Beiträge von PergamoN

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Ramazan demirtaş;

    ANKARA ve Civarının DEPREM TEHLİKESİ'ne ilişkin ZORUNLU AÇIKLAMA;

    1-Deprem bilimi ve deprembilimcilerdeki en büyük sorun ya da çıkmaz, DİRİ FAYLARIN TEHLİKE PARAMETRELERİni bilmeden tehlike ya da deprem üretme potansiyelinin olduğunu, sanki hepsinin aynı anda insan ömrü içerisinde deprem üretecekmiş gibi açıklama yapmalarıdır.

    2-Tehlike parametrelerinden söz edemiyorsak, Ankara ve çevresinin diri faylarla çevrili olması TEHLİKE ya da deprem üretme potansiyeli açısından hiç bir bilimsel anlam ifade etmiyor.

    3-Ne demek istediğimi açıklamaya çalışayım: (1) Yaklaşık 200 km uzunluktaki TUZGÖLÜ FAYI 'nın tehlike parametrelerin belirleyen (a) deprem üreten kaç segmentten oluştuğu?, (b) kayma hızı ne kadar?, (c) en son ne zaman deprem üretmiştir? (d) deprem yinelenme aralıkları nedir?,

    4-(e) yaşadığımız bina ömrü içerisinde deprem üretme olasılığı nedir? gibi tehlikeye ilişkin parametreler ilgili bilgiler verilmeden Tuzgölü fayının depremselliği ya da deprem potansiyeli konusundan bahsedilmesi deprem bilimi açısından hiç bir bilimsel anlam taşımaz.

    5-Demirtaş vd. 2008, Kürçer vd. 2010? yapılan fay kazıları Tuzgölü fayının yinelenme aralığının 5 bin ile 10 bin yıl arasında değiştiğini ortaya koymuştur. En son ne zaman deprem ürettiği konusu tartışmalı olup, tarihsel dönemde büyük deprem üretmemiş,

    6-ancak tarihsel öncesi yakın jeolojik zamanda büyük depremler üretmiştir.

    7-(2) Ezinepazarı-Kırıkkale Fayı'nın deprem yinelenme aralığı birkaç on bin yıl; (3) Akpınar Fayı 19 Nisan 1938 tarihinde M6.5 büyüklüğünde deprem üretmiş, ancak yıllık kayma hızının çok düşük olması nedeniyle benzer depremi birkaç bin-birkaç on bin yıl sonra üretecektir.

    8-(4) KAFZ'nun Bolu-Gerede segmenti, en son 1 Şubat 1944 tarihinde 180 km uzunluğun yüzey kırığı oluşturan Ms 7.6 büyüklüğünde deprem üretmiştir. Bu segmentin yıllık kayma hızı 18 mm/yıl civarında olup, benzer büyüklükte bir depremin yinelenme aralığı yaklaşık 300-400 yıldır.

    9-En son depremden (1944) itibaren 75 yıl geçmiştir. Dolayısıyla Ankara'yı tehdit eden bu segmentin en az 200-300 deprem üretmesi söz konusu değildir.

    10-Ankara ve civarı Orta Anadolu Ova rejimi içinde yer almaktadır. Orta Anadolu bölgesinin yükselmesine bağlı olarak, Çubuk, Kazan, Mogan, Polatlı gibi ovalık bölgelerin kenarlarında 3.0 <M <5.0 arasında deprem üreten çok kısa gerilme ya da kesme kırıkları bulunmaktadır.

    11-20 Ağustos 2019 günü Mamak ve Kazan'da olan M 3.0 ve 3.4 büyüklüğündeki depremler de bu tür faylar tarafından üretilmiş küçük depremlerdir.

    12-Bu depremlerden hareketle, yukarıda söz ettiğim TEHLİKE parametrelerini belirtmeden "Ankara ve çevresi büyük deprem üretecek faylar tarafından çevrilmiş" şeklinde ifade etmenin savunulacak bilimsel bir yanı yoktur. Saygılarımla..

    1-Belirli sınırlar içinde, yer, büyüklük, ZAMAN, vererek, Deprem kestirimi yapmak söz konusu bile değilken,maalesef yazılı ve görsel basında, sosyal ağ ortamında sözde kestirim yapmaya çalışan meslektaş ve dışında kişiler var.

