9aec2700a3f4.jpg
“Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum,” der Nâzım Hikmet. Kar yağar ve bizi çoğu zaman başka bir dünyaya taşır. Hayat bembeyaz bir sayfaya dönüştükçe, biz de o sayfayı hatırladıklarımızın mürekkebiyle boyarız.
Sessizliğiyle konuşur kar. Ona baktıkça, dinledikçe bize ayna olur. Suskunluğuyla asıl bizi konuşmaya, içimizi dökmeye kışkırtır ve çoğu zaman da bir arınma sunar.
İstanbul’un Boğaziçi’ni en güzel anlatan yazar ise edebiyatımızın dev isimlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar’dır kuşkusuz. “Bir gece evvelinden başlayan yağmur, şimdi kara çevirmişti. Nuran, karlı havada Boğaz’ı çok severdi,” der ve ardından da karlar altındaki İstanbul’u ve Boğaziçi’ni anlatarak bizi başka âlemlere taşır.
Bu satırları okurken Ahmet Telli’nin Sıcak Bir Kış şiirini duyuveririz sonra kulaklarımızda birdenbire:
“Elleri nasıl da üşüyor, bozacının
Karlı sesi doluyorken odamıza
Hava gittikçe kirleniyor bu kentte
Ve aralıksız kar yağıyor, kar yağıyor...
