Deprem Bildirim Konusu

  • İzmir/urla karasallığında (demircili) seri microdepremler olmaya başladı afad bildirim yolluyor sürekli. Kırılmayan faylar mevcuttu o bölgede tam incelemedim yoldayım ama bir süre tedbirli olmakta fayda var

  • Depremlerin meydana geldiği fay büyük ihtimal gülbahçe fayı yine (2005) depremlerine kaynaklık eden fay;


    Depremlerin Kaynağı: Gülbahçe Fayı

    17 Ekim 2005 depremlerine kaynaklık ettiği düşünülen Gülbahçe fayı Karaburun yarımadasını K-G uzanımında doğudan sınırlandıran bir tektonik hattır. Sığacık ve Gülbahçe körfezleri arasında yaklaşık 15 km’lik bölümü karada izlenen fayın kuzey ve güney bölümleri Ege Denizinin suları altındadır. MTA Sismik-1 gemisiyle yapılan sualtı araştırmalarına göre (Ocakoğlu ve diğerleri, 2004, 2005) fayın toplam uzunluğu 70 km’ye ulaşır. Bu araştırmalardaki sismik kesitler zonal bir yapı gösteren fayın deniz tabanı ve Kuvaterner çökellerini kestiğini ortaya koymuştur. Kara ve sualtı verileri birlikte değerlendirildiğinde Gülbahçe fayının son onbin yılda (Holosen) yüzey faylanması ile sonuçlanmış depremlere kaynaklık ettiği ve dolayısıyla aktif bir fay olduğu ortaya çıkmaktadır. Bulgular, bu fayın doğrultu atımlı olduğunu göstermektedir. Ancak fayın Holosen’deki atım yönüne ilişkin saha verileri sınırlıdır. Gülbahçe fayı Karaburun bloğunu doğudan sınırlandırır. Paleomagnetik bulgular Karaburun bloğunda Miyosen’den günümüze saat yönünde rotasyonal bir dönmeye maruz kaldığını ve kuzeye doğru yaklaşık 50 yerdeğiştridiğine işaret etmektedir (Orbay ve diğerleri, 2000). Fayın geometrisi içerisinde kuzey ucunda izlenen lokal sıkışma yapıları (Ocakoğlu ve diğerleri, 2005) olasılıkla Karaburun yarımadasındaki rotasyonal dönmeyle ilişkilidir.

    Büyük çoğunluğu sualtında olması nedeniyle Gülbahçe fayının segment yapısı detay tanımlamamaktadır. Ancak genel doğrultusunda izlenen yön değiştirme ve geometrisine göre fay kuzey ve güney olmak üzere iki segmente ayrılmıştır (Emre ve diğerleri, 2005). K-G doğrultulu güney segment Gülbahçe ve Sığacık körfezleri arasında uzanır. Güney ucu Sığacık körfezi suları altında olan bu segmentin uzunluğu 30 km’yi aşar. Kuzey segmenti ise Gülbahçe Körfezi ile Karaburun açıkları arasında KKB-GGD doğrultulu olup yaklaşık 40 km uzunluğundadır.

    Çeşitli sismoloji istasyonlarından alınan kayıtlara göre 17 Ekim 2005 depremlerinin dışmerkez lokasyonları fayın güney segmenti yakın çevresinde yoğunlaşmaktadır. Dağılımlarına göre son depremlerin fayın güney segmentinden kaynaklanmış olması muhtemeldir. Yapılan hızlı fay düzlemi çözümlerindeki kayma düzlemlerinin doğrultusu ile Gülbahçe fayının haritalanan doğrultusu arasında tam bir uyum izlenmez (Şekil 2). Bu çözümlerdeki KKB doğrultusu sol yönlü, KB-GD doğrultusu ise sağ yönlü kırılma mekanizmasını göstermektedir. Episantır bölgesi yakınıdaki sağ yönlü doğrultu atımlı Seferihisar fayının uzanımı fay düzlemi çözümlerindeki KD doğrultusundaki ikinci düzlemlerle uyumludur. Bu fay Mw:5.7 büyüklüğündeki 2003 depremine kaynaklık etmiştir.

