Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
  • Her yerin buz tuttuğu,karın çok olduğu bir kıştı.Köy odasında teneke sobanın verdiği sıcaklıkla,yaşlılar ve 3-5 çocuk,yatsı namazından sonra muhabbete kulak kabartmaya başlamıştık.Zaten orada bulunmamızın nedeni buydu,sohbet dinlemek,hizmet etmek.
    Babam imamdı,az konuşur ama ortaya bir ateş koyar kenara çekilirdi :) İyi avcılar vardı yaşlılardan,kel Mustafa,keskin dayı,kemiğin Ali.Çay zaten eksik olmazdı,daha ilk bardaklarını içmeden,babam keskin dayı'ya gözüyle işaret etti ve"kel Mıstığa nasıl avcılığa başlamış,sor hele"dedi.
    Keskin dayı,ufak boylu,kısık gözlü,muzip mi muzip biriydi.Kel mustafa'ya dönerek"len sen nasıl avcı oldun,nasıl çoban oldun?de hele"dedi.Mustafa dayı önce duymamazlıktan geldi,sonra keskin dayı ya "yav işin yokmu senin"dedi.Kalabalık güldü ama her bir ağızdan ısrar edilince,dayanamadı ve gülerek takkasını dizine koyup,başladı anlatmaya.

    Mustafa dayı anlatıyor,,
    13-14 yaşımda falandım herhalde,bubam hasta oldu.Koyuna gidilecek ama hasta olduğundan bana "bugün sen git koyuna,çoban Ahmet,Mehmet bilmem kim seni kollarlar,onlarla gider gelirsin"dedi.Ben hiç evden çıkmamışım,dağ görmemişim çocuğum daha,korktum ama birşey diyemedim.Babam korktuğumu anladı ve "al bunu da yanına"diyerek elime tabancasını tutuşturdu.Sırtımı sıvazladı,sert bir sesle"aman Mıstığım,canavarlara dikkat et,çok bu aralar mendeburlar"dedi.Tabancayı görünce merak ve hevesle belime taktım,ne korku kaldı bende ne telaş.

    Akşam çobanlarla beraber arkalı önlü,sürüleri köyden çıkarmaya başladık.Dağa vardık ama bende bir hava cıva..Elim belimde devamlı tabancama elleyip duruyorum.Neyse akşam oldu bende hava da bitti cıva da.Korkmaya başladım zaten,yaşça büyük olan çobanların yanından ayrılmadan zaman geçirmeye çalıştım.Genç adamlar kendileri laklak ediyor gülüyorlar,ben ise saf saf sadece bakıyorum.Geç saat oldu,uykum da geldi ama koyunlar var nasıl edeceğimi bilemedim.
    Benim uykumun geldiğini anladılar ve "sen bu kuytuya yat,köpekler var biz varız" dediler.Kepeneği üstüme aldım ama korkudan uykum kaçtı,uyumadan bakarım sağa sola diye düşündüm.Belli bir zamandan sonra üşüdüm az daha kepeneğin içinde büzüldüm.Uyumuşum gecenin kör vakti üzerimden köpekler havlayarak geçtiler,heryer karanlık ay ışığı zayıf ileride bir karmaşa,bir hareketlilik var ama belli değil.Öbür çobanlar sürülerle başka taraflara gitmişler herhalde kimse kalmamış.Köpekler havlıyor,sağa sola koşuyor ben durmadan bağırıyorum.Belimdekini çektim ileride alaca karalı koşuşturan canavarlara doğru verdim ateşi..Tabancanın sesine köpekler sustu,ortalıkta koşanlar falan kalmadı ak koyunlar zaten belli.Korkudan bir yere gidemedim.Kayaya oturdum,ortalık ağarana kadar hiç kıpırdamadım.Ortalık aydınlanınca dağılan sürüye doğru gittim,gittim ama ne göreyim 3 tane keçi var yerde,ölmüşler,biri de sadece gözü açık kımıldamadan yatıyor.Ben korkudan keçilere ateş etmişim canavar diye.

    Keçiler de zaten bizim değilmiş,katımmış.Babam sahibine keçilerin parasını ödedi,hemde beni öyle bir dövdü ki vay anam vay.

    Oda da bulunan bizler öyle güldük öyle güldük ki hala o anlar aklımdan geçtikçe gülerim..

