Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini biliyor musunuz ?
Bunları Biliyor Musunuz?
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
-
-
Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini biliyor musunuz ?
-
Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini biliyor musunuz ?
-
Grip, viral bir hastalıktır ve virüslerle bulaşır. Grip asıl olarak solunum yollarında yerleşen influenza A, B ve C virüslerinin neden olduğu, yüksek ateş, yaygın kas ağrıları, halsizlik ve kırgınlık ile seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Grip özellikle kış mevsiminde salgınlar yapan bulaşıcı bir hastalıktır. Virüsü taşıyan hastaların, solunum yolu sekresyonlarıyla ve bunlarla bulaşmış eşyalar vasıtasıyla yayılmaktadır. En sık bulaşma yolu da tokalaşma, yakın konuşmalar, öpüşme gibi yakın temastır. Elleri yıkamak, korunmada yapılacak en önemli yöntemdir. Virüs çok kolay bulaşmakta ve hızla yayılmaktadır. Özellikle okullar, yurtlar, kışlalar, kahvehaneler, huzur evleri gibi kalabalık ve topluca yaşanan ortamlar hastalığın yayılmasında önemli rol oynar.
[font=Arial, 'Helvetica Neue', Helvetica, Verdana, sans-serif]Salgınlardan korunmak toplumda aktif yaşayanlar için çok zordur. Salgınlar sırasında ilk atakta genellikle arkadaşlarından mikrobu alan okul çocukları hastalanmakta, bunu izleyen ikinci atakta ise çocuklarından mikrobu alan erişkinler hastalığa tutulmaktadır. Salgınlar genellikle 5-7 hafta dolaylarında kendiliğinden sınırlanmaktadır. Kış aylarında (kasım-mart) en sık görülmektedir. Düzensiz yaşam, alkol alımı, sigara, soğuk maruziyeti hastalığa yakalanma riskini artırmaktadır. Bilhassa bebekler, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda (kalp hastalığı, astım, kronik bronşit, bronşektazi, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, AIDS, kan hastalıkları) ağır seyretmekte ve ölümlere neden olmaktadır.[/font]
[font=Arial, 'Helvetica Neue', Helvetica, Verdana, sans-serif][font=Arial, 'Helvetica Neue', Helvetica, Verdana, sans-serif]İstirahat çok önemlidir. Bu hem hastanın daha kısa zamanda iyileşmesini ve tehlikeli ölümcül komplikasyondan korunmasını temin eder hem de etrafına hastalığı yaymasını önler. Hastaların izolasyonu gerekli değildir. Hastaların solunum sistemine ait akıntıları temizlenmeli ve ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Okulların kapatılmasının salgını kontrol altına alınmasında bir yararı yoktur. Okulların kapatılmasını nedeni hastalık nedeniyle devamsızlığın çok yüksek olmasıdır. Yani salgını kontrol altına alamaz. 'Hastalığı ilaç kullanmadan atlatacağım' diye bu tür rahatlatıcı ilaçlardan kaçınmanın gereği yoktur. Çünkü yakınmalar hasta için oldukça ızdırap verici ve yaşamı zorlaştırıcıdır. Ancak mutlaka doktor tavsiyesi ile kullanılmalı, ezbere kullanılmamalıdır.[/font][/font]
Bademcik iltihabı, kulak iltihabı, sinüzit, bronşit gibi komplikasyonları gelişebilir. Hastalığın ağır seyrettiği kişiler, yaşlı ve kronik hastalığı olanlar ve 3-5 günlük ateşli dönemin ardından düzelme periyoduna girip daha sonra tekrar ateşi yükselip hastalananlar mutlaka bu komplikasyonlar açısından bir hekim tarafından değerlendirilmelidirler. Grip açısından yüksek risk taşıyanlar 65 yaşın üzerinde yaşlı kişiler, kronik kalp, akciğer hastaları (astım, kronik bronşit, bronşektazi vb.), şeker hastaları, bazı kan hastaları, AIDS'liler, bakım ve huzur evlerinde yaşayan ve kronik hastalığı olanlar ile devamlı aspirin kullanmak zorunda olan 6-18 ay arasındaki bebeklerdir
Düzenli yaşamak, uyku ve dengeli beslenmemizi ihmal etmemek, alkol ve sigara alışkanlığımızı sınırlamak ve eğer varsa zemindeki kronik şeker, kalp, akciğer hastalıklarımızın bakım ve tedavisini usulüne göre yapmaktır. En etkili korunma yöntemlerinden bir de aşılanmadır. Grip aşısı, her yıl sonbahar aylarında piyasaya çıkmakta ve formülü her yıl yenilenmektedir. Aşının koruyuculuğu değişkendir. Aşının hazırlandığı suş ile salgın yapan suş arasındaki antijenik farklılıklara ve uygulanan kişilerin immünolojik direncine göre koruyuculuk oranı yüzde 60 ile yüzde 80 arasında değişmektedir. Grip olmayı önlemese bile, hastalıktan dolayı hastanelere yatışı, zatürre ve ölüm gibi ağır komplikasyonların sıklığını azalttığı bildirilmektedir. Bazı çalışmalarda grip sonrası görülen zatürreleri önlemede yüzde 50-60, ölümleri önlemede yüzde 80 etkin olduğu bildirilmiştir. -
Ultrason erkeklerde 6 ay sperm ürettirmiyor
Bilim adamları, ultrason dalgaları uygulanan erkeklerin 6 ay süreyle sperm üretiminin durduğunu ortaya çıkardı.
