Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
  • ABD’nin Milyarlarca Dolarlık Uydusu Zuma, Gönderildikten Sonra Kayboldu!

    ABD’nin ‘yüksek düzeyde gizli’ olan ve milyarlarca dolara mal olan devlet uydusu Zuma, Florida’daki bir askeri üsten gönderildikten sonra kayboldu. TWSJ’de yer alan habere göre Florida’da Cape Canaveral Hava Kuvvetleri Üssü’nden gizli şekilde fırlatılan devlet uydusu Zuma, fırlatmanın ilk aşamasını başarıyla tamamlasa da ikinci aşamada kaybolarak ABD’yi milyarlarca dolar zarara uğrattı.

    TWSJ’ye ulaşan kaynaklara göre ABD Kongre ve senatosu üyeleri görevin tam bir başarısızlıkla sonlandığını, roketin taşıdığı uydunun roketten ayrılmasının ardından atmosfere doğru düştüğünü belirttiler. Şu an için çok fazla detaya sahip olamasak da roket yükünün, fırlatmanın ikinci fazına gelindiğinde roketten düzgün ayrılamadığı düşünülüyor.

    ArsTechnica ve TechCrunch, roket yükünün Florida’dan beraber fırlatıldığı Falcon 9’un fırlatılışının ikinci aşamasında yeryüzüne doğru geri düştüğüne dair haber geçtiler. SpaceX ise görevini yerine getiremeyen uydu fırlatma etkinliğiyle ilgili henüz bir açıklama yapmadı. İhalesi devlet tarafından üstlenilen ve kaybolduğu iddia edilen Zuma’nın ABD’ye zararının milyarlarca dolar olduğu belirtiliyor.

  • Çok Yakında İlk Kez Bir Kara Deliğe Ait Görüntüye Ulaşacağız!

    Samanyolu Galaksi’sinin merkezinde 4 milyon Güneş ağırlığında olan Sagittarius A* isimli kara deliğin ilk görüntüsü çok yakında paylaşılacak. Geçen yılın nisan ayında, uluslararası bir işbirliği ile daha önce hiç yapılmamış bir şey yapıldı. Dünyanın her köşesinden uydular hedeflerini tek bir noktaya çevirdiler. Samanyolu Galaksi’sinin merkezine çevrilen uydular, burada yer alan, Güneş ve Dünya’mız dahil tüm galaksiyi bir arada tutup yörüngesinde döndüren Sagittarius A* isimli 4 milyon Güneş ağırlığında bir kara deliği görüntülemeye çalıştılar. Ortaya çıkan son bilgilere göre işbirliği ile ortaya çıkan veriler analiz edilmeye başlandı. Anlayacağınız çok yakında Samanyolu Galaksi’mizin bir arada durmasını sağlayan merkezdeki kara deliği görüntüleyebileceğiz.

    Gözlem ve analiz arasında bu kadar geniş bir zaman boşluğu olması tuhaf görünebilir, ancak bunun bir açıklaması var. Teleskoplar, dünyamızdan 26.000 ışık yılı uzaklıkta olan bir gök cismini yakalamaya çalışıyorlar. Bunun için tek bir teleskop yetersiz bulundu. Yüksek kaliteli bir görüntüye sahip olmak isteyen gökbilimciler, birbirlerine çok uzak olan telsiz teleskopları birbirine bağlayarak dünya boyutunda bir sanal teleskop geliştirmeyi başardılar.

    Event Horizon(olay ufku) Teleskobu olarak adlandırılan bu sanal teleskop, Antarktika dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından görüntüler yakalamaya çalıştı. Teleskopların görüntü yakalayabilmesi için hava koşullarının uygun olması gerekiyordu. Bu yüzden görüntülerin MIT Haystack Gözlemevine gönderilmesi için 13 Aralık’a kadar beklemek zorunda kaldılar.

