Şaban teşekkürler badi bacağımda sol tarafta bir ağrı var nedendir acep
Forum doktorumuz da var ne güzel ya ![]()
Sağlık Konusunda Merak Edilenler ve Bilinmeyenler
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
-
-
Diş Ağrısına Karşı 6 Altın Öneri

20 yaş diş ağrısı, diş ve diş eti iltihabı ağrıları, çürük ağrısı... Diş ağrıları pek çok nedenden kaynaklanabilir. Öncelikle diş ağrısının neden kaynaklandığı tespit edilmeli ve ona uygun bir tedavi uygulanmalı. Çoğu işi ağrı sırasında ağrıyı hafifletmek isterken kulaktan dolma bilgileri uygulayarak daha da ağrıyı artırıyor. İşte diş hekimine gidinceye kadar ağrıyı hafifletmek için bazı çözüm önerileri...
Dişinizi fırçalayın

Diş fırçalamak çürüğe sıkışmış ve ağrıya neden olan besinleri uzaklaştırmaya yardımcı olur. Dişlerin diş ipi ile temizlenmesi ve fırçalama ağrının azalmasına neden olur.
Gargarayı deneyin

Sirkeli su ve tuzlu su gargarası diş ağrılarını kısmen uyuşturur. Dişi bakterilerden temizler ve şişlikleri azaltır. Diş eti ve açık diş çürüklerine dezenfektan etkisi vardır.Ağrı kesici deneyin

Diş hekiminizin önerisiyle ve kullanım şartlarına uyarak ağrı kesici almanız ağrınızı belirli bir süre için geçirecektir.Karanfil yağı alternatif

Dişe kesinlikle aspirin, kolonya, alkol konulmamalı bunların yerine karanfil yağı tercih edilmelidir. Karanfil yağı veya kuru karanfil yüzyıllardır enfeksiyonu tedavi etmede kullanılır. Diş ağrısına iyi gelen karanfil yağı anestezik ve antiseptik özelliklere sahiptir.Buz tedavisi

Buz uygulaması; ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması ya da soğuk su ile ağzı çalkalama geçici olarak ağrıyı hafifletebilir.Yastığı yükseltin

Gece diş ağrısı oluşmuşsa, yatar durumda olmak ağrıyı artıracağından yastık yükseltilebilir.kaynak : sondakika.com
-
10 günden fazla süren ses kısıklığını önemseyin
Önemsenmeyen ses kısıklıkları ve ses değişimleri ile uzun süre geçmeyen şişlikler veya yaralar, baş ve boyun kanserlerinin habercisi olabilirBoyunda iki-üç haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler, 10 günden uzun ses kısıklığı ya da ses değişimleri, uzun süredir devam eden boğaz hassasiyeti, nefes almada veya yutmada güçlük, ağızda kızarıklıklar ve yaralar; ağız, gırtlak, guatr gibi baş ve boyun kanserlerinin ilk ilk belirtisi olabilir. Bu nedenle bahsedilen belirtilerden biri görüldüğünde zaman kaybetmeden bir hekime başvurulması gerekiyor.
Ağızdan tükürük bezlerine, gırtlaktan kulak kepçesine kadar her noktaya yerleşebilen baş ve boyun kanserlerinin belirtileri nedeniyle enfeksiyonlarla karıştırılabileceğini söyleyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan, "10 gün içerisinde geçmeyen inatçı bir enfeksiyon ve nezle durumunda mutlaka hekime başvurulmalı" diyor. Doç. Dr. Berrin Pehlivan, baş ve boyun kanserleri hakkında bilgi verdi:
KULAK KEPÇESİNE KADAR YERLEŞİR
Ağız boşluğu, ağız tabanı, dil, dudak, boyun, damak, diş eti, yanak, boğaz, geniz, burun ve burun boşluğu, dış kulak yolu, paranazal sinüsler, gırtlak, yutak, tükürük bezleri, tiroid, kulak kepçesinde görülen kanserler; baş ve boyun kanserleri grubu içerisinde yer alır. Bu kanser türü, tükürük bezinden kulak kepçesine kadar her noktaya yerleşebilir.
Baş boyun kanserleri, dünyada görülen tüm kanserlerin yüzde 10'unu oluştururken kansere bağlı ölüm nedenleri arasında altıncı sırada yer alıyor. Dünyada yılda yaklaşık 600 bin kişide baş ve boyun kanserleri görülüyor. Türkiye'de her yıl 5 bin kişiye baş ve boyun kanseri tanısı konuluyor. Gırtlak kanseri, baş ve boyun kanserleri arasında en sık görüleni; yaklaşık yüzde 50'sini oluşturuyor. Gırtlak kanserini ise ağız boşluğu ve geniz kanserleri izliyor.
