Sağlık Konusunda Merak Edilenler ve Bilinmeyenler

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
  • Yaşamımız boyunca sahip olabileceğimiz en değerli şey sağlığımızdır. Sağlıklı olmadıktan sonra dünya bizim olsa da bir anlamı olmaz. Sağlığımız olduğu sürece emek vererek, çaba göstererek tekrardan sahip olduklarımızı kazanmamız mümkündür. Sağlığın değerini anca onu kaybedince anlarız, sağlıklı olduğumuz vakit önemsiz olarak görüp dünya malı için çabalarız. Ne zaman hastalandığımız zaman olursa o zaman her şey için pişmanlık duyarız.
    Sağlığımıza ulaşmak için yediklerimize içtiklerimize ve yaşantımıza dikkat etmeliyiz. Hiç olmadık yere hazır yiyeceklere yönelerek sağlığımızın etkilenmesine neden olmamalıyız. Zararlı alışkanlıklar sağlığımıza olan en büyük zararlardandır. Sağlıksız haldeysek eğer uzman doktorlara giderek tedavi olmalıyız. Sağlığımıza ulaştıktan sonra uyarılar ve dikkat etmemiz gerekenlere hür dikkat etmemiz gerekir. Huzurlu olarak yaşantımıza devam ederken hastalanmamıza neden olan sorunlarla da karşı karşıya kalabiliriz. Doğru tedavi yöntemleri uygulanarak sağlıklı şekile yaşamımıza devam edebiliriz.
    Sağlığını kaybeden insan için hayattaki en önemli şeyi sağlığı olmaktadır. Sağlığımızı korumak, hastalıklardan korunmak tamamen bizim elimizdedir. Sağlığımıza dikkat ettiğimiz sürece oluşabilecek sorunlara karşı korunmuş oluruz. Hastalanmamıza neden olabilecek her türlü davranıştan sakınarak kendimizi korumamız gerekmektedir .

    Bu nedenle bu konuyu açmak istedim ... konu başlığı altında sağlık konusundaki bilgiler paylaşılacak siz değerli forumdaşlarımızın sağlık konusundaki soruları merak ettikleri cevaplandırılacaktır .

    örneğin ; böbrek taşı sorunu olup üroloji doktoruna giden ameliyat denilen ve ameliyat olmak istemeyen biri için :

    Eşkina Balık Taşı Kullanımı

    1. KULLANIM ŞEKLİ :

    Temin ettiğiniz balık taşlarını cam bardağın içerisine koyunuz. 1 adet limonu bardağın içerisine sıkınız ve ağzını kapatınız. (Doğal Maden Suyu' da ilave edebilirsiniz) -Aç karna limon içmek mide rahatsızlığı verecekse 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edilebilir- 1 gün buzdolabında bekletiniz. Sabah aç karna idrara çıktıktan sonra taşları süzerek limon suyunu içiniz. Taş her gün yenilenen limonla takriben 7-10 gün içerisinde eriyecektir. Her sabah erimeyen taşlar üzerine tekrar limon sıkınız ve yine 1 gün bekleyerek ertesi gün aynı işlemi tekrar ediniz.

    2.KULLANIM ŞEKLİ :

    Taşlar büyükse yada hızlı sonuç almak istiyorsak günlük 2 yada 4 taş demir havanda bir miktar dövülerek cam bardağın içerisine alınız ve üzerine 1 adet limon sıkılarak ilave edilir güzelce eriyene kadar karıştırılıp ağzı kapatılıp buzdolabında 24 saat beklettikten sonra sabah aç karna idrara çıktıktan sonra karıştırılarak içilir. Taşlarınız bitene kadar bu işlem tekrarlanır. Mide rahatsızlığı olanlar karışıma içmeden önce zeytinyağ ilave edebilir.

    ÇOK ÇOK ESKİ , GEÇERLİLİĞİ PROFESÖRLER TARAFINDAN ONAYLANMIŞ BİR TEDAVİ YÖNTEMİDİR .

  • Migren Ağrısını Geçirmenin En Kolay Çözümü!
    Migren olanlara yardımcı olacak harika bir bilgi keşfedildi. Görünen o ki migreni birkaç dakikada içinde durdurmanın doğal bir yolu var.
    forum.havaforum.com/attachment/1621/

    Bu Sihirli Migren İksirini Hazırlayın

    Üç şeye ihtiyacınız var : su, limondan sıkılmış limon suyu ve 2 çay kaşığı tuz.Malzemeleri karıştırın ve için. Birkaç dakika bekleyin.

    Malzemeleri seçerken dikkat etmeniz gereken şey: Tuz iyi kalite olmalı. Pembe Himalaya deniz tuzu iyi bir seçim çünkü içinde 80 farklı eser mineral var (magnezyum dahil). Tuzu hızla yemenin serotonin seviyesini yükselttiği biliniyor. Bu da ağrı ve ödemi dindirmeye yardımcı oluyor.

    Bunun Size Göre Olduğunun İşareti


    Migren her on kişiden birinde görülüyor. Daha da ilginci migren insanların işe gidememe nedenleri arasında ilk yirmide.

    Migren mi geçiriyorsunuz ve Tuzlu Limon Suyu size fayda sağlar mı şu işaretlere bakarak anlayabilirsiniz:


    • Kafa zonklaması
    • Mide bulantısı
    • Kusma
    • Uyuşma
    • Karıncalanma
    • Baş dönmesi
    • Işığa, sese ve kokuya karşı hassasiyet
    • 2-72 saat arası süren ağrı

    Peki Neden Migren Oluyoruz ?