    HİLE İLE DEĞİLSE,AV HELALDİR..

    Einmal editiert, zuletzt von whisper (13. Januar 2017 um 10:31)

  • ihtiyaç dışı olan zevk için yapılan avcılık cinayettir.

    Dinimizde avcılığın yeri
    Sual: Dinimizde avcılığın yeri nedir?
    CEVAP
    Allahü teâlâ, insanlar için çeşitli hayvanlar yaratmıştır. Bıldırcın, tavşan, balık gibi hayvanların etinden; sansar, porsuk, tilki gibi hayvanların postundan; geyiklerin derisinden; tıpta ve ıtriyatta kullanılmak üzere misk ceylanlarının miskinden; deniz hayvanlarının incisinden, mercanından; filin dişinden istifade etmek için avlamak; kurt, domuz, yılan, fare gibi hayvanları da zararlarını önlemek için, işkence etmeden, mesela yakmadan, suda boğmadan öldürmek caizdir.


    Avcılık yaparken başkalarının mahsullerine zarar vermemelidir. Maalesef, (Zevk için balık tutmayı ve avcılık yapmayı, ince ruhlu müslümanlara hiç yakıştırmam. Kendilerine daha normal ve meşru eğlenceler bulsunlar) diyen yazarlar türemiştir. Ticaret için olmasa da, sırf balık yiyebilmek için balık tutmak haram veya mekruh değildir. Caizdir. Hatta balık yemeye hiç ihtiyacı olmasa bile, sırf üzerindeki stresi atmak için balık avlayıp, tuttuğu balıkları muhtaçlara vermek de caizdir.


    Cenab-ı Hak, Kur’an-ı kerimde balık avlamayı helal kılmış, (Deniz avı yapmak ve onu yemek helal kılındı) buyurmuştur. (Maide 96)


    Allahü teâlânın helal kıldığı avcılığı gayrimeşru iş gibi göstermek yanlıştır.


    Vahşi hayvanları avlamak, mubah bir kazanç yoluysa da, ticaret, ziraat, sanat gibi diğer kazanç yolları bundan daha efdaldir. Sırf eğlence için avcılık hoş değildir. Kalbe sıkıntı verir, hayvanlara karşı şefkat duygularını köreltir, merhamet duygusunu azaltır.


    Fakat avcılığa, hayvan kesmeye haram veya gayrimeşru iş demek caiz değildir. Kasap da hayvanları kesmektedir. Kasabın yaptığı işe vicdansızlık denir mi? Avlanırken, hayvan öldürürken, hayvanlara işkence edilmiyorsa, dinimizin bildirdiği hudutlara riayet ediliyorsa mesele yok demektir.


    Avcılık; tüfekle, tuzak kurmakla yapıldığı gibi, talim görmüş köpek, tazı, şahin, atmaca, doğan gibi hayvanlarla da yapılır. Talim görmemiş hayvanlarla avcılık yapılmaz.


    Yani hayvanın, avı kendisi için değil, sahibi için avlaması lazımdır. Bir hayvanın talim görmüş olduğu, peş peşe üç defa tuttuğu avı yemeden sahibine getirmesinden anlaşılır. Atmaca, şahin gibi tırnaklı kuşlarınsa, bırakıldıktan sonra, çağrıldığı vakit uçup gelmelerinden anlaşılır. Bir köpek avladığı hayvanı yese veya bir atmaca çağırıldığı halde gelmese, böyle hayvanların avladığı hayvan yenmez.


    Avın yenebilmesi için şunlara riayet lazımdır:
    Besmele ile gönderilen av köpeğinin ve doğan kuşunun yakalayıp, ısırarak yaralayıp öldürdüğü av hayvanı yenir. Diri getirdikleri av hayvanını kesmek lâzımdır. Köpeğin, yaralamayıp boğduğu ve yaralayıp etinden yidiği av, yenmez.