SİGARA VE ALKOL İLK NEDEN
Baş ve boyun kanserlerinin en önemli risk faktörleri sigara ve alkol kullanımıdır. Erkeklerde günde üç, kadınlarda ise günde iki bardaktan fazla alkol tüketimi, bu kanserlerin görülme riskini artırıyor. Alkol ve sigaranın birlikte kullanımı ise riskin çok ciddi oranlara ulaşmasına neden oluyor. Bir diğer risk faktörü ise cinsel yolla bulaşan HPV virüsüdür. Sigara ve alkolden sonra en sık görülen sebep, HPV virüsüdür. Bu virüs aslında kadın genital kanserlerinin sebebidir, ancak değişen cinsel alışkanlıklar sebebiyle baş ve boyun kanserlerinin de de sebebi haline gelmiştir. Ağız kanserlerinin yüzde 25'inin, boğaz kanserlerinin ise yüzde 35'inin HPV virüsü ile bağlantılı olabileceği düşünülüyor.
Ağız içi hijyenine dikkat edilmemesi, uygun olmayan protez gibi diş etlerini uzun süre tahriş eden etkenler, hijyenik faktörler, endüstriyel ürünler, genetik faktörler; diğer önemli etkenler arasındadır.
HPV virüsüne bağlı baş ve boyun kanserlerinde artış olduğu gözlenmektedir. Bunun nedeni ise cinsel alışkanlıklarda meydana gelen değişiklikler olarak düşünülmektedir. İleriki dönemlerde baş ve boyun kanserlerinin adını daha sık duyabiliriz.
Erkeklerde kadınlardan dört-beş kat daha fazla görülür. Bunun nedeni sigara ve alkol kullanım oranının erkeklerde daha yüksek olması. Baş ve boyun kanserlerinin 50 yaş sonrası görülme sıklığı daha fazladır. Kadınlarda ise son yıllarda sigara ve alkol kullanımının artması sebebiyle kadınlarda görülme sıklığı da önceki yıllara göre fazladır.
GENETİĞİ İLE OYNANMIŞ GIDALAR BU KANSER TÜRÜNÜ TETİKLİYOR
Baş boyun kanserleri, kanser tarama programları arasında yer almıyor. Ancak erken evrede belirti vermesi, gözle görülebilir, elle dokunabilir yüzeysel bir alanda oluşması nedeniyle düzenli kontrollerle erken teşhis etmek mümkün. Baş boyun kanserleri genellikle vücutta herhangi bir yere yayılmadan önce boyundaki lenf bezlerine yayılır. Boyunda iki-üç haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler önemsenmeli ve muayene ettirilmedir.
Tabii ki tüm şişlikler kanser demek değildir. Boyundaki bezeler enfeksiyonlara bağlı olarak da oluşabildiği için hemen bir kanser varlığını düşündürmese de dikkatli olunmalıdır. Bu şişlikler ağız, gırtlak, guatr, lenf ve kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Böyle şişlikler genellikle ağrısız ve gittikçe büyüme eğilimindedir. Pek çok gırtlak kanseri ses değişimine neden olur.
Yine 10 günden uzun ses kısıklığı ya da ses değişimleri ciddiye alınmalı ve bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Uzun süredir devam eden boğaz hassasiyeti, nefes almada veya yutmada güçlük ve yutkunurken ağrı, kilo kaybı, ağız içinde ele gelen kitle, şişlik, dilde ağrı ve yaralar, ağızda kızarıklıklar ve yaralar araştırılmalıdır. Bunun yanı sıra işitme sorunları, kulak ve burun tıkanıklıkları; baş boyun kanserlerini düşündüren belirtilerdir.
Baş ve boyun kanserleri belirtileri nedeniyle enfeksiyonlarla karıştırılabilir. O nedenle bu belirtilerin biri ya da birkaçı görüldüğünde nedenleri araştırılmadır, bir hafta-10 gün içerisinde geçmeyen inatçı bir enfeksiyon ve nezle durumunda ise mutlaka hekime başvurulmalıdır. Yerleşimleri nedeniyle baş ve boyun kanserlerinin büyük çoğunluğu erken dönemde belirti verir.
Prostat ve meme kanserlerinde olduğu kadar baş ve boyun kanserlerinde genetiğin etkisi yoktur. Çevresel faktörler daha etkilidir.
DENGESİZ BESLENME TETİKLİYOR
Çevre kirliliği, dengeli ve yeterli beslenememe, genetiği ile oynanmış gıdalar, çabuk bozulmaması için koruyucu madde kullanılmış besinler bu kanser türlerinin görülmesinde etkilidir.
Bunun yanı sıra sürekli güneş ışığına maruz kalmak dudak kanseri riskini artırır. Özellikle yazın cildimizi ve dudaklarımızı güneş koruyucu ile korumayı ihmal etmemek gerekiyor.kaynak : sabah.com.tr
-
Uçuk olan bölgeye sakın dokunmayın
Vücudun her bölgesinde çıkan özellikle dudak ve burun kenarların da oluşan lezyonların bir cilt sorunu olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, uçuk olan bölgeye dokunulmaması gerekildiğini söyledi.Dermatoloji Uzmanı Dr.Ata Nejat Ertek, "Lezyonlar "herpes simpleks" bir cilt sorunudur. Virüs nedeniyle oluşan uçuk, küçük kızarık kabarcıklar olarak meydana gelmektedir. Dudak uçuğu çıkmadan önce ağız çevresinde yâda dudakta batma, yanma gibi şikayetler meydana gelir. Diğer şikayetler de 24 saat içinde kendini göstermeye başlar. Kaşınma, sızlanma veya yanma hissi gibi" dedi.