    2-Ancak bu kestirimler ya da daha doğrusu tahminciler hep deprem olduktan sonra ortaya çıkarlar. İlgili kurum da sessiz kalınca, bu tür tahminciler boy göstermeye çalışırlar. BÖLGE vererek deprem bekliyorum demek, "DEPREM KESTİRİMİ" değildir.

    3-Deprem olduktan sonra "ben demiştim" demek deprem kestirimi olarak kabul görmez. Evet her deprem öncesi kabukta haberci belirtiler ve anomaliler görünür, bu parametreleri haberci istasyonlardan da kaydederiz.

    4-Ancak (1) bu haberci ya da anamolilerin hangi FAYa ait olduğu; (2) ANAŞOKtan ne kadar önce ortaya çıktığı ve (3) Hangi BÜYÜKLÜKte bir depreme karşılık geldiği ile ilgili MATEMATİKSEL BAĞINTILAR olmadığı-olamadığı için deprem kestirimi yapmak mümkün değildir.

    5-Dünyada deprem kestirimin yapılamayacağı kabul görmüştür. Karşıt görüş ve eleştiriler olması son derece doğal; eğer bu kişiler bugünden itibaren, (1) FAY ismi; (2) BÜYÜKLÜK ve (3) TARİH (Yıl-ay-gün-saat) vererek deprem bekliyorum derlerse, bu deprem kestirimi kabul edilir.

    6-Bu üçünden birisi dahi olmazsa deprem kestirimi sayılmaz. KESTİRİM ile TAHMİNi karıştırmamak lazım. Saygılar.. Dr. Ramazan DEMİRTAŞ
    Jeoloji Y.Müh.

    Cenk yaltırak;

    Mesela “Denizli’de deprem bekliyorum” cümlesinde doğada Denizli diye bir yer olmadığı bilgisi yok:). Denizli Grabeni mi? Acıgöl grabeni mi?Çameli Havzası mı? Acıpayam Havzası mı? Baklan Havzası mı? Dalaman çayı fay zonu mu? farklı 6 sistem 30 tane fay:). Hepsi Denizli ilinde:))

    Ben olursada Edremit, Ayvacık hattında bekliyorum, buradaki fayda çok hareketli. +İnternetimde çok yavaş bu sıralar biriken enerjiden olması lazım diye düşünüyorum.

    Benim ki bir beklenti değil uyarı.Olur yada olmaz bilmemiz mümkün değil bursa karasalındaki son hissedilir deprem 4.5m Bursa/mustafakemalpaşa merkezli 2015 yılında gerçekleşti. +4’lük bir hareketin gemlik,mudanya,karacabey hattından gelme ihtimali çok yüksek +4’lük deprem için yeterli süre geçti.

    İnternet hızını depremle bağdaştırmak doğru değil bir çok nedeni olabilir. Ayrıyetten Ben depremle en ufak bağlantısı olduğu düşünmüyorum.Buna bulutlar ve el,kol,bacak,baş ağrısı dahil :)

    Ayvacık,edremit körfezi beklentine yorumum ise 4-5 arası bir hareketse elbette mümkün ,aktif bölgeler ve zaman zaman hissedilir deprem üretiyorlar sürpriz olmaz.

    Hava_Forum yaltırak önemli bir kişi marmara depremi üzerine en fazla makalesi olan kişi belkide (türkiyede). Yıllardır araştırıyor ve gündemde tutup uyarıyor. Sonuçların vahim olacağı düşüncesinde benim için yorumları önemli ama bu yazılanlar makaledenmi alınmış yoksa medyamı öyle yansıtmış doğruluk payı nedir ,kendi ağzından duymak gerekir. 3 ayrı deprem tez’ini ramazan demirtaş hocada destek vermişdi Olası marmara DEPREM-leri sadece istanbul’u değil kıyısı olan bütün şehirleri vuracağının düşüncesindeler.

    Yaltırak haiti deprem’inden daha kötü sonuçlar çıkabileceği düşüncesinde

    @4 Şubat

    Can Yaltırak'ın tespiti çok önemli. Eğer deprem öngördüğü gibi olursa, bu Ganos fayının tetiklenmesi riskini de getirir.