    Kasten, yani hatırında olduğu hâlde, bilerek besmele çekmeden kesilen hayvanı ve besmelesiz tutulan av hayvanını, kitapsız kâfirlerin, mürtedlerin kestiği, avladığı hayvanı yemek haramdır. Böyle tutulan balığı yemek haram değildir. Kesmeyip de, bir yerine bıçak saplayarak, ensesine ve alnına vurarak veya boğarak veya ilâçlayarak, elektrikleyerek öldürülen kara hayvanları, leş olur. Bunları yemek haram olur. (Tam İlmihâl)


    kaynak : dinimizislam.com

  • Kuran-ı Kerim'de Av

    Kur'anı Kerim'de yeryüzünde ne varsa hepsinin insan için yaratıldığının bildirilmesi (Bakara, 2/29), göklerde ve yerde bulunan varlıkların ve imkanların bir lütuf olarak insanın emrine verildiğinin ifade edilmesi (el-Casiye 45/13), ayrıca avlanmanın ilke olarak helal olduğunun bildirilmesine (el-Maide, 94-96) işaret eden ayetlerin ışığı altında İslam alimleri avlanmanın mübah olduğunu ifade etmişlerdir.
    Dinimizde insanların av hayvanlarını ya etinden istifade etmek, ya da post, kürk veya bazı organlarından faydalanmak, yahut zararından korunmak için avlamaları kural olarak caiz görülmüştür.
    Bu nedenle, Etlerinden, derilerinden veya diğer organlarından yararlanma kastı olmaksızın sırf zevk ve keyif için hayvan öldürmek, av avlamak veya bunu meslek haline getirmek, uygun bir davranış olmayıp mekruhtur. Zira sadece eğlence ve zevk için avlanmak ve bunu meslek haline getirmek, insanın mahlukata karşı merhamet ve şefkat duygularını azaltır, kişiye gaflet verir.
    Kur'an-ı Kerim ve sünnet, insanın başıboş bırakılmadığını vurgulamış, amaçsız ve anlamsız davranışlarını da yermiştir.Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v.) hadislerinde, merhamet duygularını yitirenler için ağır ifadeler kullanmıştır. Zira İslam rahmet ve merhamet üzerine kurulmuştur. Diğer yandan yüce dinimiz Allah'ın yarattığı fıtratın ve güzelliklerin korunmasını emreder.
    Avlanmanın hayvan nesline ve üremesine zarar vermeyecek ölçüde olması ve başkalarına zarar vermeyecek bir şekilde yapılması gerekir. Tüm bu hususlar Ramazan ayı için de geçerlidir.


    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI


    Bakara, 2/29
    Bismillahirahmanirahim

    Yeryüzünü, gökyüzünü, yeryüzünde ve gökyüzünde
    olanların hepsini insan için yaratmış.


    el-Casiye: 45/13

    Bismillahirahmanirahim


    Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına
    vermiştir.


    el-Maide 94-96

    Bismillahirahmanirahim

    İhramlı olduğunuz sürece kara avı ise size haram kılınmıştır. O'na (götürülüp)
    toplanacağınız Allah'tan korkup-sakının.

    kaynak : avlak.com

    yani son ayettende anlayacağınız ihramlı olmak dışında av helaldir .

  • İlginç bir video, izleyin:)

    Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi, biz de ateş idik!

  • Afrikalı 'Yeşil Papağanlar' Avrupa'ya Yayıldı
    20 Şubat 2017 Pazartesi 10:13

    100 yılı aşkın süre önce Afrika'dan köle ticareti yapan gemilerden kaçarak Anadolu coğrafyası ve Avrupa'ya yayılan yeşil papağanların sayısının 85 bini aştığı belirtildi.


    Afrika ülkelerinden 1900'lü yıllarda köle ticareti yapan gemilerle gelen ve kafeslerden kaçarak Anadolu'ya yayılan tropikal tür 'yeşil papağanların', İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Antalya'ya Türkiye dahil tüm Avrupa'da yaklaşık 85 bin bireyi aştığı belirlendi.
    AVRUPA'YA YAYILMIŞ 85 BİN YEŞİL PAPAĞAN VAR
    Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü'nden ornitolog Doç. Dr. Tamer Albayrak, uluslararası meslektaşlarıyla Avrupa Parrotlet Araştırma Ağı sayesinde birçok Avrupa şehrinin yanı sıra Afrika, Hindistan ve Pakistan kökenli yeşil papağanlar üzerine araştırma gerçekleştirdi. Yeşil papağanların İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve diğer büyük şehirlerde yaygın bir kuş türüne dönüştüğünü kaydeden Doç. Dr. Tamer Albayrak, Kuzey ve Doğu Avrupa'da nadir olmakla birlikte tüm kıtada sayısının arttığını ve Türkiye dahil tüm Avrupa'da en az 85 bin yeşil papağan olduğunun tespit edildiğini kaydetti.