    Saha verilerinin sınırlı oluşu ve tarafımızca haritalanmış fay geometrisinin fay düzlemi çözümleriyle tam bir uyum içerisnde olmaması nedeniyle doğrultu atımlı Gülbahçe fayının niteliği ve meydana gelen son depremlerdeki kırılma mekanizması hakkında şimdilik yorum yapılamamaktadır. Harita Genel Komutanlığı’nın 2002 yılında İzmir yöresinde kurduğu bölgesel GPS ağı ölçümleri ve daha ayrıntılı saha çalışmalarından elde edilecek bulgular 17 Ekim 2005 depremlerinin kırılma mekanizmasına yönelik sismolojik değerlendirmelere katkı sağlayacaktır.

    Sonuç ve Öneriler

    17 Ekim 2005 depremleri İzmir yöresinde diri fayların çok yoğun olduğu bir bölgede gerçekleşmiştir. Depremin kaynağı olasılıkla doğrultu atımlı Gülbahçe fayının güney segmentidir. Ancak bu fayın doğrultu atım yönü hakkında detay bulgular yoktur. Hızlı fay düzlemi çözümleri ile Gülbahçe fayının haritalanan geometrisi tam olarak uyumluk göstermemektedir. Bu nedenle depremlerin kırılma mekanizması hakkında şimdilik yorum yapılamamıştır. Fay zonu boyunca orta büyüklükte üç depremin meydana gelmesi parçalı kırılmanın gerçekleşmiş olduğuna işaret eder. Son depremlerin fayın kuzey yarısı ve çevre faylar üzerine olan etkilerinin anlaşılması açısından belirli bir süre kapsamında yerel Sismik ve GPS ağlarıyla bölgenin izlenmesinde fayda görülmektedir.

  • Screenshot-20190919-181822-Whats-App.jpg


    İzmir ve çevresinde bulunan fayların üretebileceği maksimum deprem büyüklükleri burada hesaplanmış. Buna göre İzmir için en riskli fay hatları Gülbahçe ve İzmir fayları görünüyor. Gülbahçe fayının en son ne zaman yıkıcı bir deprem ürettiği, kayma hızı ve tahmini deprem periyodunu biliniyor mu acaba :/?


    Bir de Hasan Sözbilir hoca araştırmaların buradaki kd-gb, k-g uzanışlı Seferihisar, Gülbahçe, Midilli faylarının sanıldığı gibi Batı Anadolu değil de KAF parçası olabileceğini gösterdiğini söylemişti böyle bir şey olabilir mi ?

  • Onur35 Gülbahçe fay zonunda yapılan saha çalışmaları neticesinde Holosen dönemde (yaklaşık 12.000 yıl önce) yüzey faylanması (kırığı) meydana getiren deprem izleri mevcutmuş okuduğum tüm makalelerde bu bilgi mevcut ramazan hocada aynı şeyi dile getirmiş.

    Buna rağmen Kayıtlarda Tarihsel dönem ve aletsel dönemde büyük bir deprem kaydı mevcut değil , bölgedeki depremsellik’de ise aletsel dönemde orta şiddetli (6>m)bir çok deprem mevcut.

    Fay’ın kayma hızı,deprem yineleme aralığı ile ilgili bir bilgiye bende ulaşamadım hala araştırıyorum bi bilgiye ulaşırsan atmanı isterim.

    Bir kaç makaleye göre fay kuzey ve güney olmak üzere 2 segment’den oluşuyor.

    Kuzey segment 40km uzunluğunda

    Güney segment 30km uzunluğunda (büyük bölümü ege denizi içinde)

    2005 depremleri güney segment’de gerçekleşmişti.Depremlerden sonra yapılan arazi çalışmalarında yüzey deformasyonları geliştiği bildirilmişti.