    O zaman değil 2,5 dakika, belki dalgalamalar ile saatlerce sallanırız.

    İlker Hocam,Yaltırak 3 ayrı deprem olacağını ileri sürüyor zaten bu depremlerin zaman aralıkları belli değil ama 10 gün sonrada olabilir 5 yıl sonrada bu öngörü tabi olmayadabilir. sadece adalar güneyin’deki hat değil orta sırt dediğimiz bölgede devinimini doldurdu..

    Code
    2019.08.17 13:41:49  40.8615   28.2918        8.1      -.-  2.9  -.-   MARMARA DENIZI                                    İlksel
    2019.08.17 13:41:17  40.8440   28.2923       13.5      -.-  2.6  -.-   MARMARA DENIZI                                    İlksel
    2019.08.17 13:24:24  40.8597   28.2742        6.4      -.-  2.5  -.-   SILIVRI ACIKLARI-ISTANBUL (MARMARA DENIZI)        REVIZE01   (2019.08.17 13:24:23

    Yıl dönümün’de istanbul’luları korkutacakmı acaba?

    Medya'da bu kadar bilgi karmaşası olmasının en büyük nedenlerinden biri sözde ''prof'' kişilerin , uzmanlık alanı deprem veya jeoloji olmamasına karşın deprem uzmanımış gibi lanse edilmesinden kaynaklanıyor, uzmanlık veyahut okuduğu bölüm fizik,coğrafya (ben :hfyeni (18):), maden ,inşaat vb. medyada bu bölümleri bitirmiş kişilerde deprem uzmanı olarak açıklamalar yapıyor.Bu bölümlerde bazı jeoloji dersleri görülsede jeoloji mühendisliği bölümünde uzmanlaşmadan sözde ''prof'' kişilerin deprem bilim uzman olarak medyada lanse edilmesi yanlış. Bazı hakiki prof'larında dediği gibi adamın saha'da tek bir araştırması,makalesi. Yokken 2045'den önce doğu marmara depremi olmaz, gerçekleşmez demesi gülünç ve veriler ortadaken hiçbir dayanağı olmayan açıklamalardır.

    17 ağustos depremi'nin yıl dönümün'de yine bir çok açıklamalar yapılacaktır doğru veya yanlış..

    değişmeyen ve akılda kalan bazı şeyler ise benim gibi deprem üzerine ilgisi olanların amatör yaptığı araştırmaların üzerine kendince yaptığı araştırmaları'da ekleyerek bir takım çıkardığı sonuçlar..

    Sismik boşluk kavramı'nın mucidi ABD'deki Massachussets teknoloji enstitüsü'nde Jeofizik ana bilim dalı öğretim üyesi olarak görev yapan abd deprem enstitüsü başkanı Prof.Dr.Nafi toksöz hocadır.

    Nafi hoca 1979 yılında F.Shakal ve A.J. Michael ile birlikte ''space-time migration of eartquakes along the north anatolian fault zone and seismic gaps'' isimli makeleyi yayınlayarak ilk kez kuzey anadolu fay hattı üzerindeki sismik boşlukları belirlemiştir. O tarihten günümüze o sismik boşluklar üzerinde 7'den büyük yıkıcı depremler meydana gelmiş olup, olası diğer büyük depremler sırada beklemektedir.

    deprem bilimin'de hiçbir şeyin kesinliği yokken 1996 yılında hazırlanan türkiyedeki sismik boşluklar adlı makalede saha çalışmaları dahil ''Ramazan demirtaş/Rüçhan yılmaz'' ve sonrasında gerçekleşen deprem hareketleri bazı şeylerin öngörüldüğünün kanıtıdır.