    İSPANYA'DA EVLERDE YASAKLANDI
    Yerli olmayan istilacı türlerin yerli biyoçeşitliliği, tarımı, bazen insan sağlığını dahi tehdit edebildiğine vurgu yapan Doç. Dr. Tamer Albayrak şunları söyledi:
    "Afrika, Hindistan ve Pakistan kökenli olan yeşil papağanlar, her ne kadar hangi sorunlara yol açtığı tam olarak bilinmemekle birlikte son derece istilacı bir tür. Sayıları İstanbul gibi büyük şehirlerde artmaktadır. İsrail'de yeşil papağanlar ayçiçek, hurma ve badem tarımına zarar verdiği için doğadan toplatılıyor. Yine İspanya'da ev hayvanı olarak üretilmesine artık izin verilmiyor."
    EN ÇOK İSTANBUL'DA BULUNUYOR
    Türkiye'de toplam yeşil papağan sayısının 1040 kadar olduğunun tahmin edildiğini anlatan Doç. Dr. Tamer Albayrak, bunlardan yaklaşık 600- 900'ünün İstanbul'da, diğerlerinin Antalya, Ankara, İzmir gibi şehirlerde yaşadığını dile getirdi. İstanbul'daki yaşam alanlarının özellikle Dolmabahçe Sarayı çevresi olarak tahmin edildiğini belirten Doç. Dr. Albayrak "Gülhane, Beykoz, Yıldız Parkı, Validebağ Korusu, Emirgan gibi alanlarda yaşadıklarını biliyoruz. Ancak sayıları tam bilinmiyor. Çünkü geceleri koloni olarak toplanıyorlar" dedi.

    1970'LERDEN SONRA HIZLA ARTTI
    1970'lerin başlarından bu yana Türkiye dahil Avrupa'da 10 ülkede en az 90 yeşil papağan popülasyonu oluştuğu ve bu popülasyonun geometrik olarak arttığını anlatan Doç. Dr. Albayrak, bundan dolayı bu istilacı türün izlenmesinin önemli olduğuna işaret etti.
    ''SAYILMALARI GİTTİKÇE ZORLAŞMAKTA''
    Yeşil papağanların geceyi geçirmek için bazı bölgelerde toplandıklarını, bu anlarda bazen binlercesinin aynı anda gözlemlenebildiğinı kaydeden Doç. Dr. Tamer Albayrak şöyle konuştu:
    "Bu geceledikleri alanlar popülasyonun sayımı için son derece önemli bölgeler. Genişleyen bir yayılım göstermeleri nedeniyle sayılmaları gittikçe zorlaşmakta. Ülkemize nereden geldiklerini genetik olarak anlayabilmek için, geceledikleri yerlerdeki yeşil renkli telek örneklerinin toplanması gerekmekte. Bunun için gönüllülere ihtiyaç var."

    ARAŞTIRMA İÇİN TELEKLERİ GÖNDERİN
    Araştırmacılara yardım için yeşil papağan gözlemleri ve toplanan yeşil renkli teleklerin gönderilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tamer Albayrak şözlerini şöyle sürdürdü:
    ' 'Türkiye'deki papağanların tüm illerde araştırılması için halk bilimi dediğimiz yöntemle gönüllüler vasıtasıyla gözlemlerin ve telek örneklerinin toplanması gerekmekte. Böylelikle büyük bir veri elde edilmiş ve Türkiye'deki popülasyonun güncel durumu ve nereden geldikleri genetik olarak tespit edilmiş olunacak. Gözlem ve telek örnekleri benim adıma Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü'ne ve '[email protected]' mail adresimize gönderilebilir" diye konuştu.

    YEŞİL PAPAĞANIN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ
    38- 42 santimetre boyunda, 42- 48 santimetre kanat açıklığına sahip yeşil papağan türü yeşil rengi, uzun kuyruğu, kırmızı gagası, erkeklerin boynunda bulunan siyah halkası ve uçarken çıkardıkları yüksek çığlıklarıyla dikkati çekiyor.

