Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
  • Kütle ve Boyut Olarak Merak Uyandıran Gezegen

    Uzayda bilinmeyenler bilinenlerden kat be kat çok. Bunu her geçen gün burada yazdığımız haberlerden de anlıyoruz. Son olarak 600 ışık yılı uzaklıkta bulunan ve NGTS-1b ismi verilen yeni bir gezegen keşfedildi. Fakat Şili'nin Atamaca bölgesinde bulunan Next-Generation Transit Survey gözlemevi'nden gözlemlenen bu gezegen günümüze kadar keşfedilenlerden farklı.


    Yeni keşfedilen ve yüzey sıcaklığı 500 derecenin üstünde hesaplanan bu gezegen, yaklaşık Jüpiter büyüklüğünde, kütlesi ve çapı bağlı olduğu cüce yıldızının yarısı kadar. İlk kez, keşfedilen bir gezegenin kütlesinin ana yıldızına oranla bu kadar büyük olduğu hesaplandı. Birçok teoriye göre, hiçbir gezegen yıldızıyla bu orantıda kütleye sahip olamaz. (Demek olabiliyormuş)


    12 teleskop yardımıyla keşfedilen gezegen şimdi bilim insanlarını meraklandırmış durumda.

  • Başka Yıldız Sisteminden Gelen Gök Cismi Tespit Edildi



    Bugüne kadar gözlemlenen birçok cisim Güneş Sistemi içerisinde yer alıyordu. Ancak 2017/U1 ismi verilen bir gök cisminin başka yıldız sisteminden geldiği tespit edildi.


    Hangi yıldız sisteminden geldiği bilinmeyen gök cisminin, daha fazla gözlemlenmeye ihtiyacı var. Araştırmacı Gareth Williams, eğer daha fazla gözlem yaparsak, gök cisminin yıldızlararası seyahat eden ilk cisim olarak isimlendirileceğini açıkladı.


    9 Eylül'de Güneş'in 37.6 milyon km yakından geçen gök cismi yanmadı. Gök bilimciler bu mesafeden geçip yanmadan yoluna devam eden cismin hızına vurgu yapıyor. Birçok bilim insanı 93.600 km hızla giden bir cismin yanmadan Güneş'ten kurtulmasını mümkün görüyor. Bir başka durum ise yörüngede bulunan cismin Güneş Sistemi'nden de çıkıp gitme ihtimali. Bilim insanlarına göre bu hızda bir gök cismi yörüngeden de kurtulabilir. Bekleyip göreceğiz.


    Cisim, Dünya'ya yaklaşık 24 milyon km mesafede bulunuyor.

  • Güzel bir gelişme

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın Musk görüşmesi hakkında bilgi verdi

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Elon Musk görüşmesiyle ilgili bilgi verdi. Görüşmede elektrikli otomobil meselesi ve sürdürülebilir enerji konularının yanı sıra Türkiye'deki şirketlerin Tesla ve SpaceX firmalarıyla ortak çalışmalar yapabileceği hakkında bilgi alış verişinde bulunuldu.

    Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iş adamı Elon Musk'ı kabulünde Türksat 5A ve 5B uydularının uzaya fırlatılmasının yanı sıra elektrikli otomobil meselesi, sürdürülebilir enerji, Tesla ve SpaceX firmalarıyla Türkiye'deki firmaların yapabileceği ortak çalışmalar hakkında görüş alışverişi yapıldığını söyledi.

    Kalın, Erdoğan'ın Musk ile görüşmesi hakkında bilgi verdi. Kalın, Elon Musk'ın Türkiye’ye Türksat 5A-5B uydularının uzaya fırlatılması bağlamında geldiğini belirterek "Yarın bununla ilgili Airbus ile bir anlaşma yapılacak. O da bunun alt tedarikçilerinden birisi. Kendi SpaceX firması. Bunu konuştuk." dedi.

    Türksat 5A-5B uydularının Türkiye'nin kendi ulusal uydu üretim sürecine geçişte çok önemli bir merhaleyi temsil etiğini kaydeden Kalın, "Türksat 6 uydusu da tamamen Türkiye'de üretilecek kendi teknolojik imkanlarımızla." diye konuştu.

