Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

  • Amerikan elektrikli araba devi Tesla Motors, arabaların hızlı bir şekilde şarj olmasını sağlayan istasyonlarının koruyucu kapak kısmına "ABD'de Üretilmiştir" veya "Amerikan Malı" gibi bir ibare koymak yerine, "Dünya üzerinde, insanlar tarafından üretilmiştir." ibaresini yerleştirmeye karar verdi.

    Belki de "kişi" bazında düşünmek yerine, birazcık daha "insan" bazında düşünmeye başlasak, tür olarak önümüzdeki birkaç milenyumu görebilecek kadar yaşamayı başarabiliriz, kim bilir?

    Bu elbette bir araba şarj cihazının kapağına yazı yazmakla olacak şey değil; ancak bir yerlerden başlaması gerekiyor.

    Kaynak: Evrim Ağacı

    Çok güzel düşünmüşler :4722

  • Jüpiter'in uydusu Europa için de açıklama yapmışlardı.Bahsedilen uydu ile benzer özellikteler.
    Bu konuyla ilgili Jupiter Macerası - Europa Report filmini tavsiye ederim.

  • ışık hızının % 1 ne ulaşamadığımız bir zamandayız.bu gezegenlere ulaşmak şu an imkansız..Ama hayalgücü olanların elbet hedeflerine bir gün ulaşacaklardır...

    soru-isareti(1).jpgBir ihtimal daha var...

  • ışık hızının % 1 ne ulaşamadığımız bir zamandayız.bu gezegenlere ulaşmak şu an imkansız..Ama hayalgücü olanların elbet hedeflerine bir gün ulaşacaklardır...

    En azından ışık hızına yada ona yakın bir hıza ulaşılabilirse yakın yıldızlar ve sistemler daha rahat incelenir.Işık hızı bile evrende yolculuk yapmak için bir hiç ama bir yerden başlamalı :)

  • Uzay Araçları Dünya’ya Döndükleri Sırada Neden Göktaşları Gibi Yanmazlar?

    Göktaşlarının atmosferde hızlıca hareket ettikleri sırada alev alıp parıl parıl parladıklarına hem filmlerden, hem de gerçek hayattan şahit olmuşluğumuz var. Peki uzay araçları nasıl oluyor da hiçbir zarar görmeden Dünya’ya ulaşabiliyorlar? 100 bin kilogram ağırlığında, 300 km yükseklikteki yörüngesinde saniyede 7700 metre hızla hareket eden bir uzay mekiği, Dünya’ya dönüşü sırasında yüksekliğinden ve hızından kaynaklanan yüksek enerji oluşumunu çok kısa sürede kaybeder. Aslında tam kaybetme de değil; kinetik ve potansiyel enerjisi başka enerjilere dönüşür. Görevini tamamlayıp Dünya’ya doğru dönerken kütleçekim kuvveti sebebiyle çok yüksek hızlara ulaşan uzay araçları, yaklaşık 2000 santigrat dereceye kadar ısınır. Fakat ısı kalkanları, bu yüksek sıcaklığa rağmen uzay araçlarının ağır hasar almasını engeller. Apollo, Gemini gibi uzay araçlarında plastik reçinelerden üretilmiş ve kullanıldıktan sonra tahrip olan bu ısı kalkanları, belli bir sıcaklığa maruz kaldıklarında yanmaya başlar ve kimyasal tepkime sonucuyla ortaya çıkan sıcak gaz, uzay aracından uzaklaşıp bu ısının uzay aracına zarar vermesini engeller.

    Uzay mekikleri ise ‘ısı yansıtma’ özelliğine sahip olan yalıtkan silisyum seramik karolar ve kompozit malzemelerden oluşan, ayrıca tekrar kullanılabilen ısı kalkanlarına sahipler. Uzay araçlarını koruyan diğer birkaç faktör ise bu araçların şekli ve atmosfere giriş yaptıkları açılardır. Sıcak gazlar uzay aracının yüzeyinden yayılıp atmosfere dağılırlar, yüzey sıcaklığının azalması bu sayede olur. Atmosfere giriş açıları da önemlidir, çünkü giriş açısının fazla yatay olması durumunda uzay aracı atmosfere girmeden tekrar yörüngeye döner. Eğer bu açı çok dik olursa aracın maruz kaldığı sürtünme artar ve araç yanabilir.

