Türkiye’nin ana tektonik yapılarından biri olan Doğu Anadolu Fayı (DAF), kuzey ucunda Karlıova üçlü
birleşiminden başlar, güney ucunda ise Ölü Deniz Fay Sistemine bağlanır. KD-GB genel uzanımlı olan
DAF, 6 segmentten oluşur. Tarihsel ve aletsel dönemde segmentlerin her birinde Ms=6.8 ve daha büyük
depremlerin meydana geldiği bilinmektedir. Segmentlerin uzunlukları dikkate alındığında, her birinin
aletsel büyüklüğü 7.0 ve daha büyük deprem üretebilecek potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Aletsel
dönem kayıtlarına göre DAF üzerinde en son 1 Mayıs 2003 tarihinde, Karlıova-Bingöl segmentinde hasar
yapıcı deprem (Mw=6.4) meydana gelmiştir. Fayın diğer segmentleri hasar yapıcı deprem bakımından
suskundur.
Bilindiği üzere, Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile Doğu Anadolu Fayı (DAF) birleşik faylardır. Dolayısı ile
bu özellikteki faylarda görülen en temel özellik; bir fay aktif iken ötekinin suskun olmasıdır. KAF üzerinde
başlayan 1939-1999 deprem serisi, fayın son yüzyılda aktif olduğunun göstergesidir. Benzer bir aktiflik
1800-1900 yılları arasında DAF üzerinde görülmüştür. Bu göstergeler, içinde bulunduğumuz yüzyılda,
DAF’ın yeniden aktif olacağı tezini güçlendirmektedir.
3. KUZEY ANADOLU FAYI VE DOĞU ANADOLU FAYI
Aletsel dönem kayıtları, KAF’ın geçtiğimiz yüzyılda (1900-2000) yüzey kırığı oluşturan
yıkıcı depremler bakımından aktif olduğunu göstermektedir (Şekil-9). 1939 Erzincan
Depremi ile başlayan KAF üzerindeki yıkıcı deprem serisi 1999 depremleri ile geçtiğimiz
yüzyıl (1900-2000) için sonlanmıştır. Geçtiğimiz yüzyılda KAF üzerinde yüzey kırığı
oluşturan 20 yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Buna karşılık DAF üzerinde meydana
gelen yıkıcı deprem sayısı 7’dir (Şekil-8). Öte yandan aletsel dönemde DAF üzerinde
meydana gelen ve aletsel büyüklüğü 5.0 ve daha büyük depremlerin dağılımları;
Gölbaşı-Türkoğlu ve Türkoğlu-Antakya segmentlerinin suskun olduğunu göstermektedir
(Şekil-10).
KAF ve DAF birleşik (conjugate) faylardır. Bu tür fayların en tipik özelliği; biri aktif
haldeyken diğerinin kilitlenmesidir [5]. Dolayısı ile geçtiğimiz yüzyılda da KAF aktif
haldeyken DAF’ın kilitlenmiş olduğu aletsel kayıtlardan anlaşılmıştır. Bütün bunlar,
DAF’ın içinde bulunduğumuz yüzyılda aktif hale geçeceği tezini güçlendirmektedir.
Uzunlukları 50 ile145 km arasında değişen 6 yada 7 farklı segmentten oluşan toplam
600 km uzunluktaki Doğu Anadolu Fay Sistemi, MS 17-1900 yılları arasını kapsayan
tarihsel dönemde, M.Ö. 30-M.S 100; M.S. 700’lü yıllar; M.S. 1100’lü yıllar, M.S. 1500’lü
yıllar ve 1800’lü yıllar olmak üzere beş ana deprem serisi üretmiştir. DAFS’nin 5-8
mm/yıl gibi çok düşük kayma hızına sahip olması nedeniyle, 7.0-7.5 büyüklüğündeki
depremler oldukça uzun aralıklarla tekrarlanmaktadır. DAFS’nin Gölbaşı-Türkoğlu
segmentinde gerçekleştirilen paleosismolojik çalışmalardan elde edilen bulgular yüzey
faylanması oluşturan büyük-çok büyük depremlerin 400-700 yıl aralıklarla yinelendiğini
ortaya koymuştur. Gölbaşı-Türkoğlu segmentinde en son 1513 yılından itibaren 506
(1114 depreminden bu yana 905 yıl) yıldır büyük bir depremin olmaması, bu segmentin
çok yakın gelecekte büyük bir deprem üretme potansiyelinin çok yüksek olduğuna
işaret etmektedir. Benzer şekilde DAFS’nde Bingöl-Palu arasında da benzer bir sismik
boşluğun olduğu görülmektedir.