Uçuk virüsünün, vücuda girip bir kere iltihap oluşturduktan sonra o bölgede var olan sinir düğümüne girip yerleştiğini kaydeden Ertek, "Özellikle vücudun zayıf olduğu anları yakalayarak o zaman çoğalarak yeniden var olur. Uçuk virüsü, depresyon, stres, kabus görme gibi durumlarda ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi zayıfladığında, kadınların adet dönemlerinde, deri bütünlüğü bozulduğunda(dudak çevresine çarpma, vurma, ısırma gibi), uyku bozukluklarında (aşırı uykusuzluk gibi..),yorgunluk olduğunda, çok fazla güneş ışığına ve zarar verici UV ışınlara maruz kalındığında, vücutta bir enfeksiyon oluştuğunda uçuk virüsü aktifleşebilir. Ayrıca anemi hastalıklarında bu cilt sorunu oldukça sık görülür" diye konuştu.
Uçuk virüsünün bulaşıcı olduğunu belirten Ertek, "Bu nedenle uçuğu olan kişiler kişisel eşyalarını (bardak,çatal,yastık,kaşık,havlu gibi..) başka kişilerle paylaşmamalıdırlar. Öpüşmekten ve uçuk olan bölgeye dokunmaktan da (uçuğu ellemek, kabuğu ile oynamak gibi..) uzak durmalılardır. Uçuğu olan ve makyaj uygulayan bayanlar makyaj yaparken ya da makyajlarını çıkarırken çok dikkatli olmalılar, kesinlikle uçuğa el sürmemeliler" ifadelerini kullandı.
Ertek, "Uçuk tedavisinde bu virüsün tekrar etmesine sebep olan durum oldukça önemlidir. Bu sebeple tedavisi için mutlaka bir dermatoloji uzmanına görünülmelidir" şeklinde konuştu. -
Soğuk hava kalp krizi riskini neden artırıyor ?
Pek çok bilimsel çalışma kış aylarında kalp krizi geçirme oranının iki kat arttığını ve daha ölümcül seyrettiğini gösteriyor.Özellikle koroner arter hastalığı bulunanlar daha yüksek risk altında. Bunun nedeni nedir?
Kalbe giden kan miktarının azalması zaten vücudu ısıtmak için çalışan kalbin iş yükünü önemli ölçüde artırır.Soğuk hava kalbe kan taşıyan (koroner) damarların büzülmesine va kalbe giden kan miktarının ciddi şekilde azalmasına neden olur.
Mevcut vücut sıcaklığını koruyabilmek için daha fazla kan pompalamak zorunda kalan kalp daha fazla oksijene ihtiyaç duyar, ancak büzülen kan damarları bunu iletemez.
Bunun sonucunda da kalp kası oksijensiz kalır ve kalp krizine yol açabilir.
Kalp ve damar cerrahisinden, Prof.Dr. Belhhan Akpınar yüksek tansiyon hastalarının, kan yağları yüksek olanların, sigara içenlerin, yüksek derecede alkol tüketenlerin ve şeker hastalarının soğuk havalarda soğuk havalarda daha dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor.
Koroner damarlarında darlık olan kişiler, daha once stent takılan veya baypass ameliyatı geçirenler de risk altında!
Vücut ısısının 35 derecenin altına düşmesi(hipotermi), bırakın kalp hastalarını, bu tür bir problemi olmayan bireyleri de etkileyebilir.
Vücut ısısı 35 derecenin altına düştüğü zaman otoregülasyon mekanizması bozulur ve vücut ısı kaybetmeye devam eder.
Fiziksel aktivite ve spor, sağlığımız için önemli olmakla beraber soğuk kış aylarında bu aktivitelerin kapalı mekanlarda yapılması daha uygundur.
ABD'de yayınlanan bir çalışma, kışın evlerinin önündeki karı temizleyen orta/ileri yaş grubu kişilerde kalp krizi geçirme oranının arttığını göstermiştir.
Dolayısıyla soğuk havalarda sporu, vücudunuzun alışık olduğu ve kaldırabileceği aktivitelerle sınırlamak önemlidir.
Kalp krizi, kalbi besleyen koroner damarların büzülmesi veya tıkanmasına bağlı olarak kalbe oksijen akımının kesilmesidir.
Belirtiler çok çeşitli olabilir; göğüste baskı hissi, kola, boyun, çene ve dişlere vuran ağrı, yanma, soğuk terleme, nefes darlığı, bulantı ve kusma, mide bölgesinde dolgunluk hissi, aşırı yorgunluk, baygınlık hissi gibi.
Eğer bu şikayetlerden biri ya da birkaçı sizde olursa hemen doktorunuza başvurmanızı tavsiye ederim.
Şeker hastalarında her zaman göğüste ağrı olmayabilir. Aşırı yorgunluk, halsizlik, bulantı ve terlemeler de kalp krizi belirtisi olabilir.
Yapabileceğiniz en önemli şey sağlıklı bir yaşam sürmek ve kendi kardiyak risklerinizi bilmektir.
Soğuk havalarda sıkı giyinmek, başınızı, el ve ayakları sıcak tutmak (ki bunlar vücudun en hızlı ısı kaybeden kısımlarıdır) en önemli tedbir olacaktır.