    Kaynak:http://www.webtekno.com/uzay-araclari-…lar-h27878.html

  • Güneş Sistemi'nin Dışında 'Cüce' Bir Gezegen Daha Keşfedildi!

    Gök bilimciler, bir gök cismi olarak tanımladıkları cismi daha ayrıntılı görüntülemeyi başardı: Meğer ufak bir uzak komşumuz daha varmış.
    Bilim insanları, Güneş Sistemi'mizde bulunan bütün yörüngelerin dışında gizlenmiş başka gizemli bir nesne tespit ettiler. Bu nesne, üzerine gelen Güneş ışığının yalnızca yüzde 13'ünü yansıttıyor.

    Bir cüce gezegen kadar büyük olabilecek bu nesneye DeeDee adı verildi. Araştırmacılar, daha önce varlığı konusunda çok az bulgu ve bilgiye sahip oldukları için herhangi bir açıklamada bulunmadıklarını belirtiyorlar. Gizemli nesne, Cerro Tololo İnternational Observatory'daki 4 metrelik Blanco teleskobu kullanılarak Güneş Sistemi dışı araştırmaları esnasında keşfedilmişti.

    Artık, yapılan çalışmalar sonucunda nesnenin sıradan bir gök cismi olmadığı konusunda uzay bilimi dünyası hemfikir oldu. Uzmanlar, DeeDee'nin Güneş Sistemi'nin asteroit kuşağında (Kuipler Kuşağı) yaşayan ve küresel olması için yeterli kütleye olan en büyük cüce gezegen Ceres'in yaklaşık üçte ikisi olduğunu ortaya çıkardı.

    DeeDee, Güneş'ten yaklaşık 140 milyon kilometre kadar uzakta bulunuyor ve Güneş etrafındaki bir turunu -yani bir DeeDee yılını- bizim 1.100 yılımızdan sonra ancak tamamlayabiliyor. Aynı zamanda yüzeyinden yansıyan ışınların gezegenimize ulaşması da 13 saati alıyor. Bir bağlantı kurabilmeniz için Güneş ışınlarının Dünya’ya 8 dakikada ulaştığını belirtelim. Kısaca biz gezegenimizden, DeeDee’nin 13 dünya saati önceki halini görüyoruz.

    Kaynak:http://www.webtekno.com/gunes-sistemin…ldi-h27859.html


  • Meteor, Güneş sistemindeki maddelerin dünya atmosferine düşerken yüksek hızda hava ile sürtünmesi sonucunda akkor haline gelerek, yeryüzünden özellikle geceleri kısa süreli bir ışık çizgisi şeklinde görülmesine verilen addır. Diğer bir ifadeyle uzaydan yeryüzüne düşen taş ve kaya parçalarının genel adıdır.


    Ortalama olarak dünya yüzeyine yılda birkaç bin meteor düşer. Fakat bu taşların sadece 500 kadarı buharlaşmaya uğramadan yeryüzüne ulaşır. Bazı bilim adamları bu sayının daha da fazla olduğunu söyler. Dünya yüzeyinin büyük bir bölümünün suyla kaplı olması nedeniyle Dünya üzerine ulaşabilen meteorların birçoğu okyanuslara ya da göllere düşerler. Bu sebeple de yeryüzüne düşen meteor sayısı bilinenden çok daha fazladır.

    #Kayra
    Science and Religion

  • NASA'nın Yeni Açıklamasıyla İlgili

    Europa, Enceladus Ve Yaşam İhtimali
    (7 Dakikada okuyabilirsiniz)



    Açıklama, astronomi ile ilgilenenlerin tahmin ettiği üzere Satürn’ün uydusu Enceladus ve Jüpiter’in uydusu Europa‘yı işaret ediyor. Bu her iki uydu da, büyük oranda su buzundan oluşan ve yüzeyi tümüyle buzla kaplı uydular. Ancak, her iki uydunun buz kabuğunun altında bir “tuzlu su okyanusu” olduğu uzun zamandır biliniyordu.