ABD’nin North Carolina Üniversitesi bilim adamları, ultrason dalgaları uygulanan erkeklerin 6 ay süreyle sperm üretiminin durduğunu ortaya çıkardı.
Çalışmayı yürüten Dr. James Tsuruta, ileride bu yöntemin erkekler tarafından kolay, sorunsuz ve ekonomik bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılabileceğini söyledi.uygulanacak ultrasonla 1 sene boyunca erkeklerin çocuk sahibi olmasını engeleyecek yöntemin, uzun vadede yan etkileri olup olmadığı araştırılmaya başlandı. -
18 Şubat 1979'da Cezayir'de gerçekleşen bir fırtına yüzünden Büyük Sahra çölüne 30 dakika boyunca kar yağmış ve çölün bazı bölgelerinde 1 cm örtü bırakmıştır.
-
Türkiye'deki çinko noksanlıklarının dağılımını gösterir harita.

Bitki, çinko noksanlığına maruz kaldığında, çoğunlukla yapraklarında ve gelişmekte olan sürgünlerinde görsel noksanlık belirtileri ile karşılaşırız. Tipik olarak; gelişme geriliğine ek olarak, olması gerektiğinden küçük şekli bozuk yapraklar (rozetleşme) ve ilerleyen seviyelerde özellikle meyve ağaçlarında ve çalımsı bitkilerde tepe dallarda boğum aralarının uzaması ve saplarda nekrozlara neden olabilir. Ayrıca çinko noksanlığı, meyve ve sebzelerde elde edilen ürünlerin kalitesini ve albenisini kayda değer bir biçimde azaltır. -
•Hippopotomonstrosesquippedaliophobia, bilim dünyasının uzun kelime korkusuna verdiği isimdir.
• Çin'de bir pandayı bilerek öldürmenin cezası ölümdür.
• Yağmur sesinin sakinleştirici etkisi vardır.
• Uykuya dalarken sıçramamızın sebebi; solunum-nabız yavaşladığı için beynin olası ölüme karşı şiddetli uyarıyla kalbin durmasını önlemesidir.
• Dünyanın en temiz havası Norveç'teki Svalbard adasındadır adaya ilk inildiğinde baş dönmesi ve burun kanaması yaşanabiliyor. -
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Gribe, soğuk algınlığına ve baş ağrısına kış boyunca teslim olmamak için...[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz, soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonların kapımızı çaldığı kış mevsiminde hastalıklardan korunmak için tabiat eczanesini öneriyor. Yılmaz'a göre her gün 2- 3 porsiyon sebze ve 3- 4 adet meyve tüketmek vücudu bomba gibi yapıyor.
Düşük enerji ile beslenme durumunda vücut direncinin ve iş performansının düşeceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz, her gün mutlaka 2- 3 porsiyon sebze ile birlikte 3- 4 adet meyve tüketilmesi gerektiğini açıklıyor. Yılmaz, meyve yemeyenler için bir bardak portakal veya mandalina-greyfurt suyunu alternatif olarak öneriyor. 4000'in üzerinde farklı antioksidan bulunduğunu açıklayan Yılmaz, kış aylarında özellikle A, C ve E vitaminlerinin gerekli olduğunu sözlerine ekliyor.
"Alternatif antioksidan yiyecekler içeren değişken bir beslenme programı, bağışıklık sistemini güçlendirmenin en iyi yoludur" açıklamasını yapan Yılmaz, yüksek değerli antioksidan içerikli besinleri şöyle sıralıyor:
Kuru erik
Nar
Kuru üzüm
Yaban mersini
Sarımsak
Ispanak
Brüksel lahanası
Brokoli
Portakal
Kırmızı biber l Kivi[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]VÜCUDU GÜÇLÜ KILMANIN YOLLARI[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Besinlerin, hayatımız için küçük fakat önemli rolleri bulunuyor. Sabah yapılan bir kahvaltı ile gün içindeki vücut direnci artırılabiliyor veya öğleden sonra alınan ara atıştırmaların kaliteli besinlerden oluşması (meyve, peynirli sandviç, süt veya kuru meyveler, ceviz, badem) akşam saatlerine kadar birikecek yorgunluğu önleyebiliyor. Aylin Yılmaz, "kış aylarında, özellikle lahanagiller, brokoli, mandalina, portakal, greyfurt, limon gibi kış sebze ve meyvelerini tercih edin" diyor.[/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]VÜCUT DİRENCİNİ AZALTAN YİYECEKLER[/font]
[/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Vücut direncini artıran besinlerin yanı sıra vücut direncini kıran, hastalıklara neden olan besinlerin de bulunduğundan söz eden Aylin Yılmaz, bu tip besinlerin yüksek enerji içerikli veya kafein ağırlıklı olabileceğini belirtiyor. Aylin Yılmaz, vücut direncini düşüren besinleri şöyle sıralıyor:[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Kızarmış besinler, cipsler, şekerlemeler, hamurlu ve şerbetli tatlılar, asitli içecekler (Kola türevi içecekler) böbrekleri negatif etkiler ve mineral emilimini bozar.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Kafein; kahve (günde iki fincandan fazla alınmamalı)ve çay (unutmayın yeşil çayda bile kafein vardır)[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Sadece protein ağırlıklı beslenme ve protein ağırlıklı, kızarmış ürünler almak vücut direncini negatif etkiler, kas ve su kaybına neden olur.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Alkol tüketimi, vücut direnci için özellikle önemli olan vitamin ve mineral emilimini azaltır. Haftada 2 kadeh kırmızı şarabı aşmamalısınız.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Konserve ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Düzensiz uyku yemek düzenini negatif etkiler özellikle gece yemeleri artar ve metabolizma bozulur.[/font][/font][/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]YEMEK PİŞİRİRKEN TUZ KOYMAYIN[/font]
[/font][/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Aylin Yılmaz, pişirme işleminin besinlerdeki antioksidanları negatif etkilediğini, bu nedenle meyve ve sebzeleri buharda pişirmenin daha sağlıklı olduğunu belirtirken, sebzeleri kaynatma süresinin daha kısa olması için sebzeleri önceden kaynamış olan suya atmak gerektiğini sözlerine ekliyor.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Yılmaz, sebzeleri pişirirken içinde bulunan potasyumun ve C vitamininin azalmasına neden olan tuzun kullanılmaması gerektiğinin de altını çiziyor.[/font][/font][/font][/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]SOĞUK ALGINLIĞINI ÖNLEYEN FORMÜL[/font]
