Her yerin buz tuttuğu,karın çok olduğu bir kıştı.Köy odasında teneke sobanın verdiği sıcaklıkla,yaşlılar ve 3-5 çocuk,yatsı namazından sonra muhabbete kulak kabartmaya başlamıştık.Zaten orada bulunmamızın nedeni buydu,sohbet dinlemek,hizmet etmek.
Babam imamdı,az konuşur ama ortaya bir ateş koyar kenara çekilirdi
İyi avcılar vardı yaşlılardan,kel Mustafa,keskin dayı,kemiğin Ali.Çay zaten eksik olmazdı,daha ilk bardaklarını içmeden,babam keskin dayı'ya gözüyle işaret etti ve"kel Mıstığa nasıl avcılığa başlamış,sor hele"dedi.
Keskin dayı,ufak boylu,kısık gözlü,muzip mi muzip biriydi.Kel mustafa'ya dönerek"len sen nasıl avcı oldun,nasıl çoban oldun?de hele"dedi.Mustafa dayı önce duymamazlıktan geldi,sonra keskin dayı ya "yav işin yokmu senin"dedi.Kalabalık güldü ama her bir ağızdan ısrar edilince,dayanamadı ve gülerek takkasını dizine koyup,başladı anlatmaya.
Mustafa dayı anlatıyor,,
13-14 yaşımda falandım herhalde,bubam hasta oldu.Koyuna gidilecek ama hasta olduğundan bana "bugün sen git koyuna,çoban Ahmet,Mehmet bilmem kim seni kollarlar,onlarla gider gelirsin"dedi.Ben hiç evden çıkmamışım,dağ görmemişim çocuğum daha,korktum ama birşey diyemedim.Babam korktuğumu anladı ve "al bunu da yanına"diyerek elime tabancasını tutuşturdu.Sırtımı sıvazladı,sert bir sesle"aman Mıstığım,canavarlara dikkat et,çok bu aralar mendeburlar"dedi.Tabancayı görünce merak ve hevesle belime taktım,ne korku kaldı bende ne telaş.
Akşam çobanlarla beraber arkalı önlü,sürüleri köyden çıkarmaya başladık.Dağa vardık ama bende bir hava cıva..Elim belimde devamlı tabancama elleyip duruyorum.Neyse akşam oldu bende hava da bitti cıva da.Korkmaya başladım zaten,yaşça büyük olan çobanların yanından ayrılmadan zaman geçirmeye çalıştım.Genç adamlar kendileri laklak ediyor gülüyorlar,ben ise saf saf sadece bakıyorum.Geç saat oldu,uykum da geldi ama koyunlar var nasıl edeceğimi bilemedim.
Benim uykumun geldiğini anladılar ve "sen bu kuytuya yat,köpekler var biz varız" dediler.Kepeneği üstüme aldım ama korkudan uykum kaçtı,uyumadan bakarım sağa sola diye düşündüm.Belli bir zamandan sonra üşüdüm az daha kepeneğin içinde büzüldüm.Uyumuşum gecenin kör vakti üzerimden köpekler havlayarak geçtiler,heryer karanlık ay ışığı zayıf ileride bir karmaşa,bir hareketlilik var ama belli değil.Öbür çobanlar sürülerle başka taraflara gitmişler herhalde kimse kalmamış.Köpekler havlıyor,sağa sola koşuyor ben durmadan bağırıyorum.Belimdekini çektim ileride alaca karalı koşuşturan canavarlara doğru verdim ateşi..Tabancanın sesine köpekler sustu,ortalıkta koşanlar falan kalmadı ak koyunlar zaten belli.Korkudan bir yere gidemedim.Kayaya oturdum,ortalık ağarana kadar hiç kıpırdamadım.Ortalık aydınlanınca dağılan sürüye doğru gittim,gittim ama ne göreyim 3 tane keçi var yerde,ölmüşler,biri de sadece gözü açık kımıldamadan yatıyor.Ben korkudan keçilere ateş etmişim canavar diye.
Keçiler de zaten bizim değilmiş,katımmış.Babam sahibine keçilerin parasını ödedi,hemde beni öyle bir dövdü ki vay anam vay.
Oda da bulunan bizler öyle güldük öyle güldük ki hala o anlar aklımdan geçtikçe gülerim..
HİLE İLE DEĞİLSE,AV HELALDİR..
kaynak : evhayat.com