Ayrıca soğuk havalarda kahve ve sigara tüketiminden kaçınmak, bol sıvı almak, ilaçlarınızı düzenli kullanmak, soğuk ve rüzgarlı havalarda kapalı alanlarda spor yapmak alınabilecek tedbirler arasındadır.
Kalp hastaları ve özellikle kalp kapak hastalığı olanların grip aşısı olmaları tavsiye edilmektedir.
Bunun yanı sıra akciğerlere yerleşip kalbe zarar verebilecek bakteriyel enfeksiyonlara karşı 65 yaş üstü hastalara beş yıllık koruyuculuğu olan aşılar önerilmektedir.
Koroner arter hastalığı olanlar soğuk havalarda dışarı çıkarken mutlaka koruyucu giysiler giymeli, alışık olmadıkları efordan sakınmalıdır.
Koroner arter hastalığı olanlar soğuk havalarda dışarı çıkarken mutlaka koruyucu giysiler giymeli, alışık olmadıkları efordan sakınmalıdır.
Kış aylarında kendini gösteren başka sinsi kalp hastalıkları da vardır. Bunların başında miyokardit adı verilen ve kalp kası iltihabı olarak tanımlayabileceğimiz bir hastalık gelir.
Miyokardit, üst solunum yolu enfeksiyonu olarak başlayıp, vücudun savunma mekanizması çökünce kalbe saldıran ve kalbe zarar veren bir hastalıktır.
Uzun süren bir grip enfeksiyonu sonrası sağlığınızın bir türlü düzelmemesi, sürekli yorgunluk hissi ve eforla oluşan nefes darlığı bu hastalığın önemli belirtilerindendir.
Bu ve buna benzer şikayetleriniz varsa mutlaka bir enfeksiyon hastalıkları doktoruna ve kardiyoloğa başvurmanız gereklidir. Unutulmamalıdır ki bu şikayetlerin uzun sürmesi kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir ve erken teşhiş hayat kurtarabilir.
kaynak : sabah.com.tr (haber düzenlenmiş ve sadeleştirilmiştir) -
-
kulak temizleme çubuğu kullananlar dikkat!
KBB Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mete Kıroğlu, kulak temizleme çubuklarının sağlığa zarar verdiğini söyledi
Duş sonrası pamuk sarılı çubuklarla kulakların temizlenmesinin yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Mete Kıroğlu, bunun sağlık açısından doğru bir davranış olmadığını kaydetti.
Kıroğlu, "Çubuklar dış kulak yolundaki yararlı olan koruyucu salgıyı alıp iltihap oluşmasını kolaylaştırır. Temizlik yapmaya çalışırken kulaklarına daha çok zarar veriyorlar. Çünkü bu çubuklar kullanılırken, 'buşon' denilen kulaktaki iri kirler de farkında olmadan ileri doğru itilerek kulak zarına yapıştırılıyor. Kulağınız ıslaksa ve bundan rahatsızlık duyuyorsanız havlu yardımıyla kurutabilirsiniz, çubuklardan uzak durun" diye konuştu.
kaynak : sabah.com.tr -
arkadaşlar diyagramlara bakarakta anlayabilirsiniz havalar bi anda soğuyacak +10lardan -8lere düşecek
ani sıcaklık değişimlerinde soğuk algınlıklarına dikkat . . . -
Sıcaklığa tahammülsüzlük ve terlemenin nedeni zehirli guatr olabilir
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Saydam, zehirli guatrın en önemli belirtilerinden birinin üşümemek olduğunu söyledi.
Zehirli guatrın mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Dr. Saydam, "En önemli belirtileri üşümemek ve iştah olduğu halde kilo kaybı yaşamaktır" dedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Saydam, zehirli guatrın bedenimizde ciddi hasarlara yol açtığını ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu belirtti.
Saydam, "Zehirli guatr hastalığında genellikle troid bezi fazla hormon salgılar. Bunun sonucunda kişide çeşitli belirtiler görülür. Ciddi bir hastalıktır. Tedavi edilmezse kemikleri eritir ve kalbi yorar" diye konuştu.
Prof. Dr. Saydam, bu hastalığın kadınlarda daha fazla görüldüğüne dikkat çekerek, "Zehirli guatrın birçok çeşidi vardır. Fakat en fazla görülen çeşidi Graves dediğimiz türdür. Bu hastalık türü, halk arasında patlak göz dediğimiz, gözü öne çıkaran patolojidir. Troid bezinde hem fazla üreten hem de fazla üretmeyenler bir aradır.
