@ercan hocam düşüncelerimi telaffüz etti ![]()
Hayalindeki Kışı Anlat
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
-
-
Hayalimdeki kış : Kar geceden başlamış tipi şeklinde , sabaha karşı lapa lapa devam ediyor. Telaşla kalkıp üstbaş giyinip sabah sabah bakkala gitmek için koşturuyorum evin içinde. Gözümde bi yandan pencerede dışarı çıkana kadar durmaz umarım diyorum. Sabahın tatlı ayazını burnuma dolduruyorum dışarda. Botlarımın altında tarifi eşsiz kar sesleri. Geceden beri ayak değmemiş kütlelerce karı izimle birlikte bozuyorum. Eve döndüğümde kapalı balkona geçip çayımı içip mis gibi kahvaltımın tadını çıkarıyorum. Karlar cama yapışıyor yere düşüyor. Daha sonra olta takımlarını toplayıp üst baş giyinip sahile iniyorum. Ailesiyle gelenler karın tadını çıkarmak isteyenlerde orda. Kuruyorum olta takımımı sandalyeme oturup hem karın hemde balığın tadını sandalyemde çıkarıyorum...
geçen kış şükürler olsun ki yaşamıştım inşallah bu senede yaşarım ... -
@KarSuperNaturaL okurken bile heycan verici hocam

-
@KarSuperNaturaL okurken bile heycan verici hocam

Gene olucak inşallah bu sene geçen acayip keyif almıştım bambaşka oluyor.
-
1-2 ay boyunca sürecek kar fırtınası ne güzel olurdu be
-
Osmanlı Devrinde (1600'lü yıllarda olması gerek) İstanbul'da 23 gün süren kar fırtınasını biliyor muydunuz? Padişah bile kaleme almış...
-
Osmanlı Devrinde (1600'lü yıllarda olması gerek) İstanbul'da 23 gün süren kar fırtınasını biliyor muydunuz? Padişah bile kaleme almış...
kaleme aldıgı yazıyı biliyormusunuz biliyorsanız kaynagıyla atabilirmisiniz merak ettim
-
Bilsem atardım valla. Google amcadan araştır, bulursan bizimle paylaş
. -
İstanbul Boğazı, konumu itibariyle her zaman ani hava değişiminin mekanı olmuştur. Bu yüzden tarihte İstanbul Boğazı’nda bir çok çetin kış mevsimine rastlanılmaktadır. Elde edilen bilgilere göre İstanbul Boğazı dört büyük kışa maruz kalmıştır. Bu dört zaman diliminde de İstanbul Boğazı donarak buz tutmuş, Anadolu ve Avrupa Kıtaları tek bir karahalini almıştır.
Tıpkı Halley kuyruklu yıldızı, kocaayak ya da uzaylılar gibi, pek çok şahidi olduğu bilindiği halde sık karşılaşılmadığı için bir rivayet, efsane, masal muğlaklığıyla değişe değişe kulaktan kulağa dolaşan, İstanbul Boğazı’nın donarak buz tutması ile ilgili ilk vaka 401 yılında Bizans İmparatoru Arkadius zamanında gerçekleşmiştir. Bu tarihte denizin yirmi gün boyunca donduğu söylenilmektedir.
İkinci olarak Genç Osman’ın dönemi olan Ocak 1621 tarihinde İstanbul çetrefilli bir kış mevsimi yaşamıştır.Onaltı gün boyunca aralıksız yağan kar, Haliç’in tamamen donmasına sebebiyet vermiştir. Aynı şekilde İstanbul Boğazı, küçük bir nehir halini almıştır. Boğazın suları sadece bu nehir gibi akan dar alanda görülebilmiştir. İnsanlar Üsküdar ile Galata arasını yürüyerek rahatlıkla geçer hale gelmiştir. Tabi ki bu buzlanma Karadeniz ile Marmara Denizi arasındaki iaşe sevkiyatını olumsuz yönde etkilemiştir. Gıda ihtiyacını çoğunlukla dışarıdan karşılayan İstanbul halkı, kıtlıkla yüzleşmiştir. Tarihçi Tuği Musibetname adlı eserinde bu vakayı şöyle anlatır ;
“1621 senesinde Boğaziçi dondu. Üsküdar ve Beşiktaş arası kara olup, üzerinde adamlar gezip, Üsküdar’dan İstanbul’a gidip gelirlerdi.”
