Beiträge von PergamoN

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Bu videoda depremden 2 dakika önce denizin dalgalanması depremin habercisi olduğu söyleniyor. Konu hakkında fikir sahipleri varsa yazabilirler gerçekten bana ilginç geldi. Özellikle ilk 3 dakikası ile 10.dakikadan itibaren.

    Milliyet deprem sonrası görüntüler olarak paylaşmış, bu tür su değişimleri ciddi bir yer değiştirme (yırtılma/deprem) olmadan olmaz.

    PergamoN merhaba, ben deprem konusuna yazamadığım için burada sorayım dedim. Sönümlenmesi ne anlama geliyor? Bir de Kuşadası körfezinde çok fazla mini deprem oluyor , anlamı ne olabilir ? Teşekkürler

    7M'lik bir depremin artçı sarsıntıları aylarca hatta 1 yıl boyunca sürebilir, geçen hafta ege denizinde meydana gelen depremin artçı sarsıntıları ise normalden hızlı sönümleniyor (bitiyor) bunun sebebi kırılan fayın bütün enerjisini atmış olması olabilir.Şuan için anormal bir durum söz konusu değil daha büyük bir deprem için belirti yok, buna rağmen zaman zaman hissedilir depremler devam edecektir.Bahsettiğiniz mini depremler artçı depremler çoğu hissedilmez .

    3 Mart 2019 Tarihinde Onur35 'le bir konuşmamız olmuş, bu amatör konuşmada sisam adası civarında olacabilecek bir depremden bahsetmişim halbuki bu yazımda hiç bir veri yok varsayımlar üzerinden birşeyler sallamışım bu depremi şimdi bende bilmiş oluyormuyum? :/

    Aşağıdaki bağlantıyı yorumsuz olarak paylaşıyorum. 38. dakika 17 saniyeden 38.dakika 25 saniyeye kadar olan 8 saniyelik kısma dikkat çekmek istiyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=UYsD2K…channel=BeyazTV

    Bu söylemler hiçbir şey ifade etmiyor , ezbere konuşmalar meydana gelen depremin kuşadasıyla alakası yok sisam fayı kuşadası fayından ayrılmış (farklı bir segment) durumunda bu şahıslara (Birkaç kişi daha var ) göre Türkiye'nin heryerinde deprem bekleniyor. Doğu anadolu fayı risk,Kuzey anadolu fayı risk,Ege'nin heryeri risk vb.. Oysa ki durum hiçde öyle değil.

    Heryeri saydıkları için önümüzdeki yıllarda meydana gelecek olası bir depremde yine medyada uyarmıştı diye dillendirilecekler.

    Bunu en çok yapan şahıs neredeyse her küçük deprem sonrası açıklama yapan Naci görür..

    Birde hepden zırvalayan şahıslar var bunlar bile medyada kendine yer buluyor yazıklar olsun.. En basitinden memleketimin facebook'da takip ettiğim bir sayfası var, 35bin kişi takipçisi olması lazım , fay diye bir şey yok diyen şahsın reklamını yapmış sen bu adama medyada yer verirsen daha küçük topluluklarda paylaşır reklamını yapar..

    Kuşadası ve civarındaki depremselliğe gelirsek, ege açılma sisteminin büyük bir kesiminde olduğu gibi büyük menderes graben'indeki depremlerin tekrarlanma süreleride çok uzun ve farklı segmentlere ayrılmış durumda.Yüzeyde farklı segmentler olarak izlenen yapıların aslında birçok bölümü Listrik fay yapısı nedeniyle derinde birleşiyor bu yüzden 1970 gediz depremi gibi (7.0Mw) gibi büyük depremler üretebiliyorlar.

    Büyük Mendere çöküntüsündeki en yüksek risk sismik boşluk konumunda bulunan Köşk/Nazilli/Buharkent arasındaki kesim.Çokda uzun olmayan kuşadası fayı aletsel dönemin en aktif kesimiydiki komşu bir segmentinde 30 ekim 2020 tarihinde 7.0Mw gibi büyük bir deprem oldu.

    1. Büyüklük (Magnitüd) Nedir?

    Deprem, yerkabuğunun gerilme etkisi sonuncu, belirli bir derinlikte kırılması olarak tanımlanabilir. Depremin büyüklüğü ise kırılan yüzeyin büyüklüğünü ve dolayısıyla ortaya çıkan enerjinin düzeyini belirten bir ölçüdür. Örneğin M=2,0 büyüklüğünde bir deprem, yeryüzünün derinliklerinde yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde bir kiriğin meydana geldiğini gösterir. Büyüklük bir birim artarsa, yani 3,0 büyüklüğünde bir deprem oluşmuş ise, yaklaşık 10 futbol sahasına eşit bir alanın kirtilmiş olduğu anlaşılır.