    1-5.9m’luk nispeten sığ bir deprem ( derinlik 10km>x km )yüzey deformasyonu gerçekleştiriyor

    2- holosen dönemden bu yana büyük bir deprem kaydı bulunmuyor olması ama yapılan kazılarda yüzey faylanması oluştuğunun bilinmesi 7’lik değilde dinar depremi gibi (6.1m) yüzey faylanması meydana getiren bir depremin belirtisi olabilir

  • Ramazan Demirtaş'ın deprem tahmincileri ve deprem tarihleri vererek konuşma yapan uzmanlar için bir kaç gündür paylaşımları oluyordu.

    En son Paylaşımında ise tam tarih gün verin gibisinden bir paylaşım yapmıştı.

    SORU; DOĞU MARMARA DEPREMİ NE ZAMAN OLACAK? ''Çok yakında bekliyorum '' demeyin Yıl-Ay-Gün olarak tam tarih verin.

    Bu soruya ilk cevap beklemediğim bir kişiden İrfan aydınoğlu'undan geldi.



    ! 31.12.2019 SAAT 24:00'a kadar olacak !

    (2019 tarihini 2006'da verdiğini söylüyor)


    Olası istanbul deprem'inin çekirdeklenme girişimleri (17.09.2019 )

    İstanbul depremi ile ilgili önemli bir gelişme olmuyordu. O önemli gelişme 2 gün önce oldu. Ben bu gelişmeyi önemsediğim ve kamuoyunun da bilgilenmisini istediğim için yazıyorum.


    17 Ağustos 1999 Doğu Marmara depreme'nin çekirdeklenme (nucleation) biçemi farklı bir formatta'idi.Bunun sebebi KAFz'nın o kesimden lineer (çizgisel) olarak geçmesi ve bölgedeki kayaçların dağılımı ile ilgili.

    Bana göre kapının ağzında hazır beklemekte olan olası (istanbul) depremi , çok büyük bir olasılıkla ,kendine özgü (suigeneris) özellikleri olan çok özel biçemli (unic) B segmenti üzerinde edeceği için çekirdeklenme (nucleation) biçemininin de bir formatta olması beklenilir. Bu ''Deve boynu'' biçimli fayın yeryüzünde üzerinde bir eşi benzeri varmıdır bilemiyorum. En azından kendi adıma ben şimdiye kadar hiç rastlamadım.


    Bu işleyişin belirli zaman aralıkları tekrarlanan ve fayın odak merkezi civarında yoğunlaşan mikro-deprem fırtınaları şekinde olacağı şimdiye kadar yapılan gözlemler ışığında fayın davranış karakteristliği çok dikkatle izlenerek anlaşılmıştır.


    Bundan sonrada aynı lokasyon civarında 15gün-1ay gibi fasılalı zaman aralıkları ile bu mikro-depremcik aktivetilerinin tekrarlanmasını ve giderek hızlanmasını beklemekteyim.


    Ana şoka yaklaşılırken mikro-deprem fırtınaları arasındaki zaman aralıklarının daha da sıklaşacağını, meydana gelen depremcik sayılarının ve magnitüdlerinin dahada artmasını bekliyorum.


    Ayrıca ana şoka giden süreçte B segmenti üzerinde veya yakın civarında depremi yaşayanlara ''altına kaçırtan'' türden büyüklüğü 5 Magnitüdün üzerinde orta şiddetli bir kaç adet ''son uyarı depreminin'' meydana gelme olasılığı yüksektir.


    Ayrıca bu sürecin çok fazla uzayacağı kanaatinde değilim. Deprem sürecinin sonlarına hızla yaklaşmaktayız.