Tarihin üçüncü büyük kışını İstanbul 1929 yılında yaşamıştır. Hem karadan, hem havadan, hem denizden saldıran bu felaket (hatta hem de ‘ateşle’ : 21 Ocak 1929 gecesi, kar bütün şiddetiyle yağmaya devam ederken, Tatavla’da yangın sonucu tam 216 ev kül olmuştur) insanları “mahsur ve mahzun” bırakmıştır. Kar ve tipi bütünAvrupa’yla beraber Türkiye’yi de kasıp kavuruyor, yollar kapanıyor, tepelerindeki kar yükünü taşıyamayan ahşap evler çöküyor, her gün birkaç kişi donarak ölüyor, vapurlar çarpışıyor, İstanbul’a aç kurt ve yaban domuzu sürüleri iniyor, banliyö trenleri kara saplanıyor, su boruları patlıyor, Şehremaneti nereye, nasıl yetişeceğini bilemiyormuş.
İstanbul’un bu çetin sınavı bu kadarla da kalmamış ;13 Ocak’ta Trabzon’dan gelen Sakarya vapurunun güvertesindeki koyunların bir kısmı şiddetli dalgalar sonucu denize dökülmüş, 1 Şubat günü, kış beklenenden şiddetli geçtiği için camilere mahya kurulamayacağına karar verilmiş, ekmek yoğurma makineleri elektrikler bir önceki gece kesildiği için çalışmamış ve bu yüzden 3 Şubat günü fırıncılara ekmekleri elleriyle yoğurmaları talimatı verilmiş, 11 Şubat günü defnedilmek üzere Topkapı mezarlığına getirilen cenazeler, yoğun kar yağışı yüzünden ertesi gün gömülmek üzere mezarlıkta bırakılmış.
28 Şubat’ta Rusya ve Bulgaristan sahillerinden kopan büyük buz kütlelerinin İstanbul Boğazı’na doğru yola çıktığı haberi alınmış ve 1 Mart günü Boğaz buzların istilasına uğramış. 8 Mart sabahı 1929 yılının son karı serpiştirmiş ve 12 Mart’ta, Ramazan Bayramı’nın ilk günü, nihayet kış sona ermiş.Tarihin dördüncü büyük kışı, belki de sadece çocukların hayal gücünde olabilecek nitelikteki İstanbul Boğazı’nın donması olayı ise 1954 yılında yaşanmış. İstanbul Boğazı birkez daha donarak buz tutmuş. Daha önce İstanbul 1954 kışı kadar hiç üşümemiş. Bundan altmışbir yıl önce yaşanan bu kışı büyüklerimiz bilirler. Bu günlere dair anlatılan en önemli şey ise “İstanbul Boğazı’nın donarak buz tutması” olayıdır.

23 Şubat tarihinde başlayan şiddetli kar fırtınası hayatı felç etmiş, vapur ve uçak seferleri iptal edildiği için İstanbul’da yaşam adeta durmuş. Tuna Nehri’nden kopup Karadeniz’den boğaza geçiş yapan buz kütleleri, boğazı kapatmış. 25 Şubat tarihinde ise yüksek derecede soğuğun da etkisiyle deniz donmuş, insanlar rahatlıkla Anadolu yakasından yürüyerek Avrupa yakasına geçme imkanı bulmuşlar.
Dünya tarihinde şu ana kadar denizin donması ile ilgili hiçbir kaynağa rastlanılmaz.1954 Şubatı’nın sonlarında da böyle olur. İstanbul Boğazı, 1954 yılında Tuna ve Karadeniz’e akan diğer nehirlerin donması sonucunda nehirlerdeki su trafiğinin yeniden başlaması için patlatılan bombalarla kırılan buz kütlelerinin doldurması ile bu hale gelir. Nehirdeki buzların denize itilmesi ve Karadeniz’deki akıntı sayesinde yer yer 15-20 metre genişliğinde buz kütleleri bir süre sonra İstanbul Boğazı’na gelir.
