Marmara Raporlar-Yorumlar

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
  • Hocam bazen sistemin dinamiğine bağlı da değişebilir ama genelleme olarak haklısınız.Mesela TULPARda hangi rüzgar yönü hakimdi hatırlıyor musunuz ?

    Ayrıca cedkanbiryafes size şunu danışmak isterim.

    1- Mesela, poyraz kuzeydoğudan esiyor bildiğiniz gibi.Karadenizde de düzcenin üstünde kütle olustu.Poyraz kütleleri sakarya doğrultusunda üfleyebilir diyebilir miyiz.Veya Sakaryanın üstünde karadenizde kütle var poyraz o kütleleri izmit doğrultusunda sürükler mantığıyla mı gidiyor bu işin temel mantığı.Veya istanbulda avrupa yakasının üstünde karadenizde kütleler var ve kuzeybatıdan yıldız esiyor.O zaman bu kütlelerin cogunluğu istanbul anadolu yakasına veya izmit doğrultusuna düşebilir mantığı var mı.

    2- Eğer madde 1 deki mantık doğruysa ,biz niye senelerdir rüzgar yönünde şuraya bu, buraya şu rüzgar yarar mantığı genellemesi yapıyoruz ki.Önemli olan kütlelerin hangi bölgede daha cok oluştuğu ve ona göre gelecek rüzgar yönü değer kazanmaz mı.Yani buradaki ana parametre rüzgar yönü değil de kütlelerin nerede oluştuğu ve rüzgarın da yardımcı parametre olması değil mi.

    Tabi ben anlamaya çalışıyorum sadece belki de herşeyi yanlış anladım

    1. madde doğru fakat şöyle bir kısım var. Bunun üstüne biraz ölçüm de yaptım aslında.

    Buradaki temel mantık şu: Rüzgar, atmosferdeki kütleleri sürükleyebilir ama bunu yaparken basınç sistemleri, yükseklik farkları, yer şekilleri ve diğer faktörler de devreye girer.

    Peki rüzgar mı kütle mi daha önemli. Yani çok güçlü bir kütle yıldızla gelmesi mi önemli yoksa zayıf bir kütlenin poyrazla gelmesi mi.

    Asıl ayrım bu soruda ortaya çıkıyor. Biz burada çoğunlukla rüzgar yönüne bakıyoruz ama tek başına yeterli ve doğru bir yaklaşım değil. Asıl önemli olan, hangi bölgelerde hangi hava kütlelerinin oluştuğu ve rüzgarın bu kütleleri nasıl hareket ettirdiğidir.

    İzmite yıldız adapazarına ise ilk olarak karayel sonra da poyraz daha güzel kütleler getiriyor gibi bir cümle tek başına değerlendirirsen hemen hemen doğru denilebilir. Haritayla bi ufak bakalım buna



    Sakarya'da 6 yıl yaşarken bu durumu tam olarak anlayamıyordum. Doğrudan kuzeyden gelen hava kütleleri bize ulaşıyor olmasına rağmen, İzmit'e yoğun kar yağışı getiren sistemler Sakarya'ya daha zayıf etki ediyordu. Bunun temel nedeni, Adapazarı çevresinde belirgin bir yükseltinin bulunmaması.


    Öte yandan, İzmit'in kuzeyinde bulunan yükseltiler, denizden gelen hava kütlelerinin yüzeyle temas süresini artırarak daha fazla nem almasını ve yağışı güçlendirmesini sağlıyordu. Eğer hava kütlesi yeterince güçlü ve nemli ise (örneğin, 500 hPa seviyesindeki sıcaklık ile deniz suyu sıcaklığı arasındaki fark yüksekse), Karadeniz üzerinde oluşan sistemler doğrudan hem Sakarya hem de İzmit için etkili kar yağışı getirebilir.


    Ancak kütle oluşumu zayıfsa, bu durumda denizden gelen hava kütlesinin karada daha fazla yol alarak soğuması ve yoğunlaşması gerekir. Bu süreç, özellikle poyraz (kuzeydoğulu rüzgar) ve karayel (kuzeybatılı rüzgar) gibi rüzgarlarla daha verimli hale gelir, çünkü bu rüzgarlar hava kütlesini karada daha uzun süre tutarak yağışı artırabilir.


    Bu nedenle, Sakarya'nın daha yoğun kar alabilmesi için ya doğrudan güçlü bir hava kütlesinin bölgeye ulaşması ya da rüzgarın, hava kütlesini karada daha uzun süre tutarak yağışı güçlendirmesi gerekir.

    Yine bir kaç ufak etkiyi de şöyle sıralayayım oluş sırasına göre genel olarak:

    - Deniz üzerindeki buharlaşma ile yükselen nemli hava, atmosferde belirli seviyelere kadar çıkabilir.

    - Yükselen hava soğur ve yoğunlaşma başlar. Bu süreç, hava kütlesinin kaldırılma mekanizmasına ve atmosferik koşullara bağlıdır.

    - Tepe enverziyonu (üst sınırdaki sıcak hava tabakası), yükselen havanın daha fazla yükselmesini engelleyen bir bariyer gibidir. Eğer bu enverziyon yüksek bir seviyede (örneğin, 500 hPa civarında) olursa, hava kütlesi daha fazla yükselerek daha fazla nem yoğuşabilir. Bu da daha şiddetli yağışlara neden olabilir.

    - Eğer enverziyon seviyesi daha alçaksa, yükselen hava burada sıkışır, bulutlar yeterince gelişemez ve yağış miktarı sınırlı kalır. Yani, eğer atmosferdeki tepe enverziyonu daha yukarıda bir seviyede konumlanırsa, yükselmekte olan nemli hava daha fazla soğur ve yoğunlaşır. Bu da kuvvetli yağışlara neden olabilir. Ancak, burada önemli bir ekleme yapmak gerekirse:

    Kuvvetli yağışlar için sadece yüksek bir enverziyon seviyesi değil, aynı zamanda yeterli nem kaynağı, yükseltici mekanizmalar (örneğin, bir cephe ya da orografik etki) de gereklidir. Yani sadece enverziyonun yüksek olması değil, hava kütlesinin ne kadar doygun olduğu, yükselmenin ne kadar güçlü olduğu gibi faktörler de belirleyicidir.

    "Sabır, en iyi modeldir."

  • Bütün değerli hocalarımın eline sağlık detaylı açıklamalar için. Yalnız bizim konuya biraz sanki istek heyecan lazım. Umudum ve şevkim tam ben ateş etmeye başlıyorum dostlar izninizle rk223_kgigf-12351rk223_kgigf-12351rk223_kgigf-12351rk223_kgigf-12351

    Hocam bu bölge çok efsaneler yaşadığı gibi çok da kestaneleri topladı dalından. O yüzden yaşamadan ne övmek ne yermek gerek. Bakalım sistem gelsin görelim bitsin değerlendiririz. Kapılamıyoz biz yaşamadan görmeden