    Bundan sonraki hareketleri 2019 sonuna kadar izleyelim bakalım :):/

  • 6-6.5 büyüklüğünde olacaksa bir an önce olsun da kurtulalım , 7/8 aralığında bir deprem korkusuyla yıllarca yaşamaktansa (ki şahsen yoruldum artık) az hasarla atlatalım diyeceğim ama duygusallıktan öte bir anlamı yok , Allah hayırlısını versin


    Gerçi yarın 6’yı yaşasak bu sefer de öncüydü daha sertine ortam hazırladı falan diye daha ağır senaryolar başlar

    Ne konuşsak para etmeyen bir konu bu

  • Marmara Denizi'de hareketli son haftalarda o da ayrı can sıkıyor zaten.

    Bu yazıyı geçen haftaydı sanırım aynı lokasyon civarında gerçekleşen microdepremler'den sonra yazmış Onur35 'de dile getirmişti çekirdeklenmeye benziyor diye bugünde böyle bir tarih verdi depremlerin öngörülemeyeceğini düşünen biri olarak süreci 2019 sonuna kadar daha fazla takip edeceğim 110 gün gibi bir süre var. Doğa hareketleri araştırma derneği (DOHAD) da 78 gün önceden sözde depremi tahmin edebileceklerini açıklamıştı. bu 110 günlük süreçte onlardanda bir açıklama gelecekmi ayrı takip edeceğim

  • Bahsi geçen tartışmalara, depremsellik olarak değil ama "bilimsel yaklaşım" eleştirisi olarak kendimce fikirlerimi belirtmek isterim.


    Özellikle deprem konusunda, tarih vermenin hiç bir bilimsel yönü olmadığını kesin kural olarak kabul ederek, sadece tarih değil, büyüklük, konum, tarihsel

    döngü gibi parametrelerinde sapma oranları dahilinde bilinemeyeceğini düşünüyorum.


    Bu savımıda, yerkürenin manyetik kutuplarının zaman içinde değişimi, bu değişimin içeriği metal olan magma harekelerini etkilemesi ki, buna aktif

    kabul edilen fayların aktivitelerini kaybetmesi, yeni fay sistemlerinin ortaya çıkması ve yanardağ faaliyetlerinde olan artış / azalma faktörlerinin gözlemlenmesi ile örnekleme yapılabilir.


    Sonuçta, Dr.Ramazam Demirtaş'ı sadece zaman anlamında değil, diğer unsurların da bilinemezliği açısından destekliyorum.


    Fakat burada dikkat çekmek istediğim bir konu var. Sadece bu forumda yazılanları bile takip ettiğinizde, deprem konusunda bilimsel altyapıya sahip olmayan

    "meraklıların" en ufak bir söylemi bile ciddiye alarak, korkular geliştirdiğini görebilirsiniz.

    Onun için, bu tür tartışmaların ( tamamen uzman olan ve isimlerinin başında akademik titel'i olanları kastediyorum)

    kamuoyu önünde tartışılmasını, tarihler verilmesini ve bilimle bağdaşmayan ithamlarda bulunulmasını da doğru bulmuyorum.


    Bu bakımdan, kendimce aldığım bir karar gereği, sadece bilimsel gerçekler içeren açıklamalar veya makaleler harici, "deprem hocalarının" tartışma

    içeren yazılarını paylaşmayacağım ve okumayacağım.


    Eğer bu tür yaklaşımlara tepki vermeyi bilemezsek, "pop bilime" teslim olup, havanda su dövmeye devam edeceğiz.


    Selamlarımla

  • Gerçi yarın 6’yı yaşasak bu sefer de öncüydü daha sertine ortam hazırladı falan diye daha ağır senaryolar başlar

    Ne konuşsak para etmeyen bir konu bu

    Aynısı bizde oldu. 6.3'lük Karaburun depreminden sonra bazı kişiler veri sunmadan aynı bölgede daha büyük, 7'lik bir deprem bekliyoruz demişti :D. Prim yapanlar var malesef.