[/font][/font][/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Enfeksiyondan korunmak için aşağıdaki günlük beslenme planını uygulayabilirsiniz:[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Kalkış: Ilık su ve kuru erik Sabah kahvaltısı: 1 bardak az yağlı süt içine 2 kaşık yulaf, yarım muz ve 5-6 çiğ badem[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Ara: Greyfurt-yeşil elma ve portakal suyu[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Öğle: Mercimek çorbası veya nohutlu - cevizli salata, yanında çavdar ekmeği ve ayran[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]İkindi: Kuru erik veya yaban mersini[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Ara: Kefir veya soya sütü[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Akşam yemeği: Somon balığı ve bol yeşillikli salata (limonlu-z.yağlı) Yatmadan 1saat önce: 1 portakal, kivi.[/font][/font][/font][/font][/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]YORGUNLUĞA KARŞI ETKİLİ REÇETE[/font]
[/font][/font][/font][/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Kalkış: Ilık su ve kuru erik.[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Sabah kahvaltısı: Çavdar ekmeği yumurta ve portakal suyu.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Ara: Kuru erik veya kuru üzüm. Ögle: 150 gr et, veya ızgara balık, bulgur.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]İkindi: Taze sıkılmış nar suyu. Ara: Çavdar ekmeğine beyaz peynirli tost.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Akşam yemeği: 1 kase mercimek çorbası, ıspanak yemeği, limonlu salata. Yatmadan önce: 1 bardak süt veya az yağlı yoğurt.[/font][/font][/font][/font][/font][/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]ŞİFA VE VİTAMİN DEPOSU[/font]
[/font][/font][/font][/font][/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Somon (182 kalori, 20 mcg selenyum, 310 mg potasyum).[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Fındık (650 kalori, 25 mg E vitamini, 2.2 mg çinko, 4.9 mg manganez).[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Muz (95 kalori, 11 mg C vitamini, 400 mg potasyum, 6 mg kalsiyum).[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Nohut (115 kalori, 1.55 mg E vitamini, 1,5 mg demir, 43 mg kalsiyum).[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Sarımsak (98 kalori, 0.38 mg B6 vitamini, 2 mcg selenyum, 620 mg potasyum).[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Patates (136 kalori, 14 mg C vitamini, 630 mg potasyum, 0.54 mg B vitamini).[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Kuru erik (140 kalori, 2,6 mg demir).[/font][/font][/font][/font][/font][/font][/font] -
ADMİN belki silebilirsiniz ama yine de son sözü size bırakarak erkeklerin pek bilmediği ama yakalandığı zamanda süründüren hastalıklar konusunda bir paylaşım yapacağım
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Cinsel Yolla bulaşan hastalıklar sizin de sorununuz.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Önlem alın ![/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif] [/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Cinsel yolla bulaşan hastalıklar yalnız ‘diğer’ insanların hastalığı değildir. Böyle düşünürsek, yakalanma ihtimalimiz daha da artar. Bu hastalıklar kadın ve erkekleri, doğacak çocuklarını ve yakın çevrelerini etkiler. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan uzak durmak için bu hastalıkların neler olduğunu, nasıl korunulacağını ve belirtilerini bilmek gereklidir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadınlara erkeklerden daha fazla etki yapar. Bu hastalıkların çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise, kısırlıktan ölüme dek pek çok olumsuz sonuca yol açabilirler. Anne karnındaki bebekler ya da yeni doğmuş çocuklar için de tehlike oluştururlar.Cinsel yolla bulaşan hastalıklar nelerdir?[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklar :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Gonore (Bel soğukluğu) :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Erkeklerde sık ve yanmalı idrar yapma ve akıntı; kadınlarda akıntı, adet düzensizliği, sık ve yanmalı idrara çıkma belirtileriyle tanınır.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık rastlanılanıdır. Karın içi iltihaplarına, kısırlığa ve üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadında, doğum kanalından bebeğe bulaşabilir. Yeni doğan bebekte körlük, zatürre gibi hastalıklara yol açar. Hastalık bulaştıktan 2-3 hafta sonra belirtiler başlar. Tedavisi kolay bir hastalıktır.[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif] [/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Sifiliz (Frengi) :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Erken fark edildiğinde tedavi edilebilir. Annede varsa bebeğe de geçebilir. Hastalığı yapan etkenin vücuda giriş yerinde şişkin ve ağrsız bir yara ile kendini belli eder. Tedavi edilmeyip ilerlerse,sinir sistemine zarar vererek körlüğe ya da sağırlığa yol açar. Kalp kasına zarar vererek kalp hastalıklarına neden olur. Vücudun çeşitli yerlerinde tümör oluşumuna ve ölüme neden olabilir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Şankroid (Yumuşak Çıban) :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Üreme organlarında ağrılı yaralarla kendini belli eder. Genellikle yaraya yakın kasıkta oluşan şişlikler zamanla büyür ve içindeki iltihap akar. Tedavisi kolaydır.[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Klamidya :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Kadınlarda sarı köpüklü bir akıntı ile kendini belli eder. Erkeklerde yanmalı idrara çıkma ve sarı akıntı ile belli olur. Kadınlarda karın içinde yaygın iltihaplanmalara yol açar. Bu durum kısırlığa, üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadınlarda yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma yol açar. Doğum sırasında bebek, annenin doğum kanalından mikrobu alabilir ve akciğerlerinde ya da gözlerinde iltihaplar oluşabilir. Tedavisi kolaydır.