    Geçtiğimiz ay düzenlenen bir basın toplantısında ekip, MIT Haystack ve Almayanya’daki Astronomi Enstitüsu Max Planck’in görüntüleri analiz edip bu analizleri karşılaştıracakları açıklanmıştı. Yaklaşık 3 hafta süreceği açıklanan bu karşılaştırmanın ardından nihai sonuç çok yakında paylaşılacak. Muhtemelen bu hafta içerisinde ilk kez bir kara delik görebileceğiz.

  • Daha kendi galaksimizi bir arada tutan Karadeliğe ait adam akıllı fotoğraf yokken uçsuz buçaksız Evren'de İnsandan başka hayat yok demek bana çok bencilce geliyor.Kendi galaksimizin merkezine ışık hızımız olsa bile 26 bin yılda ulaşabiliyoruz.Yani fotoğraflar 26 bin yıl öncesine ait olacak.Kendi Güneşimiz galaksimizde nisbeten tenha bir yerde yer alıyor.Galaksimizin diğer yerlerinde yıldızlar birbirlerine daha yakın.Düşününce çok garip geliyor insana gerçekten...

  • Samanyolu Galaksisi

    Güneş Sistemi'ni de barındıran gökada (galaksi). Çubuklu sarmal tipi bir galaksi olan Samanyolu yaklaşık 200 milyar yıldız içerir. 100.000 ışık yılı çapı olan Samanyolu Galaksisi yaklaşık 1.000 ışık yılı kalınlığındadır.Galaksimizin komşusu olan Andromeda Galaksisi bize sadece(!) 2,5 milyon ışık yılı uzaklıktatır.

    Güneş Samanyolu Galaksisi'nin merkezine yaklaşık 26 bin ışık yılı uzaklıktadır.Güneş, Samanyolu'nun oldukça tenha bir bölgesinde yer almaktadır. Galaksinin merkezindeki yıldızlar birbirine çok daha yakın ve yoğundur. Güneş, Samanyolu'nun merkezi etrafında dönmektedir. Bu dönüşünü yaklaşık 220 milyon yılda tamamlar.

    Samanyolu'nun büyüklüğünü algılayabilmek için Dünyayla bir kıyaslama yapmak faydalı olabilir. Şöyle ki Samanyolu'nun 100 bin ışık yılı çapına karşın dünyanın çapı 0,04 ışık saniyesidir.

    Samanyolu Merkez Bölgesi - ESA

    ESA tarafından Samanyolu'nu araştırmak üzere gönderilen Gaia uydusunun görev alanını da gösteren 3 boyutlu Samanyolu videosu

    Samanyolu Galaksisi'nin hızlandırılmış görüntüleri

  • Hindistan 100. uydusunu fırlattı
    Hindistan'ın 100. uydusunu uzaya başarıyla fırlattığı bildirildi.
    Yerel basına çıkan haberlere göre, Hindistan Uzay Araştırmaları Merkezi'nin (ISRO) aralarında Cartosat-2 hava gözlem uydusunun bulunduğu 31 uydu taşıyan roketi ülkenin güneyindeki Andhra Pradeş eyaletinde bulunan Satiş Dhavan uzay üssünden fırtlattı.
    "Polar Uydu Fırlatma Aracı" (PSLV-C40) adı verilen roketteki 3 uydunun Hindistan'a, geriye kalanların ise ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Finlandiya ve Güney Kore'ye ait olduğu belirtildi.
    Yer ve coğrafi bilgi sistem uygulamaları geliştirmede kullanılacak uyduların toplam ağırlığının 710 kilogram olduğu kaydedildi.
    Roket, uyduları iki ayrı yörüngeye yerleştirecek.Hindistan Başbakanı Narendra Modi, uyduların fırlatılmasının Hindistan Uzay Programı'nın parlak geleceğinin işareti olduğunu dile getirerek ISRO'yu tebrik etti.
    ISRO'nun 8 uydu taşıyan roketi geçen ağustosta teknik bir arza nedeniyle fırlatılamamıştı.(14.01.2018)


  • 2013 yılında fotoğraflanmış Andromeda Galaksisi

    Samanyolu Galaksimizin yakın komşu galaksisi: Andromeda Galaksisi Hakkında Bilgiler

    Bu yazımızda Andromeda galaksisi hakkında bilgi sahibi olmaya çalışacağız. Samanyolu Galaksisinin en yakınında olan Andromeda hem gizemleri hem de bize olan yakınlığından dolayı samimiyeti ile her zaman merak edilmiştir.