    19a1f73b94fc917f.png

    1996' yılında yayınlanan bu harita sonrası meydana gelen depremler ortada;

    1998 Adana/ceyhan depremi 6.2m Depremde 145 kişi hayatını kaybetmiş 1500'den fazla kişi yaralanmıştır .

    1999 Gölcük/düzce depremleri 7.4m/7.2m 2 deprem'de resmi rakamlara göre 19.000 kişi civarında vatandaşımız hayatını kaybetti 25.000 kişiye yakın kişi yaralandı

    2000/2002 bolvadin/sultandağı 6.1m/6.0m (afyonkarahisar) depremleri 60 kişiye yakın vatandaşımız hayatını kaybetti

    2011 Van/erciş depremi 644 kişi hayatını kaybetti

    2013/2014 antalya körfezi depremleri 6.0/5.2m

    2017 gökova körfezi depremi 6.5m

    Ya bir sonra ki ölümlü büyük deprem? yine bu haritada gösterilen bi yerde mi meydana gelicek? belkide doğu marmara depremi.. Yada;

    Hakkari/yüksekova

    Kahramanmaraş/ andırın ve türkoğlu

    Elazığ/hazar gölü ve yakın çevresi

    Bingöl/yedisu

    Erzincan/çayırlı , Erzurum/aşkale

    Antalya kuzeyi aksu bindirmesi

    antakya/iskendurun körfezi

    Ardahan

    Deprem beklenen yerler ve olası depremin büyüklüğü belirlendikten sonra geriye sadece depremin zamanlaması problemi kalmaktadır,Bilim dünyası depremi tetikleyen nedenleri ve depremlerin oluşum sürecini izlemede oldukça büyük mesafeler almıştır.Ancak ne yazık ki zaman konusunda meteoroloji biliminde olduğu gibi kesin sonuçlara ulaşılamamaktadır.

    Kuzey anadolu anadolu fayın daki sismik boşluklardan marmara denizi içindeki sismik boşlukda sismik aktiviteden ip ucu yakalanamıyor ne yazıkki çok düzensiz ve bir çok küçük faydan oluşan marmara denizi bilinmemezliklerle dolu..

    Bazı Makaleler'den çıkan birkaç sonuç;

    1- Büyük ölçekli depremlerin 5-7 yıl öncesinde bir sonraki depremde kırılacak segmentlerin birleşim(eklem) yerlerinde depremcik kümelenmelerinin (clustured) şekillenmeye başlaması.

    2- Ana şoka çok kısa bir süre kaldığında ise segmentlerin yırtılma merkezlerinde (deprem odağı) belirli aralıklarla depremcik çekirdeklenmeleri (nucleation) görülmeye başlar. bunun anlamı fayın kırılma provaları yapmasıdır.

    eklemler'deki en belirgin kümelenmeler 2017 'deki aylarda görüldü

    d4e4d20c.png

    2017 -+ 5/7 2022/2024 ?

    Bu aralar çok deprem oluyor hayırlısı artık. Ama böyle ara ara hafif olamsı iyi enerji açığa çıkıyor birikmiyor.

    Küçük depremlerin enerjiyi alması veya azaltması gibi bir durum söz konusu değil ve halk tarafından öyle sanılan bir yanlış.Meydana gelen küçük depremler enerjiyi almanın aksine fayın diri ve aktif olduğunun göstergesi her an daha büyük bir deprem meydana gelebilir.

    Narsil tarihsel dönemde 1856 depremi diye biliyorum muhtemel büyüklük 8.1-8.2 diye geçiyor ama aletsel ölçümler olmadığı için

    Ne kadar doğruluk payı içeriyor bilemiyorum.

    Aletsel dönemde ise on iki adalar depremi girit/rodos arası diye geçer 7.7m 1926 depremi mevcut

    Giritte teki depremlerden ne gibi yorumlar yapabiliriz?

    Girit depremleri genelde volkanik bir hareketin belirtisi olurken,yakın zamanda meydana gelen depremlerin gerek derinlikleri gerekse lokasyonları afrika plakasının non-periyodik düzensiz (hız) hareketinden kaynaklı,hızının arttığının göstergesi

    Depremler sadece rodos,karpathos,girit,iyon denizi civarlarında gerçekleşseydi (ki gerçekleşti) şu sıralar tüm akdeniz hareketli,volkanik bir hareket beklenebilirdi,yinede beklenebilir ama derin depremler son zamanlarda antalya körfezin’dede ciddi şekilde artış gösterdi.

