Deprem Bildirim Konusu

  • PergamoN tebrikler kardeşim. Vanda olan deprem için öngörün çok iyiydi...

    Benim bahsettiğim bölgeden bağımsız bir deprem başka fay hattı üzerinde gerçekleşti. Ama dikkatli incelenmesi gereken bir bölge depremin meydana geldiği lokasyon ,en son yıkıcı depremi van yaşamış olmasına rağmen 2011 depremlerinde saray fay zonu (depremin meydana geldiği fay),hasantimur gölü fay zonu 2011 depremlerinde inaktifdi.

    Van/iran sınır bölgesi ile hakkari sınır bölgeleri özellikle yüksekova büyük risk içeriyor. Daha büyük hareket gelirmi bilinmez ama iran/ırak sınırında depremler devam ediyor. Aynı bölge van/saray,özalp,başkalede zaman zaman bu tür depremler üretmeye devam edicektir.




  • Saat 09.17’de Bursa Mustafakemalpaşa’da 3.2 büyüklüğünde deprem olmuş. Bursa’dan hissedenler oldu mu?

    Muhakkak hisseden olmuştur, Edremit Körfezi açıklarında 3.0 olmuştu, Akçaydan iyi hissettim, hatta gece uykumdan uyandırdı.

  • Türkiye’nin ana tektonik yapılarından biri olan Doğu Anadolu Fayı (DAF), kuzey ucunda Karlıova üçlü
    birleşiminden başlar, güney ucunda ise Ölü Deniz Fay Sistemine bağlanır. KD-GB genel uzanımlı olan
    DAF, 6 segmentten oluşur. Tarihsel ve aletsel dönemde segmentlerin her birinde Ms=6.8 ve daha büyük
    depremlerin meydana geldiği bilinmektedir. Segmentlerin uzunlukları dikkate alındığında, her birinin
    aletsel büyüklüğü 7.0 ve daha büyük deprem üretebilecek potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Aletsel
    dönem kayıtlarına göre DAF üzerinde en son 1 Mayıs 2003 tarihinde, Karlıova-Bingöl segmentinde hasar
    yapıcı deprem (Mw=6.4) meydana gelmiştir. Fayın diğer segmentleri hasar yapıcı deprem bakımından
    suskundur.
    Bilindiği üzere, Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile Doğu Anadolu Fayı (DAF) birleşik faylardır. Dolayısı ile
    bu özellikteki faylarda görülen en temel özellik; bir fay aktif iken ötekinin suskun olmasıdır. KAF üzerinde
    başlayan 1939-1999 deprem serisi, fayın son yüzyılda aktif olduğunun göstergesidir. Benzer bir aktiflik
    1800-1900 yılları arasında DAF üzerinde görülmüştür. Bu göstergeler, içinde bulunduğumuz yüzyılda,
    DAF’ın yeniden aktif olacağı tezini güçlendirmektedir.


    3. KUZEY ANADOLU FAYI VE DOĞU ANADOLU FAYI
    Aletsel dönem kayıtları, KAF’ın geçtiğimiz yüzyılda (1900-2000) yüzey kırığı oluşturan
    yıkıcı depremler bakımından aktif olduğunu göstermektedir (Şekil-9). 1939 Erzincan
    Depremi ile başlayan KAF üzerindeki yıkıcı deprem serisi 1999 depremleri ile geçtiğimiz
    yüzyıl (1900-2000) için sonlanmıştır. Geçtiğimiz yüzyılda KAF üzerinde yüzey kırığı
    oluşturan 20 yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Buna karşılık DAF üzerinde meydana
    gelen yıkıcı deprem sayısı 7’dir (Şekil-8). Öte yandan aletsel dönemde DAF üzerinde
    meydana gelen ve aletsel büyüklüğü 5.0 ve daha büyük depremlerin dağılımları;
    Gölbaşı-Türkoğlu ve Türkoğlu-Antakya segmentlerinin suskun olduğunu göstermektedir
    (Şekil-10).
    KAF ve DAF birleşik (conjugate) faylardır. Bu tür fayların en tipik özelliği; biri aktif
    haldeyken diğerinin kilitlenmesidir [5]. Dolayısı ile geçtiğimiz yüzyılda da KAF aktif
    haldeyken DAF’ın kilitlenmiş olduğu aletsel kayıtlardan anlaşılmıştır. Bütün bunlar,
    DAF’ın içinde bulunduğumuz yüzyılda aktif hale geçeceği tezini güçlendirmektedir.


