Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
  • Hindistan tek roketle uzaya 104 uydu gönderdi

    Hindistan Sriharikota uzay üssünden yörüngeye 104 nano uydu göndererek rekor kırdı. Uyduların hepsi 320 ton ağırlığındaki bir roketle gönderildi. Bu alandaki rekor 2014'te uzaya 37 uydu gönderen Rusya'ya aitti.Hindistan uzay araştırma kurumu ISRO, Sriharikota uzay üssünden yörüngeye 104 nano uydu göndererek rekor kırdı. Toplam 320 ton ağırlığındaki PSLV-C37 taşıyıcı roketi üsten başarıyla fırlatıldı.
    Tek roketle uzaya en fazla uydu gönderme rekoru 2014 yılında uzaya 37 uydu göndermeyi başaran Rusya'ya aitti. ISRO'nun uzaya uydu taşıma için düşük ücret talep etmesi başka ülkelerden ilgi görüyor.
    Fırlatılan 104 uydudan 96'sı başka ülkelere ait.
    Bu ülkeler arasında İsrail, ABD, Kazakistan, Hollanda, İsviçre ve Birleşik Arap Emirlikleri de bulunuyor.

    Kaynak: BBC

  • Dünyada 7 değil 8 kıta bulunuyor

    ABD'li bilim insanlarına göre coğrafya kitaplarının yerinden yazılması gerekiyor. Bilim insanlarına göre, dünyada 7 değil 8 kıta bulunuyor. Yüzde 94'ü suyuna altında olan kıtanın ismi ise Zealandia.


    ABD'nin saygın bilim dergilerinden "Amerikan Jeoloji Topluğu"nda yayımlanan bir araştırma dünyada 7 değil 8 kıta olduğunu ortaya koydu.

    11 bilim insanının yer kabuğu çatlakları konusunda yaptığı çalışmalar Avustralya'nın doğusunda "Zealandia" isimli yeni bir kıtanın varlığını ortaya çıkardı.

    Yeni Zelanda ve Yeni Kaldonya isimli bölgelerin Avustralya'dan 85 milyon yıl önce koparak ayrılan ve 4.9 milyon kilometrekarelik kıtanın bir parçası olduğu belirtiliyordu.


    "Zealandia" terimi 90'lı yıllarda 200 milyon yıllık parçalanmış bir süper-kıtanın bir kısmını ifade etmek için kullanılmıştı.


    Okyanus tabanındaki yarıklar, kaya türleri ve alanın sınırlarını inceleyen uzmanlar, fikri ileriye taşıyarak buranın yeni bir kıta olduğu kanısına vardılar.


    4.9 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle yüzde 94'ü su altındaki "Zealandia" dünyanın en küçük kıtası olabilir.

    Bölgede milyarlarca dolar değerindeki yeraltı kaynakları bulunuyor. Yeni kıtanın varlığı bu kaynakların kimin kıta sahanlığında bulunduğu tartışmalarına da yol açabilir.


    Ancak bu durum yalnızca Birleşmiş Milletler kıta sahanlığı antlaşmalarına göre belirlenebiliyor.

  • Gökten yere işleri çekip çevirir. Sonra sizin saymakta olduğunuz bin yıla denk bir günde/dönemde O’na yükselirler. (32:5)

    Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde/dönemde O’na yükselirler.(70:4)

