Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    GabelBerg10

    Atmış olduğun 1953 depremi resimlerine dikkatle baktım biraz önce.

    Bir şey söyleyeyim mi?

    Üstünden 67 yıl geçen bir depremden sonra hem olanaklar hem de çıkarılan dersler olarak,

    çok farklı yerleşimler ile karşılaşacağını düşünüyor insan.

    Ama Bölgeyi iyi bilen, özellikle bölgenin kırsalını yapı stoğu bazında iyi tanıyan biri olarak diyebilirm ki,

    Şu anda o bölgelerde 1953 yılından çok da farklı şeyler göremezsiniz.

    Sebepleri tartışılır ( tartışılmalı ) ama şu anda olacak br deprem o zamankinden daha az bir yıkım

    yaratmayacaktır.

    Ne yazık ki...i

    Benim Ege ve KAF hakkında bir benzetmem mevcut. Ege'yi altı sürekli yanan klasik bir tencereye benzetiyorum. Fazla ısınıp sıkışma artıyor, tencerenin içi köpürüyor, köpürüyor ve taşarak çevresine zarar veriyor. Süre olarak sık, sürekli taşıyor fakat etki alanı kısıtlı.

    KAF ise benim için düdüklü tencere. İçinde ne olduğunu bilemiyorsun, altı yandıkça içerisi sıkışıyor, sıkışıyor ve şiddetli patlıyor. Süre olarak seyrek fakat patlama etkisi yüksek. Bütün mutfağı dağıtıyor.

    Girit yayı ise bambaşka tabi, orada ufak hareketlerde bile insan tırsıyor.

    Şiddet konusu ise tamamen insanoğluna bağlı, 5.5-6 büyüklüğünde bile binalarımızın yıkıldığını düşünürsek; bu benzetme sadece teorikte kalıyor. Tenceredeki yemek azıcık taşınca mutfak dağılıyor yani.

    Sadece şunu söyleyeyim rahatlama ( avunma) açısından.

    Girit ya da Helen yayı bir dalma - batma zonu. Burada olan depremin mutlaka etkisi olsa da, mesela KAF veya DAF gibi yatay kayma hareketleri "sağ" yönlü olmak kaydıyla, sol yönlü hareket eden kolları da vardır.

    DAF ise yaklaşık 600 km boyunda sol yönlü ve doğru atımlıdır.

    Yani DAF ve KAF oluşturdukları depremler olarak hem derinlik, hem daha çok karada olmaları hem de yatay atımlı olmaları sebebiyle büyüklük olarak

    Helen fayından ufak ama şiddet ( yıkım gücü ) olarak daha şiddetli depremler üretebilmektedir.

    Tekrar Helen yayına gelirsek, burada çok derin bir dalma - batma zonu vardır. Fayın etkisi mutlaka kötü - kalitesiz yapılar için hasar etkisi

    yaratan yaratacaktır. Ama korkutucu olan Akdeniz - Ege sahillerindeki Tsunami etkisi olacaktır.

    Tabi bu dediklerim Yunanistan için de geçerlidir.

    İlker hocam doğrudur haklısınız ancak benim kafama takılan kısım daha çok bir kurumun tek bir görevi olması. Bu yüzden tek örneğiz demek istemiştim. Örneğin Amerika USGS ile sadece yer bilimleri kökenli gidiyor. Arama ve kurtarma kısmını ise Fema adlı kurumu üsleniyor. Bu açıdan bana biraz yanlış geliyor. Bir kurumun tek bir göreve odaklanması daha doğru sonuçlar sunuyor sanki. Şahsi fikrim tabiki bu.

    Geçmiş olsun hocam.

    Haklısınız ama sadece şunu söyleyeyim, AFAD bir kamu kurumu.

    Kandilli ise kamuoyun da bilinen bir üniversite kuruluşu.

    Aslında deprem tahmini yapan başka üniversiteler filan da ama kamuoyunda fazla bilinmiyor.

    Ben şahsen daha yaygın bir ağa sahip olmaları açısından AFAD'ı daha doğru görüyorum.

    Chronic53

    Hocam iyi akşamlar,

    Aslında depremler, volkanik faaliyetler ve bunlar arasındaki ilişki her zaman ilgimi çekmiştir.

    İstatistik olarak baktığımızda her ne kadar mevcut depremsellikte dramatik artışlar olmasa bile,

    benim ilgimi çeken konu volkanik faaliyetlerin artması ve volkanların faaliyet alanlarıdır.

    Bir teorim var bu konuda aslında :)

    yanılmıyorsam 1 yıl kadar önce yazmıştım bunu.

    Benim takıntım, dünyanın manyetik kutuplarının değişmesi. Bunun sonucunda metal eriyiği esaslı magma'nın yer değiştirmesi,

    Bunun sonucunda yeni çıkış yolları oluşurken, mevcut yolların sabit kalması veya etkisinin artması/azalması da söz konusu

    olabilir.