    Enceladus
    Yaklaşık 500 km’lik çapıyla Satürn’ün oldukça küçük bir uydusu olan Enceladus’un; 2005 yılında Cassini uzay aracı tarafından gerçekleştirilen bir yakın geçiş sırasında, uzaya fışkıran buz yanardağları keşfedildi. Bu da uydunun hala aktif ve hareketli bir durumda olduğuna işaret ediyordu. Bu buz volkanlarından fışkıran “lavlar”, yani sıvı su; yüzeyi kaplayarak kraterleri örtüyor, yeni ve genç bir yüzey oluşturuyor.


    [i]Enceladus’un yüzeyi, kilometrelerce uzağa su fışkırtan gayzerlerle dolu. Bu fotoğraf, 2005 yılında Cassini uzay aracı tarafından çekilmişti.

    Hem bu yakın geçiş sırasında, hem de daha sonrasında Cassini aracının elde ettiği veriler uzun zamandır inceleniyordu. Nihayetinde, uydunun yüzeyinden fışkıran suyun içerisinde azot, karbon ve hidrojen bulunduğunu keşfettik. Bu bileşiklerin varlığı çok önemli, çünkü bildiğimiz türde hayat için karbon ve azot vazgeçilmez bir element. Keşfedilen hidrojen ise çok daha önemli, çünkü Dünyamızın okyanus tabanlarında bulunan hidrotermal bacaların çevresinde “Kemotrof” dediğimiz, hidrojen ve hidrojen bileşiklerinden besin elde eden canlılar yer alıyor.

    Okyanus tabanlarında yer alan canlıların yaşayabilmesi için Güneş ışınlarına ihtiyaçları yok. Çünkü hidrotermal bacalardan yayılan ısı enerjisi ve yukarıda bahsettiğimiz gibi hidrojen bileşikleri ve benzeri inorganik maddelerin varlığı yaşayabilmeleri için yeterli. Enceladus’un tuzlu su okyanusunun tabanında da bu şekilde hidrotermal bacaların varlığı kaçınılmaz görünüyor. Zaten, yüzey püskürmelerinde keşfedilen karbon, hidrojen ve azot bileşiklerinin böylesi hidrotermal kaynaklardan çıkıyor olması büyük ihtimal.


    [i]Enceladus’un buz kabuğunun altındaki olası “yaşam ortamı”… Kabuğun altındaki tuzlu su okyanusu yaklaşık 65 km kalınlığında ve tabanı kayalık bir yapıya sahip. Bu kayalık zeminde, hidrotermal bacalardan yayılan ısı ve kimyasal bileşikler hayatın varlığı için gerekli ortamı yaratıyor olabilir.



    Bu veriler elimizde uzun zamandır vardı ancak, bilimin işleyiş şekli kanıtlara dayalıdır. Yani, tüm verileri elde etmeden bir konu hakkında konuştuğunuzda sadece varsayımda bulunmuş olursunuz ve fazla bilimsel değer ifade etmez. Nasa’nın yeni açıklama yapmış olma sebebi, verilerin yeterli düzeye ulaşması ve daha emin konuşmaya izin verebilmesi.

    Enceladus’un yüzey altı okyanusunun içinde gelişmiş canlıların var olup olmadığını bilmiyoruz ve bundan emin olabilmemiz mümkün değil. Ancak, elde edilen veriler gösteriyor ki; tek hücreli mikrobik düzeyde de olsa bu uydunun okyanuslarında ve termal bacaların çevresinde yaşam barınma ihtimali oldukça yüksek.

    ======================================

    Europa

    Jüpiter’in ünlü Galileo uydularından biri olan Europa, 3.100 km’lik çapıyla bizim Ay’ımızdan biraz küçük. Ancak Ay’ın aksine oldukça aktif bir yapıya sahip.

    Tüm yüzeyi kalın bir su buzu tabakasıyla örtülü olan Europa’nın altında derinliği 100 km’ye ulaşabilen bir sıvı su katmanı bulunuyor. Hem üstteki kalın buz tabakasının yarattığı basınç, hem de Jüpiter’in yarattığı gel-git etkisiyle ısınan çekirdekten kaynaklı ısı, bu su katmanının sıvı halde kalmasını sağlıyor. Öyle ki, buz katmanının hemen altında su sıcaklığının 0ºC olduğu, daha derine indikçe bu sıcaklığın onlarca dereceye yükseldiği düşünülüyor.