[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Trichomonas :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Yeşil ve kötü kokulu bir akıntı ile belli olan bir hastalıktır. Kadında tüplerde iltihaplanmaya neden olarak geçici kısırlığa yol açabilir. Tedavisi kolaydır.[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Herpes (Genital uçuk) :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı, uçuk şeklinde sivilceler görülür ve bunlar çok ağrılı yaralara dönüşür. Kendiliğinden iyileşir, ancak tekrarlar. Tedavisi zordur. İdrar yollarında hastalıklara, menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere neden olur. Bebek doğarken, doğum kanalından hastalığı alabilir. Gözleri, deriyi ve sinir sistemini etkiler, bebek ölümüne yol açabilir.[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif] [/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Üreme organı siğilleri ve deri kabarıklıkları :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Dış üreme organlarında, haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen, ağrısız, karnıbahar görünümünde et kümeleri belirtisi taşır. Tedavisi mümkün, ancak zordur. Tedavisi edilmezse kümeler büyüyerek çevre organlara zarar verir. Doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir ve bebeğin solunum yolunda siğiller oluşarak solunum sıkıntısına yol açabilir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif] [/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Hepatit – B[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Su ve besinlerle bulaşan sarılık tipleri olduğu gibi kan ürünleriyle ve cinsel temasla geçen sarılık türleri de vardır. Hepatit B bunlardan biridir. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma gibi belirtileri vardır. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı,siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi, hastalığın zararını azaltır.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif] [/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]HIV-AİDS :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Cinsel yolla bulaşan virüslerden biridir. HIV taşıyan kanla veya kana temas etmiş araçlar yoluyla da bir insandan diğerine geçebilir. Anneden bebeğe, hamilelik döneminde, doğum sırasında ya da sütle bulaşabilir. HIV vücuda girdikten 3 ay sonra ‘ELISA’ testi ile saptanır. İnsana bulaşan HIV virüsü bazen hiç hastalık yapmayabilir. Ancak virüsü taşıyanlar başkalarına bulaştırabilir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif] [/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]HIV’in neden olduğu hastalığa AIDS denmektedir. AIDS, tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi ile geçmeyen mantarlar, zatürre sayılabilir. Vücudu güçlendiren tedavilerle hastanın yaşamı uzatılır.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]HIV, virüsü taşıyan kişinin kullandığı klozet, bardak ya da çatıl, kaşık ile bulaşmaz. Virüs, tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmaz. Ancak ağzı ağıza öpüşmede kanamaya yol açacak sert öpüşmeler, ağızdaki yaralar, diş fırçalanması sırasında diş etlerinin kanamış olması bulaşmaya neden olabilir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]HIV virüsü sivrisinek ya da böcekler vasıtası ile insanlara bulaşamaz. HIV virüsü, tükürük, gözyaşı, ter aksırık, öksürük, idrar ve dışkıyla bulaşmaz.Bulaşma yolları[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]En sık görülen bulaşma yolu, korunmasız cinsel ilişkilerdir.[/font][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için,[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için, ne şekillerde bulaştıklarını ve güvenli cinselliğin ne olduğunu bilmek gerekir. Cinsel ilişki sırasında, erkeğin penisinin veya kadının salgısının (hazne sıvısının) diğer eşin ağzı, vaginası veya anüsüyle teması, bulaşmaya neden olabilir. Kucaklaşma, sarılıp yatma, öpüşme, masaj, elle okşama ve mastürbasyon güvenli yollardır. En güvenli yol vaginal (penis-hazne ilişkisi), anal (arkadan ilişki) ve oral (ağızla) cinsel ilişki sırasında kondom (prezervatif) kullanmaktır.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Penis vagina (hazne) ile temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden vagina dokusuna veya vagina salgısından penisteki idrar deliğinin uç kısmına bulaşabilir. Vaginada veya peniste yara varsa, bulaşma kan ile vagina dokusuna veya penisteki idrar deliğinin uç kısmına olabilir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Penisten akan sıvı veya meni ağızla temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma ihtimali vardır. Ağızda kanama veya yara varsa, bulaşma ihtimali artar. Aynı şekilde ağız, vagina salgısı ile temas ettiğinde de bulaşma olabilir. Ayrıca ağzın, cinsel organlar ve anüs çevresindeki deri ile temasında parazitler bulaşabilir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Anal (arkadan) cinsel ilişkide, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden anüs dokusuna veya anüs dokusundaki kandan penisteki idrar deliğinin uç kısmına geçebilir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Frengi, Hepatit B ve HIV için diğer bir bulaşma şekli , kan yoluyla bulaşmadır. Hasta kişiden kan nakli, hastayla aynı iğnenin veya aynı traş bıçağının kullanılması mikrobun bulaşmasına neden olur. İyi temizlenmemiş manikür-pedikür araçları, diş ve kadın doğum muayenesi araçları da bulaşmaya yol açar.Korunma Yolları[/font]-
Cinsel ilişki sırasında cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmayı sağlayacak tek yöntem kondom (prezervatif) kullanmaktır. Sperm öldürücü krem, köpük ve fitillerin (spermisitler) de bazı mikroplara karşı KISMEN koruyuculuğu vardır. Ancak bu maddeler tek başına korunmayı sağlamaz. Eğer spermisitler ve kondom birlikte kullanılırsa korunma oranı artar.
