Doğa ve Balıkçılık

HAVA FORUM SINIRLI ERİŞİM - DUYURU
Değerli ziyaretçilerimiz, sitemizdeki yenileme çalışmaları sebebiyle foruma erişim sınırlı şekilde sağlanmaktadır. Büyük bir çalışma yapmamızın sebebi forumda son zamanlarda çıkan hatalardır. Kış sezonuna sorunsuz şekilde girebilmemiz için gerekli olan bu çalışmaları bir hafta boyunca sürdüreceğiz. Forum, mesajlaşma trafiğinin sağlanması amacıyla açılmıştır, ancak çalışmalarımız bir hafta boyunca sürecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz...
  • Yaz aylarına girerken hem forumumuzda çeşitlilik olsun hem de ülkemizdeki güzellikleri daha iyi tanıyalım diye böyle bir konu açma ihtiyacı duydum ... bu konuda doğa fotoğrafları doğada bulabileceğimiz mantar çeşitleri , yenilebilir bitki çeşitleri ve hangi aylarda yetiştiği nerelerde bulunabileceği , bitkilerin hastalıklarda tedavi olarak nasıl kullanılacağı ...
    bunun yanında tatlı su ve denizlerimizde balık avcılığı - balık avlama yöntemleri - balık çeşitleri kullanılan ekipmanlar
    ülkemizde bulunan kuş çeşitleri-yaşam alanları-fotoğrafları gibi konularda paylaşım yapmaya çalışacağım ...
    kısacası DOĞA VE AVCILIK üzerine forum kuralları dışına çıkmadan her türlü paylaşım serbesttir :)
    Allah utandırmasın .



    ----- HER SAYFAMIZDA FARKLI BİLGİLER MEVCUTTUR SİZ DE Bİ DOĞASEVERSENİZ GÖZ ATMANIZI TAVSİYE EDERİZ ------

  • gfs-1-360.png


    ABDESTBOZAN OTU

    Diğer İsimleri : Pimpinella saxisfrage, Poterium spinosum[/b]



    Botanik Bilgi : Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Boyu 60-70 santimetre kadardır. Kökü kullanılır. Kökü çok acıdır.[/b]


    Yetiştirildiği Yerler : Rutubetli yerlerde, çayırlarda, yol kenarlarında yetişir. Ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nin yüksek rakımlı yerlerinde yetişir.[/b]


    Bilinen Bileşimi : Kökü bergapten, pimpinellin ve sphondin içerir.[/b]

    Faydaları :
    - Bağırsak gazlarını giderir.
    - İdrar yolu rahatsızlıklarına iyi gelir.
    - Mideyi kuvvetlendirir, yanmasını önler.
    - Göğüs ve baş ağrılarını giderir.
    - Vücuda dinçlik verir.
    - Gargara şeklinde kullanılması ses kısıklığına ve boğaz ağrılarına iyi gelmektedir. Bademcik şişlerini indirir.
    - Burun kanamalarını keser.
    - Kökü çiğnendiğinde ağrıyan dişe iyi geldiği bilinir.
    - Cilt üzerinde, özellikle çillerin temizlenmesinde etkilidir.Kök kısımları çıban üzerinde etkilidir.
    - Emziren Annelerde süt akışını uyarır.
    - Ayrıca astım ve ödemde kullanılmıştır.


    Kullanım Şekli : Kökünden yapılan çay birer saat ara ile bir kaşık olmak üzere on iki kaşık içilir.

  • “Belgrad Ormanı kilosu 100 avroluk mantarla dolu”

    Mantar uzmanı Jilber Barutçiyan’a göre Türkiye mantar cenneti. Ama kilosu 100 avrodan başlayan, çok lezzetli mantarlar ormanlarda çürümeye terk ediliyor. Bu arada, dikkat! Yazıyı okur okumaz bilinçsizce ormana gitmeyin; işi bilen, mantarları tanıyan birini bulun. Bir hata hayatınıza mal olabilir