    Andromeda, görüntüleri ile incelendiğinde halka galaksiye dönüştüğü gözlemlenen, Samanyolu gibi sarmal bir galaksi yapısıdır. Bir trilyon yıldıza sahip olduğu düşünülmektedir. Parlak yıldız sayısı, az bulunduğundan dolayı, Samanyoluna göre 4/1 kadar daha az parlaktır. Andromeda içerisinde gaz, toz, karanlık madde gibi yapılar mevcuttur.

    El Sufi’nin, Andromeda’yı keşfettiği zaman silik bulut adını vermesinin nedeni, çıplak gözle bakıldığında, Samanyolu’na oranla daha sönük gözükmesidir. Samanyolu’yla, Andromeda’nın arasındaki önemli farklardan biri, Andromeda’nın çift çekirdeğe sahip olmasıdır. Günümüzde görebildiğimiz yıldızlardan, binlerce kat daha uzakta bulunmaktadır. 2.5 milyon yılda, Andromeda’dan yeryüzüne ulaşan ışık, ne kadar uzak olduğunu kanıtlamaktadır.Yani şuan gözlemlenen Andromeda'ya bakarsak bundan 2.5 milyon yıl öncesini görmüş oluyoruz.

    Peki, Andromeda’nın Tarihçesi konusu nereye dayanmaktadır? Bu durum, insanlık tarihinin çok geçmiş yıllarında yola çıkmış bir oluşumun, bizlere yeni ulaşmış olan görüntüsüdür. Andromeda’nın ışığı nasıl bize ulaşmakta? Bu kadar uzak olan bir galaksiyi nasıl görebilmekteyiz? Çünkü bu galaksi Güneş’ten 24 magnitude kadar daha parlak olan bir gök cismi oluşumudur. Bu parlaklığa erişebilmesi için en az 1010 adet yıldız barındırması gereklidir. Andromeda, bu koşulları sağlamaktadır ve Samanyolu’ndan daha yoğun, ağır bir galaksi olduğu için onu gözlemleyebilmekteyiz. 964 senesinde, Abdulrahman El-Sufi tarafından, Andromeda’nın ilk gözlemi gerçekleşmiştir. 1612’de Simon Marius tarafından teleskop yolu ile ilk gözlem gerçekleşmiştir. Bu gözlemleri gerçekleştirenler arasından, Kant, farklı bir galaksi olduğunu savunmuştur. 1888’de İshak Roberts, ilk fotoğraflanmasını gerçekleştirmiştir. Daha sonra Andromeda hızlı gözlemlenmek istenmiş, Westo Sliper bunu gerçekleştirmiştir. 1920’li yıllarda Kurtis tarafından çok uzak bir galaksi olduğu iddiası ortaya atılmıştır. 3 yıl sonra, Samanyolu’nun dışında olduğu tespit edilmiştir. Samanyolu ve Andromeda’nın, iki farklı türde yıldızdan oluştuğu gözlemlenmiştir. Ek olarak, merkezinde karadelik bulunduğu 1988’de ortaya konulmuştur. Alen Dressler, çift çekirdeğe sahip olduğunu bulmuştur. Görünen parlaklığı ve mutlak parlaklığı olarak, 2 tür parlaklığı bulunmaktadır. Andromeda galaksisi ile Samanyolu’nun çarpışması konusu da her zaman merak edilen bir konudur ama bu konuda endişelenmeye gerek yoktur. Bu çarpışma tahminen 4 milyar yıl sonra gerçekleşecektir, uzmanlara göre o tarihlerde güneş sistemi yok olmuş olabilir ve her şeyden öte daha çok zaman var. :)