    Migrenin bir dizi nedeni var. Bu nedenlere bakarak belki de migreni daha başlamadan önleyebilirsiniz.


    • Stres bir neden olabilir. Migren önce stres kaynaklı başağrısı olarak başlayıp göz açıp kapayana kadar tam bir migrene dönüşebilir.
    • Alkol tüketimi bazı kişilerde migrene neden olur.
    • Vitamin ve mineral eksikliği de migrenin nedenleri arasında.
    • En yaygın nedeni susuz kalma ve elektrolit kaybıdır. Bu halsiz hissetmenizi garantiler ve migrene duyarlıysanız vücudunuza büyük bir başağrısı gelmesine neden oluyor olabilirsininiz.

    Susuz Kalma


    Çok su içseniz bile susuz kalabilirsiniz. Bunun nedeni vücudunuzdaki elektrolit seviyesinin düşük olması ve vücudun da elektrolit seviyesini dengelemek için fazla suyu atması. Bu duruma homeostaz (dengeleşim) deniyor.

    Ayrıca, migrenin de susuzluğa neden olduğu öne sürüldü. Eğer bu gerçekse bir kısırdöngü oluşuyor. Susuzluk migrene yol açıyor ve vücut susuz kalıyor, bunun sonuncunda daha çok migren ağrısı geliyor. Vücudunuz uygun elektrolit su dengesini sağlamaya çalışırken migrenle cebelleşmeniz günlerce sürebilir.

    Elektrolitler

    Elektrolitler vücudunuzdaki pozitif elektrik yüklü minerallere verilen isim. Bu elektrolitler vücudun en önemli süreçlerinden sorumlu. Bunlar arasında sinir sisteminin işleyişi, kardiyovasküler sistemin ve kas fonksiyonlarının düzenlenmesi de var.

    Tüm bunlarda önemli olan bir diğer mineral ise magnezyum. Magnezyum doğal ödem önleyicidir. Migrenin bir ödem tepkisi olduğu düşünülüyor. Bu da başağrınızı durdurmak için gereken Sihirli İksir'in içinde neden iyi kalite bir tuz kullanılması gerektiğini açıklıyor. Tuzdaki magnezyum başınızın içindeki hengameyle savaşmaya yardımcı olacak.

    kaynak : mynet.com

  • Dondurma Neden Baş Ağrısına Yol Açar ?
    Her üç kişiden birinin dondurma yedikten sonra şiddetli baş ağrılarından şikayet ettiği biliniyor.

    Jason G Goldman
    BBC Future

    Dondurma en sevilen tatlılardan biridir. Ancak her üç kişiden birinin dondurma yedikten sonra şiddetli baş ağrılarından şikayet ettiği biliniyor. "Dondurma ağrısı” ya da "beyin donması” olarak tanımlanan bu olgu bir süredir bilinmekle birlikte nedenleri hala tartışılıyor.
    Bu rahatsızlık 1850'lerden beri tıp literatürüne girmiş; fakat Uluslararası Başağrısı Derneği tarafından "soğuktan kaynaklı baş ağrısı” adıyla resmi olarak tanınması 1988'de olmuştur.

    Baş ağrısı uzmanları bu ağrıyı, ağza ya da kafaya soğuk bir şey uygulanmasıyla başlayan ve bu tetikleyici unsur ortadan kalktıktan bir süre sonra dinen bir ağrı olarak tanımlıyor.

    Ağrı genellikle alında ya da kulaklara yakın bölgelerde ve gözlerin arkasında hissediliyor. Yoğun, kısa süreli ve keskin bir ağrı olarak tanımlanıyor.

    Beyne duyum aktaran üst damaktaki sinirlerin bu ağrıya neden olduğu sanılıyor.Damağa soğuk bir şey dokunduğunda damarların büzülüp gevşemesi baş ağrısına yol açabiliyor. Soğuğu algılayan vücudumuzun beyne sıcak kan göndererek tepki vermesi ve kan akışındaki bu ani değişim ağrıyı tetikliyor.

    Önceleri dondurmanın yol açtığı baş ağrısının migrenin bir türü olduğu sanılıyordu. Her ikisi de dışarıdan bir unsur tarafından tetiklenmekle birlikte ayrı şeyler oldukları daha sonra tespit edildi.Fakat İsveç'te yapılan bir araştırmada, daha önce migren ağrısı çeken kadınların soğuktan kaynaklı baş ağrısına daha yatkın olduğu görüldü.

    Damak ve beyin

    2004'te Türkiye'de nörolog Macit Seleker migren ve stres kaynaklı baş ağrısı çeken hastalarını toplayıp "buz testi” uyguladı. Hastaların diline buz koymuş ve bunu damaklarına bastırmalarını istemişti. Hastaların yüzde 60'ı baş ağrısı hissetmiş ve bunların da yüzde 80'ini migrenli grup oluşturmuştu.

    Tayvanlı nörolog Jong-Ling Fuh Tayvan'daki gençlerde de benzer bir durum tespit etmişti. Fuh iki tür baş ağrısının damak ile beyin arasındaki kan akışının dinamikleri ile ilgili olduğu sonucuna varmıştı.

    Bu sorunun kaynağında yatan nörolojik ve damarla ilgili sırlar konusunda çalışmalar devam ederken bazı şeyler biraz daha netlik kazandı.

    Kanada'da bir üniversitede yapılan bir deneyde dondurmalarını hızlı yiyen gençlerde baş ağrısı riskinin yavaş yiyenlerin iki katından fazla olduğu görüldü. Buradan yola çıkarak soğuk uyarıcının damaktan hızlı geçmesi halinde baş ağrısı ihtimalinin arttığı sonucuna varıldı.

    Soğuk içecek ve tatlıların yanı sıra kışın sörf yapmak ve buz pateni pisti gibi soğuk ortamların da aynı şekilde baş ağrısına yol açabileceği ifade ediliyor. Bu ortamda devam eden baş ağrısının, ortamdan çıkınca sona erdiği belirtiliyor.

    Uzmanlar ayrıca bu tür baş ağrıları yüzünden dondurmadan vazgeçmek gerekmediğini, damağın en hassas arka kısmı ile dondurmanın temasını asgariye indirme halinde baş ağrılarının tetiklenmeyebileceğini söylüyor.

    kaynak : mynet.com

  • Ağız Kokusu Nasıl Giderilir ?

    Ağız kokusunun en önemli nedeni çürük dişler ve dişeti hastalıklarıdır. Bunların dışında, kokulu yiyecekler, sigara, yetersiz ağız temizliği, hazımsızlık gibi sindirim sistemi problemleri ve sinüzit gibi üst solunum yolları hastalıkları ağız kokusuna neden olabilmektedir. Ayrıca açlık ve bazı ilaçlar da ağız kokusu yapmaktadır.

    Ağız Kokusu Nasıl Giderilir? Ağız Kokusuna karşı ilk yapılması gereken ağız ve diş temizliğine özen göstermektir. Eğer çürük diş varsa tedavi ettirilmelidir. Bütün bu önlemlere rağmen geçmeyen ve sürekli bir hal alan nefes kokusunun nedeni şeker hastalığı, kansızlık gibi hastalıklar olabilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir.

    Ağız Kokusu için Şifalı Bitkiler: Ağız kokusunun bitkisel yöntemlerle üstesinden gelmek mümkündür. Karanfil çiğnemek ağız kokusunu alır. Naneli sakızlar da ağız kokusunu gidermekte faydalıdır. Tarçın ağızdaki bakterileri yok eder. Sirke, kimyon ve kekik de yararlıdır. Tabi bütün bu sayılanlar ağızdan kaynaklanan ağız kokusu için kullanılabilir. Ağız dışı etkenlerden kaynaklanan ağız kokularında doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

  • Saç Dökülmesine İyi Gelen Yiyecekler

    Saç dökülmesi büyük oranda kalıtsal nedenlerle meydana gelir ancak yetersiz beslenme nedeniyle oluşan vitamin ve mineral eksikliklerinin de saç dökülmesine yol açtığı bilinmektedir.
    Eğer saçlarınız kalıtsal nedenlerle dökülüyorsa bunu beslenmenizi düzenleyerek durdurmanız mümkün değil ancak saçlarınızın daha sağlıklı görünmesini ve dökülmenin yavaşlamasını doğru bir beslenme programıyla sağlayabilirsiniz.
    Saçlarınız belirli bir neden olmadan dökülmeye başladıysa başka bir hastalığın belirtisi olabileceği için bir doktora görünmeniz tavsiye edilir.

    Saç Dökülmesi ve Beslenme

    Yeşil Yapraklı Sebzeler: Demir bakımından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler demir eksikliğine bağlı saç dökülmesini durdurabilir.
    Demir eksikliği anemisinin karakteristik belirtisi saçların incelmesi ve dökülmesidir.
    Demir eksikliği, kandaki oksijen seviyesini düşürerek organlara ve saç köklerindeki hücrelere yeterince oksijen taşınamamasına yol açar.

    Meyveler: Pek çok meyve güçlü bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini bakımından zengindir ve antioksidan etkisi yaratır.
    C vitamini vücudunuzdaki enfeksiyonları önlemeye yardımcı olurken ısı, güneşin zararlı ışınları ve hava kirliliği nedeniyle yıpranan saçların sağlığını da korur.
    Portakal, greyfurt, karpuz, çilek başta olmak üzere C vitamini içeren meyvelerle saçlarınızın daha sağlıklı olmasını sağlayabilirsiniz.

    Kuruyemişler: Saçların normal uzama döngüsünün korumasında E vitamini, esansiyel yağ asitleri ve sülfür içeren kuruyemişler oldukça etkilidir.
    Ceviz, fındık, badem gibi yemişler saçlara doğal parlaklık verirken yerfıstığı saç dökülmesine neden olan tiroid bezi sorunlarını engelleyen iyot bakımından zengindir.


    Yoğurt: Saçların uzamasını teşvik eden kalsiyum ve protein bakımından zengin olan yoğurt aynı zamanda sindirime yardımcı olan iyi bakteriler içerir.


    Deniz Ürünleri: Balık, karides ve mideye gibi deniz ürünleri saç köklerini güçlendiren ve hormonları dengelemeye yardımcı olan çinko içerir.
    Erkek tipi saç dökülmesinde çinko eksikliyle sık karşılaşılmaktadır.


    Fasulye: Hayvansal gıdalar yoluyla alınan protein için daha sağlıklı bir alternatif olan fasulye sağlıklı saçlar için gereken proteini sağlayabilir.


    Tavuk, Hindi: Yeterince protein almadan sağlıklı saçlara kavuşmak ve yetersiz beslenme nedeniyle oluşan saç dökülmesini durdurmak mümkün değil.
    Gerekli proteini sağlıksız, yağlı et gibi besinlerden almak yerine daha az yağlı olan kaliteli protein kaynağı tavuk ve hindi eti tüketebilirsiniz. Ayrıca B12 vitamini ve biotin içeren yumurta saçlarınızı güçlendirecektir.


    Havuç: Gözlere faydasının yanı sıra saç derisini koruyan A vitamini içeren havuç sağlıklı saç kökleri için tüketilebilir. Saç derisinin sağlıklı olması saçın uzaması, parlak ve dayanıklı olması açısından önemlidir.


    Kabak Çekirdeği: Ceviz gibi kabak çekirdeği de omega 6 yağ asitleri, protein, çinko ve demir bakımından zengindir ve tüm bu mineraller saç sağlığını korumaya yardımcı olur. Her gün 1 avuç kabak çekirdeği yiyerek daha sağlıklı saçlara kavuşabilirsiniz.


    Saç Dökülmesine Karşı Beslenme Önerileri

    Erkek tipi saç dökülmesi düşük yağ içeren bir beslenme programıyla tamamen durdurulamasa da yavaşlatılabilir.
    Bazı bilim adamları erkek tipi kelliğin ergenlik döneminde artan testosteron seviyelerine bağlamaktadır.
    Hayvansal gıda temelli yüksek yağ testosteron seviyelerini arttırarak saç köklerini olumsuz yönde etkileyebilir.
    Proteinden oluşan saç telleri için günlük beslenme yoluyla alınan protein ve B vitaminleri çok önemlidir. Bu proteini yağlı gıdalar yerine fasulye, mercimek, yoğurt gibi kaynaklardan alabilirsiniz.

    Avrupa’da yapılan bazı çalışmalar soya proteininin saç büyümesini %15 oranında arttırdığını belirtmektedir.

  • Eğer 7 Gün Boyunca Aç Karna Sarımsak ve Bal Yerseniz Vücudunuza Bu Oluyor!
    Sarımsak yemeğe güzel bir lezzet vermesinin yanı sıra aynı zamanda birçok rahatsızlığı tedavi edebilen güçlü bir gıdadır.

    forum.havaforum.com/attachment/1696/

    Sarımsak dünya mutfaklarında en yaygın olarak kullanılan malzemelerden biri. Yemeğe güzel bir lezzet vermesinin yanı sıra aynı zamanda birçok rahatsızlığı tedavi edebilen güçlü bir gıdadır.

    Sarımsağı çiğ tüketmek, çok güçlü ve muhteşem bir ilaç etkisindedir.

    Sarımsak yüksek kan basıncını ve kolesterolü düşürür, koroner kalp rahatsızlıklarını ve kalp krizini önler. Aynı zamanda damar tıkanıklığının etkilerini azaltır.

    Bahar nezlesi, seyahat ishali, soğuk algınlığı, grip böcek ısırıkları ve mantar enfeksiyonları gibi günlük rahatsızlıklardan muzdaripseniz, sarımsak bu sorunlarınızda size yardımcı olabilir.

    Sarımsak ayrıca, osteoartrit, diyabet ve büyümüş prostat gibi rahatsızlıkların belirtilerini kontrol etmenize de yardımcı olur.

    Sarımsak, bağışıklık sisteminizi ve vücudunuzun toksinlerden arınma yeteneğini yükseltir. Soğan ve zencefil ile birleştirildiğinde kemoterapinin ardından toksinlerden arınmanıza yardımcı olur.
    Peki ya, yazın en leziz ve en taze meyvelerini bir arada bulabileceğiniz bu kokteylleri içmeye ne dersiniz?

    Sarımsağı nasıl kullanmalı?

    Sarımsağı tüketmenin en iyi yolu çiğ tüketmek, çünkü sarımsağın aktif bileşeni olan 'allicin', ısıyla etkisiz hale geliyor. Sarımsağı yemeden 15 dakika önce ezip dövün. Sarımsağı ezmek, allicin'in daha fazlasının vücut tarafından kullanılabilmesini sağlayan bir reaksiyonu tetikler.

    Sarımsak, aç karna yenmeli çünkü mide çok dolu olduğunda, yiyeceklerdeki besinlerin emilmesi ve işlenmesi zorlaşır.


    Çiğ Sarımsak ve Bal

    2-3 diş sarımsağı küçük küçük doğrayın. 1 kaşık bal ile karıştırın.

    Bu karışımı her gün tüketirseniz kendinizi daha enerjik ve daha sağlıklı hissedeceksiniz.

    Sarımsaklı Grip Toniği

    Eğer cildiniz hassassa bir eldiven giyin. Bu toniği hazırlarken elinizle gözlerinizi ovalamayın, çünkü içindeki doğal yağlardan bazıları cilt kızarıklığına veya cilt yanmasına neden olabilir.

    Malzeme Listesi

    - Kabaca doğranmış 1/2 adet soğan
    - 3 diş kabaca doğranmış sarımsak
    - 2 adet kırmızı acı biber, kabaca doğranmış
    - 1 yemek kaşığı doğranmış zencefil
    - 1 adet limonun suyu
    - Çiğ ve filtresiz elma sirkesi

    Hazırlanışı

    Yaklaşık 350-500 ml büyüklüğünde bir cam kavanoza kabaca doğranmış soğanları koyun. Ardından doğranmış sarımsakları ilave edin. Doğranmış acı kırmızı biberleri çekirdekleriyle beraber ilave edin.

    Doğranmış zencefili kavanoza dikkatlice yerleştirin. Limonu ayrı bir kapta sıkın, içinden limon çekirdeklerini çıkarıp kavanozda zencefillerin üzerine dökün.

    Son olarak, kavanozun üstünde 1 cm boşluk kalacak kadar elma sirkesi ilave edin. Kavanozun kapağını kapatın ve tezgahta veya kilerde muhafaza edin.

    Artık bu şifalı toniği, boğaz, soğuk algınlığı ve grip rahatsızlıklarınızda kullanmaya başlayabilirsiniz.


    kaynak : mynet.com

  • ABD'deki Dartmouth Üniversitesi Geisel Tıp Okulu'ndan araştırmacılar, kedi dışkısındaki öldürücü bir parazitin kanser tedavisinde kullanılabileceğini tespit etti.
    ABD'deki Dartmouth Üniversitesi Geisel Tıp Okulu'ndan araştırmacılar, kedi dışkısındaki öldürücü bir parazitin kanser tedavisinde kullanılabileceğini tespit etti.


    YUMURTALIK KANSERİ TEDAVİSİNDE ETKİLİ
    Yalnızca kedi dışkısında bulunan tehlikeli Toxoplasma gondii isimli parazit, toksoplazmos ve şizofreni gibi hastalıklara yol açabiliyor. Ancak ABD'li araştırmacıların gerçekleştirdiği ve PLOS Genetics dergisinde yayınlanan son çalışmada, bu kötücül parazitin yumurtalık kanseri tedavisinde etkili olabileceği belirtildi.


    FARELER ÜZERİNDE DENENDİ
    Araştırmacılar, parazitin salgıladığı proteinlerin bağışıklık sisteminin kanserli hücreleri yok etmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Daily Mail'e konuşan araştırma ekibinden Prof. David Bzik, parazitteki proteinlerin kullanımının bağışıklık sistemini kontrol eden önemli mekanizmaları harekete geçirebileceğini söyledi. Öte yandan bu parazit kullanılarak oluşturulan bir aşının da fareler üzerinde denendiğinde yalnızca yumurtalık kanseri değil, göğüs, böbrek, akciğer ve karaciğer kanserli hücrelere de etki ettiği gözlemlendi.

    kaynak : sondakika.com

  • Kanserin sanılandan çok daha eskiye dayandığı ortaya çıktı
    Kanserin insanlık tarihi kadar eski olduğu ortaya çıktı.

    forum.havaforum.com/attachment/2470/

    Bilim insanları, kanserin sanılandan çok daha eskiye dayandığını ortaya çıkardı.
    -"South African Journal of Science" dergisinde yayımlanan çalışmada, Güney Afrika'da bir mağarada bulunan ve yaklaşık 1,7 milyon yıl öncesine ait olduğu sanılan insan fosilinde kanserli dokuya rastlandığı belirtildi.
    -Araştırmacılar, Johannesburg yakınlarındaki Swartkrans Mağarası'nda bulunan ayak parmağında nadir görülen ve ölümcül bir tür olan "osteosarkom" kemik tümörünün olduğunu belirledi.
    -Daha önce yaklaşık 120 bin yıl öncesine ait bir insan fosilinde tümör bulunmuştu.
    Araştırmacılardan Edward Odes, Swartkrans Mağarası'ndaki fosilin insanoğlunun sanılandan çok daha uzun süre kanserle mücadele ettiğini gösterdiğini belirtti.
    -Witwatersrand Üniversitesi'nde görevli Odes, "İnsanlar, kanserin modern yaşam tarzı ve doğal ortamdaki değişiklerle ilgili olduğunu düşünüyor. Oysa elde ettiğimiz bulgular, kanserin kökenlerinin neredeyse insanlık tarihi kadar eski olduğunu gösteriyor." dedi.
    -Çok sayıda fosilin bulunduğu Swartkrans Mağarası, İnsanlığın Beşiği Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor.

    AA

  • Alçak darbe girişim sonrası isteyene bedava oldu

    15 Temmuz gecesi hainleri darbe girişimi sonrası sinirleri bozulan toplumun ruh sağlığını korumak ve iyileştirmek için Ruh Sağlığı Derneği öncülüğünde ücretsiz psikolojik ve ilk yardım/TSSB eğitimi verilecek.

    Devletin varlığına ve milletin birliğine kasteden darbe maksatlı saldırının ulusal ve küresel suç ortaklarını tüm şiddetiyle kınayan ‘Ruh Sağlığı Derneği’, diğer yandan da yaşanan psikolojik yaralanmaların etkilerini azaltmak için harekete geçti.Darbe maksatlı hain kalkışmayla birlikte üzerine düşeni en iyi şekilde yapmak, bu topraklarda yaşamanın hakkını vermek için ilk adımı atan dernek, Kim Psikoloji Merkezi’yle birlikte; işbirliği yapılan kurumlar, uzmanlar, üyeler ve vatandaşlara travma desteği vermeye başlıyor. ‘Gün birlik olma günüdür’ sloganıyla girişilen bu çalışmada; 30-31 Temmuz 2016 tarihleri arasında 2 gün şeklinde düzenlenecek psikolojik destek yardımıyla sahaya inecek olan uzmanlar, vatandaşların yanında olduklarını göstererek onların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamaya çalışacak.

  • kanserin tedavisinde ilginc gelismeler oluyor @Şaban Çilesiz ,klasik yontemlerin gelistirilmesinin yani sira yeni yontemler kesfediliyor, PDT(fotodinamik terapi) tedavisinide bakabilirsin biz bu isin kimyasiyla ilgileniyoruz.

    Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi, biz de ateş idik!

  • Sıcak havanın gizli tehdidi
    Yaz sıcaklarının mevsim normalleri üzerinde seyretmesi, pek çok riski de beraberinde getiriyor.


    Sıcak havalarda fark edilmeden bozulan, açıkta satılan gıdalara karşı uyaran Gıda İşleme Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, "Hava sıcaklığında yaşanan dalgalanmalar, birtakım sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Sıcak havalarla birlikte artan besin zehirlenmelerine karşı da tedbirli olunmalı. Böyle havalarda yanlış ya da ihmalle oluşan uygulamalar neticesinde besinlerin bozulma riski artar ve besin kaynaklı zehirlenmeler sık görülebilir. Artan hava sıcaklıkları ile birlikte vücutta su ihtiyacı da artar, besin zehirlenmesine neden olan mikroorganizmalar ise sulu ve sıcak ortamda hızla gelişebilir. Bu nedenle mikroorganizmalar nedeniyle mikrop bulaşan sıvıların içilmesi veya gıdaların tüketilmesi sonucunda genel olarak kusma ve ishal vakaları ile beliren gıda zehirlenmeleri görülebilir" dedi.

    ÖLÜME YOL AÇABİLİR
    Besin zehirlenmelerinin yazın daha sık görülmesinin, gıdaların uygun ortamlarda saklanmamasından kaynaklandığının altını çizen Uzel, "Besin zehirlenmeleri çoğunlukla hafif seyirli ve kısa süreli hastalıklar olmalarına karşın zehirlenmeye yol açan besinle ve kişiyle ilgili bazı faktörler hastalığın zaman zaman daha ağır seyretmesine, hatta ölümcül olmasına yol açabilir. Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı; et, balık, yumurta gibi çabuk bozulan potansiyel riskli besinler açıkta bekletilmemeli" diyerek uyarıda bulundu.

    YİYECEKLERİ UYGUN ORTAMDA SAKLAYIN
    Yrd. Doç. Dr. Uzel, besin zehirlenmesine karşı alınacak tedbirleri ise şu şekilde sıraladı:
    -Meyve ve sebzeler tüketilmeden önce bol su ile yıkanmalı.
    -Çiğ ve pişirilmiş besinler, birbirine temas etmeyecek şekilde üzeri açık hava ile temas halinde olmadan saklanmalı.
    -Yemekler mümkünse günlük olarak hazırlanmalı, birden çok kez ısıtılmamalı.
    -Uygun saklama ve servis koşulları dışında sunulan dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketimi kontrol altına alınmalı, besinler güvenilir yerlerden satın alınmalı.
    -Kırık, çatlak, ambalajı zedelenmiş gıdalar satın alınmamalı. Özellikle konserveler satın alınırken kutusu zedelenmiş, kapak kısımları şişme yapmış ürünler seçilmemeli.
    -Çabuk bozulan, bakterilerin hızlı üreyebildiği yüksek risk grubundaki et, süt, yumurta, balık gibi besinler açıkta uzun süre bekletilmemeli, bu besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi sırasında hijyen kurallarına dikkat edilmeli.
    -Dondurulmuş ürünler satın alınıyorsa paketin içinde ya da alt kısımlarında buz kristallerinin olmamasına dikkat edilmeli.
    -İçme suları güvenilir kaynaklardan alınmalı, damacanaların uzun süre güneşte bekletilmesinden kaçınılmalı.
    -Mutfakta kullanılan bezler, tutaçlar, bulaşık süngerleri, kullanım sonrası iyice dezenfekte edilmeli, nemli ve sıcak ortamda bırakılmamalı.
    kaynak : sabah.com

  • Denizde diyabet hastalarını bekleyen tehlike!
    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Mesut Yeşilova, yazın serinlemek amacıyla deniz ve havuza giren diyabet hastalarını, dış kulak enfeksiyonu riskine karşı uyardı.
    "Diyabet hastaları daha çok dikkat etmelidir. Diyabet hastasının tedavisi normal hastaya göre çok daha uzun sürer. Bunun nedeni ise diyabet hastasının ilaçlara daha geç tepki göstermesi ve daha uzun sürede tedavi edilebilmesidir. Normal bir hastada tedavi süresi 3-5 gün olurken, diyabet hastasında bu süre 3 aya kadar çıkabilir ve 3 ay boyunca ağrı hissedebilir. Onun için diyabet hastaları denize ve havuza girerken daha dikkatli olması gerekmektedir."
    "Dış kulak yolu iyi korunan ve kendi kendini temizleyen bir yapıya sahiptir. Buna rağmen mantar, virüs ve bakteri gibi enfeksiyonlar bu bölgeyi etkileyebilmektedir. Deniz ve havuza girmeden önce mutlaka kulağınıza ve burnunuza koruyucu takın. Temiz olmayan suların vücuda karışması enfeksiyonu da beraberinde getirir. Baş ağrısı, ateş yükselmesi, kulak ağrısı ve hatta diş ağrısı gibi belirtiler ise enfeksiyon habercisidir."Yaz aylarında gelen 150 hastanın 75'inde enfeksiyon görüldüğünü kaydeden Yeşilova, özellikle çocuklar ve yaşlı insanlarda hastalığın erken teşhisinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.
    kaynak : sabah.com

    dip not : bu konuda hassas olanlarımız aşağıdaki resimlerde örnek verdiğim gibi kulak tıkaçları kullanabilirler - eczanelerde genelde bulunur
    forum.havaforum.com/attachment/2622/forum.havaforum.com/attachment/2623/forum.havaforum.com/attachment/2624/