    Ben afrika plakasının hareketini bağlıyorum hızlanma döneminde yine büyük ihtimal.

    Afrika plakasının hızının arttığı dönemlerde batı anadolu’da (daire içine aldığım alanda) karasal’da depremsellik artarken kuzey anadolu fay hattı geçici bir süre için kitlenir meydana gelen depremlerde ciddi bir düşüş yaşanır.(kaf’da)

    Kaf hattı’nın kitlendiği bölgelerinde belli bir süre sonra biriken stres +4’lük depremlerle kendini açığa çıkarır son zamanlarda en büyük asismik hareketsizlik bolu/gerede ve doğusunda görülüyor. En hareketli kesim olan amasya/merzifon ve yakın civarındaki depremsellikde ise ciddi düşüş var.

    621d39a.png

    2018'den bir makale;

    Bu çalışmanın amacı Denizli’nin yaklaşık 50 km doğusundaki Acıgöl grabenini kuzeyden sınırlayan
    Maymundağı fayının Çardak ilçesi civarındaki sismik aktivitesinin araştırılmasıdır. KD-GB doğrultulu Acıgöl
    grabeni yaklaşık 11-21 km genişlikte, 40-50 km uzunlukta bir çöküntü alanıdır (Şekil 1a ve 1b). Kuzeyden
    Maymundağı fayı ile güneyden Acıgöl fayı ile sınırlandırılan, KB-GD doğrultulu Dinar grabeni, aynı doğrultudaki
    Acıgöl grabeni, Çivril-Baklan grabeni ve Burdur grabenlerini birbirine bağlamıştır (Şekil 1a). İnceleme konusu olan Maymundağı fayı Eosen ve Oligosen yaşlı molas tipi çakıltaşı ağırlıklı birimler ile PliyoKuvaterner yaşlı birimleri karşı karşıya getirmiştir (Şekil 1b). Fayın Kuvaterner birimleri kestiği yerler de inceleme
    sahası ve yakınlarında gözlenmiştir. Maymundağı fayı, en batıda Tutluca civarından başlayıp doğuya doğru
    yaklaşık 10 km D-B doğrultusunda devam ettikten sonra, Çardak ilçesinin yaklaşık 6 km doğusundan itibaren
    30°lik ani bir büklümle KD’ya doğru yaklaşık 18-20 km kadar devam etmektedir. Fay inceleme sahasında yaklaşık
    60-70-°lik bir eğimle güneye/güneybatıya doğru eğimlidir. Aktif olan bu fay üzerindeki toplam düşey atım
    topoğrafik yüksekliklere göre en az 850 m dir. Acıgöl grabenini güneyden sınırlayan KD-GB doğrultulu yaklaşık
    65-70°- lik bir eğimle KB’ya eğimli Acıgöl fayı ise Sazköy’ün yaklaşık 5 km güneyinden başlayıp KD’ya doğru
    45-50 km devam etmektedir. Fay tek bir parçadan oluşmayıp, uzunlukları 7-12 km arasında değişen bir kaç
    segmentten oluşmaktadır. Topoğrafik yüksekliklere göre en az yaklaşık 1200 m’-lik bir düşey atıma sahiptir.

    İnceleme alanındaki ana kırık sistemlerini oluşturan blok-faylanma tektoniği, Batı Anadolu’nun neotektonik
    dönemdeki gelişimiyle ilişkilidir. Günümüzde aktif bir KKD-GGB doğrultulu bir çekme gerilmesi etkisinde olan
    Batı Anadolu bölgesi, dünyanın sismik olarak en aktif ve en hızlı genişleyen bölgelerinden biridir. Açılma miktarı
    yaklaşık K-G doğrultusunda 35 mm/yıl dır
    c4dd265cfb4e75eecb9168b60.png

