Deprem Bulutları

  •   Deprem Bulutları Nedir, Çeşitleri Nelerdir?


    Deprem bulutları, depremden önce belirdiği iddia edilen bulutlardır. Eski çağlarda da bahsedilmiştir: Hint bilgin Brihat Samhita'nın (505 – 587) Varahamihira adındaki eserinin 32. bölümü depremi işaret eden bazı belirtileri ele almıştır. Bunlardan birisi de depremden bir hafta önce oluşan sıradışı bulutlardır. Günümüzde bazı bilim adamları, bazıları depremden 50 gün önceki sismik olaylarla ilişkili bulutları incelediklerini ileri sürmektedir. Hatta bulutları inceleyerek depremi önceden bildiklerini iddia etmektedir. Fakat bu iddialar bilimsel topluluklardan çok az destek görmektedir.


    Türkiye'den ise araştırmacı ve kent planlama dalında lisansüstü eğitimini tamamlamış Oray Yılmaz bu konuda çalışmalar yürütmüş ve uydulardan izlediği bulutlarla kendi sistemine göre farklı yollardan tahminlerde bulunmuştur. Tahminlerinin başarılı olduğunu savunmaktadır. Bu tahminlere göre depremler, bulut tespitinden sonra 6 saat ile büyüklük ve tespit edildiği kıta plakasına göre 15 günde gerçekleşmektedir. Bu çalışmaları web sayfasında özetlemiştir. Her ne kadar bulutların durumuna göre depremin tahmin edildiğini iddia etse de, bunları kişisel görüşlerine dayandırmakta olup hâlen mevcut ve kanıtlanmış bilimsel verilere dayalı olmadığını belirtmiştir.


    1) İyonik Deprem Bulutları:
    Şekil-3’de katman olarak görülmeyen iyonosfer, Günesten ve Uzayın derinliklerinden gelen yüklü ve yüksüz parçacıklar ve çok girgin elektromagnetik ışınlar ile tek atomluk reaksiyonlara giren gaz atomlarının iyonlaşması sonucunda oluşmuştur. İyonlaşan atomlar, fazladan bir elektron aldıklarında katyon, verdiklerinde ise anyon adını alırlar. Ancak bunların fiziksel ve kimyasal özellikleri değişmez.


    İşte iyonosfer katmalarının özellikle alt kısmında yer alan Sporadik-E seviyesi, Yerküre’nin ilk 100 km derinliklerdeki katmanlarını kapsamak üzere litosfer denilebilecek katmanlarında oluşan depremsel elektrostatik yük salımlarını anında algılayıp, yeni bir biçimsel düzene geçer (Sporadik Anomali). Bu yeni durum ise stratosferin alt katmanlarında oluşan ve jet-stream adını alan “pozitif yüklü” buz kristalleri içeren, çok hızlı ve düzenli (laminar) hava akımları ile etkileşerek, onların rotalarını belli belirsiz büker. Pozitif yük, bir adet asimetrik H2O molekülüne bir adet H atomunun Van der Waals bağı ile bağlanması sonucunda, pozitif yüklü H3O iyonize molekülünden oluşur. Bu pozitif yüklü buzlar, zorunlu olarak yermagnetik alanının itkisi ile kuzey magnetik kutuba doğru uçarlar. Böylece Jet Stream’lerin yaklaşık 700 km/saat – 800 km/saat gibi inanılmaz hızlarının nereden kaynaklandığı da açıklanmış olur. Ancak büyük bir olasılıkla(!) deprem bölgelerinin üzerinden geçen ve seyrelmiş stratosfer içerisinde hızla kuzeye doğru yol alan jet-stream’lerde hafif bir monoklinal fleksur oluşur. Bu bükülme ise ancak uydulardan alınacak sürekli ve on-line görüntüler yardımı ile yakalanabilir. Belki de aynı şeyler stratosfer bulutları ve mezosfer bulutları için de geçerlidir. Bütün bu yukarıdaki söylemler gizlidir. Tabiidir ki bu okuduğunuz çalışmada, popüler bilim tarzındaki açıklamalarda yeri olmayan karmaşık matematiksel bilgiler de var literatürde. Ancak elimde İyonik Deprem Bulutuna örnek görüntü yok(!) Şekil-3’te ise, deprem izi taşımayan bir Jet Stream fotoğrafı verilmiştir.