  • Yulafın Faydaları Nelerdir?
    Kalp ve damar hastalıklarının iyileştirilmesinde oldukça faydalı işler yapan yulaf, yüksek tansiyon, varis problemleri, basur ve diyabet gibi oldukça yaygın olarak görülen hastalıkların tedavi edilmesinde de etkilidir.
    Doğal ve sağlıklı içeriği ile yulaf, faydalı bir besin kaynağıdır ve birçok hastalığın tedavisinde etkisi bulunur. Üreme sorunlarının tedavisinde, kolesterol seviyesinin normalleştirilmesinde, kalbin korunmasında ve bağışıklığın desteklenerek bireyin daha sağlıklı bir yaşam sürdürmesinde yardımcı olmaktadır. Bunların yanı sıra, düşük kan şekeri seviyesini düzenler, astım riskini azaltır, kanser türlerinin ortaya çıkmasına engel olur, özellikle de kolon ve meme kanserlerinin engellenmesinde etkilidir. Yulafın her yaş genelinde kullanılması önerilmektedir. Vücut sağlığı ve direncinin meydana çıkarılmasında oldukça faydalı bir maddedir.

    gfseu-0-60.png

    Kalp ve damar hastalıklarının iyileştirilmesinde oldukça faydalı işler yapan yulaf, yüksek tansiyon, varis problemleri, basur ve diyabet gibi oldukça yaygın olarak görülen hastalıkların tedavi edilmesinde de etkilidir. Zayıflatıcı diyetlerin vazgeçilmezi olarak kullanılan yulaflar, bağırsaklarda meydana gelen zararlı bakterilerin yayılması ve büyümesini engelleyici niteliklere sahiptir.
    Yulaf içerdiği bol miktardaki karbonhidrat ve protein ile birçok mineral ve vitamin deposudur. Omega 3 ve 6, yağ asitleri, kalsiyum, lif, demir, magnezyum, manganez, fosfor, potasyum ve çinko gibi birçok içerikle oldukça faydalıdır. Bunların yanı sıra, B1 vitamini, B2 vitamini, B3 vitamini, B5 vitamini, B6 vitamini ve B9 vitamini yönünden de oldukça iyi bir kaynak olarak söylenebilir. Ciltte meydana gelen kaşıntı, iltihap ve çatlamaların giderilmesinde uygulanabilir.

    Yulafın Faydaları


    1. Cilt Sağlığına Faydaları

    Yemeklerin yanı sıra tüketilmesinin yanında, cilt için özel karışım olarak da kullanılabilen yulaf, yaygın olarak tercih edilmektedir. Çok eski zamanlardan beri bir cilt bakım aracı olarak kullanılmıştır.
    Cilt sağlığının sağlanması amacıyla yulafın en önemli etkilerinden biri, aknelerin tedavisinde kullanılmasıdır. Bir süreç dahilinde yulafın cilde uygulanması sonucu aknelerin engellenmesi mümkün olabilmektedir. 10-20 dakika boyunca pişirilmesi sonucu, ılık şekilde deriye uygulanan yulaf sayesinde ciltte meydana gelebilen aknelerin ortadan kalktığı görülebilir. Aknelerin yanı sıra, sivilcelerin de giderilmesinde etkili şekilde kullanılabilir. Cilt problemleri olan bireylerin sıklıkla kullandığı yulaf, pul pul dökülen deriler için de yararlı olur.
    Bir bardak süt ve bir miktar yulaf karışımının 15-20 dakika boyunca kaynatılması ve ardından soğutularak cilde uygulanması sonucu kuru ciltlerin yumuşaması sağlanabilir. Bu karışımın bir süre boyunca masaj olarak cilde uygulanması sonucu ciltte meydana gelen döküntü ve kaşıntı problemleri giderilebilir. Karışımı cildinize uyguladıktan sonra durulayınız. Bu uygulamanın haftada en az bir kez tekrar edilmesi sonucu daha yumuşak ve daha sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz.
    Daha nemlendirilmiş bir cilt istiyorsanız, bir bardak süt ve biraz yulaf karışımına biraz da bal eklemeniz gerekir. Bu yeni karışımın cilde uygulanması ile daha nemlendirilmiş bir cilde sahip olabilirsiniz. Ancak, süt-yulaf karışımına bal eklerken, karışımın kaynamasından daha sonra balı eklemelisiniz. Aksi takdirde balın etkisini kaybetmesine neden olabilirsiniz. Bu, bu karışımın nemlendirici özelliğinin kaybedilmesine neden olabilir.

    2. Kemik ve Kas Sağlığını Korur

    Yulafın düzenli şekilde tüketilmesi, bireylerin kemik ve kas sağlıklarının korunmasında etkili olduğu söylenebilir. Çocukların gelişme süreçlerinde iskelet sistemlerinin sağlıklı şekilde oluşmasına katkı sağlar. Birçok mineral yönünden zengin olan yulaf, içerdiği yüksek orandaki demirle kemiklerin daha sağlam olmasını sağlayabilir.

