850 hPa sıcaklıklarının Karadeniz üzerinden geçerken değişmesi, aslında tamamen bir "mesafe ve temas" meselesidir.
1. Karadeniz:
Karadeniz, kuzeyden inen kutupsal (polar) hava kütleleri için devasa bir engeldir. Bir hava kütlesi, Karadeniz’in kuzeyinden girip kıyılarımıza ulaşana kadar yaklaşık 400-600 km boyunca su yüzeyiyle temas eder.
Modifikasyon (Törpülenme): Kışın deniz suyu sıcaklığı (örn. 8-9°C), üzerindeki dondurucu havadan çok daha sıcaktır. Hava bu uzun yolculukta denizden sürekli ısı alır. Sonuç olarak, modellerde gördüğümüz o -12'lik, -14'lük 850 hPa çekirdeği, kıyıya ulaştığında ısı transferiyle "törpülenmiş" olur.
Denizi sadece ısıtmaz, aynı zamanda havayı neme doyurur. Bu da meşhur DEK (Deniz Etkisi Kar) bantlarının ana yakıtıdır.
2. Marmara Denizi:
Marmara Denizi, Karadeniz ile kıyaslandığında oldukça dar bir alandır. Hava kütlesi Marmara’yı kuzeyden güneye ortalama 50-80 km gibi kısa bir mesafede kateder.
Isı Değişimi Neden Az?: Havanın denizle temas süresi çok kısıtlıdır. Bu kısa sürede denizden aldığı ısı, 850 hPa (yaklaşık 1500m) seviyesindeki sıcaklığı kayda değer şekilde değiştirmeye yetmez. Yani sistem Marmara'yı geçerken o "dondurucu" karakterini Karadeniz'e göre çok daha iyi korur.
Özetle;
- Karadeniz: Sistemi ısıtır ve yumuşatır, ama ona devasa bir yağış potansiyeli (nem) yükler.
- Marmara: Sistemin sıcaklığını pek değiştirmez (doğrudan indirir), ancak mevcut kütlelere nem takviyesi yaparak yerel yağışı kuvvetlendirir.
Şuan yaşadığımız sistemler aslında bizim denizimizi soğutuyor:


