☣ Dünya CO2 (Karbondioksit) Salınımı,Enerji Kullanımı ve Etkileri❗

  • @Baybars


    Hocam teknoloji ile enerji dogrudan baglanti bence.


    Suan Turkiye kadar gunes panelleri ile tum dunyanin
    Bundan 10 yil sonra
    Ege bolgesi kadar ile
    20 yil sonra
    Konya kadar bir yer ile tum dunyanin enerjisi karsilanabilir.


    Bir profesorun sozlerinden alinti daha anlasilabilir olsun diye isimleri degistirdim.

  • @Pangea zaten ben farklı birşey demedim ki bilişim teknoljisiyle ortak tek yanı teknoloji dedim, yani enerjiyle teknoloji bağlantılı demek bu. Bilişimle apple ile alakası yok..


    Sorunda bu ya sen güneş panellerinin kolay yapılabilir birşey olduğunumu düşünüyorsun? Bak mesela bir örnek vereyim egede akdenizde muhakkak bulunmuşsunuzdur, evlerin çoğunun tepesinde güneş paneli bulunur onun yanında da su deposu, yani suyu ısıtmak için kullanırlar ama sadece o kadar.. Güneş ışınlarının güneş pilleri kullanılarak elektrik enerjisine filan çevrilmes öyle kolay iş değil.


    Bak elimizde teknoloji olsa imkan olsa alt yapı olsa yetişmiş eleman olsa ve bizim önümüze nükleer enerji ile doğal enerji kaynaklarını koysalar ve biz bu imkan olanağa hala nükleer enerjiyi seçersek o zaman sen haklısın fakat şuan öyle bir durum yok, anlatmak istediğimi anlatabiliyorum sanırım. Senin dediğin işi Türkiye en yakın 30-40 sene sonra uygulayabilir, o zamana kadar hala dışarıdan enerji satın alınmasını, bütçenin 3 te 1 inin avrupa ülkelerine gitmesini istiyormusun? Ben istemiyorum o yüzden nükleer enerji santrali kurulmalı. Bütçedeki enerji harcaması azalır, daha çok ar-ge ye para ayırırız, teknoloji geliştirmeye ödenek ayırırız ve senin dediğin gibi uzun vadeli olarak enerji kaynağımızı değiştiririz. Tıpkı bahsi geçen Almanya gibi..

  • enerji de dışa bagilimlilik bitiyor ile başlayan cümleleri kurmadan önce ilgili anlaşmaları maddeleri okumak gerekiyor misal bu cümleyi kurarken santrali kuracak olan kurumun devletin yıllarca ülkemize kendi belirleyeceği fiyattan elektirk satacağını biliyor musunuz

  • @Baybars


    Hocam elektrik enerjimizin


    %49'ini


    Dogalgaz+Lng. (.
    Tas komuru+linyit+asfaltit %12
    Ithal komur %9


    Diger kaynaklarin hepsi dogal kaynaklar ve hidrolik akarsular ve barajlar bunlarda disariya para odemiyoruz. %51 icin



    Geriye %49'un


    Dogalgaz ve komur hepsi disaridan diyelim.
    Digerlerini disaridan aliyormuyuz bilmiyorum.


    Ama gordugunuz gibi o kadar bagimli degiliz 30-40 sene sonra degil.
    Enerji verilerine baktigimizda sadece ruzgar enerjisini her sene %1.5 artis gosteriyor 20 sene sonra
    %30 artis demek elektrik ihtiyacimisin %81'e cikmasi demek bu. ve sadece ruzgarin enerjisini hesapladim. Digerlerinide hesaplarsak bu sure 10 yila inebilir.
    Bende bundan dolayi gerek gormuyum 10 yil icin nukleer santral kurmak yanlis olur.



    Ve suanki antlasmalar var elektrik aldigimiz ulkeler ile.