    3. Kolesterolün Düşürülmesi

    İçeriğindeki lif kaynağı ile yulaf, lipid düşürücü etkiye sahiptir. Çözülebilen lif ile kötü kolesterol olarak bilinen LDL seviyesinin düşürülmesinde etkin rol oynar.
    Ek olarak, yulafın içerdiği antioksidan, LDL oksidasyonuna karşı korur. Bu antioksidan içerik C vitamini ile birlikte olduğunda daha iyi sonuçlar meydana gelir.
    Bu sebeple, kolesterol seviyesinin düşürülmesinde C vitamini ve yulaf zengini ürünlerin birlikte kullanılması etkinin yüksek olmasını sağlayacaktır. Portakal buna örnektir.

    4. Göğüs Kanserine Karşı Korur

    Yulaf, lignanlar ve enterolakton gibi fitokimyasallar yönünden zengindir. Bu da kanserin engellenmesinde önemli bir koruma sağlar. Özellikle, enterolakton, göğüs kanseri ve diğer hormonlar ile alakalı kanserlerin engellenmesinde etkili bir yapıda olduğu görülmüştür.
    Ek olarak, yulaf ve çavdarın içinde bulunan çözünebilir lif ve diğer besinler, göğüs kanser hücrelerine direkt olarak etki sağlar.
    Yapılan araştırmalara göre, menopoz öncesi kadınlarda, bu tür besinleri içeren zengin diyetler dahilinde, göğüs kanseri gelişme riski yüzde 41 oranında düşebildiği görülmüştür.

    5. Sinir Sisteminin Korunması

    Yulafta var olan zengin minerallerin, bireylerin sinir sistemleri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu belirtilmektedir. Sinirler üzerinde rahatlama sağlayarak stresten alıkoyar. Günümüzün en büyük sorunlarından biri haline gelmiş olan stres, erken dönemde engellenmezse ilerleyen zamanlarda fiziksel sorunları beraberinde getirebilmektedir. Bu noktada stres özellikle sinirsel sistemleri kötü yönde etkileyerek bireyler üzerinde oldukça olumsuz sonuçlar doğurabilir. Yulaf tüketiminin sinir sistemlerini düzenlemesi sonucu stresin neden olabileceği sinirsel problemlerin önüne geçilebilir. Bu sayede ruhsal problemlerin engellenmesi sonrası meydana gelebilecek fiziksel sorunlarında önüne geçmiş olursunuz.

    6. Diğer Faydaları

    Yulafın birçok soruna olumlu etki yaptığını belirttik. Bunların yanı sıra, uzmanlar, yulafın guatr sorunu olan hastaların tedavilerinde kullanılabileceğini de belirtmektedirler. Yulaf tüketimi ile tiroid bezlerinin sorunları engellenebilir. Kemik sağlığı açısından etkili olan yulaf, diş sağlığına da faydalı bir etki sağlar.
    İktidarsızlık gibi sorunlara da iyi geldiği düşünülen yulaf, kan şekeri seviyesinde sorunlar yaşayan hastaların kan şekeri seviyelerinin normal düzeylerde tutulmasına yardımcı olur.

    kaynak : mynet.com

  • az önce 20 gündür doktor doktor dolaşan ayağında enfeksiyon var denilen mr röntgen ve türlü işlemler sonucu hala ayağı iyileşmeyen bir hastanın detaylı tomografi çekimiyle ayağında kırık olduğunu belirledik . . . 20 gündür boşu boşuna ağrı çekmiş çocukcağız talus bölgesinde fraktür hattı izlenmekte .... ''Talus posterolateralde lineer fraktür hattı izlendi. ''
    forum.havaforum.com/attachment/2864/

  • Panik atak nedenleri - çözümleri

    Anksiyete ve panik atak günlük hayatı etkiliyor.
    Panik atağın ne zaman geleceği bilinmiyor.
    Bu da kişilerin kaygısını artıran, sosyal uyumunu bozan en önemli etmenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
    Genelikle aniden ortaya çıkan ataklarda çarpıntı, terleme, nefes darlığı, baş dönmesi ve bulantı gibi belirtiler oluyor.
    Araştırmalar sonucu anksiyete ve panik atak durumlarının B grubu özelikle B6 vitamini ile demir minerali düşük olan kişilerde ortaya çıktığı belirtiliyor.
    Uzmanlar bu hastalıklardan kurtulmak için B grubu vitaminleri ile demir minarelini içeren besinlerin tüketilmesini öneriyor.
    Ve şu besinleri tavsiye ediyor: B vitamini en çok böbrek ve karaciğer gibi sakatatlarda bulunuyor.
    Bunun yanında bezelye, ceviz, ıspanak, kepek ekmeği ve tahıllı ekmekler.

    detaylı bilgi için : http://www.psikiyatri.org.tr/pagepublic.aspx?menu=22

  • az önce 20 gündür doktor doktor dolaşan ayağında enfeksiyon var denilen mr röntgen ve türlü işlemler sonucu hala ayağı iyileşmeyen bir hastanın detaylı tomografi çekimiyle ayağında kırık olduğunu belirledik . . . 20 gündür boşu boşuna ağrı çekmiş çocukcağız talus bölgesinde fraktür hattı izlenmekte .... ''Talus posterolateralde lineer fraktür hattı izlendi. ''
    forum.havaforum.com/attachment/2864/

    bu bahsettiğin talus bölgesi ve halk ağzıyla tarak kemiği kırıkları ağır tramvalı kırıklar olmadığı sürece zor tespit edilen kırıklar, annemin başına gelmişti 4 doktor 3 tomografi sonunda en uzman olan operatör doktor kırığı gördü:D:D tabikide biz acil serviste 4 saat geçirdik..

    Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi, biz de ateş idik!