    Kalın, bunların yanında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın otomobil meselesini ve Tesla'yı da konuştuğunu ifade ederek şöyle devam etti:

    • "Türkiye’de yapılan teknolojik yatırımları, son dönemde atılan adımları da konuştuk. Elon Musk'ın şirketi büyük bir sürdürülebilir enerji şirketi aslında. Dolayısıyla yeni nesil piller, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi konuları konuştuk. Büyükşehirlerdeki trafik sorunları nasıl aşılabilir, tünel kazma, yer altından trafiğin verilmesi gibi konuları da ele aldık. Özellikle Tesla ve SpaceX firmalarıyla Türkiye’deki firmaların yapabileceği ortak çalışmalar neler olabilir, bunlar üzerinde de görüş alışverişinde bulunuldu."


    Erdoğan'ın Musk'ı kabulünde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan da hazır bulunmuştu.

    forum.havaforum.com/attachment/3576/

  • Bakan resmen duyurdu: Türksat 5A ve 5B'yi SpaceX uzaya taşıyacak

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Elon Musk görüşmesinin ardından ilk resmi işbirliği açıklaması bugün Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’dan geldi. 3. Global SatShow’un açılışında konuşan Arslan, Türksat 5A ve 5B uyduları SpaceX’in Falcon 9 roketleriyle uzaya taşınacağını duyurdu.

    Çok güzel bir haber doğrulanması :) Artık uydularımız firlatıldıktan sonra mekiğin Dünya'ya geri dönüşünü izleriz :)

  • Yeni Mars Aracının Kameraları Fark Yaratacak


    NASA'nın yeni üretmeye çalıştığı uzay araçlarında kameralar artık en önemli görevleri üstleniyor. Nitekim NASA'nın Mars'a gönderdiği Curiosity ve Güneş Sistemi'nin sınırlarına gönderdiği New Horizons kamera donanımlarıyla da fark yaratmıştı.




    Şu an aktif olarak Curiosity üzerinde 17 kamera bulunuyor. Ancak 2020'de Mars'a gönderilmesi planlanan araçta kamera sayısı 23'e çıkacak. Bununla birlikte, gelişen sensör teknolojisiyle yüzey şekillerinden atmosferik olaylara kadar birçok olgu gözlemlenip veri haline getirilebilecek. Bu kapsamda, 2020 yılında Mars'a gönderilmesi planlanan aracın şimdiye kadar hiç elde edilmemiş görselleri Dünya'ya göndereceğini düşünmek hiç de zor değil.

  • Mars Ne Zaman Kuraklaşmaya Başladı ?



    Mars'taki su varlığına ilişkin yeni teori ortaya atıldı. Chicago Üniversitesi'nden Edwin Kite ve Caltech Üniversitesi'nden Peter Gao, Mars'ın tamamen buzla kaplı olduğu dönemden kalma su izlerinin nasıl ortaya çıktığına dair geliştirdikleri modeli yayımladılar.


    Bilim insanları, Mars'ın eksen değişiklikliği yüzünden farklı dönemlerde farklı bölgelerin daha fazla güneş aldığını, bu durumun buz tabakasını eriterek gezegen kabuğunun altında buz tabakasıyla kaya tabakası arasında sıkışmış metan gazını ortaya çıkardığı savundular.


    Bilim insanlarının geliştirdiği modele göre, yaklaşık 3.6 milyar yıl ile 3 milyar yıl arasında meydana gelen bu durum, karbondioksit ile metan gazının birleşmesine neden oldu ve meydana gelen küresel ısınma Mars'taki ortamı kuraklaştırmaya başladı.


    Ayrıca Curiosity'nin ve diğer araçların tespit ettiği akarsu aşındırmaları da bu dönemi işaret ediyor.

  • (Yazının uzun olduğu gözünüzde büyümesin, bir solukta bitiyor. :) Uzun olduğu için 3 part yapıcam)
    James Webb Uzay Teleskobu
    Bugünlerde NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde telaşlı bir montaj çalışması sürüyor. 2018’de bir Ariana 5 roketi ile fırlatılmak üzere yeni bir teleskop hazırlanıyor. Kısaca “Webb” diyebileceğimiz bu teleskop öyle hassas ve gelişmiş bir enstrüman olacak ki; evrenin ilk yıldızlarının, galaksilerinin oluşumunu ve başka yıldızların yörüngelerindeki gezegenlerin doğrudan gözlemini mümkün kılacak.