    Geçtiğimiz günlerde Erzincan’ın Kemah ilçesine bağlı Kerer köyünde bulunan dört kiloluk dev mantar, aslında hakkında pek bir şey bilmediğimiz mantar konusunu gündeme getirdi. Biz de görüşünü almak için Jilber Barutçiyan‘la (46) Belgrad Ormanı’nda buluştuk.
    Barutçiyan, Türkiye’deki tek mikolog yani mantar uzmanı. Uzun yıllar İsviçre’de yaşamış, mantar araştırmalarına 23 yılını vermiş. Türkiye’de kilosu 3 bin avro civarında olan dünyanın en değerli mantarlarından yetiştiğini söyleyen Barutçiyan’a, “Peki nerede yetişiyor bu 3 bin avroluk mantar?” diye soruyoruz. “İşte şu yanındaki ağacın altında” diyor ve önemli bir konuya daha değiniyor: “Biz ayrıca Belgrad Ormanı’ndan İtalya’ya giden mantarlarımızı iki katına tekrar İtalya’dan satın alarak ‘Porcini’ diye de yiyoruz.”


    Mantar merakınız nasıl başladı?
    Doğa merakıyla. Arkeoloji okuyup İsviçre’ye gittim. Orada mantar toplamak spor gibi bir şey. 20 yıl sonra hobimi bilimselliğe dönüştürmek istedim. Dünyada mantarcılık konusunda eğitim veren hiçbir üniversite yok. Bu konuda tek diplomayı İsviçre Sağlık Bakanlığı veriyor. Bunu aldım. Türkiye maalesef bu konuyla ilgilenmiyor. Oysa ülkemizde 10 bin çeşidin üzerinde mantar var. Çoğunun ekonomik değeri de yüksek.


    Ne oluyor bu değerli mantarlar?
    Ormanlarda çürüyor. Oysa ayaklar altında ezilen pek çok mantarın kilosu 100-200 avro değerinde. Yeraltında yetişenlerin kilosu ise 1000-3 bin avro civarında.


    Avrupa’ya satmıyor muyuz bunları?
    Türkiye değerli mantarlardan bir-iki çeşit yolluyor Avrupa’ya. Oysa binlerce var.


    Restoranlarımız faydalanmıyor mu bu mantarlardan?
    Türkiye’den İtalya’ya giden mantarlarımızı tekrar Türkiye’ye iki katı fiyatla ithal ediyorlar maalesef. Yani mantarlarımızı İtalya’dan satın alıyoruz. “İtalya’dan porcini getirdik” diyerek insanlara bir tabağı 40 YTL’ye yediriyorlar.




    Mantar konusunda köylülere danışılıyor. Bu doğru bir tavır mı?
    “Köylüler bilir” deniyor ama pazarlarda öldürücü mantarlar bile satılıyor. Kültür mantarı da bayatsa zehirler. Bu bayat balık yemeye benzer.




    Mantarın yedikten dört ay sonra da zehirleyebileceği doğru mu?
    Evet. Mantarın zehirlemesi bir haftayla dört-beş ay içinde gerçekleşebilir. Yedikten 15-20 gün sonra başlar belirtiler.




    Bir mantar yemeğini ertesi güne bırakmayıp o gün mü yemeli?
    Pişmiş yemeği bir-iki gün buzdolabında saklayabilirsiniz. Ancak çiğ mantar araba bagajı, naylon torba, sıcak hava gibi ortamlarda hemen bozulur, zehirli hale döner. Marketten alırken son kullanma tarihine bakmalısınız. Diri ve buruşmamış olmalı.




    Evde bol mantar yiyor musunuz?
    Evet, en sevdiğim mantar “Amanita caesarea”. “Yumurta mantarı” da deniyor. Avrupa’da kilosu 100 avro. Belgrad Ormanı’nda bunlardan sepet sepet var. Bu orman milyon dolarlar değerinde.




    Doğru bildiğimiz yanlışlar


    Mantar öldürmediyse zehirli değildir diye bir şey yok. Öldürücü olan her mantar zehirlidir ama her zehirli mantar öldürücü değildir.
    Her zehirli mantarı pişirince zehri gitmez.
    Mantarın sütü aksa da zehirli olabilir.
    “Beyaz mantarlar zehirli değildir” inancı yanlış.
    İlkbaharda zehirli mantar olmaz diye bir şey yok.
    Kimisi “Pişirirken suyun içine gümüş kaşık koyun, kararırsa iyidir, kararmazsa mantar kötüdür” der. Oysa öldürücü mantarı pişirirsiniz, gümüş kaşığa hiçbir şey olmaz.
    “Böcek ya da hayvanlar yerse biz de yiyebiliriz” denir. Yanlış. Sincaplar ve böcekleri zehirli mantarlar etkilemez.
    Kültür mantarı zehirlemez diye bir şey yok. Eğer bayatsa diğer gıdalar gibi zehirler.
    Zehirli mantar hemen öldürmeyebilir. Böbrek yetmezliğine yol açarak beş ay sonra öldürebilir.
    Öldürücü bir mantara dokunmak zararlı değildir.