1954 yılının Şubat ayı gazeteleri incelendiğinde şehrin dondurucu bir soğukla karşı karşıya olduğunu, odun ve kömür bulunmada zorluk çekildiğini ve bazı fırınlarda ise ekmek yapmak için un bulunmadığı yazar. En şiddetli İstanbul kışının ilk haberini “İstanbul Ekspres” adlı gazete verir. 23 Şubat tarihli gazete, bir önceki gün çekilmiş uçurtma uçuran bir çocuğu gösteren bir fotoğraf yayınlar ve havanın değişkenliğine dikkat çekerek “Hava gene karardı. Şehir şu saatte beyaz bir örtüye bürünmüş bulunuyor” der ve bir önceki günün bahardan kalma bir hava olduğunu vurgular. Aynı gazete 24 Şubat tarihinde bir önceki gün başlayan tipi ve kar yağışının hala devam ettiğini ve tipi yüzünden şehir hatları vapurları seferlerinin yapılamadığını yazar. Şehir içindeki durum ise şöyledir; “Şiddetle yağan karda İstanbul’da hayat felce uğramış, bu arada otobüslere zincir takmak bir hayli uzun sürdüğünden halk vesait sıkıntısı çekmiş ve bazı şoförler bunu fırsat bilerek dolmuş ücretlerini arttırmışlardır”, gazete, İstanbul Boğazı’nı kaplayacak olan buzlardan habersiz olarak yoğun kar yağışı altında yaşanan zorlukları vurgular. İstanbul Boğazı’nı kaplayacak olan buzlardan ilk defa şöyle bahsedilir; “Sertleşen hava Karadeniz’in buzlarla donmasına sebep olmuştur. Bunlardan bir kısmı İğneadası civarına kadar inmişlerdir” verilen bu haberden sonra İstanbul tarihi bir şoka uğrar. 24 Şubat’ın akşam saatlerinde Boğaz’a buz parçaları girmeye başlar. Gece 22:00’de buzlar Tarabya Koyu’nu doldurur. 24:00’te ise buzlar Kanlıca ve Anadolu Hisarı’nı geçerek Kandilli’ye kadar ilerler. Gazetede şöyle bir notta bulunmaktadır ; “Buz parçaları ufak olmakla birlikte söylendiğine göre daha büyük kütleler gelecek, deniz münakalesi (ulaşımı) tamamen duracaktır” der ve gerçekten de ertesi gün dev buz kütleleri İstanbul Boğazı’na girer.
“Gece Postası” gazetesi ise 25 Şubat 1954 tarihli sayısında buzların üç motoru parçaladığı, Boğaz’da verilen kurbanların sayısının belli olmadığını yazar. Aynı tarihli “Akşam” gazetesi ise buzlar arasında cesetlerinde görüldüğünü yazar. İğneada’da isebuzlardan sıkışıp kalan bir geminin mürettebatının kendilerini buzların üstüne atıp yürüyerek sahile çıktıklarını yazar. Bazı haberlerde ise komik unsurlar ortaya çıkar ; “Boğaz’daki bu görülmedik olayı seyretme merakına düşen binlerce kişi bu sabah Boğaz sahillerinde görülmedik manzarayı temaşaya koşmuşlar, bilhassa Sarayburnu’na yığılan halk, burada daha vahşi bir güzellik olan buz deryasını içleri titreye titreye seyretmişlerdir”. Çekilen fotoğraflarla da bu kış, tarihe İstanbul Boğazı’nın donarak buz tuttuğu yıl olarak kazınmıştır.http://www.ilgincbirbilgi.com/ilginc-yerler/…ugu-yillar.html
-
@Şaban Çilesiz sağolun hocam
-
@Şaban Çilesiz sağolun hocam
ne demek
google amcamız bu konuda yardımcı oluyor 
-
23 olması gerek, eminim 23 gördüğüme.
-
23 olması gerek, eminim 23 gördüğüme.
23 rakamı 1954 te 23 şubat olarak geçiyo hocam donmayla ilgili araştırmaya devam ediyorum . . .
-
https://www.facebook.com/notes/istanbul…04193926330323/
şu linke bir bakın derim mesaj uzun olduğu için foruma atamadım . . . -
23 rakamı 1954 te 23 şubat olarak geçiyo hocam donmayla ilgili araştırmaya devam ediyorum . . .
Genç Osman devrinde değildi bir de. Başka bir padişahtı ve 23 gündü.
-
Eskiden ocak ayında Boğaz ve Haliç donardı- Erhan AFYONCU

Bahar gibi bir kış geçiriyoruz. Eskiden ocak ayında kışlar o kadar şiddetli geçerdi ki Boğaz ve Haliç bile donardı. İstanbul’da yiyecek ve yakacak zor bulunurdu.
Kış mevsimindeyiz ama havalar bahardan kalan günler gibi geçiyor. Bu yüzden de kuraklık kapıda. Eskiden ocak ayında İstanbul’da şiddetli kışlar yaşanır, Boğaz ve Haliç bile donardı. Zeynep Dramalı’nın, “Tarihi Tersten Okumak” isimli kitabında İstanbul’un Boğaz’ı donduran kışları ile ilgili birçok ilginç bilgilere ulaşıyoruz.