    Uzunlukları 50 ile145 km arasında değişen 6 yada 7 farklı segmentten oluşan toplam
    600 km uzunluktaki Doğu Anadolu Fay Sistemi, MS 17-1900 yılları arasını kapsayan
    tarihsel dönemde, M.Ö. 30-M.S 100; M.S. 700’lü yıllar; M.S. 1100’lü yıllar, M.S. 1500’lü
    yıllar ve 1800’lü yıllar olmak üzere beş ana deprem serisi üretmiştir. DAFS’nin 5-8
    mm/yıl gibi çok düşük kayma hızına sahip olması nedeniyle, 7.0-7.5 büyüklüğündeki
    depremler oldukça uzun aralıklarla tekrarlanmaktadır. DAFS’nin Gölbaşı-Türkoğlu
    segmentinde gerçekleştirilen paleosismolojik çalışmalardan elde edilen bulgular yüzey
    faylanması oluşturan büyük-çok büyük depremlerin 400-700 yıl aralıklarla yinelendiğini
    ortaya koymuştur. Gölbaşı-Türkoğlu segmentinde en son 1513 yılından itibaren 506
    (1114 depreminden bu yana 905 yıl) yıldır büyük bir depremin olmaması, bu segmentin
    çok yakın gelecekte büyük bir deprem üretme potansiyelinin çok yüksek olduğuna
    işaret etmektedir. Benzer şekilde DAFS’nde Bingöl-Palu arasında da benzer bir sismik
    boşluğun olduğu görülmektedir.
    (1) 26 Şubat 2004 Çelikhan (Adıyaman) (M 5.1); (2) 11 Ağustos 2004 Sivrice-Elaziğ
    (M 5.5); (3) 06 Haziran 2005 Karlıova (M 5.7); (4) 26 Ocak 2007 Karakoçan-Elaziğ (M
    4.7); (5) 21 Şubat 2007 Sivrice-Elazığ (M 5.9); (6) 26 Ağustos 2007 Karlıova (Bingöl)
    (Ml 5.4); (7) Temmuz 2012 Andırın-Kahramanmaraş (Ml 5.0); (8) 19 Eylül 2012
    Pazarcık – Kahramanmaraş (Ml 5.1); (9) 14 Kasım 2012 Çöçelli (Pazarcık-K.Maraş)
    (M 4.7) ve (10) 04 Nisan 2019 Sivrice depremleri, son 15 yıldır Doğu Anadolu Fay
    Zonunun özellikle Gölbaşı-Türkoğlu ve Palu KD’sundaki Gökdere yükseliminin olduğu
    kesimde gerilmenin arttığı ve bu kesimlerin bir hazırlık evresine girmiş olduğu
    düşündürmektedir.
    Yüksek-Çok yüksek deprem riskine sahip her iki fay segmentinin geçtiği kesimler ve
    yakınlarında, K.Maraş, Adıyaman, Hatay, Malatya, Elazığ ve Bingöl gibi büyük kentler 22
    ve çok sayıda ilçe ve belde yerleşim alanları ve Karakaya, Keban, Atatürk gibi büyük
    barajlar yer alması nedeniyle, deprem zararlarının azaltılmasına yönelik çalışmaların
    acilen hayata geçirilmesi, can ve mal kaybının önlenmesi açısından hayati önem
    taşımaktadır. Yakın civarda yer alan sulama amaçlı büyük barajların ekonomik
    ömürleri içerisinde herhangi bir büyük depremde sınanmamış olmaları nedeniyle, bu
    barajların davranışlarının da ne olacağı gözden geçirilmeli ve gerekli deprem
    senaryoları yapılarak risk analizleri yapılmalıdır.