    Ve ulke olarak elektrikte satiyoruz ama ayni zamanda disaridanda aliyoruz buda gercekten ilginc ve disaridan aldigimiz sattigimizdan daha fazla bunu anlamadim :)




    Hocam yukarida anlatmak istedigimi anlamassindir. Ikimizde ayni seyleri dusunuyoruz ama sen bu teknolojiye ulasamadan nukleer ile disariya gidericek para icerde kalsin diyorsun. Bende bu teknolojinin cok uzakta olmadigini sadece %49'unu disaridan aldigimizi (tas komuru linyit onu disaridan mi yoksa kendimiz mi bilmedigim icin onuda disaridan diye kabul ettim yoksa %37 oluyor)
    soyluyorum

  • Nükleer teknolojinin devleri İstanbul'a geliyor



    Dünyanın nükleer alanında en büyük teknoloji sağlayıcıları ve onların tedarikçileri Japon, Alman, Fransız, Çek, İngiliz, Rus ve Çinli firmalar Türkiye’de ortak aramaya geliyor.




    Dünyanın nükleer alanında en büyük teknoloji sağlayıcıları ve onların tedarikçileri Japon, Alman, Fransız, Çek, İngiliz, Rus ve Çinli firmalar Türkiye'de ortak aramaya geliyor.

    Türkiye'nin teknoloji üreten ve katma değerli ürünler ihraç eden ülke konumuna yükselmesinde nükleer enerji yatırımları önemli bir araç olacak. Türk firmalarını, Türkiye için yeni olan bu sektörle tanıştırmak için düzenlenen 4'üncü Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi'ne yabancı firmaların ilgisi bu yıl oldukça fazla olduğu görüldü. Nükleer teknoloji denildiğinde akla ilk gelen ülkelerden; Japonya, Almanya, Fransa, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Rusya ve Çin'in önde gelen firmaları Türkiye'deki projeler başta olmak üzere Ortadoğu ve Afrika'daki nükleer santral projelerinden de kendilerine ortak bulmak için zirvede buluşuyor.



    Nükleer Mühendisler Derneği'nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Nükleer Sanayi Derneği'nin desteğiyle düzenlediği, 8-9 Mart 2017 tarihlerinde gerçekleşecek 4'üncü Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi bu yıl 100'ün üzerinde yabancı firmayı ağırlayacak.

    Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve 4'üncü Uluslararası Nükleer Santraller Zirve Başkanı Doç. Dr. Şule Ergün yaptığı açıklamada, bir nükleer enerji santralinin kurulumunun yaklaşık 15-20 milyar dolar olduğuna ve bu projelerden pay alabilmenin ülkelere ve bu projelere mal sağlayan firmalara ciddi kazanç ve itibar sağladığına dikkat çekti.




    ===================================


    Bunlarda Güncel Verilerden Bazıları



    Yüzyıllar öncesini nerden biliyorlar diye sorarsanız alttaki yöntem ile öğreniyorlar.İnternetten detaylı arama yapabilirsiniz.

    Ice-Core Records of Atmospheric Carbon Dioxide (CO2) Yöntemi

    ============================


    Birkaç yıllık ölçüm verileri


    Onlarca yıllık ölçüm verileri


    ===================================



  • Güncel Veriler



    ==============================


    Hidrojen ve Elektrikten Sonra Şimdi de Atık Suyla Çalışan Otomobil Üretildi!


    İspanyol otomobil devi SEAT, dünya genelinde artan elektrikli otomobil dünyasına alternatif olarak atık sudaki biyoyakıt ile çalışan Leon modelini duyurdu!


    Son dönemde özellikle Tesla ile elektrikli ve hibrit araçlar ön plana çıkarken diğer yandan gerek hidrojen gerekse farklı biyoyakıtlar ile otomobil çalışmaları sürüyor. Yenilenebilir ve doğal enerji kaynakları kullanılarak üretilen otomobil yakıtları için ise bu sefer sıra SEAT’a geldi.