Cinsel ilişkide bulunmamak da bir korunma yolu sayılır.
-
Frengi, Hepatit B ve HIV için, kanla bulaşma yoluna dikkat edilmeli ve gerek kuaför ve berber salonlarındaki araç gerecin, gerekse eczane ve sağlık kuruluşlarındaki hizmet amaçlı araç gerecin temizliğinden emin olunmalıdır.
-
Özellikle üreme organlarında meydana gelen yara, bere, sivilce ya da kaşıntıyla oluşan tahrişlerin hemen tedavi edilmesi, bulaşma tehlikesini azaltır.
-
Korunma yollarından bir diğeri, aşağıdaki belirtileri tanımak ve kişide ya da eşinde görüldüğü taktirde, derhal bir sağlık kuruluşun başvurmaktır. CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIĞI OLANLARIN EŞLERİNİN DE MUTLAKA TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİR.
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif] [/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Belirtiler :[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Erkeklerde ;[/font]-
Sık idrara çıkma ve idrarda yanma, ağrı
-
Penisten idrar sonrası veya sürekli akıntı
-
Penis yüzeyinde ağrılı ülserler ve kasıklarda elle hissedilen sertlikler
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Kadınlarda ;[/font]
-
İdrara çıkmada ağrı ve yanma, sık idrara çıkma
-
Hazneden koyu renkli ve kötü kokulu akıntı
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Her iki cinste ;[/font]
-
Cinsel birleş sırasında ya da cinsel organlarda sürekli ağrı
-
Sık ölü doğumlar
-
Üreme organlarında siğiller
-
Üreme organlarında uçuğa benzer döküntüler, şiddetli ağrı
-
Makat veya perine (bacakların arasında kalan ve üreme organlarını örten kas dokusu) bölgesinde apseler
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif] Düzenli aralıklarla tekrarlanan kanser taramaları (kadınlarda pap smear testi), erken teşhis için önemlidir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Yine çok bulaşıcı olan ve ölüme yol açan Hepatit-B virüsüne karşı aşılanma önemlidir. Her iki cinste de akıntılara dikkat etmek ve görüldüğünde hekime başvurmak gerekir. Erkekte ve kadında koyu renkli ve kokulu akıntılar cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtisidir. Beyaz ve kaşıntılı akıntılar ya da sırf kaşıntı, mantarların belirtisidir.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]f) Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma tehlikesi, eş sayısında artışla birlikte artar. Paralı cinsel ilişkiye girenler, korunmak için daima kondom (prezervatif) kullanmalı ve bulaşmaya yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.[/font] -
Cinsel ilişki sırasında cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmayı sağlayacak tek yöntem kondom (prezervatif) kullanmaktır. Sperm öldürücü krem, köpük ve fitillerin (spermisitler) de bazı mikroplara karşı KISMEN koruyuculuğu vardır. Ancak bu maddeler tek başına korunmayı sağlamaz. Eğer spermisitler ve kondom birlikte kullanılırsa korunma oranı artar.
-
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]ANNE ABLA KARDEŞ EŞ VE KADIN AKRABALARINIZ İÇİN BİLMENİZ GEREKEN BELKİ DE ERKEN TEŞHİSLE HAYAT KURTARAN ÖNEMLİ BİLGİ[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]İşte kalp krizi riskini azaltmanın yolları...[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Her kadın kalp hastalığı tehdidiyle yüzleşiyor. Fakat, belirtilerini bilerek, kalp dostu bir beslenme uygulayarak ve egzersiz yaparak, kendinizi bu hastalıktan koruyabilirsiniz.
Mayo Clinic'te yer alan habere göre, kalp hastalığı sıklıkla erkeklerin bir hastalığı gibi görünse de, her yıl erkeklerden daha fazla sayıda kadın kalp hastalığından hayatını kaybediyor. Kadınların erkeklere oranla kalp hastalığına 6 kat daha yatkın oldukları belirtiliyor. Kalp hastalığı daha çok 65 yaş ve üstündeki kadınları öldürüyor.
Kadınların bu hastalıkla savaşmalarındaki avantajı ise, kadınlarda kalp hastalığı belirtilerinin, erkeklerden daha farklı olması. Bu nedenler, kadınlar kalp hastalığının benzersiz belirtilerini anlamak için uğraşabilir ve kalp hastalığı riskini azaltabilirler.
Kadınlarda kalp krizi belirtileri nelerdir?