    2.b) Aletsel Dönem Deprem Etkinliği
    DAF’ı oluşturan segmentler üzerinde tarihsel dönemde Ms=6.7 ve daha büyük
    depremlerin meydana geldiği söz konusudur. Segment uzunlukları dikkate alındığında ise
    her segmentin aletsel büyüklüğü 7.0 ve daha büyük deprem üretme potansiyeline sahip
    olduğu söylenebilir. Son yüzyılda segmentler üzerinde meydana gelen en büyük
    depremin aletsel büyüklüğü Ms=6.8’dir. Sözü edilen aletsel büyüklükler göz önüne
    alınarak bir değerlendirmeye gidilirse, aletsel dönemde DAF’ın daha çok orta ve KD
    kesiminin sismik olarak aktif olduğu söylenebilir (Şekil-8). Öte yandan DAF’ın gerektarihsel ve gerekse aletsel dönem deprem etkinliği birlikte değerlendirildiğinde, GölbaşıTürkoğlu segmentinin sismik aktivite bakımından suskun olduğu aşikardır.





    Alıntı; RAMAZAN DEMİRTAŞ,

    RECAİ FEYİZ KARTAL,

    FİLİZ TUBA KADİRİOĞLU Makalelerinden parça parça derlenmiştir.

  • Murat4510 edremit'i soruyordun

    Merkezi 12 Haziran 2017 Midilli-Karaburun deprem episantrı olan 100 km yarıçapında
    dairesel alan içerisinde, aletsel dönemde meydana gelen ve aletsel büyüklüğü 4.5 ve daha büyük
    olan depremlerden fay düzlemi çözümü yapılan 49 depremin coulomb stres analizi; Midilli
    Adasının güneydoğusu, Çandarlı Körfezi ve İzmir Körfezinde 0.4-1.0 bar aralığında değişen
    stres birikimi olduğunu göstermektedir. Kuzeydoğuda 1939 Dikili depremi (Ms=6.6) ve
    kuzeybatıda 1949 Karaburun depremi (Ms=6.6) arasında gözlenen stres birikimi, bölgenin
    deprem potansiyelinin yüksek olduğuna işaret etmektedir.
    Edremit körfezini kuzeyden sınırlayan Edremit Fay Zonunun, 1944 depreminde (Ms=6.8)
    kırılan kısmının doğu segmenti üzerinde 0.8-1.0 bar arasında stres birikiminin olması, bu
    segmentin deprem potansiyelinin yüksek olabileceğini düşündürmektedir.


    3.1 Coulomb Gerilme Analizi
    Bir bölgede meydana gelen deprem, komşu faylar üzerindeki mevcut statik gerilme durumunu da
    değiştirmektedir. Bu değişim elastik ve homojen yarı uzaydaki dikdörtgen düzlemler üzerinde meydana
    geldiği farzedilen yerdeğiştirmeler yöntemi ile hesaplanır [11]. Coulomb gerilme değişimi ∆σf, aşağıda
    verilen bağıntı ile hesaplanır.
    ∆σf = ∆τ - µ′∆σn
    Burada ∆τ hedef fay düzlemindeki kesme gerilmesindeki değişim (- engelleme, + destekleme), ∆σn hedef
    fay düzlemine dik yönde olan normal gerilmedeki değişim (- gevşeme, + sıkışma). µ′ ise laboratuvar
    deneylerinden 0-0.8 arasında değiştiği bilinen etkin sürtünme katsayısıdır. Bu çalışmada bu değer 0.2
    olarak kabul edilmiştir.
    Bölgedeki ana şok öncesi ve sonrası gerilim değişiminin hesaplanmasında Coulomb 3.4 [12, 13] programı
    kullanılmıştır. Programa veri olarak, ana şok öncesi bölgede meydana gelmiş ve odak mekanizması
    çözümü yapılmış M >= 4.5 olan depremlere ait parametreler (doğrultu, eğim, kayma açısı, fay çeşidi)
    girilmiştir.
    Ana şok öncesi için yapılan hesaplama neticesinde elde edilen sonuçlarda ilk göze çarpan, Midilli
    Adası’nın güney-GD’si ile Karaburun (İzmir) yarımadasının KD’si ve Çandarlı Körfezi’ni içine alan bir
    alanda 0.4-1.0 bar arasında değişen gerilim birikimi olduğunun gözlenmesidir. Bu alanın hemen
    kuzeyinde, Edremit Körfezi’ni kuzeyden sınırlayan Edremit Fay Zonunun, 1944 depreminde (Ms=6.8)
    kırılan kısmının doğu segmenti üzerinde de 0.6-1.0 bar arasında gerilim birikiminin olması, bir diğer
    önemli bulgu olarak ortaya çıkmıştır (Şekil-13).