    Andromeda ve Samanyolu’nun Çarpışması

    Milyonlarca yıl içinde gerçekleşmeyecek olsa da Andromeda Galaksisi ile çarpışma rotasındayız. Bu çarpışma gerçekleştiğinde galaksimizin sonu ne olacak? İnsanlar o zamana kadar galaksimizin ötesine nasıl yolculuk yapacaklarını çözmüş olacaklar mı? Andromeda galaksisi Andromeda takımyıldızında bulunan, Dünya’dan yaklaşık olarak 2.5 milyon ışık yılı uzaklıkta olan spiral bir galaksidir. Genellikle Büyük Andromeda Nebulası olarak anılır, aynı zamanda Messier 31, M31, NGC 224 olarak da bilinir. Andromeda Galaksisi galaksimize en yakın spiral galaksidir fakat en yakın galaksi değildir. Andromeda Galaksisi Samanyolu Galaksisi’ne saniyede yaklaşık olarak 68 mille yaklaşıyor (saniyede 110 kilometre). Güneşimize de bağıntılı bir şekilde saniyede yaklaşık 190 mille yaklaştığı ölçülmüştür. Bu durum Andromedayı gözlemlediğimiz, ışığı maviye kayan birkaç galaksiden biri yapıyor. Andromedanın teğetsel ya da yüzeysel kısımlarının hızı , galaksinin yaklaşma hızından çok daha küçüktür ve bundan dolayı Samanyolu ile direk olarak yaklaşık 4 milyar yıl içinde çarpışması bekleniyor.

    Çarpışmanın olası simülasyonu videodan izlenebilir. Bu çarpışmanın muhtemel sonucu galaksilerin birleşip dev eliptik bir galaksi oluşturması ya da muhtemelen geniş diskli bir galaksi oluşturmasıdır. Böyle olaylar galaksi gruplarında bulunan galaksiler arasında sıkça olmaktadır. Dünyanın ve Güneş sisteminin çarpışmadan sonraki kaderi şimdilik bilinmemektedir. Galaksiler birleşmeden önce, Güneş Sisteminin Samanyolu’ndan çıkması ya da M31’e katılması gibi küçük bir ihtimal var. Eski bulgular Samanyolunun daha fazla kara madde ve kütle içerdiğini önerse de, Andromeda Galaksisi büyük bir ihtimalle Yerel Grup içinde kütlesi en fazla olan galaksidir. 2006 da Spitzer Uzay Teleskobundan yapılan gözlemler M31’in 1 trilyon yıldız içerdiğini açığa çıkardı: yani, 200-400 milyar yıldız içerdiği tahmin edilen Samanyolundan en az 2 kat daha fazla sayıda yıldız içermektedir. Andromeda Galaksisi 3.4 kadirle Messier nesnelerinin en parlaklarından biridir. Bu da onu aysız gecelerde orta bir ışık kirliliğinde bile çıplak gözle gözlemlenebilir yapmaktadır. Gökyüzünde dolunaydan 6 kat kadar geniş alan kaplamasına rağmen, sadece daha parlak olan merkez bölgesi çıplak göze, dürbünlere ya da küçük teleskoplara görünebilir.


    Andromeda Galaksisi daha parlak olsaydı Dünyamızdan böyle görünürdü.

    Kaynaklar:http://www.kozmikanafor.com/andromeda-ve-s…nun-carpismasi/
    http://www.fizikmuh.com/andromeda-galaksisi-hakkinda-bilgi/

  • Uzaylılara Ait Uydu İddiası



    NASA'nın elde ettiği her görüntüyü saniye saniye piksel piksel inceleyen komplo teorisyenleri yeni bir iddia ile karşımızda.

    Komplo teorisyenleri, 2011 yılının Mayıs ayında emekliye ayrılan Endeavour uzay aracına ait bir yakıt tankının hemen sağında görülen beyaz cismi uzaylılara ait bir uydu olarak nitelendirdiler. UFO Today isimli YouTube kanalında paylaşılan görüntü büyük yankı bulurken, uzaylılara ait olduğu iddia edilen uydu "White Knight Satellite" olarak nitelendirildi.