Erkeklerde kalp krizinin en yaygın belirtisi göğüste, bir çeşit ağrı, baskı ya da rahatsızlık hissidir. Fakat, bu kadınlarda en ciddi ya da göze çarpan belirti değildir. Kadınlarda, omuz, boyun, yukarı sırt bölümü ile karında rahatsızlık oluşuyor. Bunun yanında nefes darlığı, bulantı ya da kusma, terleme, baş dönmesi ile olağandışı yorgunluk görülüyor.
Bu işaretler ve belirtiler, göğüs ağrısından daha sinsidir. Eğer bu belirtiler sizde de görülüyorsa ya da kalp krizi geçirdiğinizi düşünüyorsanız, hemen acil servisi arayın. Tek başınıza gitmeye çalışmayın.
Kadınlar için risk faktörleri nedir?
Kadınları ve erkekleri etkileyen koroner damar hastalığı için geleneksel risk faktörleri yüksek kolesterol ve kan basıncı ile obezite olmasına rağmen, diğer faktörler kadınlarda kalp hastalığı gelişiminde biraz daha büyük rol oynuyor. Örneğin,
- Metabolik sendrom (karın çevresinin erkeklerde 94 veya 102 cm'den fazla, kadınlarda ise 80 veya 88 cm'den fazla olması, trigliserid yüksekliği, HDL kolesterol düşüklüğü, kan şekeri yüksekliği ile kan basıncı yüksekliğinin bir arada görülmesine metabolik sendrom denir) kadınlarda erkeklerden daha büyük etki yapıyor.
- Ruhsal stres ve depresyon kadınların kalbini erkeklerden daha fazla etkiliyor.
- Menopozdan sonra düşük seviyedeki östrojen, ince kan damarlarında kardiyovasküler hastalık gelişimi için önemli bir risk faktörü oluşturuyor.
- Sigara içmek, kadınlarda kalp hastalığı için daha büyük bir risk faktörüdür.
Sadece daha yaşlı kadınlar mı kalp hastalığı için endişelenmeli?
Hayır. Kalp hastalığı genelde 65 yaş ve üstü kadınlar için ölüme yol açarken, 25 ile 44 yaş arasındaki kadınlarda ölümlerin üçüncü nedeni ve 45-64 yaş arasındaki kadınlar için ise ikinci ölüm nedenidir. 65 yaşın altında olan, fakat ailesinde kalp hastalığı olanlar kalp hastalığı risk faktörlerine daha fazla dikkat etmeliler. Her yaştaki kadınlar kalp hastalığına yakalanabilir.
Depresyon kadınlarda kalp hastalığı için tek risk faktörü mü?
Depresyon kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görülüyor ve bu da kalp hastalığı riskini depresyona girmeyen kadınlarla karşılaştırdığınızda 2 ya da 3 kat artırıyor. Depresyon, sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturmanızı, önerilen tedaviyi takip etmenizi zorlaştırabilir. Bu nedenle, günlük işlere ilgisizlik, umutsuzluk ya da kilonuzdaki açıklanamayan değişiklikler gibi depresyon belirtileri varsa doktora gitmelisiniz.
Kadınlar kalp hastalığı riskini azaltmak için ne yapabilirler?
Yaşam tarzınızdaki birkaç değişiklikle kalp hastalığı riskinizi azaltabilirsiniz. İşte onlardan bazıları:
- Haftanın birçok gününde yarım saat ya da 1 saat egzersiz yapın,
- Sağlıklı bir kiloda kalmaya çalışın,
- Sigarayı bırakın, içmiyorsanız başlamayın,[/font] -
Türkiye'deki çinko noksanlıklarının dağılımını gösterir harita.
Bitki, çinko noksanlığına maruz kaldığında, çoğunlukla yapraklarında ve gelişmekte olan sürgünlerinde görsel noksanlık belirtileri ile karşılaşırız. Tipik olarak; gelişme geriliğine ek olarak, olması gerektiğinden küçük şekli bozuk yapraklar (rozetleşme) ve ilerleyen seviyelerde özellikle meyve ağaçlarında ve çalımsı bitkilerde tepe dallarda boğum aralarının uzaması ve saplarda nekrozlara neden olabilir. Ayrıca çinko noksanlığı, meyve ve sebzelerde elde edilen ürünlerin kalitesini ve albenisini kayda değer bir biçimde azaltır.Bizim Afyon'da Akasya ağaçlarında hep rozetleşme vardı.Sarımsı yapraklar vardı temmuz ve ağustos ayında.Bundan dolayı mı acaba?
-
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Domuz Gribi Nedir, Domuz Gribi Hakkında Herşey[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Merkezi Cenevre'de bulunan Dünya Sağlık Örgütü'nune (WHO), gribin, kuş gribinin 2003'te tekrar belirmesinden bu yana en geniş çaplı yaygın hastalık riskini taşıdığını açıklaması, tehdidin boyutunu gösteriyor. Örgüt, domuz gribi virüsünün evrim geçirip çok daha tehlikeli hale gelebileceği uyarısında bulunmaktan da kaçınmadı.[/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Virüs, insandan insana, öksürük, hapşırık ve hatta tokalaşma yoluyla bulaşabiliyor...[/font][/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Dünya genelinde sağlık yetkililerini alarma geçiren domuz gribi, bir solunum hastalığı. Virüs insanlara domuzlardan solunum yoluyla bulaşıyor. WHO'ya göre domuz yiyerek virüs kapma olasılığı bulunmuyor. Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. İnsandan insana, hapşırık, öksürük ve hatta ele bulaşması halinde tokalaşma yoluyla bulaşabilen domuz gribine karşı doğal bağışıklığımız bulunmuyor. Bilgisayar klavyesi gibi virüslü bir yerle temas ettikten sonra burna ve ağıza dokunulması da hastalığın yayılmasına neden olabiliyor.