    RAMAZAN DEMİRTAŞ,;

    RECAİ FEYİZ KARTAL, ; Ortak makalesinden alınmıştır

    FİLİZ TUBA KADİRİOĞLU ;



  • PergamoN Hocam,çok teşekkür ederim. O kadar uğraşmışsınız elinize emeğinize, sağlık.

    Ben makaleleri daha önceden okumuştum zaten biliyordum.Burdan paylaşakcaktım ama kaybetmiştim onları aramakla uğraştım sadece :) asıl uğraş makalelerin sahiplerinde ramazan demirtaş ve ekibi denizli(bozkurt) deprem bölgesinde arazi çalışmasındalar yine deprem bilimci dediğin onlar gibi olmalı deprem oldukdan sonra çıkıp oturduğun yerden açıklama yapmakla olmuyor..

  • Ramazan demirtaş'dan bölgedeki denizli (bozkurt) arazi çalışmalarından çıkan sonuçlar için çok önemli açıklamalar geldi;



    8 Ağustos 2019 Bozkurt #depremine neden olan Acıgöl fay zonunun Çaltı-Salda Gölü yolu 2. km'sinde (Gemiş'in 8km batısı) Orta-Jura Kretase kireçtaşları ile Kuvaterner alüviyal yelpaze-yamaç molozu çökellerini yan yana getiren D-B gidişli 70 KD'ya eğimli faylanmadan görünüm.

    Kazı duvarında faylanmış açık kahve renkli çakıllı Kuvaterner yaşlı alüviyal yelpaze çökelleri üzerine gelen Holosen yaşlı gri killi-siltli yelpaze çökelleri, Maymundağ Fay Zonunun diri bir fay olduğunu ve Holosen'den (son 11 bin yıl) bu yana hareket etmediğine işaret etmektedir.


    1-Kazı duvarında çok açık olarak görüldüğü üzere, Maymundağı fayının yıllık kayma hızının 0.1 mm gibi çok düşük olduğu ve Holosen'den bu yana deprem üretmediği anlaşılmaktadır. Bu bulgu Maymundağı fayının deprem potansiyelinin yüksek olduğuna işaret etmektedir.


    2-Maymundağı fay izi boyunca, deprem sırasında toz bulutlarının oluşmasına yol açan 50-100 metreden çok daha kalın fay denetimli alüviyal yelpaze çökellerinin birikmesi de, fayın diri olduğunu ve uzun süredir deprem üretmediğine işaret etmektedir.


    3-Gerek kazı duvarı bulgusu gerekse fay kontrollü çok kalın alüviyal yelpaze çökelleri, 8 Ağustos 2019 depremi ile birlikte değerlendirildiğinde, Maymundağı fayı deprem üretme potansiyelinin çok yüksek olabileceği bir sismik boşluk olarak tanımlanabilir.



    Recai feyiz kartal;

    Aletsel dönemde de yine aynı faylar üzerinde (1914 ve 1995) depremleri mevcut.

    Acıgöl Fayı'nın havzayı kontrol ettiği düşünülürse, son depremden (Mw 5.8) sonra, Maymundağı Fayı'nın biraz daha gerildiği söylenebilir.


    Edit: Segmantasyon açışından düşünüldüğünde maymundağı fay zonu en az 3 segmentten oluşmaktadır. Bu segmentler 5.5<M<6.5 Aralığında depremler üretebilir.

  • 2019.09.13 20:59:25 40.7753 28.7173 3.7 -.- 2.1 -.- MARMARA DENIZI İlksel
    2019.09.13 20:29:08 40.7762 28.7508 5.5 -.- 2.1 -.- MARMARA DENIZI İlksel
    2019.09.13 20:27:21 40.7780 28.6835 7.2 -.- 1.8 -.- MARMARA DENIZI İlksel


    İlk rakamlar derinlik ikinci rakamlar şiddeti.