Deprem Bildirim Konusu

  • Ramazan demirtaş;


    Twitter ve facebook sayfalarında yaptığım paylaşımlarımın altında yapılan yorumları okuyunca, sanki deprem olmayacak demişim gibi yapılan yorum ve yanlış anlaşılmaları engellemek, doğru bilgilendirmek adına, bu konu ile ilgili görüşlerimi aktarmak isterim


    Yaklaşık 30 yıldır deprem araştırmaları yapan; Türkiye'deki hemen hemen tüm deprem üreten fayları bir şekilde dolaşan ve araştıran; yüzeyde faylanma oluşturmuş birçok fay üzerinde fay kazıları yaparak eski depremlere ait yinelenme aralıkları ve en son ürettikleri deprem tarihlerini saptamaya çalışan, her depremden sonra "Allah bir daha böyle büyük deprem göstermesin" ifadesine hiç bir zaman katılmayan bir deprem araştırmacısı olarak şunu açıkça belirtmek isterim:


    Depremler dünyamızın ilk oluşumundan bu yana olmaktadır. Kıyamate kadar da oluşmaya devam edecek. Depremler yeryuvarımızın nefes alma olaylarıdır. Depremler/faylar olmadan dünyamız dengesini sağlayamaz. Depremler yeryuvarı içindeki ısı akımları sonucu yerkabuğunun kırılması ile, birbirine göre belirli hızlarla göreceli olarak levhaların hareket etmesi sonucu oluşmaktadır.


    Depremler/faylar olmadan dünyamızda yaşam olmaz. Tüm yeraltı-yerüstü kaynaklarımız, maden oluşumlarına yol açan magmatik-volkanik faaliyetler, petrol, kömür, sular, ovalar, gibi birçok oluşumlar depremler/faylar sayesinde olmaktadır.


    Bir deprem araştırmacısı olarak söyleyebilirim ki "Deprem-ler olmayacak" demek, deprem bilimine terstir. Yıllık kayma hızlarına bağlı olarak, her fay yeterli miktarda birikim yaptıktan sonra deprem üretecektir. Aksi düşünülemez.


    Marmara Denizi içinden geçen Kuzey Anadolu Fay Zonu'na ait dört parçası üzerinde de bu depremler mutlaka olacak. Marmara Denizi'nin en doğusunda, 17 Ağustos 1999 deprem kırığının batı ucunda yer alan Doğu Marmara parçası üzerinde, en son 1509 yılında M>7.5 büyüklüğünde bir deprem olmuştur. Bu depremden bu yana 510 yıl geçmiş durumda.. Bu fay üzerinde yıllık 16 mm civarında bir birikimle 510 yıl x 16 mm = 8 metrelik bir birikim oldu. Bu M 7.5 büyüklüğünde bir depreme karşılık gelmektedir.


    Doğu Marmara parçasının batısında Orta Marmara Sırtı üzerinde Nisan 1766 yılında M>7.0 ve bu sırtın batısında, Orta Marmara Çukurluğu ile Tekirdağ Çukurluğu arasında kalan parçasında, 3 ay sonra Ağustos 1766 tarihinde M>7.0 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha oldu. Bu depremlerden itibaren 253 yıl geçti. Bu iki parça üzerinde 253 yıl x 16 mm = 4 metrelik bir birikim oldu. Bu birikim de yaklaşım M>7.0 büyüklüğünde depreme karşılık gelmektedir. 26 Eylül 2019 günü Silivri açıklarındaki Mw 5.8 lik deprem bu fayın hemen kuzeyinde tali bir kırık üzerinde oldu.


    Tüm bu gerçekler ortadayken, Marmara Denizi içinden geçen bu üç parçada deprem olmayacak demek, kendimizi kandırmak demektir. Ancak tüm paylaşımlarımda açıklamaya çalıştığım konu şu: 510 yıl ve 253 yıl geçen ve deprem üretme potansiyeli yüksek üç parça var. Bu parçalar üzerinde mutlaka 1509 ve 1766 benzeri depremler mutlaka olacak, ama NE ZAMAN? Bunu söyleyebilecek elimizde sihirli bir değnek yok.. 1999'dan bu yana bekleniliyor.


    Lütfen bir dakika düşünün.. 17 Ağustos 1999 depreminden (M7.4) 3 ay sonra, bu fayın doğusunda 12 Kasım 1999 (M7.2) depremi oldu. Ama batısında 20 yıldır olmadı. 1999 yılından bu yana bekliyoruz. Ama 20 içinde bu depremin ne zaman olacağını hala bilme şansımız yok.


    Beklenen Doğu-Orta Marmara deprem(leri) 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarında olabilirdi. Ama OLMADI..


    Çünkü Yıl-ay-hafta-gün-saat olarak "Depremlerin Önceden Kestirilmesi" yapılabilecek ne bir TEKNOLOJİ, ne bir GÜVENİLİR YÖNTEM, ne de bir MATEMATİKSEL BAĞINTI, DENKLEM, FORMÜL var.


    Bu gerçekler ortadayken, sosyal ağ ortamında üç vakte kadar deprem olacak safsataları ve masalları ortaya atan insanlarımızın korkularını ranta, pazarlamaya, şöhrete, fırsata ve paraya dönüştürmeye çalışan çok sayıda deprem falcıları, kahinleri, medyumları, üfürükçüler, rüyacılar, vahiy gelenler, sancısı tutanlar, karıncacılar, bulutcular, gezegenciler, papağandan yağ çıkaranlar, servis edilen grafiklerle sözde deprem tahmincileri türedi.


    Getirdikleri nokta ortada, psikolojileri ve sağlıkları bozulmuş, tedirgin olmuş, uykusu kaçmış, antidepresan ilaçları almış, yukarıda saydığım malum kişilere inanmış, kısacası moralman çökmüş insanlar topluluğu..


    Saygılarımla