Deprem Bildirim Konusu


  • PergamoN hocam bende Adalar'daki o suskunluğu düşünüyordum, gerçekten çıt yok. Hatta Prof. Dr. Naci Görür hoca 2011'de Tekirdağ açıklarında olan 5.2'lik deprem sonrası şöyle demiş :


    "Bu deprem, Tekirdağ çukurluğu ile Orta Marmara çukurluğunun arasında Batı Marmara sırtı dediğimiz yerde oldu. Yani ana fay üzerinde. Silivri açıklarında bulunan Orta Marmara çukurluğu ile Adalar'a kadar olan 50 kilometrelik kesim kilitlenen kesimdir. Yani burada büyük bir enerji birikimi vardır. Burada ne bir gaz çıkışı, ne bir sıcak su çıkışı ne de mikro deprem yoktur. Bu kesimde hiçbir hareket, kıpırtı, enerji çıkışı olmamaktadır. Bu da, bu hat üzerinde büyük miktarda enerji birikimin olduğunu göstermektedir. Bu deprem, bu suskun yani kilitlenen fayın yakınlarında meydana gelmiştir. Biz büyük deprem beklerken böyle küçük depremler de olabiliyor. Bunlar uyarı depremleridir. Bunları böyle tanımlamak gerekir."

  • 2018'de bir röportajdan, Prof. Dr. Naci Görür :


    "Türkiye'de, Gölcük depreminin ardından 1999 ile 2016 yılları arasında AB kaynaklı fonların desteğiyle uluslararası gemilerin de katıldığı çok önemli bilimsel çalışmalar yapıldı. 2014 yılına kadar bu çalışmaların hepsinde yer aldım.


    Çalışmalara, İTÜ ve Boğaziçi'nden arkadaşlarımız da katıldı. 19 yıl önce bizler, '30 yıl içinde İstanbul'da deprem olacak' dedik ve bu tespitimiz halen geçerliliğini koruyor. Bu belirtilen 30 yıl için +/- 10-15 yıl içinde depremin yaşanacağını yabancı uzmanlar da ifade ediyor.


    Bizim yaptığımız çalışmalarda, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi'nin altındaki devamı olarak gördüğümüz ve riskli bulduğumuz 3 noktaya dikkat çekmek gerekir. Bunlardan ilki, Orta Marmara Çukuru ile Adalar arasında yer alan, doğrultu atımlı fay hattı. Bu hatta bir kitlenme var ve burada yaşanabilecek bir kırılma 7.2 büyüklüğünde deprem üretir.


    İkinci olarak yine dikkat çeken fay hattı, Orta Marmara Çukuru ile Tekirdağ arasında bulunan fay hattı. Bu fay hattında küçük depremler yaşanıyor ancak bu depremlere, denizin altındaki küçük doğalgaz çıkışlarının neden olduğunu saptadık. Daha önemlisi, bu hattın, 1912 depreminde kırılmamış olma olasılığının çok yüksek olduğunu belirledik. Burada yaşanabilecek kırılmanın 7'ye yakın olacağını söyleyebiliriz.


    Üçüncü olarak da belirtilmesi gereken fay hattı, Adalar'ın güneyinden geçen, İzmit Körfezi'nden Boğaz'a uzanan fay hattı. Bu fay hattının kırılması durumunda ise yine 6 büyüklüğünde bir deprem öngörülmektedir.


    Şayet bu bahsettiğimiz üç fay hattının aynı anda kırılması durumunda ise yaşayacağımız depremin büyüklüğünün 7.5'i bulacağını söylememiz gerekiyor. Bununla birlikte şöyle bir olasığılı da düşünmemiz gerekiyor: Bu bahsettiğimiz; Orta Marmara Çukuru ile Adalar, Orta Marmara Çukuru ile Tekirdağ ve İzmit Körfezi'nden Boğaz'a uzanan fay hatlarının 1766'daki gibi 2 ay arayla kırılması durumunda ise 7 büyüklüğünde 2 depremi yaşamamız söz konusu. Bir bilim insanı olarak 2 tane 7'lik depremin daha yıkıcı olabileceği fikrindeyim."

    There was a time when more meant better. When everything meant everything. Times change...



  • Hocam bir belgeselde de bahsediliyordu bu 30 yıl içinde olabilir diye.Ross Stein ve Prof.Dr.Aykut BARKA ilk önce 1997 yılında yüzde 12 olasılık ile uyarmışlar ardından 2 deprem olmuş belirttikleri bölgelerde.Bu depremlerden sonra daha detaylı çalışmalarda 30 yıl içinde yüzde 62 +/-15 ile yeni uyarı vermişler.Bilim adamları o zamanlar 2 büyük deprem atlattığımızı ama daha en büyüğü ile karşılaşmadığımızı söylemişler. Vintersaga


    Belgesel bu.Dakika 40,05 itibari ile bahsediliyor bu konudan.