    İspanyol devi SEAT’ın en popüler otomobili olan Leon, Aqualia isimli su yönetim şirketi ile ortak çalışma sonucunda atık sudaki biyoyakıt ile çalışır hale getirildi. Otomobillerdeki benzin ile çalışanlara nazaran %80 daha az karbondioksit emisyonu sunarken, muhteşem bir azalma sağlıyor.




    Özellikle verilen bilgiye göre sadece İspanya genelinde 1.5 milyondan fazla olimpik havuz bulunurken bu havuzlardan ortalama 4.000 kübik hektometrelik sıvı atık ortaya çıkıyor. Eğer bu biyoyakıt sistemi İspanya’da kullanılmaya başlarsa sadece havuzlardaki bu atık su sayesinde 150 araca günlük 100km’den fazla menzil sağlayabilecek.




    Özellikle İspanya’da kullanılabileceği öngörülen bu arıtmanın dünyaya yayılması ise biraz düşük ihtimal diyebilirim. Çünkü elektrikli ve özellikle hibrit araçlar yaygınlaşırken bu elektrikli otomobillerin %80 azaltılmış CO2 emisyonu yerine net %0’a düşürmesi çevrecilik açısından daha önemli olacak.



    -webtekno

  • Antarktika'dan dev buz dağı kütlesi koptu


    6 bin kilometrelik kütle şu ana dek kayıtlara geçen en büyük buzdağlarından biri olarak kabul edildi.




    İngiliz basınına göre, Galler'deki Swansea Üniversitesinden bilim adamları, Batı Antarktika'dan İngiltere'nin başkenti Londra'nın dört katı büyüklüğünde bir buz dağının koptuğunu bildirdi.
    (Kıbrıs'ın üçte ikisi büyüklüğünde)



    Üniversite araştırma ekibi, uzun zamandır gözlemledikleri Antarktika'daki Larsen C buz sahanlığından 6 bin kilometrekarelik buz dağının kopuşunun Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) Aqua uydusu tarafından görüntülendiğini kaydetti.
    Trilyon tonluk buz dağının kopmasıyla Larsen C buz sahanlığının büyüklüğünün yüzde 12 azaldığı belirtildi.

    Kopan kütle, bölgedeki deniz ticaret yollarında problem yaratabileceği kaygısıyla gözlem altında tutulacak.


    ======================

    24-27 Haziran tarihleri arasında buzulun hareketi hız kazanmış ve çatlak günde 10 metre kadar genişlemeye başlamıştı Larsen C’deki dev çatlak 2014’te fark edilmişti. Çatlak, geçen yıl Aralık ayında aniden büyümüş ve 6 bin kilometrekarelik bir buz kütlesi ile Antarktika arasında sadece 20 kilometrelik bir bağlantı kalmıştı. Şu anda kıtadan akan buzulların denize inmesi Larsen C buz sahanlığı tarafından engelleniyor. Bu engel ortadan kalkarsa tahminlere göre, küresel olarak deniz seviyesi 10 santimetre yükselebilecek.







    ================


    10 YILDIR TAKİP EDİLİYORDU
    Larsen buzulundaki büyük bir çatlağın 10 yıldan uzun süredir takip edildiği belirtildi. 200 metreden kalın olan yassı buzdağının, kısa vadede fazla uzağa gidemeyeceği ancak akıntılar ve rüzgarla Antarktika'nın kuzeyine sürüklenerek gemi güzergahlarını tehdit edebileceği belirtildi.

  • 'Yiyin Efendiler Yiyin...' İnsanlık Bugünden İtibaren 2018'in Kaynaklarını Tüketmeye Başladı...


    Küresel Ayak İzi Ağı’na (Global Footprint Network) göre “Dünya Limit Aşımı Günü”, insanlığın doğa üzerindeki yıllık talebinin, dünyanın bir yılda sağlayabileceği kapasiteyi aştığı gün olarak tanımlanıyor. Buna göre, günümüzden yalnızca 20 yıl önce, 1997 yılında Eylül ayına denk gelen limit aşımı günü, 2017 yılı için şimdiye kadarki en erken tarihini görerek 2 Ağustos’ta yaşanacak.