  • Mart ayının özellikleri ve yetişen bitkileri


    Yılın üçüncü ayı olduğu gibi kışın da son ayı sayılabilir; yalnız, «mart kapıdan baktırır, kazma, kürek yak­tırır» sözü kışın bu ay içinde umul­duğundan daha şiddetli olabileceği­ni belirtmek için söylenmiştir. Mart içinde güneş yüzümüze gülecek olsa bile aldanmamalı, oldukça ılık gün­lere kapılıp kış tedbirlerinden vaz­geçmemelidir.
    22 mart gündönümüdür: 21 aralık­tan beri kısalmaya başlıyan geceler 22 martta 12 saate iner, böylece ge­ce ile gündüz eşit olur. 22 marttan sonra günler gittikçe uzar, 20 hazi­randa gündüz en uzun süresini bu­lur, ondan sonra günler gene kısal­maya başlar, 21 eylülde gene gece ile gündüz uzunluğu bir olur. Güneş mart başında 7.30 sularında doğar­ken sonlarında 6.45’te doğmaya baş­lar, böylece günler bir ay içinde 50 dakika uzamış olur.


    Bahçelerimizde Mart

    Çiçek Bahçesi — Bahar hazırlık­larına başlanmalıdır. Karlar kalk­tıktan sonra ilk güneşli günlerde toprak yavaş yavaş suyunu çeker, bellenip çapalanacak kıvama gelir. Bundan faydalanarak, tarhlar yeni­den düzenlenir; bu arada, otlar te­mizlenir, kurumuş fidanlar ayıkla­nır. Şiddetli yağmurlarda akıp git­miş toprakların yerine yenileri ko­nularak, gübrelenerek yeni dikimleı için hazırlanır. Güller, leylâklar, bu gibi daha başka ağaççıklar da, mart sonunda, soğuklar iyice kırılmaya başlayınca budanır, kalem aşısı ya­pılır.
    Meyve Bahçesi — Erik, kayısı, şef­tali ağaçlan budanır, kalem aşısı, daldırma yapılır. Bütün ağaçların dipleri bellenip gübre konulur. Yas­tıklarda kökleştirilmiş çelikler de bu ay içinde yerlerine aktarılır. Mey­ve ağaçlarında böceklere karşı giri­şilecek savaşmaya da bu ay başlanır.


    Sebze Bahçesi — Maydanoz, de­reotu, yeşil salata, soğan, sarımsak, havuç, bezelye, fasulye, mercimek, nohut, patlıcan, kereviz, domates, biber tohumları dikilir, şubatta di­kilen baklaların kökleri toprakla doldurulur, enginarların ufaklıkları ayıklanır. Geceleri, rüzgârlı havalar­da gündüzleri de fidelerin üstünü hasırla örtmeli, havalar kurak gider­se bunları akşamdan sulamalıdır.


    Limonluk — Birçok çiçek tohum­ları mart sonuna doğru açıkta ekile­bilirse de erken çiçek açmasını iste­diğiniz bitkileri limonlukta yetiştire­bilirsiniz. Güneş çok sıcak verirse limonluğun camları beyaz perdeler­le kapatılmalı, ya da beyaza boyanmalıdır.

    kaynak:hayatpedi.com


  • Her balığın kendine has bir lezzeti vardır ve bazı dönemler bu lezzet daha da katlanır. Üreme dönemi olup olmadığı, suyun sıcaklığı, göçebe balıkların bulundukları deniz suyunun özellikleri, iklimsel özellikler, yedikleri besinler, balıkların lezzetini etkileyen unsurlardan bazılarıdır.

    Balıkların lezzeti yağ dengesi ile ilgilidir. Yukarıda saydığımız sebeplerle bazı aylarda balıklar bir miktar daha yağlandıklarından daha lezzetli olurlar. Ancak bu yağlı balıkların daha lezzetli olduğu anlamına gelmez her balığın kendine özgü bir yağlanma oranı vardır.
    Aşağıda sizler için hazırlamış olduğumuz PDF dosyası veya Resim dosyası olarak indirebileceğiniz tablodan hangi balığın hangi ayda daha lezzetli olduğunu veya tüketilebilir olduğunu takip edebilirsiniz.

    Tabloda balıkların yenebileceği zamanlar ve en lezzetli olduğu zamanlar diye iki kısım bulacaksınız. Bunların, toplumun büyük kesimi tarafından kabul görmüş, balıkların yağlanma oranlarına göre biçimlenmiş tavsiyeler olduğunu unutmayın. Tablodaki boş bölümlerdeki aylarda bu balıklar tüketilmez mi? Elbette tüketilebilir ancak diğer aylar bir nebze daha lezzetli olduğu için işaretlenmiştir.
    Omega-3 yağ asitlerinden HUFA (çoklu doymamış yağ asitleri EPA ve DHA) sadece deniz ürünlerinde bulunmaktadır. Bu sebeple hangi mevsimde olursanız olun haftada en az 2 defa balık tüketin.