    Tarih boyunca zamanın gerek Evren’de, gerekse mümkün olabilecek her ortamda her varlık için aynı şekilde işlediği tahmin edilmiştir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda Kuran’ın yukarıdaki ayetlerinin insan zihni için ne kadar köklü bir anlayış değişikliği getirdiği ortadadır. Kuran, değişik durumlarda “gün” kavramının değişeceğini, “bir günün” elli bin yıla eşit olabileceğini söylemiştir. Yüzlerce yıl muhtemelen “Acaba böyle bir şey nasıl olabilir?” itirazlarıyla karşılaşmış olan bu ayetlerin, aslında ne kadar önemli gerçeklere işaret ettiği son yüzyılda anlaşılmıştır.
    Einstein’ın en meşhur keşfi “İzafiyet Teorisi”dir. Fizikle ciddi bir şekilde ilgilenmeyen birçok kişi hâlâ bu teorinin ne demek istediğini anlayabilmiş değildir. Oysa Kuran ancak bu teoriyle 20. Yüzyılda anlaşılabilen gerçeklere 1400 yıl önce işaret etmektedir. Einstein, izafiyet ile ilgili açıklamalarını “Özel İzafiyet Teorisi” ve “Genel İzafiyet Teorisi” diye iki çalışmada toplamıştır. İzafiyet Teorisine’ne göre ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir araca binen kimse için zaman daha yavaş akmaktadır. Dünya’daki bir kişi için 100 gün geçtiğinde, ışık hızına yakın hareket eden kişi için 50 gün geçmektedir. Bu bulgu “Özel İzafiyet Teorisi”nin en ilginç sonucudur. Evren’de hız arttıkça zaman daha yavaş geçmektedir. Demek ki zaman aynı Kuran’ın işaret ettiği gibi izafi bir kavramdır. Değişik ortamlarda, değişik yerlerde, değişik hızlarda saatler farklı işlemektedir.
    Son olarak şu ayetleri de eklemekte fayda var;
    Onları toplayacağı gün sanki sadece birbirleriyle tanışacakları gündüzün bir saati kalmışlar gibi gelir…
    Dedi ki “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” (23:112)
    Dediler ki “Bir gün veya bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.” (23:113)

  • 18:01'de uzay istasyonuna gitmek üzere roket gönderilecektir.
    (1 hour from launch of Falcon 9 & Dragon to the International Space Station. Rocket & weather are go. Launch at 10:01am ET, 15:01 UTC)
    -SpaceX


    Canlı İzlemek isteyen
    https://www.nasa.gov/multimedia/nasatv/index.html#public

    http://www.spacex.com/webcast

    Einmal editiert, zuletzt von -Jupiter- (18. Februar 2017 um 17:37)

  • Kuasarlar



    Kuasarlar, (kuazar, quasar veya Türkçesi “yılberk”) haklarında çeşitli düşünceler olan ve gizemini korumaya devam eden gök cisimleridir. Peki Kuasarların ne gibi özellikleri vardır, ne işe yararlar?
    Bir kuasar, aşırı parlaklığa ve kütleye sahip gök cismidir. Yaydığı enerji ve ışık miktarı o kadar büyüktür ki, bu miktarda bir enerjinin bir galaksideki tüm yıldızların yaydığı enerjiden daha fazla olabilir. Önceleri kuasarların evrenin ilk oluşum zamanından kalan antik gökadalar (galaksiler) olduğu düşünülüyordu.
    Fakat son zamanlarda yapılan araştırmalar bazı kuasarların yakınlarındaki gökadalarla madde alışverişi yaptığını kanıtladı. Bu durum kuasarların antik gökadalar değil de evrenin her yerinde bulunabilecek gökcisimleri olduğu fikrini benimsetti.


    Kuasarlar, noktasal ışık kaynaklarıdır ve yaymış oldukları muazzam enerjiye rağmen çok küçük boyutlardadırlar. Bu nedenle, hiçbir kuasar detaylı biçimde fotoğraflanamaz. Bu fotoğraftaki kuasar, Hubble uzay teleskobu tarafından görüntülenmiş.


    Çoğu kuasar bize 3 milyar ışık yılından daha uzaktadır. Gökyüzünde görünen en parlak kuasar ise bize 33 milyar ışık yılı uzaklıkta olmasına rağmen, oldukça parlak görünmektedir ki bu da muazzam enerjisinin kanıtıdır. Bu gökcisimleri aynı zamanda yararlı birer referans noktalarıdır. Referans noktası olarak kullanılmalarında ise parlaklıkları, belirgin olmaları ve en önemlisi uzaklıkları önem taşımaktadır. Böyle uzak bir gök cisminin mevcut teknolojimize göre durağan görünmesi şaşırılacak bir durum değildir. Mevcut görüşlerden biri ise kuasarları “ak delik” olarak tanımlayıp hala gizemini koruyan başka bir gök cismi olan kara deliklerin öbür ucu olduğunu ileri sürüyor. Yani kara deliklerin yuttuğu ışığın, gezegenlerin ve hatta yıldızların çıkış yolunun kuasarlar olduğunu varsayıyor. Ancak bu “ak delik” yorumu tümüyle bilimkurgusal bir varsayımdan ibarettir ve bilim çevreleri tarafından ciddiye alınmaz. Kuasarlar hakkında her ne kadar ortaya atılmış sağlam bir teori olmasa da kim bilir belki ilerde bizden sonraki nesillere solucan deliği ve uzay-zaman hakkında çarpıcı bilgiler sunabilir.