    Komplo teorisyenlerinin bir çoğu önümüzdeki yıllarda uzaylı gerçeğinin artık saklanamayacağına inanıyor. Hatta kendilerine komplo teorisyeni denmesine de birçoğu kızıyor.


  • Venüs Bizi Bekleyen Tehlikeyi İşaret Ediyor Olabilir

    462 derece yüzey sıcaklığına sahip Venüs adeta yanan bir gezegen. Üzerinde yaşam olması çok mümkün olmayan ve uzay araçlarının yüzeyine inemediği Venüs, bundan yaklaşık 2 ila 4 milyar yıl arasında Dünya gibi bir yüzeye, iklim koşullarına ve atmosfere sahipti. (En azından verilere bakarak böyle olduğu tahmin ediliyor)

    Dünya ile Venüs arasında birçok benzerlik bulunuyor. Bu benzerliklerin başında iki gezegenin de yaşam barındırabilecek bölgede konumlanması ve büyüklükleri. Tüm bunların yanında gezegenler benzer bileşenlerden oluşuyor.

    Ancak Dünya atmosferinden %93 oranında daha büyük atmosferinin (karbondioksit ağırlıklı) yanında gezegende su buharı hiç yok. Ayrıca gezegenin kalın bulutları Güneş ışınlarının sadece %10'unu gezegenin iç noktalarına geçiriyor. Yani ayrıca karanlık da bir gezegen. Hava basıncının da yüksek olduğu gezegende herhangi bir insan ezilerek ölür. Zehirli atmosfer yapısına sahip gezegende mevsim farklılıkları da yok. Gezegende küresel yanma durumu hakim. Oldukça kuvvetli rüzgarların bulunduğu gezegende toz bulutları ve sürüklenen kaya parçaları her yerde. Bir yılını 243 günde tamamlayan Venüs'te en yüksek nokta 11 km yüksekliğindeki Maxwell Montes Dağı. Bu dağın zirvesinde hava oldukça serinliyor. Tabi serin derken yine yaklaşık bir 380 derecelik sıcaklıktan bahsediyoruz.

    Birçok bilim insanı küresel ısınma verileri ve Dünya'nın geçirdiği değişimlere bakarak ilerleyen yıllarda Dünya'nın da Venüs'e benzeyeceğini düşünüyorlar. Bu noktada klasik bir soru soralım; Ya bir zamanlar Venüs'te eş zamanlı canlılık başladıysa ve bir zaman sonra yanıp, yok olup gittiyse? Belki de hemen yakınımzdaki uzaylı komşularımız Stephen Hawking'in önerdiği yaşam için başka gezegen bulabilecek bir kapasiteye ulaşamadan göçüp gittiler bu evrenden?


    Kaynak:Uzayhaber

  • 7000. görev gününü kutlayan İSS'yi tanıyalım :)

    ULUSLARARASI UZAY İSTASYONU HAKKINDA 10 TEMEL BİLGİ



    Bu yazımızda UUİ hakkındaki en temel 10 bilgiye ve astronotların istasyonda neler yaptıklarına kısa bir bakış atacağız. Uluslararası Uzay İstasyonu’nun görev süresi 1998–2024 yılları arasıdır.

    1-] İlk olarak UUİ tam 16 ülke tarafından inşa edildi.Bu ülkeler ABD,Rusya,Kanada Japonya, Belçika, Brezilya, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç, İsviçre ve Birleşik Krallık’dır. İnşa eden ülkeler arasında maalesef Türkiye yer almamaktadır.