  • forum.havaforum.com/wcf/attachment/898/
    Karacaören Barajı/Burdur

    Karacaören-1 Barajı, Isparta ve Burdur'da Aksu Çayı üzerinde, sulama, taşkın kontrolü ve elektrik enerjisi üretimi amacıyla 1977-1990 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.
    Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 4.000.000 metreküp, akarsu yatağından yüksekliği 93,00 m, normal su kotunda göl hacmi 1.234,00 hm3, normal su kotunda göl alanı 45,50 km2'dir. Baraj 9.537 hektarlıkbir alana sulama hizmeti vermekte, 32 MW güç kapasiteli HES (hidroelektrik santral) yılda 142 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır.


    aynı zamanda manzara harika hocam :) insanın ömrü uzar burada :)


  • ANKARA ÇAMURBALIĞI (Neomacheilus angorae)
    Orta ve Doğu
    Anadolu’nun göl ve akarsularının çamurlu, kumlu ve sazlı zeminlerinde yayılış
    gösterir. Zeminlerden emdiği çamurlardan, küçük hayvanlar, böcekler ve
    larvaları seçerek besinlenir. İsmi de ordan gelir. 6-7 santimetreye kadar
    büyüyebilir. Çok sığ suların yüksek ısısına dayanabilir. Mayıs-haziran arasında
    yapışkan yumurtalarını kıyıların kumluk ve çakıllarına bırakır. Doğa dengesini
    korur.



    AYNALI SAZAN (Cypnnus carpio) Carp
    Pullu sazanın
    çıplak-çizgili ve aynalı sazan olarak adlandırılan yan türlerinin üretime en
    elverişli olanıdır. Kolay ürediği için çeşitli yörelerde ve özellikle baraj
    göllerinde üretimi yapılmaktadır. Yaşam öyküsü pullu sazan gibidir. Ekonomik
    değeri çok yüksektir. Çeşitli ülkelerde yılda 200,000 ton sazan üretimi
    yapılmaktadır



    BAKALYARO (Merlangius merlangus)
    Mezgit ve
    gelincikle aynı türdendir. Karadeniz’de yaygın, Ege’de az bulunur. Genelde
    15-20, en çok 45-50 santimetre boyunda olur. Sahillerin 3-4 metreye kadar derinliklerindeki
    sığların kumlu, çakıllı ve yosunlu diplerinde, fazla göçler yapmadan yaşar.
    Balık yumurtaları, küçük balıklar ve karides gibi canlılarla beslenir.
    Üremelerini şubat-mayıs arasında, sahillere yakın yerlerde yapar. Mezgitle eş,
    beyaz ve lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksektir.



    BARBUNYA (Mullus barbatus)
    Sıcak ve ılık
    denizlerin kumlu, çamurlu sahillerinde 300 metreye varan derinliklerinde
    sürüler halinde yaşar. Ortalama 12-15 santimetreden en çok 40 santimetreye
    kadar büyür. Suyun ısı şartlarına göre derinlerden sahile, mevsimsel göçler
    yapar. 10 yıl yaşayabilir. Nisan-haziran arası 15-100,000 yumurta döker. Etinin
    lezzeti ve bol avanılmasıyla ekonomik değeri yüksektir.



    BIYIKLI BALIK (Barbus barbus) Barb
    Genelde 30-50
    santimetre uzunlukta ve 0.5-2 kilogram, en çok 3 kilogram ağırlıkta olur.
    Büyüklerine seyrek rastlanır. Oksijeni bol, hızlı akan nehirlerin berrak kum
    tabanlı bölümlerinde yaşar. Ülkemizin çeşitli yörelerinde türleri bulunur.
    Mayıs-haziran arasında üreme yapar ve 5,000-30,000 yumurta döker. Bu devresinde
    yumurtaları zehirlidir. Eti fazla değerli olmamakla beraber avcılığı yönünden
    değerli bir balıktır.