Bu hastalar bu havada incecik bir tişörtle dolaşabilir. En belirgin semptomu sıcaklığa tahammülsüzlüktür. Hastalarda terleme görülür. Diğer bir önemli belirtisi de kilo kaybıdır. Bu hastalığa sahip olan kişilerin iştahı normaldir ama kilo kaybeder. Çünkü hormon fazlalığından dolayı metabolizmaları hızlanmıştır" ifadelerini kullandı."İŞTAHLIYSANIZ VE KİLO KAYBEDİYORSANIZ ZEHİRLİ GUATR İHTİMALİ YÜKSEK"
Kişinin iştahı normalse ve ayda 3-4 kilo kaybediyorsa mutlaka zehirli guatrdan şüphelenilmesi gerektiğini söyleyen Saydam, şöyle devam etti:"Kişide zehirli guatr varsa kemik ağrıları ortaya çıkar. Ellerde titreme olur. Çay içerken dökerler, tabak yıkarken düşürürler ve kırabilirler. Bunlar en fazla gördüğümüz belirtilerdir. Tüm belirtiler bir arada görülmeyebilir. Kişiden kişiye belirtiler farklılık gösterebilir.""İLAÇ TEDAVİSİ ÇÖZÜM DEĞİL"
Prof. Dr. Serdar Saydam, ilaç tedavisinin zehirli guatrda kesin çözüm olmadığını, ilaçlar bırakıldığında rahatsızlığın devam ettiğini dile getirdi. Saydam, "Zehirli guatrlı hastaları için radyoaktif ve cerrahi tedavi seçenekleri bulunmaktadır.İlaçlı tedavide ise ilaç bırakıldığında rahatsızlık devam eder. İlaç tedavisi, hormon üretimini tamamen kesmede etkili değildir. Ameliyatı kaldıramayacak veya ameliyat istemeyen hastalarda uygulanabilir" dedi.
Kaynak: İHANOT : bu bilgileri birkere de olsa okumanızı tavsiye ederim siz veya sevdikleriniz için en azından bi aşinalığınız olsun
Allah korusun tabiki ama en azından yukarıda yazan şikayetleriniz olduğunda doktora gidip düzelmiyorsanız birde bu ihtimali düşünerek hareket edersiniz . -
@Şaban Çilesiz Hocam bence bugünlerde en iyisi bol bol egzersiz yürüyüş ve Vücut geliştirme hareketleri Yapabilenlere (agırlık çalışma,vücut geliştirme,şınav,mekik,kas geliştirme) ben haftada 4-5 kere yapıyorum zinde kalıyorum sizde yapın saglıgınızı dikkate almanızda fayda var..
-
@dikiz tabiki egzersiz spor iyidir tavsiye ederim ama bu günlerde daha da önemli olan bol c vitamini almak bol su almak ve vücut direncini yüksek tutmak . vücut direnci düşük kişiler çok çabuk hastalığa yakalanabilirler-salgınlara yakalanabilirler .
-
Bulaşıcı hastalık nedir ? nasıl bulaşır ? belirtileri nelerdir ? korunmak için ne yapmalıyız ?
Bulaşıcı Hastalık Nedir? Bulaşıcı hastalık ya da Enfeksiyon hastalıkları
herhangi bir yolla insana geçme özelliğindeki hastalık yapıcı mikropların veya parazitlerin vücuda girmesiyle ortaya çıkan hastalıklardır.Bulaşıcı Hastalıklar Nasıl Bulaşır? Hastalığı yapan organizmalar
virüsler
bakteriler
riketsialar
mantarlar olabilir. Bütün bulaşıcı hastalıklar bir veya birkaç yolla insana geçebilme özelliğindedir. İnsandan insana
hayvandan insana olduğu gibi
topraktan insana da bulaşma gerçekleşebilir.Bulaşıcı Hastalıkların Bulaşma Yolları şunlardır:
- Öksürürken
aksırırken yada konuşurken ağızdan çıkan damlacıkların başkası tarafından teneffüs edilmesiyle (verem
boğmaca ve çeşitli solunum yolu hastalıkları); - Doğrudan deri temasıyla ve cinsel temasla;
- Hastanın kullandığı çamaşır
yatak eşyası ve yiyecek eşyaları gibi malzemeler vasıtasıyla; - Hayvanların insandan insana veya hayvanlardan insanlara hastalık taşımasıyla (örneğin sıtma);
- Hastalandırıcı mikroplarla kirlenmiş yiyecekler ve içeceklerin alınmasıyla (Suyla bulaşan hastalıkların başlıcaları tifo
dizanteri
kolera ve paratifo olarak sayılabilir. Yiyeceklerle de besin zehirlenmeleri ve gastroenteritler meydana gelebilir.); - Hastalıklı bir anneden hamilelik sırasında veya doğum esnasında bebeğe hastalık bulaşmasıyla (Frengi
kızamıkçık
belsoğukluğu mikrobunun yaptığı göz iltihabı bu yolla bulaşabilir.).
Suni olarak meydana getirilen bağışıklıkta
kişiye zayıflatılmış
ölü mikroplar veya mikrop maddeleri verilir. Bunlara karşı hastalık belirtileri hâsıl olmaksızın antikor teşekkül eder. Böylece kişinin hastalığa karşı korunması sağlanır. Birçok hastalığa karşı kullanılan aşılar böyledir. Aşılar her bulaşıcı hastalıkta tesirli olmayıp
ancak belli sayıda hastalıkta tesirlidir.
Hastalığa yakalanma ihtimali daha yüksek olanlar şunlardır:- Bulaşıcı hastalıklar salgın olduğu yerlere gidenler
- Üç aylıktan daha küçük bebekler
- Ailesinde bulaşıcı hastalık taşıyan kişi bulunanlar
- Yaşlı ve yatalak olanlar
- Kanser gibi bağışıklık sistemini felce uğratan bir hastalığı olanlar
- Bağışıklığı bastırıcı ilaçları kullananlar.