İstanbul’u yasa boğan ölüm
17. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasi bir dönüşüm yaşanıyordu. 1603’te 14 yaşında tahta çıkan Birinci Ahmed’in hükümdarlığı sırasında kardeş katli uygulanmamış, yeni padişahın çocuğu olmadığı için kardeşi Şehzâde Mustafa öldürülmemişti. Padişahın öldürtmediği kardeşi Birinci Mustafa 1618’de Osmanlı tahtına çıktı. Ancak muhtemelen hapis geçirdiği günlerin bir neticesi olarak padişahın akli durumu yeterli değildi. Bu yüzden tahttan indirilerek Genç Osman diye anılacak Birinci Ahmed’in büyük oğlu İkinci Osman tahta çıkarıldı. Kardeş katli uygulanmamıştı ama bu yeni durum daha tam olarak benimsenmemişti.
Genç Osman, Lehistan (Polonya) seferine çıkma hazırlıkları yapılırken 1621 Ocak ayında kendisinden 4 ay küçük olan kardeşi Şehzâde Mehmed’i öldürttü. Ancak bu iş için devrin Şeyhülislâmı Esad Efendi’den müsaade alamamış, fetvayı şeyhülislâmlıkta gözü olan Rumeli Kadıaskeri Kemaleddin Efendi vermişti. Şehzâde Mehmed’in öldürülmeden önce şu bedduayı ettiği söylenir: “Osman Allah’tan dilerim ki ömrü devletin berbad olup, beni ömrümden nice mahrum eyledin ise sen dahi saltanat süremeyesin.”
Boğaz dondu
Şehzâdenin yası tutulurken İstanbul’un tarihinde çok az görülen bir hadise meydana geldi. 24 Ocak’tan 8 Şubat 1621’e kadar 15 gün hiç durmadan yoğun bir biçimde kar yağmıştı. Soğuğun şiddetinden İstanbul Boğazı’nda deniz buz tutmuş, sadece ortasında nehir büyüklüğünde bir yer akmaya devam etmişti. Ancak 9 Şubat 1621’de Boğaz ve Haliç tamamen dondu. Eminönü’nden Üsküdar’a, Galata’ya yürünerek gidip gelinebiliyordu. Boğaz’ın donması üzerine birçok şair tarih düşmüştür.
İstanbul’da kıtlık başlayacaktı
İstanbul büyük bir şehir olduğu için ihtiyaç maddelerinin çoğu dışarıdan sağlanıyordu. Boğaz donunca İstanbul’a gemi gelemedi. Yiyecekler azaldı ve fiyatları arttı. Mart ayının başlarında havanın yumuşaması ile Boğaz’da ulaşım tekrar başladı. Eğer Boğaz açılmasaydı İstanbul’da kıtlık yaşanacaktı.
İkinci Osman tahta geçmeden önce Osmanlı hakimiyetinde bulunan Macaristan’da meteor yağmuru görülmüştü. Genç Osman, bir güneş tutulmasından sonra tahta geçmişti. Tahta geçtikten kısa bir süre sonra da Kapalıçarşı’da büyük bir yangın meydana gelmişti. 1620’nin başlarında yaşanan veba salgını İstanbul’da birçok ölüme sebep olmuştu. Bir sene sonra Boğaz’ın donmasını önceki felaketlerle birleştiren Osmanlı tarihçileri, bu hadiseleri İkinci Osman’ın hükümdarlığının sona ereceğinin habercisi gibi yorumlarlar.
11 Ocak 1755’te Haliç dondu
İstanbul’da 1621’den sonra 1669’da şiddetli bir kış yaşandı ve Boğaz’da yer yer donmalar oldu. Osmanlı tarihinin en kısa süre tahta kalan hükümdarlarından biri olan Üçüncü Osman döneminde, 1755 kışı ise oldukça şiddetliydi ve 134 yıl önceki kışa benziyordu. 11 Ocak 1755’te Haliç’in tamamı, İstanbul Boğazı’nın da önemli bir bölümü dondu. Halk, Haliç’te Defterdar ile Sütlüce iskeleleri arasında denizi yürüyerek geçti. Vekayinüvis Ahmed Vasıf Efendi, eserinde bu hadiseyi anlatırken şöyle bir tarih beyti zikreder:
“Buz üstünden geçen geldi, bana yaz dedi tarihin Deniz altmış sekizde dondu, buzdan bendeniz geçtim.”