  • forum.havaforum.com/wcf/attachment/900/


    forum.havaforum.com/wcf/attachment/902/


    Bir haftadan uzun bir süredir aşırı yoğunlukta ders çalışıyorum. Nihayet bir saatlik de olsa bir ara verebildim. Kayışdağ'a zirveye olmasa da yarısına kadar çıktım.
    Fotoğraf çekip indim. Konu Dışı'ya atacaktım, bi baktım tam konusu açılmış buraya atayım dedim. :D


  • ÇİPURA (Spanıs aurata)
    Ege ve
    Akdeniz’in bu namlı balığı, Marmara’da seyrek bulunur. Ortalama 25-35
    santimetre boy ve 0.5-3 kilogram ağırlıkta, en çok 60 santimetre ve 6
    kilogramda olabilir. Etçil bir balıktır. Kuvvetli çenesiyle küçük kabukluları,
    balıkları ve diğer hayvanları kolayca yer. Yaz devresinde sığlarda, kış
    aylarında da 35-40 metre derinliklerde yaşar. İki yaşırı üstündekiler daha da
    derinlere iner. Üremeleri ekim-aralık aylarında olur; 100-150,000 yumurta
    doker. Eti çok lezzetlidir. Ayrıca üretim kültürüne uygunluğu nedeniyle
    ekonomik değeri çok yüksektir.



    ÇİTARİ (Boops salpa)
    Karagöz
    ailesinden bir balıktır. Sarpan balığı da denir. Boyları 45 santimetre
    olabilir. Görüntüsü çok güzel fakat eti lezzetsizdir. Bu nedenle fazla ekonomik
    değer taşımaz. Marmara, Ege ve Akdeniz’de bol, Karadeniz’de seyrek rastlanır.
    Yaşam karakteri ve üremeleri, karagöz cinsi balıklarda olduğu gibidir.

    ÇİZGİLİ MERCAN (Uthognathus mormynıs)
    Mırmır balığı da
    denir. Mercana göre vücudu daha uzundur. Genellikle Akdeniz’de bulunur ve en
    çok 30 santimetreye kadar büyür. Sığ suların bitkilerle örtülü taşlık, kayalık,
    kumluk bölgelerinde yaşar. Acı su bölgelerine de girer. Biyolojik yaşamı
    karagöz-mercan gibidir. Etinin lezzetli olmasına rağmen az bulunan ve sadece
    taze tüketilen bir balıktır.

    ÇİZGİLİ ORKİNOS (Katsowonus pelamis)
    Karadeniz,
    Marmara ve Kuzey Ege’ye kadar sularımızda rastlanan orkinos türlerinden
    biridir. Boyu ortalama 60-100 santimetre olur. Yemlendiği balık sürülerini
    önüne katarak Karadeniz’e çıkar ve orada sular ısınınca üreme yapar. Bu
    gidiş-gelişler Karadeniz ve Marmara’daki yerli balıkların doğal dengesini
    oluşturur. Etinin insan gıdası olarak çeşitli değerlendirilmesi ve avcılık
    yönüyle aşırı tüketimi, hem orkinos türünü hem de onunla akım sağlayan diğer
    balık türlerini tehlikeli olarak etkilemektedir.

    DAĞ ALABALIĞI (Salmo trutta macrosügma)
    Çoruh, Ege ve
    Konya Ereğlisi çevrelerinde dağ göllerinin soğuk, berrak ve temiz sularında
    yaşar. Zaman zaman nehirlere de girer. Bilimsel olarak dünyanın son buzul
    çağında dağ göllerinde kalıp, geliştiği teorisi vardır. Boyu 40-60
    santimetreden 1 metreye; ağırlığı da 1-3 kilogramdan 14 kilograma olabilir. 3-4
    yaşırıda olgunlaşıp göllerin buzla kaplandığı ekim-ocak aylarında yumurtalarını
    çakıllara bırakır. Dişileri yaklaşık 3,500 yumurta bırakır. Çok lezzetli etinin
    yanısıra sertlik ve çevikliği ile avcılığı da değerlidir.