    İnsan aktivitelerinin doğa ve doğal kaynaklar üzerindeki eşi görülmemiş baskısını sembolize eden bu tarih, ekolojik ayak izi kavramını da yeniden gündeme getiriyor. Tüketilen kaynaklar kadar üretmek ve yaratılan atığı bertaraf etmek için gereken toprak ve su alanına işaret eden ekolojik ayak izi büyüdükçe limit daha erken aşılıyor.


    İnsan nüfusu, kaynak talebi ve ekonomiler büyürken dünyanın büyüklüğü ve kaynak miktarı değişmiyor. Küresel Ayak İzi Ağı, tüm insanlığın talebini karşılayacak tahmini doğal kaynak ihtiyacı için 1.7 Dünya gerektiğine ve özellikle gelişmiş ülkelerin sanki birden çok dünya varmış gibi yaşadığına dikkat çekiyor.


    "Türkiye 1.5 Dünya varmış gibi yaşıyordu, şimdi 1.9"


    Dünyanın yaratılan talebe kaynak yetiştiremediğini söyleyen Küresel Ayak İzi Ağı, ekolojik sınırların aşıldığı her yıl ekosistemin çökme ihtimalinin öne çekilmesi olduğuna işaret ediyor.
    2012 yılında Türkiye’nin 1.5 Dünya varmış gibi yaşadığına dikkat çeken Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli, “O yılki verilere göre dünyadaki herkes bir Türkiyeli gibi tüketse 2030’da iki gezegene ihtiyaç duyulacaktı.


    Küresel Ayak İzi Ağı’nın 2017 verilerine göre, Türkiye artık 1,88 Dünya varmış gibi yaşıyor. Dünya Limit Aşımı Günü, iklim değişikliğini durdurmak, ormanlarımızı, denizlerimizi, tatlı su kaynaklarımızı ve canlı yaşamını korumak için bireysel, ulusal ve küresel düzeyde ne kadar acil harekete geçmemiz gerektiğini hatırlatan bir çalar saat” diye sözlerine devam etti.
    Pasinli, “Yalnızca bir dünyamız var. Onun çizdiği sınırlar içinde yaşamayı öğrenmezsek, bu gezegen bizim için yaşanılabilir bir yer olmaktan çıkacak. Tüketim biçimlerimizi değiştirmeli, sürdürülebilir üretim şekillerini benimsemeli, fosil yakıtlara bağımlılığımızı aşamalı olarak azaltmalı, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeli, kısaca dünyamızı insanlık için yaşanabilir bir yer haline getirmek için canla başla çalışmalıyız.


    WWF-Türkiye, Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye’nin yeni Genel Müdürü.org adresinden herkesi kendi ayak izini hesaplamaya davet ediyor ve ayak izini küçültmek için kişiye özel önerilerde bulunuyor” dedi ve değişimin nasıl hızlandırılabileceğine ilişkin ipuçları verdi.


    "Gidişatı tersine çevirebiliriz"
    Aslı Pasinli, “Bu gidişatı durdurabiliriz. Limit aşımını her yıl sadece 4,5 gün ileriye atmayı başarabilirsek 2050’de tek bir gezegenin sağladığı kaynaklar bize yetebilecek. Örneğin dünyadaki gıda atığını yüzde 50 azaltabilirsek Limit Aşımı Günü’nü 11 gün ileriye atabiliriz. Küresel karbon ayak izimizi yüzde 50 azaltabilirsek Limit Aşımı tarihini 89 gün ileriye atabiliriz. Bu gidişatı tersine çevirmek mümkün. Yeter ki birlikte hareket edelim” diyerek sözlerini tamamladı.


  • Fosil Nedir?
    Nesli tükenen canlıların milyonlarca yıl öncesinden günümüze kadar bozulmadan ve sertleşerek gelen kalıntılarına fosil denmektedir.