    James Webb
    Öncelikle biraz tarih… Kimdir bu James Webb?
    James Edwin Webb, 1961-68 yılları arasında görev yapmış NASA’nın ikinci yöneticisidir. Amerika’nın ilk insanlı uzay uçuşlarını, Mercury ve Gemini programlarını kendi döneminde gerçekleştiren Webb, bunun yanında insanlığın Ay’a ulaşmasını sağlayan Apollo programlarını da başlatmıştır. Sadece insanlı görevlerle ilgilenmekle kalmayan Webb, NASA’nın Mariner ve Pioneer robotik sondaları üzerinde çalışmaya başlamasını da sağlamıştır.
    Kendisinin büyük katkıları ile NASA, birbirine zayıf bağları olan bir araştırma tesisleri topluluğundan iyi koordine edilmiş bir organizasyona dönüşmüştür. Kısacası, kendisinin NASA’da yeri ve önemi oldukça büyüktür.
    1992 yılında, 85 yaşında hayatını kaybeden Webb’in ismi 2002 yılına kadar “Yeni Nesil Uzay Teleskobu” olarak isimlendirilen projeye verilerek onurlandırıldı.
    ================
    Müthiş Gözlemevleri ve Yeni Nesil Uzay Teleskobu
    Hubble Uzay Teleskobu, Dünya yörüngesindeki en harika cihazlarımızdan biridir ancak yörüngede dolanan tek teleskop değildir. Geçmişi 1946’ya kadar dayanan “Great Observatories” (Müthiş Gözlemevleri) başlığı altında uzaya fırlatılan dört büyük teleskobun her biri elektromanyetik spektrumun belli tayfları göz önüne alınarak hazırlanmıştır.

    Hubble Uzay Teleskobu

    • 1990’da fırlatılan Hubble, görünür ışık, yakın-ultraviyole ve yakın-kızılötesi tayflarında gözlem yapar.
    • 1991-2000 yılları arasında hizmet veren Compton Gözlemevi, gamma ışınları gözlemleri yapmaktaydı. Bugünkü halefi, 2008’de fırlatılan Fermi Gamma-Işını Teleskobu’dur.
    • 1999’da fırlatılan Chandra gözlemevi, X-ışınları tayfına odaklanır.
    • 2003’de fırlatılan Spitzer Teleskobu ise kızılötesi spektrumda gözlem yapar.

    Medya, Hubble Teleskobu’na odaklanmış olsa da Compton, Chandra ve Spitzer teleskopları pek çok astronomik obje konusunda bilgi dağarcığımızda çığır açmış ve binlerce yeni objenin keşfine olanak sağlamışlardır.


    Spitzer Uzay Teleskobu’nun bir sanatçı çizimi.

    Günümüzde astronomide çığır açan bu enstrümanlar ailesine yeni ve çok gelişmiş bir üye katılmak üzere. James Webb Teleskobu olarak adlandırılan Yeni Nesil Uzay Teleskobu, Ay’ın ötesindeki, Dünya’ya 1.5 milyon kilometre mesafede bulunan stabil Lagrange-2 bölgesine yerleştirilecek ve kozmolojik mesafelerde toz partiküllerinin ötesini görebilmek için kızılötesi tayfta gözlemler yapacak. Taşıyacağı aygıtlar ve ayna çapı ile evrenin bütün zaman dilimlerini gözlemleyebilecek. (Unutmayın, uzayda ne kadar uzağı gözlemlersek, o kadar geçmişe bakmış oluruz.)

    Devamı aşağıda :)

  • James Webb Teleskobu
    Kısaca Webb diyebileceğimiz bu uluslararası teleskop NASA, ESA ve Kanada Uzay Ajansı ortaklığında geliştirilmektedir. Montajı tamamlandığında 705 kilogram kütle sahibi ve 6.5 metre çapındaki ana aynası ile Hubble’dan beş kat daha büyük bir ışık toplama alanına sahip olacak. Teleskop yakın ve orta-kızılötesi spektruma odaklanarak gözlemlerini gerçekleştirecektir. Bunun da üç ana sebebi var;
    İlki yüksek kırmızıya-kayma (red-shift) değerine sahip çok uzak gök cisimlerinin görünür emisyonları kızılötesi spektrumunda bulunmakta.
    İkincisi, yıldızların çevresindeki gezegenler ve döküntü diskleri gibi “soğuk objeler” en iyi kızılötesi spektrumda gözlemlenebilir.

