HF Evren Köşesi

  • 13,8 Milyar Yaşında Olan Evren, Nasıl 46 Milyar Işık Yılı Büyüklüğe Ulaştı?


    Evren kaç yaşında ve ya ne kadar büyüklükte? Evreni anlık olarak gözlemleyebiliyor muyuz? Bu yazımızda, evren hakkında merak edilen bu sorulara cevaplar aramaya çalıştık. Evrenin sırları, insanlık tarihi boyunca hep merak konusu olmuştur. Evrenin kaç yaşında olduğu ve ne kadar büyük olduğu ise daima tartışılmıştır. Bu merakın üstüne gitmek isteyen araştırmacılar, teknolojinin de gelişimiyle birlikte evren hakkında bazı sorulara cevaplar bulabiliyor. Peki evren ne kadar büyük? Birçok bilim insanı, evrenin yaşının 13,8 milyar olduğu konusunda hemfikir. Evren, 13,8 milyar yaşındaysa ve ışık hızı gerçekten kozmik hız sınırımız ise ne kadar uzaklığı görebiliriz? Cevap açık görünüyor: 13,8 milyar ışık yılı. Çünkü ışık yılı, bir yıl içinde ışığın uzaklaştığı en uzak nokta olarak kabul ediliyor ve hiçbir şeyin ışıktan daha hızlı gidemediği düşünülüyor.


    Gözlemlenebilir evren ne kadar büyük?


    887ad21b56b607e64acd777698e5a0774fefa1f9.jpeg



    Maalesef mantıksal sağduyumuzu “evren” için uyguladığımızda işler pek de zannedildiği gibi gitmiyor. Gözlemlenebilir evrenin yarıçapı, araştırmalar sonucunda 46 milyar ışık yılı olarak tahmin ediliyor. Evrenin yaşı ile boyutu arasındaki bu farkın nedeni ise evrenin genişlemesinden kaynaklanıyor. Her geçen an hızlanarak ilerlemeye devam eden evrende yıldızlar ve gök adalar birbirlerinden giderek uzaklaşıyor ve evrenin genişlemesine yol açıyor. Eldeki verilerle evrenin yarıçapı, 46 milyar ışık yılı olarak hesaplanıyor ancak bunun ötesinde ne olduğu ise bilinemiyor çünkü hesaplamalara göre ışığı bize henüz ulaşmadı. Yani evrenin neye göre "sonlu" veya "sonsuz" olduğunu söylemenin bir imkânı yok. Evrenin gerçek boyutu hakkında ortaya atılan iddialar ise sadece teoriden ibaret. Bildiğimiz tek şey ise evren, her an büyümeye devam ediyor ve gerçekten de akıl almaz derecede büyük.


    Gözlemlenebilir evren, merkezinde bulunan bir gözlemci için bir küre şeklinde düşünülebilir. Evrenin her an büyümesi, şeklinin tam olarak bilinmemesi ve evrenin tam olarak merkezinde yer almamamızdan dolayı var olan gök cisimlerinin sayısı gözlemleyebildiğimizin çok ama çok üzerindedir. Hatta evrende her gün yaklaşık olarak 275 milyon yeni yıldız doğuyor veya yok oluyor.


    Evrende gözlemleyebildiğimiz her şey, aslında geçmiştedir:


    9d5f70d3fa4385eee5cc7fb7043743dba3a089d6.jpeg



    Galaksimize en yakın komşu galaksi Andromeda’dır. Andromeda Galaksisi, evrenimizden yaklaşık olarak 2,5 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alıyor. Yani bu komşu galakside meydana gelen herhangi bir patlamanın ışığı bize 2,5 milyon yıl sonra ulaşıyor ve günümüzde belki de o gezegenden eser bile kalmıyor. Yani evrende görebildiğimiz tek şey geçmiştir. Gözlemleyebildiğimiz her ışık geçmişe aittir.


    Evren hakkında bilmediğimiz şeylerin sayısı, bildiklerimizin çok daha üstündedir. Gelecekte insanlığın gelişimi ve teknolojinin yardımı ile belki günün birinde evren hakkında çok daha fazla şey öğrenebiliriz ancak bu tarih, muhtemelen bizim içinde bulunduğumuz zamandan çok uzakta.


    https://www.webtekno.com/13-8-…ukluge-ulasti-h74144.html


  • "Evrende gözlemleyebildiğimiz her şey, aslında geçmiştedir:"


    Üstteki yazının en can alıcı noktası bu işte.KOSKACA evrene bizden başka akıllı yaşam formunun bulunamamasının nedeni bu maalesef.Güneş'in bile 8 dakika önceki halini görüyoruz gün boyunca.Şuan uzay teleskoblarımız ile çok uzaklarda incelediğimiz bir galaksideki gezegende bir medeniyet kurulmuş olsa bile göremiyoruz çünkü oranın geçmişini görmüş oluyoruz.


    Teorik olarak yeterli büyüklükte bir yeterince büyük bir aynayı yeterli uzaklığa yerleştirip bakabilirsek Dünya'nın geçmişini görmüş oluruz.

  • İtalya'nın Batısı Fransa'nın güneyinde Akdeniz'de yer alan Sardinya'da dün gece meteorun atmosferde yanması böyle kameralara yansımış


    Unfortunately, the media content can not be displayed. The content is no longer available or access is blocked.

  • Ses boşlukta nasıl yayılıyor

    Uzayda ses yayılmıyor ışık yayılabiliyor...Sesin fiziği ;

    Sesin fiziğini anlamakta fayda var. Ses havada dalga olarak geçer. Örneğin konuştuğumuzda, ses tellerimizin titreşimi etraflarındaki havayı sıkıştırır. Sıkıştırılmış hava, havayı hareket ettirerek ses dalgalarını taşır. Sonunda, bu baskılar beyni bu aktiviteyi ses olarak yorumlayan dinleyicinin kulağına ulaşır. Kompresyonlar yüksek frekansta ve hızlı ilerliyorsa, kulaklardan alınan sinyal beyin tarafından bir ıslık ya da çığlık olarak yorumlanır. Daha düşük frekanstalarsa ve daha yavaş hareket ediyorlarsa, beyin bunu bir fısıltı veya alçak ses olarak yorumlar.

    İşte hatırlanması gereken önemli şey: sıkıştırılacak bir şey olmadan, ses dalgaları iletilemez. Yani boşlukta, ses dalgalarını ileten hiçbir boşluk yoktur. Ses dalgalarının geçip gaz ve toz bulutlarını sıkıştırabilmesi ihtimali var, ancak bu sesi duyamayız. Kulaklarımızın algılaması çok düşük veya çok yüksek olur. Yukarıdaki örnek böyle olabilir...

  • Rusya'dan Başkan Erdoğan'a 'Türk astronot' teklifi Rusya Federal Uzay Ajansı (ROSCOSMOS) Başkanı Dmitriy Rogozin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a uzaya Türk astronot göndermeyi teklif etti.


    Rogozin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le MAKS-2019 Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı'nda, kısa süreli görüşme gerçekleştirdi.


    270820191706432412081_3.jpg


    Görüşmede, uzaya Türk bir astronot göndermek istediklerini belirten Rogozin, "Size ortak bir teklifimiz var; Cumhuriyetinizin 100'üncü yılını yörüngeye Türk bir astronot göndererek kutlamak. Kozmonot Eğitim Merkezi buna hazır." ifadelerini kullandı. Teklifi memnuniyetle karşılayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Saygıdeğer çalışmalarınıza katılacağız. Ülkemiz adına teşekkür ediyorum, yaptığınız işler için teşekkürler." dedi.