Bu kış yalnız İstanbul’da değil bütün Osmanlı ülkesinde oldukça şiddetli geçmişti. Dönemin tarihleri Edirne’de yağan karın yirmi karış olduğunu yazar.
Cumhuriyet dönemi İstanbul kışları
İstanbul’un Cumhuriyet dönemi kışlarını ise Vahdettin Engin’in bir yazısından öğreniyoruz. Cumhuriyet döneminde İstanbul’da ilk şiddetli kış 1929’da yaşandı. 1929 kışı gerçekten çok şiddetli olmuş ve İstanbullular’ı canından bezdirmişti. 2 Şubat 1929’da İstanbullular ani ve şiddetli bir kar yağışı ile karşı karşıya kaldılar. Tipi yüzünden vapurlar işleyemedi, tramvaylar çalışamadı. Şehrin çevre illerle bağlantısı kesildi. Sıcaklık eksi 12 dereceye kadar düştü. Evlerin çatılarında bir metreden fazla buzlar oluştu. İstinye önlerinde Boğaz buz tuttu. Eyüp civarında Haliç dondu. Ayrıca Kâğıthane Deresi, Göksu, Kurbağalıdere ve Terkos Gölü tamamen buz tuttu.
Ara sıra güneş çıkar gibi olduysa da kış bir türlü gitmiyordu. 1 Mart 1929 günü İstanbul Boğazı Karadeniz’den gelen buzların istilasına uğradı ve Boğaz dondu. Boğaz bir anda buz istilasına uğrayınca vapurlar işleyemedi. Martın ikinci haftasında havalar biraz ısındı ve buzlar eridi.
Boğaza geçişler durdu
1929 kışını aratmayan bir başka kış 1954’te yaşandı. 23 Şubat 1954’te İstanbul’da görülmedik şiddette bir kar fırtınası meydana geldi. Saatte 100 kilometre süratle esen rüzgâr İstanbul’da hayatı felç etti. Vapur seferleri yapılamazken, uçak seferleri iptal edildi. Kara ulaşımı aksadı. Tuna’dan kopup Karadeniz’e yayılan büyük buz kitleleri Boğaz’ın Karadeniz çıkışını kapattı. Buzlar yüzünden gemilerin İstanbul Boğazı’na geçişleri durdu.
25 Şubat’ta ise İstanbul’un tarihi kışlarından birisi meydana geldi Boğaz baştan sona tamamen dondu. İstanbullular, Boğaz’ın bir sahilinden diğer sahiline yürüyerek geçtiler. İnsanlar donan Boğaz üzerinde resim çektirerek tarihe geçtiler.
15 yıl sonra İstanbullular 1969’da şiddetli bir kış daha yaşadılar. 1969 kışında Büyükçekmece Gölü, Küçüksu, Kâğıthane Dereleri ve Elmalı Barajı tamamen donmuştu.
Boğaz’ın ilk kez donması
İstanbul Boğazı’nın donması ile ilgili ilk bilgi Bizans İmparatoru Arkadius zamanına aittir. 401’de Boğaz donmuş ve bu 20 gün sürmüştü. Bu hadiseden 238 yıl sonra, 739’da İstanbul Boğazı yine dondu.
Bizans dönemi kışları
Bizans döneminde, 755’te yaşanan şiddetli kış sırasında Haliç, Karadeniz kıyıları ve Marmara’nın kuzey kesimleri dondu. 928’de yağan kar İstanbul’dan bir türlü kalkmadı. Buzların erimesi dört ay sürdü. Bizans döneminde 1011 ve 1232 yıllarında da Boğaz’da yer yer donmalar meydana geldi. -
@KarTutkusu03 google amcamda bu konuda yetersiz sanırım hocam

-
Arşive bakıyorum hocam da 1954 yılının Şubat 23'üne dair sert koşullar yok.
-
-
Arşive bakıyorum hocam da 1954 yılının Şubat 23'üne dair sert koşullar yok.
kaynakların yalancısıyım hocam olabilir . şubat ayına genel bakabilirmisiniz peki hocam ? okadar ağır bi kış yaşanmış mı ? yoksa 1 i efsane uydurmuş diğer sitelerde bunu kopyala yapıştırmı yapmış ? fotoları da görünce inandırıcı geldi hocam . . .
-