    Son olarak kızılötesi spektrumun Dünya’dan gözlemi zordur. Hubble ve Spitzer gibi mevcut teleskoplar ise amaçlarımız ve hedeflerimiz için artık yetersiz kalmaktadır. Yüzlerce dış gezegen keşfine olanak sağlayan Kepler teleskobu da yaşadığı sorunlar nedeni ile galaksinin sadece çok küçük bir bölümünü gözlemleyebilmektedir ve taşıdığı ekipman ile dış gezegenlerin doğrudan değil, yalnızca dolaylı gözlemi mümkündür.

    Gelmiş Geçmiş En Pahalı Teleskop
    25 yıldır hizmet veren Hubble Uzay Teleskobu, 2.1 milyar dolar ile Guiness Rekorlar Kitabı’ndaki yerini yakında Webb Teleskobu’na kaptıracak. Birçok şeyin değeri para ile ölçülemez ancak harcanan ödenek ile bir projeye ne kadar önem verildiği anlaşılabilir.
    Ar-Ge çalışmaları, montajı, 2018 yılındaki fırlatması ve takip eden beş yıllık operasyon için öngörülen ücret tamı tamına 8.7 milyar dolardır. (Bu paranın sadece 800 milyon doları ilk beş yıllık operasyon içindir.)
    Tabii bu müthiş rakam sizi yanıltmasın. Webb yörüngedeki en pahalı şey olmayacak, bu ünvan yıllık gideri 2.9 milyar dolar olan, 150 milyar dolarlık Uluslararası Uzay İstasyonu’na aittir.

    Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Star Trek üniforması giymiş bir astronot.

    Bu noktada uzay çalışmalarını çok pahalı bulan, bu çalışmalara harcanan paranın yoksulluğu gidermek ve Afrika’daki açlara yardım için kullanılması gerektiğini söyleyecek olan, gerçek hayattan uzak kalmış okurlarımıza ithafen şunları söylemek gerek; 2014’te Dünya’nın sadece bir yıllık askeri harcamaları 1.7 trilyon dolara ulaşmıştır. Bu korkunç israfta Amerika, 610 milyar dolar ile birinci, Çin 216 milyar dolar ile ikinci, Türkiye 22.6 milyar dolar ile 15’inci sıradadır. Birbirimizi öldürmek için 1.7 trilyon harcarken ve mutlak barış sadece parasal olarak bütün insanlığa 1.7 trilyon kazandırabilecekken, bilime harcanan paraya sakın göz dikmeyin. Kendinizi fakirliği ve açlığı gidermeye adamışsanız, önce komşularınızdan, sonra Dünya’nın geri kalanından nefret etmemenin bir yolunu bulmak için ve enerji-kaynak arz/talep dengesizliğini gidermek için çabalayın. Toplumsal mesajımızı da verdiğimize göre, devam edebiliriz.

    Zorlu Bir Proje Süreci
    Tahmin edilenlerden çok daha yüksek sayılara ulaşan bu ödenek ihtiyacı ile Webb uzun süre tehlike altında kaldı. 1990’lardaki ilk Yeni Nesil Teleskop konseptine 500 milyon dolar gider öngörülmüştü. 2005’te yapılan yeniden planlama ile bu miktar üretim için 3.5 milyar, 10 yıllık işletme için de bir milyar dolara çıktı.
    2007 yılında proje için gerekli olan 10 teknolojiden dokuzu yeterince geliştirildi ve 2008’de proje öncül tasarım aşaması başarıyla tamamlandı. 2009’da entegre bilimsel ekipman modülü ve 2010’da Güneş kalkanı parçaları da onaylanan Webb, yine 2010 yılındaki görev-kritik tasarım incelemesinin teknik bölümünü de geçti.
    Gördüğünüz üzere böylesi detaylı, hassas ve fırlatıldıktan sonra değiştirilemeyecek bilimsel bir cihaz için geliştirme ve üretim süreci oldukça uzun ve detaylı olmak zorundadır. Bu sebeple 2011 yılında son tasarım ve üretim aşamasında, bütün parçaların tasarımı, üretimi ve operasyonel kullanımı baştan aşağı tekrar incelendi. 2014’te bilimsel ekipman modülü dört aylık bir vakum testinden geçirildi. Bütün bu süreç işlerken, ihtiyaç duyulan fon güvence altına alınmışken ve teleskop parçaları tamamlanırken bile proje sürekli artan giderler ile tartışmaların odağında kaldı.
    Birçok NASA projesinde sorunlara sebep olan bütçe planlaması, Webb Teleskobu’nda da soğuk nefesini hissettirdi. Öyle ki 2011 yılında kongre, projenin Amerika ayağını (NASA) ücret planlama sorunları sebebi ile tamamen iptal etmeye, kısacası Webb Teleskobu projesini bitirmeye kadar vardırdı. Neyse ki bu bütçe sorunları sonunda aşıldı. Webb’in fırlatılışı şu an da garantilenmiş görünüyor.