    Uluslararası Uzay İstasyonu Yönetim Merkezleri


    2-] Uluslararası Uzay İstasyonunun genişliği 109 metredir. Yaşanabilir alan ise 837 m3 tür. Ayrıca şu ana kadar yapılmış en pahalı yapıdır. Maliyeti yaklaşık olarak 150 milyar dolar tutmuştur.
    3-] İstasyondaki astronotların temel görevlerinden bazıları: Arızaları kontrol etmek, istasyon dışında yürüyüşler yapmak, yer çekimsiz ortamda deneyler yapmak, sistemlerin çalışabilirliğini kontrol etmek, günlük rutin işleri sürdürmek ve sağlıklarını dikkat etmek.
    4-] Uluslararası Uzay İstasyonun da 2 adet tuvalet bulunmaktadır. Bu tuvaletlere bırakılan idrar tekrar arıtılarak içme suyu olarak kullanılır. Dışkılar ise tuvaletlerin vakumlu sistemleri sayesinde kolayca paketlenir ve atılır.
    5-] UUİ’deki Astronotlar günde 3 öğün yemek yerler. Bu yiyecekler genelde kuru gıda olmaktadır ve yer çekimi olmadığından dağılmaması ve bozulmaması adına ambalaj içerisindedir. Yani gıdalar kullan at şeklindedir. Kullanıldıktan sonra ambalajlar düzgün bir şekilde muhafaza edilmelidir. Gıdalar çeşidine göre farklı şekilde hazırlanmaktadır. Tuz ve baharat gibi malzemeler ise hava kanallarını tıkayabileceğinden ve astronotların gözüne, burnuna kaçabileceğinden sıvı formdadır. Sıvı ihtiyacı ise pipet yardımıyla giderilmektedir.
    6-] Özel odalarda tulumlar eşliğinde uyumaktadırlar. Odalar sadece bir astronotun sığabileceği şekilde tasarlanmıştır. Yer çekimi olmadığından astronotlar uyku sırasında sağa sola çarpabilir ve uykuları kaçmakla birlikte yaralanabilirler. Bunun için tulum içerisinde uyurlar. UUİ’de uyumak çok zahmetli olduğundan her 5 astronottan 4 ü uyku ilacı sayesinde zar zor uyuyabilmektedir. Astronotların standart uyku süresi 8 saattir. Astronotlardan tarafından uyku sırasında sık sık kabuslar görüldüğü bildirilmiştir.
    İstasyondaki uyku kabinlerine yakından göz atmak isterseniz aşağıdaki videoyu inceleyebilirsiniz.




    7-] Uluslararası Uzay İstasyonun da Astronotlar günde yaklaşık 2 saat spor yapmak zorundadır. Eğer spor yapmazlarsa yer çekimi olmadığından dolayı kaslar yumuşar, zayıflar ve kas kayıpları meydana gelir. Fakat bildiğimiz gibi ağırlık kaldırmazlar. Çünkü uzayda yer çekimi yoktur. Bu sebepten ötürü istasyona özel egzersiz aletleri bulunmaktadır.
    8-] Astronotlar UUİ’de günde 16 gün doğumu 16 da gün batımına tanık olur. İstasyonun hızı saatte yaklaşık 27.600 kilometredir. İstasyonun Dünya etrafındaki tur sayısı yüz binin üzerindedir. Dünya etrafındaki bir turunu yaklaşık 93 dakikada tamamlamaktadır.
    9-] Astronotlar, yoğun ve stresli işler sonucunda biraz eğlenceye ihtiyaç duyarlar. Bunun için belirli boş zamanları mevcuttur. Bu zaman zarfında oyun oynayabilir, müzik dinleyebilir, kitap okuyabilir, aileleriyle iletişim kurabilirler. Ek olarak bolca pencere bulunduğu için sık sık istasyondan çevreyi, gün doğumunu/batımını izleyebilirler.
    10-] Dünyaya en yakın uzaklığı 392 kilometre en uzak olduğu mesafe ise 406 kilometredir. Yani Dünya’nın alt yörüngesinde dolanmaktadır. (Alçak Dünya Yörüngesi)

    Kaynak:http://gokbilimi.net/uluslararasi-u…10-temel-bilgi/

  • Orta büyüklükteki asteroit Dünya'yı teğet geçecek

    NASA, @4 Şubat günü orta büyüklükteki bir asteroidin Dünya'yı yakın geçeceğini açıkladı.