    [i]Europa’nın yeraltı okyanusunda bulunan toplam su miktarı, şaşırtıcı biçimde yeryüzünde bulunandan daha fazladır. Bu küçücük uydu, Dünya’nın sahip olduğundan daha fazla suya ev sahipliği yapar.

    Dünya’daki okyanus diplerinde var olana benzeyen volkanik sıcak su bacalarının Europa okyanusunun diplerinde de var olduğunu düşünmemek için hiçbir neden yok. Dünya’da binlerce metre derinlikteki bu bacaların çevresinde yer alan zengin canlı yaşamı düşünüldüğünde, aynısının Europa’da da olması sürpriz olmayacaktır.

    Peki, Güneş’in yaşam kuşağında (Habitable zone) yer almayan Jüpiter’in uydusu Europa’nın buz kabuğu altındaki okyanusta olası bir yaşam nasıl mümkün olabilir?

    Gelin küçük bir zihin jimnastiği yapalım…

    Kuyruklu yıldızlar ve meteorlar yoluyla yüzeye yağan madde, yüzey çatlaklarından okyanusa sızabilir. Sızıntının olduğu bölgeler aynı zamanda güneş ışığı da alabileceğinden, fotosentez yapan bitkiler bu maddeleri besin olarak değerlendirebilirler. Daha derinlerde yer alan sıcak okyanusta yaşayan canlılar ise, yükselen gel-git yoluyla çatlakların üst kısımlarına ulaşıp, bu bitkilerden faydalanabilir. Böylelikle hayatın devamı için bir besin zinciri oluşabilir.

    [i]Görselde, gel-gitler yoluyla okyanusun yükselip yüzeye taştığı çatlakların böylesi bir yaşamı nasıl etkileyebileceği gösterilmiş. Europa’nın yüzeyi bu çatlaklarla doludur ve çoğunun boyu onlarca, yüzlerce kilometreyi aşabilir.



    Böylesi bir besin zincirinin olduğu okyanustaki yaşam oldukça zengin olabilir. Yeryüzü okyanuslarında bildiğimize benzer bir canlılık çeşitliliğinin olmaması için bir neden yok. Ancak, ışığın yokluğu (çatlaklar haricinde) bu canlıların duyularının farklılaşmasına neden olacaktır.

    Örneğin, çoğu canlı ışığı algılayacak gözlere sahip olmayabilir. Gözleri var olan canlarının ise, bu duyuları iyice körelmiş hale gelmiş olmalı. Ancak, yarasalardan ve yunuslardan bildiğimiz sese duyarlı organların çok gelişmiş olduğunu düşünebiliriz. Ayrıca, köpekbalıklarında görmüş olduğumuz; canlılardan yayılan elektriksel atımları hissedebilen organlar da birincil duyu olarak olası Europa canlılarında yer alıyor olabilir.

    Tüm bu veriler ve hayal gücümüze karşın; Enceladus ve Europa’da var olan canlılığın mikroskobik düzeyin ötesine geçememiş olma ihtimali oldukça yüksek. Hatta, belki de Europa ve Enceladus okyanusları içinde hayatın zerresini barındırmayan boş ve ölü denizlerden ibaret. Bunları şimdilik bilemiyoruz.
    Zafer Emecan

    *KozmikAnafor

  • Dünya'nın düz olduğunu savunanlara verilebilecek bazı cevaplar

    1) Büyük Daire

    2) Düz Dünyacılara göre dinozorların yok olması

    3) Dünya düz ise Abu Dabi'den kalmış olan bu uçak neden böyle bir rota izliyor? Dümdüz gitsin dimi siyah olarak işaretlediğim yol üzerinden ne gerek var dolanıyor :) Bu paylaştığım Büyük Daire Rotasına giriyor ilk maddedeki