    Acıgöl grabeninde tarihsel döneme ait bir deprem kaydı bilinmemektedir. Ancak 50 km batısındaki Denizli ve
    40 km doğusundaki Dinar’da, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan tarihsel depremlerin varlığı
    bilinmektedir [9]. İnceleme alanı ve yakın civarındaki tarihsel dönem depremlerinden; Dinar (Apamea Kibotos)
    ve yöresinde meydana gelmiş olan M.Ö. 400, M.Ö. 88 ve M.S. 53 depremlerinin şiddetleri VIII, Dinar, Çivril,
    Denizli ve Uşak civarında hasara yol açan M.S. 1875 depremi ise IX şiddetinde olmuştur [11], [12]. 1875 yılında Acıgöl grabeninin 30 km kuzeyindeki Baklan fayı üzerinde, şiddeti IX-X olan ve 1300 kişinin
    hayatını kaybettiği bir deprem meydana gelmiştir [10]. Bu depremle ilgili daha sonraki çalışmalar, Dinar ile Çivril
    arasındaki bir bölgede 20 km'lik bir yüzey kırığı zonunun meydana geldiğini ortaya çıkarmıştır [11]. IX-X şiddetindeki 1875 depremi, IX şiddetindeki 03 Ekim 1914 depremi, VII-IX şiddetindeki 1925 ve Mw=6.2
    büyüklüğündeki 01 Ekim 1995 Dinar depremleri yakın civardaki hasar verici depremlerdir. İnceleme sahasının 45
    km doğusundaki Dinar’da, 1 Ekim 1995 tarihinde meydana gelen Dinar depreminde 96 kişi hayatını kaybetmiş
    [12], 10 km uzunluğunda bir yüzey kırığı oluşmuştur [13]. Aletsel dönemin yakın tarihlerinde Acıgöl grabeninin
    batı ucunda meydana gelen ve Çardak ilçesinde hissedilen depremler; 15/11/1960 tarihinde M= 4.7, 25/06/1964
    tarihinde M= 4.5, 23/01/1974 tarihinde M=4.0 ve 26/09/2018 tarihinde M=3.4 büyüklüğündeki depremlerdir.
    Acıgöl grabenini sınırlayan Maymundağı fayı üzerinde aletsel dönemde büyük ve yıkıcı bir deprem olmamıştır.
    Çalışma alanında aletsel dönemdeki depremlerin büyük bir kısmı, Maymundağı fayı ve Acıgöl fayının aktivitesi
    ile ilgilidir (Şekil 2a). Çardak merkezli depremler ile Acıgöl ve çevresindeki depremler Şekil 3’te gösterilmiştir.
    Acıgöl grabenini kuzeyden ve güneyden sınırlayan her iki fay üzerinde de aletsel dönem içinde büyüklüğü 5’i
    bulan deprem olmamıştır. Ancak çok sayıda magnitüdü 5’den küçük ölçekli deprem olmuştur (Şekil 2a). Şekil
    2a’daki küçük-orta ölçekli deprem episantrlarının bu iki fayın üzerinde yoğunlaşması hem Maymundağı fayının
    hem de Acıgöl fayının sismik bakımdan günümüzde aktif olduğunu göstermektedir.

    MTA (2011) [2] diri fay haritasında Maymundağı fayının KD-GB doğrultulu kesimi Dazkırı batısında

    sonlandırılmıştır. Ancak uydu görüntülerinden bu fayın Dinar’a (KD) doğru bir kaç segmentten oluşacak şekilde,
    30 km kadar daha devam ediyor olabileceği, aynı hat üzerindeki çizgisel derelerin varlığı ile anlaşılmaktadır (Şekil
    2a). Nitekim 1995 yılında meydana gelen Dinar depreminde (M=6.1), depremin merkezinden yaklaşık 30 km
    GB’daki, Dazkırı’nın 1 km güneyinde, KD-GB doğrultulu ve yaklaşık 150-200m uzunlukta, 2-3 m genişliğinde

    ve bir kaç segment halinde açılma çatlakları meydana gelmiştir (Şekil 2a). Literatürde yer almayan bu durum,
    Maymundağı fayının Dinar’a kadar uzanan bir fay zonu olabileceğine işaret edebilir. Dinar depreminde oluşan
    gerilmeyi Dazkırı’ya kadar taşıyan bir mekanizma olarak, Maymundağı fayının Dinar fayı ile bağlantılı, Dinar’a
    kadar uzanan, 30 km’den daha uzun (50 km) bir fay zonu olabileceği kanaatine varılmıştır (Şekil 2a) 39d9fd8a.png