Bulaşıcı hastalık belirtileri: Bulaşıcı hastalıklarda bazı belirtiler vardır ki
hemen hemen bütün hastalarda bulunur. Bunlar; ateş
halsizlik
iştahsızlık
baş ağrısı
genel vücut ağrıları olarak sayılabilir. Bazı hastalıklarda döküntüler olabilir (kızıl
kızamık
çiçekte olduğu gibi). Hazım sistemini tutan hastalıklarda ise genellikle ishal vardır.Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları: Her doğan çocuğa
zamanı geldiğinde aşı yaptırmalıdır. Vücudu devamlı kuvvetli tutmalı
dengeli ve sağlıklı yeme-içmeye çok dikkat edilmelidir. Düzenli bir hayat sürmeli. Bulaşıcı hastalık salgını olan yerlere mecburen gitmek gerekiyorsa
alınacak tedbirler ve yapılacak aşılar konusunda bir hekime danışmalıdır. Temizlenmemiş kirli yiyecekler yememeli
vücut temizliğine gereken dikkati göstermelidir.Bulaşıcı hastalıkların tedavisi çok çeşitli olup
hastalık yapıcı mikrobun cinsine göre değişir. Penisilin ve benzeri antibiyotikler bakterilere karşı tesirlidir. Sıtma gibi tek hücreli canlı cinsi mikroplarla meydana gelen hastalıklar da
çeşitli kimyevi maddelerden müteşekkil ilaçlarla iyileştirilir. Virüs hastalıkları ise antibiyotiklerden etkilenmezler.Başlıca bulaşıcı hastalıklar: Belsoğukluğu
Bruselloz
Çiçek hastalığı
Difteri
Dizanteri (amipli veya basilli)
Grip
Hepatit
Kızamık
Kolera
Menenjit
Psittakoz
Sıtma
Suçiçeği
Tetanos
Tularemi
Tüberküloz
Uyku hastalığı
Zatürre
Tifo
Tifüs. - Öksürürken
-
@Şaban Çilesiz hocam valla ben haftada 4-5 kez yapıyorum 10 kg dambıl var her 4 tekrar 25 er kez 100 sag sol kol toplam 300-400 leri buluyorum, şınav mekik önceden 100 kilo civarıydım çok zor yapıyordum hareketleri şimdi 77 kiloya düştüm boyum 1.80 civarı ve şimdi çok rahat hareketleri yapabiliyorum artık bol bol c vitamini dediginiz gibi bol bol su sebze türü baklagilli gıdaları almaya özen gösteriyorum içecekler olarak yeşil çayı öneririm vücut direncini arttıran en önemli içecektir bana zayıflamada en önemli faktörü gösteren yeşil çay dır... vücut direnci Egzersizle ve sporlar canlandırılır hocam bence tabikide vücut direncini düşürmicek şekilde gıdalı yiyecekleri yok saymadan... karaciger de yaglanmam vardı kiloluyken şimdi yok çok şükür... vücut direncim kendine geldi artık aktifim saglık kuruluşlarına git hastaya ilk spor yapıyormusun diyorlar artık spor hayattır hocam bence..
-
Şaban teşekkürler badi bacağımda sol tarafta bir ağrı var nedendir acep
Forum doktorumuz da var ne güzel ya 
badi yeni gördüm mesajı ağrı kesilmiştir sanırım
bundan sonrası için böyle bişey olursa ağrı 5 günden fazla sürerse ilk iş ortopedi doktoruna gitmek . . .
şayet bu ağrıya his kaybı ve uyuşma eşlik ederse hiç beklemeden önce fizik tedavi gidersin mr çektirilir sonrasında zaten gereklilik halinde kardiyoloji yada beyin cerrahi doktoruna yönlendirilirsin .
bu arada doktorluk değil bizimki badi Türk Filmindeki Doktor Kemal gibi merak edip öğrenmek
-
kaynak : yemek.com -
ÖKSÜRÜK VE BRONŞİTİ TARİHE KARIŞTIRAN, 3 MALZEMELİ SÜPER KARIŞIM
- 400 ml ılık su
- 2 adet muz
- 2 yemek kaşığı bal
- Muzları soyun ve plastik kaşıkla ezin (Muzları metal kaşıkla ezmeyin. Metal ile meyve temas ettiğinde, meyve çabuk bozulabiliyor ve sağlığınıza da zararlı)
- Ezilmiş muzları seramik veya cam bir kâseye koyup üzerine ılık su ilave edin. 30 dakika dinlendirin.
- Karışım soğuduktan sonra üzerine bal ilave edin. Karışımın iyice soğuduğundan emin olun çünkü bal, sıcak su ile temas etmesi halinde besleyiciliğini yitirecektir.
- Öksürük ve bronşite karşı doğal karışımımız hazır! Günde dört kez en fazla 100 ml olması şartıyla karışımı için. Unutmayın ki karışımı haftada beş gün içmeniz gerekiyor ve verdiğimiz tarif sadece bir gün için. Pahalı ilaçlar almak yerine ev yapımı, doğal ve sağlıklı karışımı deneyin.