    Görev

    James Webb Teleskobunun Ana Görevleri
    Bu teleskop ile evrenin ilk yıldızları olan metal açısından fakir Nesil-3 (Population-III) yıldızların tespit edilebilmesi, ilk galaksilerin oluşumu ve evrim sürecinin gözlemlenmesi ve son olarak yıldızların ve gezegen disklerinin oluşumunun gözlenip anlaşılması ve dış gezegenlerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Böylesi uzak hedeflerin gözlemi için yıldızlararası ve galaksilerarası uzayda bulunan toz ve gaz bulutlarının ötesini görmek şarttır. Teleskobun kızılötesi spektruma odaklanması da bu yüzdendir. Kızılötesi radyasyon, böyle bölgeleri görünür spektruma göre daha az kayıp yaşayarak geçer. Örneğin galaksimizin merkezindeki devasa kütleli karadelik Sagitarrius A, Webb için çok cazip bir hedeftir çünkü mevcut ekipmanlarımız, galaksinin bu bölümündeki yoğunluğun ardını görmekte yetersiz kalmaktadır. Soğuk objelerin de ışımasının büyük bir yüzdesi kızılötesi spektrumda gerçekleşir. Güneş sistemi gezegenleri ve dış gezegenler, kahverengi cüceler, Kuiper kuşağı objeleri, Oort bulutu objeleri ve başka yıldızların döküntü disklerini en rahat görebileceğimiz tayf, kızılötesidir.

    Devamı Aşağıda

  • Güneş Kalkanı
    Kızılötesi tayfta gözlem yapmak için Webb teleskobu yoğun kızılötesi radyasyon kaynaklarına karşı kalkanlanmış, çok soğuk bir ortamda bulunmalıdır. Bu sebeple Lagrenge-2 bölgesi mükemmeldir. L-2’de Güneş, Dünya ve Ay üçlüsü teleskobun aynı yönünde kalarak sadece tek bir yönün kalkanlanması kolaylığını sunacaklardır. Teleskop bu üçlüden gelecek ışığı polyimid filmden yapılma, bir tarafı alüminyum, diğer tarafı silikon kaplı bir Güneş kalkanı ile engelleyerek ekipmanların bulunduğu bölgeyi sabit -220 santigrat derecede tutacaktır.

    James Webb Uzay Teleskobu’nun konumlanacağı Lagrange noktasını gösteren diyagram.
    Bilim ekipmanları ve aynalar bu süper soğuk ortamda iken kalkanın Güneş tarafındaki yüzü +85 santigrat derece olacak. Yani kalkanın iki tarafı arasında 300 derecelik bir fark bulunacak. Teleskobun inşasının neden bu kadar hassas ve detaylı gerçekleştirildiği böylece daha iyi anlaşılıyor. Bu Güneş kalkanı fırlatma anında kapsülü içinde katlanmış halde tutulacak ve açıldığında 12.2 x 18 metrelik bir alan kaplayacaktır.

    Optik
    6.5 metrelik altın kaplamalı berilyum ayna, 25 metre karelik bir toplayıcı alan mevcut roketler için çok büyüktür. Bu sebeple ayna, 18 adet altıgen parçadan oluşmaktadır ve roket içerisinde katlanmış halde bulunacaktır. Bu 18 aynanın operasyon başlamadan önce doğru pozisyonlara yerleştirilmeleri için hassas dedektörler ve mikro motorlar kullanılacak ve gözlemler sırasında belirlenen hedefe göre bu dedektörler ve motorlar ile ince odak ayarları yapılabilecektir. Yanlış okumadınız evet, altın kaplamadan bahsettik ancak 25 metre karelik alanı kaplayan bu altın kaplama 0,00001 santimetre inceliği ile 48.25 grama denk geliyor. Yani milyar dolarlar altına harcanmıyor.