    4) DÜNYANIN YUVARLAK OLDUĞUNU HABER VEREN BAZI AYETLER:
    1. “Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin çevresinden (kuturlarından) geçmeye gücünüz yetiyorsa haydi çıkın. Çıkamazsınız, ancak bir imkan ile çıkabilirsiniz.”(Rahman, 55/33) Ayetteki ‘kuturlar’ tabiri bilindiği gibi “Çaplar” demektir. Çap, yuvarlak bir şekil olduğuna göre dünyanın yuvarlak olduğu anlaşılır.
    2. “Allah geceyi gündüze dolar, gündüzü de geceye dolar.” (Zümer, 39/5) Ayette “dolamak” diye tercüme edilen Arapça ‘tekvir’ kelimesi, yuvarlak şekilde sarmak demektir.
    3. “Gece de bir alamettir onlara. Ondan gündüzü soyar çıkarırız.”(Yâsîn, 36/37) “Soyup çıkarmak” fiilinin Arapça’sı olan ’sehl’ kelimesinin “yuvarlak bir şeyi soymak”tır. Türkçe’de de hayvanların derilerinin soyulduğu yere ’salhane’ (selhhane) denir.
    4. “Onlar hiç bilmedikleri bir zamanda aniden kıyametin gelmesini mi gözlüyorlar?” (Zuhruf, 43/66) Kur’an-ı Kerim, kıyametin ansızın, bir anda kopacağını, bu ayetle ifade ederken, A’raf suresinin 97. ve 98. ayetleri şöyle demektedir: “Kasabaların halkı, geceleri uyurken onlara gelecek baskınımızdan güvende midirler? Yahut kasabaların halkı, kuşluk vakti eğlenirken, baskınımızın kendilerine gelmesinden güvende midirler?” Kıyamet aniden gelecek ve geldiği zaman Dünya’nın bir tarafında gündüz, öbür tarafında gece olacaktır. Bu da küre şeklinden başka bir şey değildir.
    5. “Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler...” (Neml Suresi, 88) Ayet, Dünya’nın hareket halinde olduğunu haber vermektedir. Bazı alimler tarafından da, yeni keşfedilmiş “Kıtasal Sürüklenme”nin haber verildiği mucizevi bir ayet olduğu iddia edilmiştir

    5)Bu noktada çok basit bir örnekle bile Dünya'nın düz olmadığı kanıtlanabiliyor.

    Örneğin Dünya düz olsaydı, iki çubuğun gölgesinin de aynı şekilde oluşmuş olması gerekirdi. Gerçekte ise böyle bir durum meydana gelmiyor. Eğiklik nedeniyle, ikinci görselde olduğu gibi çubukların gölgesi farklı miktarlarda oluşuyor.

    6)Kutup Işıkları



  • @Mephistopheles büyük resimlerin yada uzun yazıları alıntı yapmayalım, etiketleme yolunu kullanalım.

    Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi, biz de ateş idik!

  • Curiosity on Sol 1669 (2017-04-17 00:40:53 UTC)



    Curiosity on Sol 1669 (2017-04-17 00:40:37 UTC)



    Curiosity on Sol 1669 (2017-04-17 00:40:16 UTC)



    Sol 1669 (2017-04-17 00:40:02 UTC)



    Curiosity on Sol 1669 (2017-04-17 00:39:46 UTC)

  • Galaksimiz ve Andromeda Galaksisi en erken 4 milyar yıl sonra birbirlerine çarpacaklar ve toplamda 6-8 milyar yıl sonra yeni bir galaksi oluşturacaklar :)


    Güneş Sistemi'nin akıbeti

    Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden iki bilim insanı, çarpışmanın gerçekleşme vaktinin ve hatta gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin Andromeda'nın enine hızına bağlı olduğunu söylediler.Günümüzdeki hesaplamalara göre bilim insanları, galaksiler birleştiğinde solar sistemin %50 ihtimalle galaksinin çekirdeğine olan uzaklığının üç katı dışarı savrulacağını öngörmüşlerdir. Ayrıca solar sistemin %12 ihtimalle etkileşim gerçekleşirkenki herhangi bir anda yeni galaksinin dışına fırlayacağını tahmin etmişlerdir.
    Yaklaşık 1,4 milyar yıl sonra, yani iki galaksi çarpışmadan çok önce, Güneş'in kademeli olarak artan parlaklığından ötürü Dünya üzerinde su kalmayacaktır. Bu da iki galaksi etkileşmeye başladığında Dünya'nın çoktan yaşanamayacak bir yer olacağı anlamına gelmektedir.