    Bu aralar biraz rahatsız olduğum için hiç bir şey yapasım yok :)

    Ama sanırım Cold.EFso Hocanın açtığı Volkanlar konusunu aktif edip, orada teorim için analizler yapmak istiyorum.

    Eğer bir şekilde manyetik kutup yer değiştirmesi kanıtlanırsa, bir çok yer bilim teorisini gözden geçirmek gerekebilir.

    Selamlar ve teşekkürler hatırlatmanız için.


    Not : Volkanik faaliyetler iklimsel olarak da ciddi etki içeren olaylardır bana göre.

    Hala anlam veremiyorum. 2 farklı kurumun deprem tahmini ve sonucu yapması ne kadar doğru ? Bizim ülkemize özgü bir durum resmen. ' farklı sonuç çıkıyor ortaya durmadan..

    Aslında çok da ilginç ve sadece bizim ülkemize mahsus bir durum değil.

    Örneğin sismograf verileri daha sonra bazı yazılımlarla da incelenip, anomaliler eleniyor.

    Yine aynı şekilde deprem derinliği fiilen ölçme mümkün olmadığı için yine yazılımsal olarak hesaplanıyor.

    Bu sebeple, daha sonra revize edilen büyüklük ya da farklı derinlik bilgileri normal sayılabilir.

    Bakın Kimya ve yer bilimleri konusunda örnek verdim. Benim de nacizane çalışmalarım var bir kaç konuda ama yer bilimleri ve Kimya konusunda

    bilgi sahibi değilim.

    Yoksa sahaya inmek derken ben 15 yıl fiilen sahadaydım. Üstelik uzmanlık alanım su yapıları konusundadır. Arazi, faylanmalar, zemin konusunda da çalıştım.

    Ama bu bana yer bilimleri konusunda yer bilimi uzmanlarını eleştirme hakkı ver(e)mez.

    Neyse uzatmaya gerek yok, sizin görüşünüzdür.

    Neye inandığnız benim sorunum değildir.

    İyi akşamlar

    Silverhand

    Hocam, sadece Kapadokya filan diye düşünmeyin.

    Mesela Çorlu - Çerkezköy - Lüleburgaz çevresinde şu anda bile teknik destek veya montör olarak devamlı sirküle

    eden ciddi bir Ç,n'li popülasyonu vardır.

    Durum ( tabi hastalığın mevcut durum bilgisinden bağımsız) bizim açımızdan ciddi risk unsuru taşıyor olabilir

    Ayrıca, bildiğim için söylüyorum Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerde de ciddi bir Çin'li teknik adam sirkülasyonu mevcuttur.

    Neticede sakat durumlar...

    Bomboş bir program. Cenk yaltırak denen kişi tam bir ego küpü. Üstten bakmacı, her şeyi ben bilirim havasında, her şey beden sorulur modunda. Depremle mücadele bunlara kaldıysa vay halimize. Sunucu desen o da ayrı bir alem.

    Bir rahatsızlık yaşadığım için forumu cep telefonundan sadece okuyarak takip ediyordum. Ama bu mesajı görünce dayanamayıp PC'nin

    başına geçtim.

    Mesela benim Narsil Hoca'yı eleştirmek için sular seller gibi kimya bilmem lazım. Günlük mesaimin bir kısmını laboratuarlarda geçirip,

    organik - inorganik kimyayı yutmam lazım. Eğer bu vasıflarım yoksa oturup dinlerim. Sadece söylediklerinde tutarsızlık görürsem eleştiririm ama

    bu eleştiri aynı zamanda Hocaya cevap hakkı doğurur. Çünkü ben Kimya bilmediğim için tutarsızlık dediğim şeyin açıklaması vardır diye düşünürüm.

    Cenk Hoca tarafına gelirsem, Cenk Hocayı, Ramazan Hoca gibi insanları eleştirmek için, yer bilimlerini yiyip yutmam,

    hayatımın bir kesiminde sahaya inip fiilen fay filan incelemem gerek. Ancak mesleki düzeyde aynı seviyede olup, onlarla mesela aynı sayıda makaleler

    yazdıysam eleştiri hakkım doğar. Ya da yukarıda yazan örnek gibi, tutarsızlık sezersem eleştirim ama bu da Hocaya cevap hakkı doğurur.

    Çünkü onun bilgisine sahip değilim.

    Şimdi size sormak isterim. Hiç sahaya inip, fay incelemesi yaptınız mı?

    Bssılı mesela ders notlarınız var mı?

    Akademik anlamda makale sahibi misiniz?

    Jeoloji veya genel anlamda yer bilimleri konusunda akademik gelişimiz nedir?


    Teşekkür ederim.

    İnsanlık tarihinde onlarca kez virus,veba salgınları oldu arkadaşlar o zamanın kötü hatta sıfır teknolojisine rağmen insanlık yaşamına devam edebildi bundada bir şey olacağını sanmıyorum.Domuz gribinde olduğu gibi satarlar 30-50 milyon aşıyı indir paraları :) İspanyol Gribi yüzünden 6000-7000 insan öldü İstanbul'da sadece 1918-1920 yıllarında.