  • @Pangea @ahmet45 @North Star

    ''Mars toprağının kimyasının taklit edilmesi için bilim insanları NASA tarafından sağlanan ve Hawaii volkanlarından çıkarılan toprağı kullandılar. Bu toprağın bileşenlerinin Mars toprağı ile benzer özellikler taşıdığı belirtiliyor. Araştırmacılara göre bu toprak üzerinde 10 çeşit bitki yetiştirilebiliyor; domates, çavdar, turp, bezelye, pırasa, ıspanak, roka, tere, kinoa ve Frenk soğanı.''



    ''Araştırmacılardan Dr. Wieger Wamelink’in belirttiğine göre; eğer Mars toprağı düzgün bir şekilde hazırlanır ve sulanırsa gerçekten büyük bir potansiyeli içerisinde barındırıyor. Aynı zamanda bilim insanları Arizona çöl toprağından yapılan taklit Ay kumu üzerinde de aynı teknikle çalışmalar yürüttüler. Fakat taklit Ay toprağında, Mars toprağında elde edilen başarının yaklaşık yarısı kadar başarı elde edildi. Taklit Ay ve Mars kumları üzerinde yapılan bu iki çalışma da henüz yayımlanmadı.

    Mars toprağında yetiştirilen ürünler, henüz tüketmek için pek de sağlıklı değiller. Çünkü Mars toprağı içerisinde ciddi miktarlarda, kurşun ve arsenik gibi, ağır metaller bulunuyor. Bu toprakta yetişen bitkiler de bu ağır metalleri bünyesinde barındırabileceğinden, insan sağlığı üzerinde ciddi tehlikelere yol açabilirler. ''

    Kaynak : http://bilimfili.com/mars-topragind…i-devam-ediyor/

  • @Pangea tabiiki öyle bir şey mümkün değil :) ,atmosferinin %95 'inden fazlası CO2 , sıcaklık ortalama -60 C ile 30 C arasındadır bizler gibi O2 'li solunum yapabilen canlılar için bir kaç saniyelik hayatta kalma süresinden başka bir şey göremeden boğularak ve büyük ihtimal donarak ölürüz.Bitkiler için CO2 fotosentezde temel basamak.Ancak aydınlama süresi , toprak ph'ı, toprak kalitesi ,topraktaki bileşikler vb. bir sürü parametreler girince iş zorlaşıyor.Mars'ın da bir zamanlar Dünya gibi yaşamı barındıracak atmosferi , toprağı , suyu bulununduğu fakat bir Güneş fırtınası sonucu atmosferinin ve diğer her şeyin yok olduğu ihtimali göz önünde bulunduruluyor.

    Biz ve bizden sonraki nesillerin amacı bu sorunları çözmek ve ordada gelişmiş canlılar için ortam sağlamak olacaktır.Eninde sonunda Dünya'daki kaynaklar bir gün bitecek.Yakınlarda yaşanabilecek en iyi gezegen Mars olduğuna göre buraya odaklanmak en doğrusu olacaktır.

    Elon Musk'ın sahibi olduğu Space X 'in youtubedaki kapak fotoğrafı tamda bunu anlatıyor. :)


    İlerde bu görüntülerin gerçekleşmemesi için bir neden yok bence .



    Hızlıca bu kadar anlatabildim.Aslında konuşacak çok şey varda , bahara, yaza kalsın. :)