    DENİZ ALASI (Salmo trutta Iabrax) Sea Trout
    Karadeniz
    alabalığı, som balığı olarak da tanınır. Somon balığı ile hem arkabalığı, hem
    de benzerliği vardır. Bir türü de Akdeniz’de yaşar. Genelde 50-80 santimetre
    boy ve 3-7 kilogram ağırlıktan, en çok 100 santimetre ve 25 kilograma
    erişenlerine rastlanır. Ömrünun bir kısmını denizde geçirdikten sonra üremek
    için nehirlere girer. Ağırlığına oranla 2,000-16,000 yumurta döker. Kuvvetli
    çenesi olan yırtıcı bir balıktır. Küçük balıklar ve kabuklularla beslenir. Eti
    çok lezzetli olduğu gibi, yumurtasından da kırmızı havyar elde edilir. Ekonomik
    değeri çok yüksektir.

    DERE ALABALIĞI (Salmo trutta fario) Brook Trout
    Soğuk, temiz ve
    hızlı akıntılı nehirlerde çevresine bağlı olarak yaşar. Bölgesine kıskançtır,
    başka balıkların gelmesini istemez. Boyları 30-40, en çok 60 santimetre ve
    0.5-2 kilogram ağırlıkta olabilir. Yumuşakçalar ve yavru balıklarla beslenir.
    Erkekleri 2, dişileri 3 yaşırıda olgunlaşıp ekim-ocak arasında yumurta bırakır.
    Zaman zaman akıntılara karşı 1.5-2 metre sıçrayarak yüzer. En değerli tatlı su
    balıklarından biridir. Lezzetli ve yararlı etiyle ekonomik değeri çok
    yüksektir.

    DERE KAYABALIĞI (Gobio gobio)
    Ülkemiz
    akarsularında çeşitli türleri yerine göre adlar alır. 5-6 yılda yavaş büyüyerek
    12-20 santimetre boya ulaşır. Fazla hareket etmeden sualtında yatarak ömrünü
    geçirir. Nisan-haziranda 12 – 18° C sularda haftalık aralıklarla ürer; dişileri
    1,000-3,000 yumurta verir. Eti lezzetlidir. Büyük balıkları avlamak için yem
    olarak da kullanılır.

  • @Root bahar ayının ortalarında doğa tamda çiçek böceklerle donanmışken fotoğraflarını bekliyoruz ;) :)

    Sınavlardan sonra şu "bahar yağmurları" dediğimiz yağışlar da olunca Aydos'a gitmeyi düşünüyorum. Tam mantar mevsimi başlayacak. Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim ayları mantarların en çok olduğu zamanlar. Yerlisi çok iyi bilir orada ne çok mantar olduğunu, ne zaman gitsem topladıklarını görüyorum. Bir kere konuşmuştum da nedir, ne zaman olur diye. Fakat dışarıdan gelenler pek bilmez toplamasını, yemesini. Bolca fotoğraf atarım gidersem. Kayışdağ'dan zaten kesin atarım.


  • EŞKİNA (Scıana umbra)
    Sıcak ve ılıman
    denizlerin 100-150 metre taşlık, kayalık ve mercanlı bölgelerinde yaşar. Bütün
    denizlerimizde bulunur. Gezgin bir balık değildir. Aynı zamanda taşbalığı ve
    mavruşgil balığı olarak da tanınır. Bahar sonu, yaz aylarında üreyen eşkina,
    30-35 santimetre uzunluk ve 500-600 gram ağırlığa erişir. Beyaz ve çok lezzetli
    eti ile ekonomik değeri yüksektir.


    ÖNEMLİ BİLGİ


    Bu yazımızda özellikle eşkina balık taşının tanımı , bu balığın faydaları
    eşkina balık taşının kullanımı hakkında bilgiler vericem.


    Halk arasında pek fazla adı duyulmamış olan denizden genel olarak zor bulunan bir balık türü olan eşkina balığının baş kısmından bu işin uzmanları tarafından çıkarılmakta olup balığın kafa bölgesinin her iki tarafında da birbirine simetri olarak 2 tane bulunmaktadır.


    Bu taşların büyüklüğü balıgın gelişmişliğine bağlı olarak büyük bir eşkina balıktan çıkan taş büyük orta boylu bir eşkina balığının kafa kısmından çıkarılan taş ise orta büyüklüktedir. Bu balık taşı insanlarda ortaya çıkan böbrek taşı hastalıklarına bağlı olarak oluşan böbrek taşı sorununa karşı yardımcı olduğu gözlenlenmiştir.


    Bu taş eşkina balığında bulunmaktadır. Bu taşın içerisinde ki özel yapı sayesiyle böbrek taşını düşürmekte zorluk çeken hastalıklara büyük kolaylık sağlandığı söylenir.