-
Mide Bulantısına İyi Gelen Yiyecekler
Mide bulantısının pek çok farklı nedeni olabilir ancak bu nedenler arasında en sık görülenleri; migren, araç tutması, aşırı alkol kullanımı, stres, kaygı, vertigo ve gıda zehirlenmeleridir.
Tabii bunlar dışında gebelik döneminde yaşanan sabah bulantıları oldukça yaygındır. Bazı yiyecekler mide bulantısını şiddetlendirirken bazıları hafiflemesine yardımcı olabilir.
Eğer mide bulantısı düzenli olarak görülüyorsa ve ortada belirli bir neden yoksa öncelikle teşhis için doktora gitmelisiniz. Geçici mide bulantısını hafifletmek için aşağıdaki yiyecek ve içecekleri kullanabilirsiniz.
Mide Bulantısına Ne İyi Gelir?
Zencefil: Zencefil araç tutması, hamilelikte yaşanan sabah bulantıları gibi farklı nedenlerle görülen mide bulantılarına iyi gelir. Mide bulantısını hafifletmek için günde 2-3 bardak zencefil çayı içebilirsiniz. Çayı hazırlamak için toz zencefil yerine taze zencefil dilimlerinin kullanılması tavsiye ediliyor.
Sindirimi Kolay Gıdalar: Mideniz bulandığında bol proteinli veya yağ içeren sindirimi nispeten daha zor gıdalar yerine tuzlu kraker gibi atıştırmalıklar yiyebilirsiniz. Tadı ve kokusu çok güçlü olmayan krakerler mide bulantısını bastırabilir.
Limon: Bazı kadınlar gebelikte yaşanan bulantılar için limon kullanmaktadır. Limonun ekşi tadı veya bazen sadece kokusu bile mide bulantısını hafifletmeye yardımcı olur.
Daha etkili bir çözüm için hazırladığınız zencefil çayının içine yarım limon suyu sıkabilirsiniz.Mideyi Boş Bırakmayın: Boş mide bulantının artmasına neden olabilir. Bunun için hafif, midenizi tutacak, çok güçlü kokusu ve tadı olmayan yiyecekler tüketebilirsiniz. Mide suyunu alması ve midenizin dolması için bir parça ekmek içi yiyebilirsiniz.
Su: Sıvı kaybı mide bulantısını şiddetlendiren bir diğer faktördür. Özellikle mide bulantısı yaşadığınız günlerde içtiğiniz su miktarına özen gösterin. Kafeinli içecekler ve enerji içecekleri içmeyin. Suyu bir anda içmek yerine yavaş yavaş için ve suyun çok soğuk olmamasına dikkat edin.
Eğer mide bulantısı su kaybı nedeniyle görülüyorsa suyla birlikte kaybettiğiniz mineralleri daha hızlı yerine koymak için potasyum bakımından zengin muz yiyebilirsiniz.
Nane: Bulantının arttığı anlarda 1-2 nane yaprağı çiğnemek veya nane çayı içmek iyi gelebilir. Nane mideyi rahatlatarak bulantının kısa sürede geçmesine yardımcı olur. Ancak mide ekşimesi şikayetiniz varsa nane yemek ekşimeyi arttırabilir.
Elma: Elma, lifli yapısıyla mide bulantısına yol açan toksinlerin vücuttan atılmasını hızlandırır. Tabii bir seferde 2-3 elma yemek bulantıyı şiddetlendirebilir. 1 elmayı dilimleyin ve yavaş yavaş yiyin.
Kuruyemişler: Protein eksikliği bulantıyı arttırabilir ancak mideniz bulanırken et, tavuk veya balık yemek istemeyebilirsiniz. Bu gıdalar yerine 1 avuç fındık, fıstık, badem işinize yarayabilir.
Tavuk Suyu: Grip gibi hastalıkların tedavisine yardımcı olması için sık başvurulan yiyecekler arasında yer alan tavuk suyu çorbası (pirinçli veya erişteli) mide bulantısı yaşarken içmesi ağır bir çorba olabilir.
Ancak tavuk suyu mide bulantısına da iyi geldiği için çorba yapmak yerine 2-3 parça tavuğu haşladıktan sonra suyundan bir miktar içebilirsiniz. Evde tavuk yoksa bulyon kullanabilirsiniz.
Mide Bulantısı İçin Diğer Öneriler
Dinlenin: Aşırı mide bulantısı genellikle baş dönmesi ile birlikte görülür. Bu gibi durumlarda kendinizi zorlamayın ve dinlenmeye çalışın. Kısa bir uyku veya sırt üstü 30 dakika kadar uzanmak bulantının azalmasına yardımcı olacaktır.
Oda Sıcaklığı: Çok sıcak ortamlarda oturmayın. Evdeyseniz pencereleri açın ve içerdeki havayı tazeleyin.
Yürüyün: Dışarı çıkın ve yavaş adımlarla yürüyün ve hava alın.
Sonuç olarak mide bulantısı yaşadığınız günlerde aşırı kahve, çay içmekten kaçınmak, et yemekleri veya fast-food gıdalar yerine sindirimi kolay basit gıdalara yönelmek bulantının şiddetlenmesini önleyecektir.