  • Marmara denizi içerisindeki fayların durumları hakkında özellikle 17 ağustostan sonra çalışmalar yapılması hem iyi hem kötü, iyi; bu fay hattının anlaşılması ve takibi, gelecek deprem yada depremlerin hangi faylar üzerinde olabileceğinin belirlenmesi, marmara deniz tabanı ve bu tabana yakın 30-40 kmlik derinliğe kadar alanın taraması, kötü; bu bölgenin deprem bölgesi olduğu bilinmesine rağmen çalışmalarda geç kalınmış olunması..


    Ancak zararın neresinden dönülürse kardır demek gerekiyor. Bilimsel çalışmaların icraata döküldüğünü görmek gerekiyor, saçma sapan imar izinlerine son verilmesi gerekli, riskli alanlar zaten belli bu alanlarda özellikle acil hareket planlarının yapılması ve bunların teorikte kalmayıp birebir tatbikatlarla uygulamaya dökülmesi lazım..

  • Prof.Naci Görür'ün Fransız ekibi ile beraber yaptığı çalışmayı oldukça başarılı bulan birisiyim.

    Yine günümzde, Sn.Görür'ün, Rahmetli Prof. Aykut Barka ekolünden olması ve özellikle söylemlerinin diğer deprem bilirkişileri gibi, konut üreticilerinin

    reklam sloganlarından uzak ve nispeten objektif unurlar içermesi, fikirlerine önem vermeme sebep olmuştur.


    Şimdi bu Naci Görür güzellemesi ne iş? diye sorarsanız, Hoca'nın bu yapılan araştırmalardan sonra analizlerinin çok ama çok ciddi

    unsurlar içeriyor olmasıdır.


    Şahsen benim ve diğer dostlarında savunduğu üzere, Hoca'nın yaklaşımı, bilimsel temeller üzerine dayalı ve olasılık teorileri üzerinde gelişen ve Jeoloji

    biliminin donelerini kullanan bir yaklaşımdır.

    Yani, gök cisimlernin hareketleri, bu sene yağan yağmur veya kar'ın fay hatlarını tetiklemesi gibi sansasyonel yaklaşımlar içermez.


    Uzun lafın kısası, Marmara bölgesi ( dolayısı ile neredeyse tüm ülke) ciddi tehdit altındadır.


    - Ödün verilmeyen ve revize olması gereken imar planları

    - Mevcut konut stoğunun elden geçirilmesi

    - Zemin etüdlerinin acilen güncellenmesi

    - Hızlı ama ranta dayanmayan kentsel dönüşüm

    - Alt ve Üst yapıların acilen gözden geçirilmesi

    - Afet hazırlık ve müdahale planlarının aktuel ve gerçek hale getirilip, tatbikatlar yapılası

    - Hastahaneler başta, kamu binalarının hızla elden geçirilmesi

    - İlk, orta öğretim ve üniversitelerde, acil olarak gerekli eğitimlerin verilmesi


    Şarttır. Zamanımız hızla azalmakta. Bunu asla söylemek istemiyorum ama , bu hazırlıkları yapmadan gerçekleşecek bir Marmara depremi,

    Türkiye'nin egemenliğini bile riske edecektir.


    İyi akşamlar, iyi forumlar

  • Arkadaşlar;


    Bazı arkadaşlarımızın, "kayaç gerginlik izleme" projsinin istasyonlarını takip ettiğini, bazen gelen sorular veya yorumlardan tahmin edebiliyorum.

    Bununla ilgili bir kaç sey yazmıştım daha önce ama, tekrar edeyim arkalarda kalıp dikkatlerden kaçabileceği için.



    - Proje ilk devreye alındığında, büyük bir heyecan yaratmıştı. Ölçüm istasyonları ve verileri aktüel tutulup devamlı kontrol ediliyordu.

    Aynı zamanda, olağandışı hareketler hakkında yorumlar, sıklıkla yapılıyordu.


    - Sonra neler olduysa, projeye ilgi azaldı.Hatta bir ara ( hatta şimdi de) güncelleme ve yorumlar da yapılmaz oldu.


    Bu sebeple, sitede yer alan verileri şu haliyle yorumlamak yanlış düşüncelere yol açar.

    Basit bir örnek vereyim. İstasyonun yakınlarına, kum yüklü bir kamyon gelir ve parkeder. Ama giriş verisi kontrol edilip düzeltilmediği zaman, bu aracın ağırlığı ile oluşan gerginliği, deprem uyarısı olarak algılayabilirsiniz. Ya da tam teri durumlar gibi.


    Onun için siteye girip, çıktılara baksanız bile, moralinizi bozacak yorumlar yapmayın dyorum.




    İyi akşamlar