  • IHLAMUR ÇAYI geleneksel olarak sinirleri yatıştırmak ve kaygı giderici olarak kullanılmaktadır
    Ihlamur ağacı oldukça hızlı büyür ve 15-25 metre uzunluğa erişebilir. Sağlığa faydalı ve çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bölümü ise sarı-beyaz renklerde açan çiçekler ve yapraklarıdır. Çiçekler, bahar aylarında açar ve bu mevsimde toplandıktan sonra kurutulur. Kalp şeklindeki bu çiçekler 5-10 santim uzunluğa kadar büyür. Ihlamur ağacı kabuğu gri, yumuşak ve liflidir.
    Ilıman iklimlere özgü ıhlamur ağacı kışın yapraklarını döker. Ağacın ürüne bağlı olarak güçlü ve yumuşak kokulu çiçekler açabilir. Çiçeklerinde bulunan yağ sayesinde aromatik bir tadı vardır. Kurutulmuş çiçekleri ise hafif tatlı ve yapışkandır.

    • Terlemeyi teşvik eder
    • Ateş düşürür
    • Öksürüğe iyi gelir
    • Gribe ve nezleye iyi gelir
    • Migren ağrılarını hafifletir
    • Kaygıyı azaltır
    • Stresi azaltır ve rahatlama sağlar
    • İshal tedavisinde kullanılır
    • Kan basıncını düşürür
    • Karaciğer rahatsızlıkları tedavisinde kullanılır
    • Damar sertliğine karşı kullanılır
    • Sindirim sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar
    • Kas spazmlarını giderir
    • Safra kesesi rahatsızlıklarına karşı kullanılır
    • Boğaz ağrısını alır
    • Hazımsızlığa iyi gelir
    • Çarpıntıyı giderir
    • Toksinlerin atılmasına yardımcı olur


    Ihlamur Çayı Nasıl Hazırlanır?



    Yemeklerden sonra siyah çay ya da kahve içme alışkanlığınız varsa bunların yerine ıhlamur çayı içerek hem sindirim sisteminizin daha iyi çalışmasını hem de ruhsal olarak rahatlama sağlayabilirsiniz. Ihlamur çayı hazırlarken bardak başına bir çay kaşığı tepeleme kurutulmuş ıhlamur ölçüsünü kullanabilirsiniz. Ihlamuru suyla birlikte kaynatmayın. Önce suyu kaynatın ve önceden ıhlamur koyduğunuz demliğe kaynamış suyu boşaltıp ağzını kapatın ve 10 dakika demlenmesini bekleyin. Yemeklerden sonra günde 3 kere ıhlamur çayı içebilirsiniz.-





    Ihlamurun Sağlığa Faydaları


    Ihlamur çayı ülkemizde olduğu gibi farklı kültürlerde geleneksel olarak grip nedeniyle yükselen ateşi düşürmek için kullanılmaktadır. Ihlamur çayının buharı burun tıkanıklığını açmaya yararken, sıcak çay boğaz ağrısını, öksürüğü alır. Diğer popüler kullanımı ise sakinleştirici etkisi ile sinirleri yatıştırmak içindir. Yatıştırıcı etkisi bulunan ıhlamur çayı gerginliği alır, kaygı nedeniyle gerilen sinirleri yatıştırır, stresi azaltır ve uykuya geçişi kolaylaştırır.
    Kalp çarpıntısına ve yüksek tansiyona karşı tavsiye edilen ıhlamur çayı, C vitamini kaynağı olan limon suyu ile birlikte tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Ihlamur çiçeği ile hazırlanan cilt kremleri, kaşıntılı deri hastalıklarının belirtilerini hafifletmek için kullanılmaktadır. Çeşitli kozmetik markaları selülit kremleri içerisinde ıhlamur kullanmaktadır.
    İdrar söktürücü olarak karaciğer ve safra kesesi hastalıklarının tedavisinde yardımcı olarak kullanılır. Ihlamurun faydaları üzerine yapılan çalışma sayısı oldukça az olmakla birlikte bazı klinik araştırmalar kas kasılmalarını azalttığı yönünde sonuçlara sahiptir.
    Ihlamuru piyasada kurutulmuş ıhlamur çiçekleri, hazır poşet çay, kapsül, ıhlamur özü ve tentür olarak bulabilirsiniz.