    James Webb Uzay Teleskobu’nun altın kaplama işleminden geçirilmiş ikincil aynası. Teleskobun birincil aynası görseldeki ikincil aynadan üç kat daha büyük olacak.

    Bilim Paketi
    Entegre Bilimsel Enstrüman Modülü (ISIM) dahili bilimsel aygıtlara, elektrik, işlemci gücü, soğutma ve stabilite sağlayan bir altyapı platformudur. Grafit-epoksi kompozit malzemesi ile yapılan bu platform teleskop gövdesinin alt bölümünde bulunacak ve bir yön bulma kamerası ile birlikte dört enstrüman taşıyacaktır. Bu enstrümanlar şunlardır;
    Yakın-Kızılötesi Kamera (NIRCam): Bu kızılötesi görüntüleyici, görünür tayfın sınırı (0.6 mikrometre) ve yakın-kızılötesi (5 mikrometre) aralığında çalışacak, aynı zamanda dalga cephesi (wavefront) sensörü görevi üstlenecektir.
    Yakın-Kızılötesi Spektrograf (NIRSpec): ESA tarafından hazırlanan bu cihaz, NIRCam ile aynı tayf aralığında, dört farklı gözlemleme modunda çalışarak, ilk yıldızlardan, dış gezegenlere kadar birçok objeyi analiz edecektir.
    Orta-Kızılötesi Enstrüman (MIRI): 5 – 27 mikrometre arası orta kızılötesi tayfı, hem kamera hem de spektrometre taşıyan bu cihaz inceleyecektir.
    İnce ayar sensörleri ve Yakın-Kızılötesi görüntüleyici/spektrografı: Bu aygıt ise hem ayna odağını ayarlayan hem de yine yakın-kızılötesi görüntülemede kullanılacak cihazlar içermektedir.

    Fırlatmaya Doğru
    Şu anda James Webb Teleskobu’nun montajı Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde son sürat devam ediyor. 28 Kasım 2015’te ilk teleskobun 18 aynasından ilkinin montajı tamamlandı. Tam bir ay sonra, yani 28 Aralık itibari ile, teleskobun dokuzuncu aynası da ana gövdeye monte edildi.
    Eğer olması oldukça muhtemel başka bir gecikme olmazsa, teleskop önümüzdeki 2019 yılında Dünya’nın en güvenilir fırlatma sistemlerinden olan bir Fransız Ariane 5 ECA roketi ile fırlatılacak ve L-2 noktasında minimum beş yıl sürecek gözlemlerine başlayacak. Elbette sahip olduğu yakıt ile gereken ödenek de sağlanırsa 10 yıl boyunca gözlem yapabilecek. Açıkçası böylesi önemli bir cihaz için 10 yılın nispeten az olacağını düşünmeden edemiyoruz.
    Bu arada, fırlatılış tarih için kesin bir dönem veremiyoruz, çünkü neredeyse 10 yıldır teleskobun fırlatılması sürekli (mali ve teknolojik nedenlerden dolayı) erteleniyor. Yine ertelenirse, bizden bilmeyin
    Hubble’dan yaklaşık yedi kat güçlü olacak James Webb Teleskobu ile dış gezegenlerin atmosferlerinin analizi bile mümkün olacak. Böylece yüzeylerinde sıvı su bulunup bulunmadığı anlaşılabilecek. Son günlerde tartışmalara konu olan olası bir yeni gezegen de şüphesiz en iyi James Webb ile gözlemlenebilecektir. 21’inci yüzyıla tam anlamıyla yakışan bu teleskobun göreve başlamasını heyecanla bekliyoruz.

    (Kaynak: Kozmik Anafor)

  • NASA’nın Juno uzay üssünden yeni alınan bu görüntü , Jüpiter’in kuzey yarım küresindeki bulutluk ve muhtemelen fırtına durumunu gösteriyor , görüntü tıpkı kahve fincanındaki kremayı andırıyor
    Aksiyon uzayda da olsa aksiyondur ve ilgi alanımıza girer..