Hastalığa A tipi H1N1 adlı virüsün daha önce hiç görülmemiş bir türü yol açıyor. Bu tür, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor. Domuz gribinin belirtileri bildiğimiz grip vakalarından pek farklı değil: Kuru öksürük, ani ateş, boğaz ağrısı, eklem ağırıları, üşüme, bitkinlik ve baş ağrısı. bunların dışında, aşırı kusmaya ve ishale neden olabiliyor. Yaygın grip tipleri, genelde yaşı ilerlemiş insanları hedef alırken domuz gribinde ölümcül seyreden vakalar ise daha çok 25-45 yaş arasındakilerde görülüyor.[/font]
[/font][/font][/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]Tedavisine gelince, ABD'li yetkililer kendi rastladıkları vakalarda Tamiflu ve Relenza adlı ilaçların etkili olduğunu duyurdu. Normal grip aşısıysa tedavide etkili olmuyor. Domuz gribine karşı bir ayrı bir aşı geliştirmeninse aylar alabileceğine dikkat çekiliyor.
Yeni grip virüsleri ise insan vücudunun bağışık olmaması ve ilaç geliştirmenin süre alması nedeniyle çok çabuk yayılabiliyor. Domuz gribi, genetik açıdan bakıldığında, ilaçla karşı konulabilen H1N1 virüsünden farklılıklar içeriyor.[/font]
[font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif][font='Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif]1968'deki "Hong Kong" gribi dünya genelinde yaklaşık 1 milyon kişinin ölümüne ve 1918'deki "İspanyol" gribi de 40-100 milyon kişinin ölümüne yol açmıştı.[/font][/font][/font][/font]- Domuz gribi nedir?
Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor. - İnsana bulaşır mı?
Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor. - Domuz eti yiyenler domuz gribine yakalanır mı?
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor. - Bu, domuzlarda yeni grip türü mü?
İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslere duyarlı alıcılar bulunuyor. Dolayısıyla domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor. WHO'ya göre, Meksika'da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor. - Aşısı var mı?
Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok.
- Domuz gribi nedir?
-
Bizim Afyon'da Akasya ağaçlarında hep rozetleşme vardı.Sarımsı yapraklar vardı temmuz ve ağustos ayında.Bundan dolayı mı acaba?
olabilir ama ben mesela Samsun'da ağaçlarda bir şeye rastlamadım sadece biraz cansız duruyorlar belkide çok ağaç olduğu için gözüme çarpmamıştır.
-
olabilir ama ben mesela Samsun'da ağaçlarda bir şeye rastlamadım sadece biraz cansız duruyorlar belkide çok ağaç olduğu için gözüme çarpmamıştır.
Biz de bazı ağaçların dallarının tümünü kestiler.Özellikle Akasya ağaçlarınınİnşallah düzelir durum.
-
Kar yağdığı halde çiçek açabilen bitkilerden biri olan Kardelenin, bu denli soğukta canlanmasına neden, soğanıdır. Kardelen Soğanı, donun ulaşamayacağı kadar toprağın derinliğinde olduğundan, oradaki sıcaklıktan faydalanarak, havanın birazcık ısınmasıyla birlikte filiz sürer. Kardelen'in yüksekliği,10-20 santimetre arasında olup, her taç yaprağının ucunda küçük, yeşil bir nokta vardır. Bu bitkiye, çimenlik yerlerde, akarsu yataklarında ve ormanlarda rastlanır.

Orman yangınları yokuş yukarı daha hızlı yayılır.

Eskimolar buzdolaplarını yiyeceklerin donmaması için kullanırlar.

Uzay yolculuğunda taşınacak her kilo için gerekli olan yakıt miktarı 530 kg'dır.

Eğer bir insan 8 sene, 7 ay ve 6 gün bağırabilseydi (aralıksız), bu bir kahveyi ısıtabilcek olan enerjiye eş bir enerji oluştururdu.

Su samurları uyurken birbirlerinden ayrı düşmemek için el ele tutuşurlar.

-
İstanbul’un Yedi Tepesi: Saray Burnu, Nuru Osmaniye, Beyazıt, Fatih, Sultan Selim, Tekfur Sarayı ve Davut Paşa tepeleridir.
-
Karidesin kalbi kafasının içindedir.

Devekuşlarının toprağa kafasını soktuğu bilinir; ancak 80 yılı kapsayan 200 bin kadar devekuşu arasında yapılan araştırmada bir devekuşunun dahi bunu yaptığı görülmemiştir.

Lurch isimli bu boğa dünyanın en büyük boynuzlarına sahiptir.(gerçek zannetmedim ama internetten araştırdım varmış
)
-
Devekuşu hakkında ilginç bir bilgi vereceğiz. Halk arasında yaygın olarak bilinen Devekuşunun tehlike anında kafasını saklanmak için kuma gömdüğü bilgisi aslında tamamen yanlış bir bilgidir. Devekuşları kafalarını kuma gömmezler ! Zaten Google görsellerde ufak bir arama yaparsanız kafasını kuma gömen Devekuşu fotoğrafı göremezsiniz. Görebileceğiniz devekuşu fotoğrafları ya karikatür ya da Photoshopta hazırlanmış çeşitli görseller olarak karşınıza çıkacaktır.