    Tarihsel olarak haklısınız. Ben iddia etmiyorum ama arada ufak bir not olsun :)

    Eğer virüs laboratuar ortamında üretilen bir virüs ise, geçmişteki virüsler gibi çok da masum(!) olmayabilir.

    (Düşüncelerim yanlış olabilir size göre ) ama bence bu virüs bir şirket oyunu gibi virüsü ürettiler saldılar şimdi tedavisi vardır onu yüklü miktarda paraya satacaklar durup dururken niye bir anda ortaya çıksın bu virüsün insan işi olduğunu düşünüyorum bende.

    Tabi bu bir ihtimal ve ben de buna inanıyorum . Hatta biyolojik savaş aracı bile olabilir ama kontrolden çıkmış gibi görünüyor.

    Virüsün resmi verilerle yayılışını bu siteden izleyebilirsiniz. Mutasyon geçirdiğinden üstel bir artış var.

    https://gisanddata.maps.arcgis.com/apps/opsdashbo…423467b48e9ecf6

    Zaten sorun, virüs ilk ortaya çıktığında "Sars" virüsüne göre tehlikesi daha az bir virüs olmasına rağmen çok hızlı mutasyon geçirerek

    tedavilere karşı hemen bağışıklık kazanabiliyor.

    Corona virüsü zarflı tabir edilen bir virüs aslında. Zarflı olması hastalığın bulaşması için direkt temas ile diğer kişiye gemesi gerekli.

    Yani hapşırma, öksürme gibi. Ama virüs giysilere, aşyalarda yaşayamıyor.

    Örneğin bir elektronik alete bulaşması imkansız ve bir insanın solunum sistemine girmedikçe, kısa sürede ölebiliyor.

    Ama yukarıda dediğim gibi, virüs o kadar hızlı değişim gösteriyor ki, çok kısa sürelerde nasıl bulaşacağı, hangi ilaçlara direnç gösterdiği ve

    alacağı form bilinmiyor.

    Büyük olasılıkla Çin hükümetinin önlemleri bu korkudan dolayı.


    Not : yukarıda verdiğim bilgiler, bir çok kaynaktan okuduğum bilgiler, kaynak isterseniz büyük olasılık veremem :)

    Konu da artçı depremlerin ne kadar süreceği ile ilgili bir soru vardı ama şimdi bulamadım, onun için ortaya cevap vereyim.

    Anlaşılması için basit bir dil kullanayım.

    Derinliği 10 km., boyu yaklaşık 60 km. olan ve kırılan çok büyük hacimli ve ağırlıkta kaya parçası var. İlk kırılmadan sonra ( ana şok) bu çok büyük hacimlerin

    bir şekilde yeni yerlerine yerleşmesi gerekli ki bu devasa kaya parçalarının 5 metre kadar da yer değiştirdiğini düşünün.

    Şimdi bu yeni yerine yerleşme süresi, zemin, kırığın boyu, atım mesafesi ger.ek derinlik gibi bir çok parametreye bağlı olarak,

    aylarca hatta bazı durumlarda yıllarca bile sürebilir. O bakımdan işte "bir aya biter", "bir hafta sürer" , " bir yıl süresi var" gibi

    analizlerin bilimsel bir değeri yoktur.

    Ama ana deprem olduktan sonra büyük ve sık olan hareketler, zamanla daha ufak ve gerçekleşme aralığı uzayarak devam eder.

    Umarım açıklayabilmişimdir.


    Selamlarımla

    Basit bir soru daha sorayım. Dün gerçekleşen 6,8 Elazığ depremi değil de, mesela artçılarından olan 4,2 büyüklüğünde bir deprem yaratmak için ne kadar enerji gereklidir?

    Bu enerjiyi 10 km. derine nasıl transfer edeceksiniz? Bu enerji aktarımını hiç bir şekilde kimse nasıl anlamayacak?

    mesela aynı derinlik, aynı kırılma noktası gibi parametrelerle onlarca atom bombası gücünde enerjiyi aynı zaman dilimi içinde nasıl aktaracaksınız?

    Haarp teknolojisi denilen "şey" elimizdeki bilgilerle açıklanamayan bir çok doğa olayını kolayca açıklamaya çalışan bir "komplo teorisi" aracıdır.

    Ve kesinliği de yoktur.

    Ilker Gunebakan hocam saygı ve sevgilerimle, yazdıklarınızın altına imzamı atarım. Müslümanlık oh olsun diyememektir. Hep aynı örneği veririm, peygamber efendimiz Taif'te taşlanırken ve acılar içindeyken, yüce rabbim onları affet bilmiyorlar diye dua ediyordu. Böyle bir peygamberin ümmeti oh olsun gebersinler dememeli nazichane düşüncem..

    Değerli Hocam zaten böyle bir düşünce yapısını canı gönülden benimsersek, her şey daha güzel olacak.

    Bize "İnşallah" demek düşüyor sadece.

    sevgi ve selamlarımla