(1) 26 Şubat 2004 Çelikhan (Adıyaman) (M 5.1); (2) 11 Ağustos 2004 Sivrice-Elaziğ
(M 5.5); (3) 06 Haziran 2005 Karlıova (M 5.7); (4) 26 Ocak 2007 Karakoçan-Elaziğ (M
4.7); (5) 21 Şubat 2007 Sivrice-Elazığ (M 5.9); (6) 26 Ağustos 2007 Karlıova (Bingöl)
(Ml 5.4); (7) Temmuz 2012 Andırın-Kahramanmaraş (Ml 5.0); (8) 19 Eylül 2012
Pazarcık – Kahramanmaraş (Ml 5.1); (9) 14 Kasım 2012 Çöçelli (Pazarcık-K.Maraş)
(M 4.7) ve (10) 04 Nisan 2019 Sivrice depremleri, son 15 yıldır Doğu Anadolu Fay
Zonunun özellikle Gölbaşı-Türkoğlu ve Palu KD’sundaki Gökdere yükseliminin olduğu
kesimde gerilmenin arttığı ve bu kesimlerin bir hazırlık evresine girmiş olduğu
düşündürmektedir.
Yüksek-Çok yüksek deprem riskine sahip her iki fay segmentinin geçtiği kesimler ve
yakınlarında, K.Maraş, Adıyaman, Hatay, Malatya, Elazığ ve Bingöl gibi büyük kentler 22
ve çok sayıda ilçe ve belde yerleşim alanları ve Karakaya, Keban, Atatürk gibi büyük
barajlar yer alması nedeniyle, deprem zararlarının azaltılmasına yönelik çalışmaların
acilen hayata geçirilmesi, can ve mal kaybının önlenmesi açısından hayati önem
taşımaktadır. Yakın civarda yer alan sulama amaçlı büyük barajların ekonomik
ömürleri içerisinde herhangi bir büyük depremde sınanmamış olmaları nedeniyle, bu
barajların davranışlarının da ne olacağı gözden geçirilmeli ve gerekli deprem
senaryoları yapılarak risk analizleri yapılmalıdır.
2.b) Aletsel Dönem Deprem Etkinliği
DAF’ı oluşturan segmentler üzerinde tarihsel dönemde Ms=6.7 ve daha büyük
depremlerin meydana geldiği söz konusudur. Segment uzunlukları dikkate alındığında ise
her segmentin aletsel büyüklüğü 7.0 ve daha büyük deprem üretme potansiyeline sahip
olduğu söylenebilir. Son yüzyılda segmentler üzerinde meydana gelen en büyük
depremin aletsel büyüklüğü Ms=6.8’dir. Sözü edilen aletsel büyüklükler göz önüne
alınarak bir değerlendirmeye gidilirse, aletsel dönemde DAF’ın daha çok orta ve KD
kesiminin sismik olarak aktif olduğu söylenebilir (Şekil-8). Öte yandan DAF’ın gerektarihsel ve gerekse aletsel dönem deprem etkinliği birlikte değerlendirildiğinde, GölbaşıTürkoğlu segmentinin sismik aktivite bakımından suskun olduğu aşikardır.
22374ba5f6490.png
Alıntı; RAMAZAN DEMİRTAŞ,
RECAİ FEYİZ KARTAL,
FİLİZ TUBA KADİRİOĞLU Makalelerinden parça parça derlenmiştir.