Devekuşu, Afrika kökenli uçamayan kuş türlerinden Struthio cinsinin yaşayan tek üyesidir. Bazı analizler göstermiştir ki, Somali devekuşu, bayağı devekuşlarından ayrı bir tür olarak ele alınabilmektedir fakat taksonomistlerin çoğu Somali devekuşunu bir alttür olarak göstermektedir.
Bu kısa açıklamalardan sonra konumuza dönecek olursak; dediğimiz gibi Devekuşları tehlikeyi gördüklerinde kafalarını toprağa gömmezler, ancak başlarını bacaklarının arasına ya da göğsünün altına sokarak dizlerini kırıp oldukları yere otururlar. Bu hareketi yaplarının sebebi ise kendilerine cansız bir kaya parçası süsü vererek tehlikeyi atlamaya çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Yani Devekuşları tehlike altında kaldıkları zaman düşmanlarından saklanabilmek için araziye uyum sağlamaya çalışırlar. Ancak bu korunma tekniği her zaman işe yaramayabilir.
DEVEKUŞU NEDEN KAFASINI KUMA GÖMSÜN Kİ !Devekuşu neden kafasını kuma gömsün ki
Yaklaşık 200 bin devekuşunun izlendiği 80 yıllık araştırmalar boyunca tek bir Devekuşunun bile kafasını kuma gömdüğü gözlenmemiştir. Zaten mantık olarak da böyle bir hareketin olması pek mümkün değildir. Şayet Devekuşu kafasını kuma gömebiliyor olsaydı toprağın altında nasıl nefes alacaktı ?
Saatte 80 ila 90 km gibi oldukça yüksek hızlara ulaşabilen Devekuşu tehlike anında kendini bir kaya parçası gibi göstererek saklanmanın yerine kaçmayı da tercih edebilir. Bu tercih tehlikenin türüne ve hızına bağlı olarak yapılır. Şayet tehlikeden koşarak kaçamayacağını anlar ise kendini araziye uydurmaya çalışırak saklanır, ama şansı varsa da tercihini var gücüyle kaçmaktan yöne kullanır.
Ayrıca Devekuşu dinlenirken boyun kaslarını rahatlatmak için veya çok sık olmasa da uyurken bazen bu pozisyonu aldığı da biliniyor. Hatta bir görüşe göre, bu pozisyonda kafasını yere dayayıp düşmanlarının ayak seslerini dinlediği de ileri sürülüyor.
DEVEKUŞU KAFASINI KUMA GÖMER EFSANESİ NEREDEN GELİYOR ?Devekuşuyla ilgili bu efsane net olarak bilinmese de, bazen yuvalarında (genelde yere kazılmış sığ bir delik şeklindedir) boyunlarını dümdüz yere uzatıp görüş alanında bir tehlike olup olmadığını yokladıkları için ortaya çıkmış olabilir.
Ayrıca Devekuşu uzaktan bir ses duyduğu, bir tehlike sezinlediği zaman, düşmanının sesini daha iyi alabilmek, tehlikenin geldiği yönü kestirebilmek için, başını yere yaklaştırır, büyük bir dikkatle yerden gelen titreşimleri dinler. Bu titreşimlere göre de savunmaya hazırlanır, ya da kaçar, saklanır. Anlaşılan o ki, Devekuşunun bu hareketini gören bir yolcu onun başını kuma gömdüğünü zannetmiş.
Devekuşu neden kafasını kuma gömsün ki
Daha yumurtadan çıkar çıkmaz erişkin bir tavuk büyüklüğünde olan Devekuşu yavrularının uzun boyunları genellikle bej rengindedir ve üzerlerinde siyah çizgiler vardır. Bu renklerle ot renkleri ve gölgeleri karışarak iyi bir kamuflaj imkanı sağlar. Bu durumda otların aralarına başlarını soktuklarında vücutları görünürken boyun ve baş kısımları görülmez. Görülmeyen başın kuma gömülmüş gibi insanlar tarafından algılanmasının nedenlerinden biri de bu olabilir.
Bir diğer kafa gömme efsanesi ise ilk kez Romalı tarihçi Yaşlı Plinius (Gaius Plinius Secundus) ’un, milattan önce yaptığı bir benzetme ile akıllara yerleşmiştir. Plinius bu benzetmesinde “Kafalarını ve boyunlarını kuma gömünce tüm vücudunu sakladıklarını sanırlar” demiştir. Yaşlı Plinius ayrıca Devekuşlarının, yumurtalarına sert bir şekilde bakarak bu yumurtayı çatlatabildiklerini de düşünüyordu ama Plinius, Devekuşlarının olmadık şeyler yutabildiğinden hiç bahsetmemiştir.
DEVEKUŞLARI NE YER ?
Sindirime yardımcı olması için yuttukları taşın yanında demir, bakır, tuğla ve cam da yiyebilirler. Londra Hayvanat Bahçesi’nde bir devekuşunun bir metrelik ip, bir bobin film, bir çalar saat, bir bisiklet valfı, bir kalem, bir tarak, üç eldiven, bir mendil, biraz altın kolye parçası, bir kol saati ve birkaç tane bozuk para yediği fark edildi. Namibya’daki devekuşları ise elmas yemeleriyle meşhurdur!
-
Ezan sesinin özelliklerinden biri de Dünya üzerinde hiç kesilmemesidir. Ezan bir yerde bittiğinde sonraki meridyen yönünde yeniden başlar.
-