  • NASA’nın Juno uzay üssünden yeni alınan bu görüntü , Jüpiter’in kuzey yarım küresindeki bulutluk ve muhtemelen fırtına durumunu gösteriyor , görüntü tıpkı kahve fincanındaki kremayı andırıyor
    Aksiyon uzayda da olsa aksiyondur ve ilgi alanımıza girer..

    tek degismeyen sanirim kuzeyler hep ayni donuyor :)

    soru-isareti(1).jpgBir ihtimal daha var...

  • Curiosity keşif aracından harika Mars fotoğrafları gelmeye devam ediyor.

    Sol 1875 of the Mars Science Laboratory Mission, at 18:31:22 UTC.

    Sol 1875 of the Mars Science Laboratory Mission, at 18:50:12 UTC.


    Curiosity on Sol 1877 (2017-11-16 20:57:29 UTC).

    Curiosity on Sol 1877 (2017-11-16 20:28:39 UTC).


    Curiosity on Sol 1877 (2017-11-16 17:30:14 UTC)


    Curiosity on Sol 1876 (2017-11-15 16:54:43 UTC).

    Curiosity on Sol 1876 (2017-11-15 16:55:22 UTC)

  • Uzaylıları yanlış yerde mi arıyoruz?

    İngiliz bilim insanları saniyede 70 kilometre hızla gezegenler arası hareket eden uzay tozunu inceleyerek, Dünya’da uzaylı yaşamı var olabileceği teorisini ortaya attı.
    SONRA OKU

    21 Kasım 2017 - 12:07:36Deniz KILINÇ, DHA
    İNGİLTERE’de Bilim ve Teknoloji Tesisleri Konseyi tarafından finanse edilen yeni araştırmaya göre, evrende yaşayan canlı organizmalar, uzay tozu yoluyla Dünya’ya gelmiş ve burada yaşıyor olabilir.
    Bilim insanları, atmosferde yaklaşık 150 kilometre yüksekliğinde bulunan biyo-partiküllerin, atmosferin dışına çıkabileceğini ve uzayda hayatta kalarak başka gezegenlere gidebileceğini söyledi. Araştırmada, ‘tardigrades’ olarak da bilinen ve uzayda yaşayabilen bazı bakteri, bitki veya mikro hayvanların, dünyadan başka gezegenlere gidebileceği ve aynı zamanda uzaydaki organizmaların da aynı şekilde Dünya’ya gelebileceği söylendi.
    Edinburgh Üniversitesi Fizik ve Astronomi Okulu profesörü ve araştırma lideri Arjun Berera, “Uzay tozu çarpışmalarının organizmaları, aralarında büyük mesafeler bulunan gezegenler arasında hareket ettirme teorisi, gezegenlerdeki yaşam ve atmosferlerin nasıl oluşmuş olabileceğine dair önemli bir bakış açısı sunuyor. Gezegenler arası hareket eden uzay tozu, yaşamın başlamasında ve çoğalmasında önemli bir faktör olabilir” dedi.

    soru-isareti(1).jpgBir ihtimal daha var...

  • Bilim insanlarını şaşkına çeviren gök cismi! 'Uzaydan fırlatılan bir mızrak gibi'

    Samanyolunun derinliklerinden güneş sistemize gelen asteroit, uzayı gözlemlemeye başladığımız günlerden beri başka bir yıldız veya sistemden bizim sistemimize giren ilk cisim. Yıldızlararası asteroit, şekliyle de şaşırtıyor.

    22 Kasım 2017 - 16:28:02Hürriyet Haber
    400 metre uzunluğunda, 40 metre enindeki asteroit, adeta uzaya fırlatılmış bir mızrağı andırıyor. Metal ya da kayadan oluşuyor gibi gözüküyor ve koyu kırmızı bir rengi var.
    İnsanlığın gördüğü ilk yıldızlararası cisme bilim insanları 'Oumuamua' adını verdi. Teleskoplarla yapılan bir dizi incelemeye göre milyonlarca yıldır uzayda dolaşıyor. Güneş sistemimizi kısa bir süre ziyaret ettikten sonra tekrar uzayın derinliklerinde kaybolacak.

    soru-isareti(1).jpgBir ihtimal daha var...