    Fosil Nasıl Oluşur?
    Nesli tükenen canlılar toprak üzerinde kalır ve doğanın fiziki şartlarından dolayı toprakla, kumla veya başka bir etkenle üzerileri kapanır. Dolayısıyla hava ile temas kuramaz. Hava ile temas kuramayan ölmüş canlıların kalıntıları binlerce yıl bozulmadan kalabilmektedir. Bu süreç içerisinde canlı kalıntısı zaman geçtikçe sertleşir ve fosil haline gelir. Bilimde canlıların bıraktığı izler de fosil olarak kabul edilmektedir. Örnek olarak kayaçlarda bıraktıkları izleri söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra fosiller yalnızca toprak üzerinde değil, denizde ve buzullarda da bulunmaktadır.




    Fosillerin Yararlar Nelerdir?

    Milyonlarca yıl öncesinden günümüze kadar gelen fosillerin birçok yönden faydası vardır. Fosillerin faydaları şunlardır:

    • Fosiller bulunduğu yerin geçmiş zamandaki coğrafi durumu belirlenebilir.
    • Fosiller bulunduğu yerin geçmişteki iklim özelliklerini belirler.
    • Fosiller bulunduğu yerin geçmişteki bitki örtüsünü belirler.
    • Günümüzde yaşamayan, nesli tükenmiş canlılar hakkında bilgi edinmeyi sağlar.
    • Fosil yakıtların oluşmasını sağlar.
    • Canlıların geçmişten günümüze olan evrimi hakkında bilgi edinmek için faydalıdır.





    Fosil Yakıt Nedir?

    Fosil yakıt, geçmişte yaşamış olan nesli tükenmiş canlıların atıklarından meydana gelen doğal gaz, kömür, petrol gibi yakıtlara denilmektedir. Mineral yakıt olarak da bilinen fosil yakıtlar doğal bir enerji kaynağıdır. Fosil yakıtlar yenilenemez kaynaklardır. Aynı zamanda fosil yakıtların yakılması ile asit yağmuru meydana gelmektedir.



    Fosil Yakıtların Kullanım Alanları Nelerdir?

    Fosil yakıtlardan ısı enerjisi elde edilir. Özellikle bitki atıklarından kömür ve odun elde edilirken hayvan atıklarından petrol elde edilir. Petrol bitki atıklarından da elde edilebilmektedir. Bitkiler büyümesini, gelişmesini ve beslenmesini güneş ile sağlayarak enerji depolar. Böylece bitki atıklarından elde edilenler ısı enerjisine dönüşür. Bitki ve hayvan fosillerinden elde edilen petrol, benzine dönüştürülerek araç kullanımında da kullanılır. En çok kullanılan yakıt türü olduğunu söyleyebiliriz.

    Fosil Yakıtın Yararları Nelerdir?
    Günlük yaşantımızda birçok fayda sağlayan fosil yakıtlar sanayi tesisleri, otomobil ve makineler dahil olmak üzere birçok alanda
    kullanılmaktadır.



    Fosil Yakıtın Zararları Nelerdir?
    Fosil yakıtlar birçok alanda faydalı olsa da zararları da mevcuttur. Fosil yakıtların zararları şunlardır:

    • Fosil yakıtların en büyük zararı yarattığı hava kirliliğidir.
    • Küresel ısınmaya yol açar.
    • Meydana gelen bir çok doğa olayının ana nedenidir.
    • Oksijenin azalmasına neden olur.
    • Karbondioksit oranını artırır.
    • Asit yağmurunu meydana getirir.
    • İklimde değişikliklere neden olabilir.
    • Fosil yakıtlar nedeniyle etrafa saçılan gaz ve parçacıklar insan sağlığını olumsuz olarak etkiler. Kansere, solunum yolu hastalıklarına neden olabilir. Hatta ölüme neden olabilmektedir.