege graben sistemi içerisinde bir depremden hemen sonra yakın bir segmentde bir deprem oluşma olasılığı oldukça fazla olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, Dinar deprem kırığına yakın bir sismik boşluk bulunmaktadır. Bu boşluk, biraz daha doğuda yer alan ve son yüzyılda üzerinde herhangi bir deprem gözlenilmeyen Sultandağı fayı (Argithani boşluğu) oluşturmaktadır. Bu bölgede genellikle suskunluk dönemi süresinin 20-30 yıl olduğu görülmektedir. Bu yüzden 1975’den bu yana suskunluk dönemi süresine erişilmiş durumda ve yeniden bir sismik aktivite artışına girilmesi olasılığı oldukça fazla görünmektedir. 1 Ekim 1995 Dinar depremi bu etkinliğin bir işareti olarak yorumlanabilir. Diğer yandan, bölgesel olarak depremlerin yer-zaman içerisindeki dağılımlarına bakıldığında depremlerin güneyden kuzeye doğru kaydıkları gözlenmektedir.

    1989-1995 yılları arasında oluşmuş Ms ³ 4.0 depremlerin dışmerkezleri, daha çok yukarıda bahsedilmiş grabenlerin uç kısımlarında yoğunlaşmaktadır. Bu yoğunlaşma, özellikle Büyük Menderes grabeninin doğu ucu ile Gediz grabeninin batı ucu ve Simav grabeni boyunca yer almaktadır. Diğer yandan Sismik boşluk olarak gösterilen Sultandağı fayı boyunca herhangi bir depremin görülmemesi oldukça dikkati çekmektedir. Bu boşluk civarında sismik etkinliğin oldukça fazla olması ve boşlukta herhangi bir büyük depremin olmaması, ikinci tip bir boşluk olan tanımlanan zamansal boşluk (doughnut pattern) ile iyi bir uyumluluk göstermektedir. Bu açıdan gelecekte yüksek deprem potansiyeli taşıyan bu sismik boşluğun yakından incelenmesi deprem tehlikesinin belirlenmesi ve zararlarının azaltılması yönünden oldukça büyük önem taşımaktadır.


    Bölgede son yüzyıl (1900-1995) içerisinde en son meydana gelmiş deprem, Dinar-Çivril fayının Dinar ile Yapağılı Köyü arasında 10 km’lik kısmını kırmış orta büyüklükte (Ml=5.9) 1 Ekim 1995 Dinar depremidir (Demirtaş vd. 1996a, 1996b, 1996c). Bu depremin meydana gelmesi yakınlarda yer alan diğer segmentlerde diğer bir depremin meydana gelmesinde tetikleyici rol oynayabilir. Argithani sismik boşluğu, son yüzyıl içerisinde kırılmadan kalan ve bu çalışmada muhtemel sismik boşluklardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu boşluk, Sultandağı fayına karşılık gelmektedir.