    Ocak Ayında Hangi Balık Yenir?
    Hamsinin tavası da ızgarası da çok lezzetli olur. Palamut, torik, istavrit, uskumru, kefal, kalkan da oldukça lezzetlidir.
    Şubat Ayında Hangi Balık Yenir?
    Hamsi hala oldukça lezzetlidir. Levrek, mezgit, kalkan ve toriği de es geçmeyin.
    Mart Ayında Hangi Balık Yenir?
    Kalkan, kefal, gümüş, mezgit, izmarit çok lezzetlidir. Soğuk havalar bitmeden lezzetli levrek, mercan, palamut, torik tüketmek için son zamanlar.
    Nisan Ayında Hangi Balık Yenir?
    Mezgitin en lezzetli zamanıdır. Kalkan, levrek, izmarit de çok lezzetlidir. Akya, barbun, tekir, uskumru yenilebilir.
    Mayıs Ayında Hangi Balık Yenir?
    Levrek, kalkan, mezgit, barbun lezzetlidir. Çipura, tekir, uskumru tüketilebilir.
    Haziran Ayında Hangi Balık Yenir?
    Sardalya, orkinos, trança oldukça lezzetlidir. Çipura, levrek, lüfer de tüketilebilir.
    Temmuz Ayında Hangi Balık Yenir?
    Izgarada sardalya yapmak isteyenler kaçırmasın. Zira sardalyanın en lezzetli zamanıdır. Çipura, orkinos ve palamut da lezzetlidir.
    Ağustos Ayında Hangi Balık Yenir?
    Lüfer, barbun, çipura, palamut ve sardalya çok lezzetlidir.
    Eylül Ayında Hangi Balık Yenir?
    Sezon açıldı. Palamut yemeden olmaz. Sardalya, çipura, lüfer, barbun, tekir çok lezzetlidir.
    Ekim Ayında Hangi Balık Yenir?
    Levrek, barbun, palamut, torik, uskumru, kılıç, sardalya çok lezzetlidir.
    Kasım Ayında Hangi Balık Yenir?
    Mutlaka uskumru yiyin. Hamsi, palamut, torik, kefal, levrek, mercan, barbunu da afiyetle yiyebilirsiniz.
    Aralık Ayında Hangi Balık Yenir?
    Hamsi olmadan olmaz. İstavrit, kefal, palamut, torik, uskumru harikadır. Levrek, mercan ve çipura yiyebilirsiniz


  • Nisan Ayı Doğa Takvimi

    • 2 Nisan: Çiçeklenme döneminin başlaması
    • 3 Nisan: Bülbüllerin ötmesi
    • 4 Nisan: Dolunay
    • 8 Nisan: Kırlangıç fırtınası
    • 11 Nisan: Leylek fırtınası
    • 16 Nisan: Lale mevsiminin başlangıcı, Camuskıran fırtınası
    • 17-19 Nisan: Kuğu fırtınası
    • 21 Nisan: 6 gün boyunca süren soğuk ve fırtına, Boğa fırtınası
    • 24 Nisan: İpek böceklerinin yumurtadan çıkışı
    • 26 Nisan: Arıların yumurtadan çıkışı, güllerin budanma zamanı
    • 27 Nisan: Kalem aşısı zamanı
    • 29 Nisan: Serçelerin yavrulama dönemi
    • 30 Nisan: Lale fırtınası

    Ekim-Dikim Takvimi

    • Domates, salatalık, patlıcan için uygun ekim günleri: 1-2-11-12 Nisan
    • Tohum alınacak bitkiler için uygun ekim günleri: 1-2 Nisan
    • Havuç, patates, pancar gibi sebzeler için uygun ekim günleri: 3-4-5-6-13-14 Nisan
    • Çiçek ve şifalı otların bakımı ve ekimi için uygun günler: 7 Nisan
    • Lahana, ıspanak gibi sebzelerin ekimi ve sulaması için uygun günler: 8-9-10 Nisan

    evhayat.com