    Ihlamurun Tarihi


    Ihlamur ağacının çiçekleri Ortaçağ’dan bu yana geleneksel olarak terlemeyi teşvik etmek ve ateş düşürmek için kullanılmaktır. Tarih boyunca idrar söktürücü, spazm çözücü, mideyi sakinleştirici, öksürük ve boğaz ağrılarına karşı, balgam söktürücü, migren ağrılarına karşı, karaciğer ve safra hastalıklarına karşı kullanıldığı bilinmektedir.
    Almanya’da resmi olarak şifalı bitki kabul edilen ıhlamur, doktorlar tarafından soğuk algınlığına karşı tavsiye edilmektedir. Bazı kültürlerde sadece ıhlamur ağacı altında oturarak epilepsinin tedavi edilebildiğine inanılırmış.
    Yunan mitolojisinde, tanrılara onu ölümlüler arasında bırakmaması için yalvaran Philyra’nın bu isteğinin karşılığında uzun ömürlü ıhlamur ağacına dönüştürüldüğüne inanılırmış.
    Ihlamurun Yan Etkileri
    Ihlamur kısa süreli ve tavsiye edilen oranlarda kullanıldığında bir yan etkisi yoktur. Ancak uzmanlar uzun süreli kullanımının kalp hasarına neden olabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca ıhlamur ağacı kabuğuna temas etmek ciltte tahrişe yol açabilir. Gebe ve emzirme dönemindeki kadınların ıhlamur çayı içmeden önce doktorlarına danışmaları tavsiye edilmektedir.

  • forum.havaforum.com/wcf/attachment/904/
    İMPARATOR MANTARI ( GELİNCİK MANTARI )


    Güney Avrupa’da en çok sevilen mantarlardan bir tanesi olan ve hatta bilimsel adını (amanita caesarea) Sezar’dan alan gelincik mantarı, turuncu şapkalı ve beyaz sporludur. Türkiye’de Göksü Vadisi, Şile ve Kandıra dolaylarında bulunur. Tadı keskindir ancak oldukça lezzetlidir. Gelincik mantarı ailesinde zararlı yani zehirli mantarlar da yer aldığı için toplarken dikkat edilmesi ve toplandıktan sonra bir uzmana danışılarak tüketilmesi gerekir.


    forum.havaforum.com/wcf/attachment/908/
    HÖBELEN (KUZU GÖBEĞİ MANTARI)


    Ege, Akdeniz ve Karadeniz’in kıyı bölgelerinde yetişen kuzu göbeği mantarı, halk arasında höbelen ya da döbelen olarak da bilinir. Şifalı mantar olarak da bilinen kuzu göbeği, yenilebilir mantarlar arasında yer almasına rağmen pişirilmeden yenmemesi gerekir. Ekonomik değeri yüksektir ve Fransız mutfağının da en sevilen mantarlarından bir tanesidir.


    Ormanlarda tek tek veya küçük gruplar halinde bulunan ve pek çok faydası bulunan kuzugöbeği mantarı, şubat - haziran ayları arasında ortaya çıkar.


    Yaş kuzugöbeği mantarının 1 kilogramı 40-80 TL arasında değişen fiyatlarla satılırken 1 kilo kuru kuzugöbeği mantarının 300 liraya alıcı buluyor.


    Hastalıkların iyileştirilmesinde sık sık kullanılan mantar; B1, B2 ve C vitaminleri ile yüksek oranda kalsiyum, sodyum ve potasyum gibi mineraller içerir.


    ülkemizde Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yani çoğunlukla kıyı kesimlerde yetiştirilir. Bu mantar türü, kurutularak ipe dizilir ve bu şekilde satılır.


    Kuzugöbeği mantarı kan yapıcı özelliğiyle biliniyor. Kansızlık yani anemi rahatsızlığına da büyük fayda sağlar.
    Vücudun direncini artırır ve dinç kalmasını sağlar.
    Protein değeri oldukça yüksek bir mantar olan kuzugöbeği kansere karşı etkilidir.
    Bitkinliğe, güçsüzlüğe ve yorgunluğa karşı oldukça faydalı bir mantar türüdür.
    Gözler için oldukça yararlıdır. Gözlere parlaklık verir.
    Bağırsak ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
    Beyine de oldukça faydalıdır, zihnin iyi çalışmasını sağlar.
    Kuzugöbeği mantarı, tek öğünde fazla miktarda yenmemeli, zarar verebilir.