Sürekli mide bulantısı ise başka bir sağlık sorununun belirtisi olarak görülebileceği için doktor kontrolü gerekebilir.
Mide bulantısı aşağıdaki durumlarla birlikte görülüyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidip muayene olmalısınız- Göğüs ağrısı
- Şiddetli karın ağrısı veya krampları
- Bulanık görme
- Bayılma
- Zihin karışıklığı
- Soğuk, nemli, soluk cilt
- Yüksek ateş ve boyun ağrıları
- Kusmuk içinde dışkı kokusu veya kan
- Hızlı nefes alma veya çarpıntı
-
son yıllarda kanser tedavisine ışık tutabilecek PDT(Photodynamic Therapy)-Fotodinamik terapiyle ilgili ufak bir yazı..
-
Fotodinamik tedavi nedir ?
Foto duyarlaştırıcı (photo sensitiser) adı verilen maddeler ve özel bir tip ışık kullanılarak yapılan tedaviye “fotodinamik tedavi” adı verilir. Bu tip tedavi genellikle kanser hücrelerinin ortadan kaldırılmasında kullanılır. Henüz çok yaygın olmayan bir yöntemdir.
Bazı maddeler hücre içine girdiğinde hücreyi ışığa duyarlı hale getirir. Bu maddeyi içeren hücrelere belirli dalga boyunda ışık uygulandığında hücre içinde meydana gelen reaksiyon ile çeşitli oksijen türleri oluşur. Bu oksijen türleri içinde bulundukları hücreyi öldürür. Böylece tedavi uygulanan hücreler ortadan kaldırılmış olur. Son yıllarda Amerika ve Çin’de bazı kanserlerin tedavisinde bu yöntem kullanılmaktadır.
Fotodinamik tedavi kanserde nasıl kullanılır ?
Kan damarına enjeksiyonla verilen foto duyarlaştırıcı adı verilen madde vücutta kan dolaşımı ile tüm hücrelere ulaşır. Ancak kanser hücrelerinde, normal hücrelere göre daha uzun süre kalır. Duyarlaştırıcı madde normal hücrelerden 24-72 saat içinde temizlendikten sonra, tümör hücreleri özel bir ışığa maruz bırakılır. Tümör hücrelerinin içinde bulunan foto duyarlaştırıcı madde bu ışığı emer ve reaktif olan bir oksijen formu meydana getirir. Bu oksijen formu kanser hücrelerinin ölümüne sebep olur. Kullanılan ışık genellikle bir lazerdir. Yüzeyel olmayan kanserlerde ışığın tümör hücrelerine ulaştırılması için vücuda sokulan ince tüpler kullanılır.
Hangi kanser türlerinde fotodinamik tedavi uygulanmaktadır ?
- Ağız boşluğu kanserleri,
- Yemek borusu kanserleri,
- Safra kanalı kanserleri,
- Mide kanserleri,
- Akciğer kanserleri,
- İdrar torbası (mesane) kanserleri,
- Melanom olmayan deri kanserleri.
Fotodinamik tedavinin avantajları nelerdir ?
Cerrahi operasyona gerek duymadan uygulanabilecek bir tedavi şeklidir.
Etkisi 48-72 saat gibi kısa bir sürede görülmeye başlar.
Tüm kanser hücrelerini, gözle görülemeyen kanser hücreleri de dahil olmak üzere, ortadan kaldırdığından, kanser tekrarlamaz.
Ameliyatı kaldıramayacak yaşlı ve başka bir takım hastalıkları olan hastalara rahatlıkla uygulanabilir.
Tedavinin yan etkileri nelerdir ?
Tedavi sırasında uygulana ışık, tedavi sonrası 6 hafta kadar süreyle gözleri ve deriyi ışığa karşı duyarlılaştırır. Bu sebeple, hastaların direk güneş ışığı veya aşırı parlak ışık kaynaklarından uzak durması tavsiye edilir.
Her ne kadar kanser hücrelerine yönlendirilmiş bir tedavi şekli olsa da, kanser hücrelerinin çevresinde, uygulama alanındaki normal hücreler de etkilenebilir ve yanma, şişlik ve ağrı hissedilebilir.kaynak : hayatisaglik.com ( @Baybars abi müsadenle paylaştığın yazıyı buraya da aktarayım dedim-bilinmesi gereken çok önemli bi bilgi daha edinmiş oldum teşekkür ederim abi
) -
Buarada ufak bir dipnot; konuda bahsi geçen fotosensitizer denilen bileşiklerin sentezini yapıyoruz:):) Bakalım ilaç olabilirler mi onu bilmem bu işler zor ama çabalıyoruz en azından. Bu fotosensitizer bileşikler ışığı absorplayıp moleküler düzeydeki elektronlarını bir üst enerji seviyesine ulaştırırlar ve birkaç yol izleyerek enerjilerini moleküler oksijene iletirler. Moleküler oksijen aldığı enerjiyle singlet oksijen dediğimiz çok reaktif bir oksijen türüne dönüşür ve bu yapı, tümörlü hücreleri yokeder. Esası buna dayalıdır
-