    2) Elektrostatik Deprem Bulutları:
    Son zamanlarda Türk Medyasında sıklıkla yer alan sevgili Ronald Karel’in gözlemlediği ve varlığı NASA ve DEMETER Projesi tarafından da desteklenen deprem bulutları, işte bu elektrostatik (elektronik) deprem bulutlarıdır. Bu bulutlar gerilim altındaki fay çatlağından, depremden birkaç gün önce başlayarak havaya fışkırtılan elektronlarla ilgilidir. Bu elektronlar olasılıkla bir gaz çıkışı ile birlikte fışkırırlar. Elektronlar havada kolloidal asılı tozlara, yani her çeşit malzeme parçacıklarına saplandıklarında (presipitation), bu tozlar da iyonlaşmış olurlar. Bu çıkan gazın öncelikle radon gazı ve daha az miktarlarda da Radon İyonu ve/veya Argon Gazı olması gerekmektedir. Belki bu gazların ve etken olarak parçacık görevi yapan katyonize tozların, anında havadaki “olasılıkla artı yüklü” su buharının yapışması ile oluşturdukları alçak irtifalı, koyu gri renkli ve hakim rüzgardan bağımsız olarak yer magnetik alanı doğrultusunda hareket eden bulutlar oluşturmasına, “Alçak Deprem Bulutları” denilir. Bu alçak deprem bulutlarında katyonlar baskın olduğunda bulut “artı dippole güneyde ve 2890 km derinde olduğu için” Güneye, Anyonlar baskın olduğunda ise “eksi dippole kuzeyde ve 2890 km derinde olduğu için” Kuzeye doğru ilerleyeceklerdir. (Not: Dippole = Derin Kutup) Bu hareket doğal olarak magnetik dalım açısından (inklinasyondan) bağımsız, fakat magnetik sapma açısına
    (deklinasyona), hakim rüzgarla bileşke yapacak tarzda bağımlıdır. Hernekadar bu satırlarda her şeyi açıkladığım düşünülebilirse de, bu bulutların kimyasal yapılarının analiz edilmesi ve karakteristiklerinin çok iyi tanımlanmasına gereksinim vardır. Örneğin, görülür görülmez içerisine daldırılan uçaklarla anında analiz yapılması gibi organizasyonlar gerekebilir.




    3) Termik Deprem Bulutları:
    Örneği görülen termik deprem bulutları ise doğrudan doğruya aşırı deformasyon yüzünden ısınarak fay çatlağından çıkan “yer altı suyu” buharının, hakim rüzgar altında tıpkı bir jet uçağının exhaust bulutu gibi şekil alması, fakat ondan farklı olarak daha hacimli ve bazen yüzlerce km uzunlukta olması ile tanımlanabilir. Bu bulutların ilk yükseldiği yerdeki görüntüsüne Hortum Tipi Deprem Bulutları (Tornado Type EQ Clouds) adı verilir. Hortum tipi deprem bulutuna Radon iyonunun da eşlik ettiği bilinmektedir. Genellikle depremlerden üç beş gün önce termik deprem bulutlarına rastlamak olasıdır. Çıkış noktası ince, rüzgar altı ucu saçaklı olabilmektedir. Bu özellik sayesinde ısınan fayın hangi uçta olduğu ayırt edilebilir. Termik Deprem Bulutlarının M>7 ‘lik bir depremden önce, episantrdan itibaren bilateral yönde bazen 250 km + 250 km = 500 km ‘lik bir segment üzerinde oluştukları gözlenmiştir.




    {KarTutkusu03}