    NASA'nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, yarım kilometre ila 1,2 kilometre çapında olduğu tahmin edilen "2002 AJ129" asteroidinin, @4 Şubat 2018'de TSİ 12.30'da Dünya'ya yaklaşık 4,2 milyon kilometre yaklaşması bekleniyor. Bu, Dünya ile Ay arasındaki mesafenin 10 katından fazla bir uzaklık.

    DÜNYA YAKININDA TESPİT EDİLEN EN HIZLI ASTEROİT

    Dünya'ya en yakın olduğu anda saniyede 34 kilometre hızla boşlukta ilerleyen asteroidin, şimdiye dek Dünya yakınında tespit edilen en hızlı asteroit olduğu belirtildi. NASA, asteroidin Güneş Sistemi'nde izlediği güzergahı temsil eden hareketli bir grafik görüntü yayınladı.

    Görüntüde Güneş'e yakın geçiş yapan asteroidin Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesini kısa süre kestikten sonra yörünge dışına doğru uzaklaştığı görülüyor.

    2002 YILINDA KEŞFEDİLDİ

    NASA uzmanları "potansiyel olarak tehlikeli asteroit" kategorisinde değerlendirilen gök cisminin gelecek 100 yıl içinde Dünya'ya çarpma tehlikesinin bulunmadığını kaydetti. "2002 AJ129", ilk kez Hawaii Adası'nda bulunan NASA sponsorluğundaki Maui Uzay İzleme Merkezi tarafından 2002 yılında keşfedilmişti.

    @4 Şubat :D


  • Dünya'ya Teleskopla Bakarak Dinozorları Görebilir miyiz? Teorik Olarak Evet!

    Bir Reddit kullanıcısı gerekli hesaplamaları yaparak, belirli bir uzaklıktan Dünya’ya teleskopla bakılması halinde dinozorların görülebileceği teorisini ortaya attı. Gökyüzünde gördüğümüz yıldızlar bizlerden binlerce - milyonlarca ışık yılı uzaklıkta bulundukları için, şu an aslında onların çok daha eski görüntülerini görüyoruz (yani zamanın gerisinden ilerliyoruz). Peki aynı durumu Dünya için geçerli hale getirecek bir çalışma ile bir zamanlar gezegenimizde yaşayan dinozorları görebilme ihtimalimiz var mı? Bir Reddit kullanıcısına göre evet. Dinozorların ortalama 65 milyon yıl önce yaşadıkları hesabından yola çıkarak onları görebilmemiz için buradan 65 milyon yıl uzaktaki bir gezegenden Dünya’ya baktığımızı düşünelim. Buradan Dünya’yı görebilmek için lensin yaklaşık olarak 5,8x10^10 metre büyüklüğünde olması gerekiyor. Bu da ortalama Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin 3te 1’ine denk geliyor.

    Bu lens, Dünya’yı görmek içindi. Peki dinozorları görmek için ne kadar büyüklükte bir lens gerekiyor? Tam 4.4 ışık yılı büyüklüğünde! Bu da Güneş Sistemi’nin neredeyse 3 katı büyüklüğüne denk geliyor. Yani bütün insanlık binlerce yılını ancak bu lensin yapımına harcamalı ki teorinin gerçekleşme ihtimalini(!) görelim.

  • Bir yorum yapmak istedim.Misal hani deniliyor uzayda çok gelişmiş uygarlıklar varsa neden buraya gelmiyorlar diye.Gerçekten varsalar Dünya'ya çok uzaktalar ise Dünya'ya bakıp dinazorları görüyor olabilirler :D :hfyeni (18): hatta belkide o kadar uzaktadırlar ki Dünya'nın yeni oluşan bir gezegen halini görüyorlardır?

    Bunun tam tersi bizim teleskoplarımız için geçerli.Şuan evrende baktığımız her şey geçmişe ait.Güneşe baktığımızda bile onun 8 dk önceki halini görüyoruz.Sönse 8 dk sonra haberimiz olacak.Bir gezegene baktık misal boş 25 bin ışık yılı uzaklıkta.Yani o görüntü 25 bin yıl öncesine ait.Şuan orada bir medeniyet olmuşta olabilir? Böyle düşündükçe uzar bu İnsanı deli eden cinsten