    Gerçekte, depremin büyüklüğü sadece kırılan yüzeyin alanı ile oranlı değildir. Büyüklüğü etkileyen iki etmen daha vardır: atim ve berklik (rijidite). Atim, kırılan yüzeyin iki tarafında kalan kayaçların birbirlerine göre bağıl olarak ne kadar yer değiştirdiğini belirtir. Berklik ise, kırılan kayaçların sertliğine bağlı bir parametredir. Ancak depremin meydana geldiği derinliklerde genelde Berklik değeri hemen hemen hep aynıdır ve sabit kabul edilebilir. Atim değerinin ise genelde kırılan yüzeyin büyüklüğüne hep orantılı olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle, büyüklüğün bilinmesi için sadece kırılan alanın yüzölçümünün tahmin edilmesi yeterli sayılabilir.

    2.Büyüklük nasıl ölçülür?

    Depremi oluşturan kirik genelde yer kabuğunun derinliklerindedir, ancak büyük depremlerde yer yüzeyine kadar ulaşır ve bizim fay kırığı dediğimiz yüzey kırıklarını oluşturur. Bir deprem olduğunda, derinlerde oluşan kırığı doğrudan gözle görmek mümkün olmadığından, onun yüzölçümünü dolaylı olarak tahmin etmek zorunda kalırız. Bir başka deyişle deprem kırığını kendisini görmesek de, onun ortaya çıkardığı etkileri inceleyerek büyüklüğü hakkında bir fikir edinebiliriz.

    Buna örnek olarak, birisinin bir havuza tas attığını, ancak bizim taşın büyüklüğünü bilmediğimizi kabul edelim. Taşın havuza düşerken çıkardığı sesi dinleyerek veya havuzda oluşan dalgalanmaların boyutuna bakarak taşın küçük mü, yoksa büyük bir taş mı olduğunu tahmin edebiliriz. Depremin büyüklüğünü kestirmek de tamamen buna benzer bir süreçtir. Deprem de, yerkabuğu içerisinde havuzdaki suya benzer şekilde dalgalanmalar oluşturur.

    Yerkabuğunda oluşan dalgalanmaları ölçmek için sismometre dediğimiz aygıtlar kullanılır. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, büyüklük hesaplanırken, depremin merkezinin doğru bir şekilde belirlenmiş olması esastır. Havuza atılan taş örneğine dönecek olursak, su üzerinde oluşan dalgaların genliği, kaynak noktasından uzaklaştıkça yavaş yavaş azalır. Bu nedenle, dalgalanmaların genliğini yorumlarken onun ne kadar uzak bir mesafeden geliyor olduğunu bilmek şarttır. Göz önünde tutulması gereken önemli bir nokta, yerkabuğunun hiçbir zaman havuzun suyu gibi yalın bir yapıya sahip olmaması, katmanlar, kıvrımlar, vb. içeren çok karmaşık bir dokuya sahip olmasıdır. Bu nedenle depremle oluşan yerkabuğu dalgalanmaları yayıldığı yöne bağlı olarak çok farklı değişimlere uğrayabilir. Olası bu bozulmalar göz önüne alınarak, büyüklüğü belirlemek için çoğu zaman tek bir sismometrenin sonuçları ile yetinilmez. Depremi farklı yönlerden ve farklı uzaklıklardan izleyebilmiş birçok sismometre ölçümünün ortalaması alınarak daha güvenli bir sonuç elde edilir.

    3.Neden birden fazla Deprem Büyüklüğü tanımı vardır?

    Yukarıda değinildiği gibi depremin büyüklüğünü belirlemek dolaylı biçimde yapıldığı için pek de kolay değildir. Üstelik deprem büyüklüğünü belirlerken, tüm ölçek için tek bir yöntemin kullanılması maalesef mümkün değildir. Belirli bir yöntem belirli bir büyüklük aralığında ve belirli bir uzaklıktaki depremler için geçerliyken, daha büyük veya daha uzak depremler için daha farklı yöntemler kullanmak gerekir.

    Buna örnek olarak, depremin büyüklüğünü belirlemeyi bir insanın yaşını belirlemeye benzetebiliriz. Yirmi yaşından daha küçüklerin yaşını tahmin etmek için o kişinin boyuna bakmak yeterli sayılabilir. Ancak yirmi yaşının üzerindekilerde boy fazla değişmeyeceğine göre, yaşı anlamak için daha farklı bir özelliğe, mesela saçların kırlaşmasına veya ciltte oluşan kırışıklıklara bakarak bir tahmin yapmak zorunda kalırız. Benzer şekilde, deprem büyüklüğünü belirlerken de, bulunduğumuz uzaklığa ve depremin büyüklüğüne göre farklı farklı yöntemlere başvurmak zorunda kalırız. Hatta bu farklı yöntemleri ayni depreme uyguladığı takdirde, farklı değerler elde etme olasılığı da vardır. Ancak en güvenli olanı, o büyüklük ve uzaklık için en uygun olan yöntemin verdiği sonuçtur.

    4.Büyüklüğü ölçmek için kaç tane yöntem vardır? Bunlar nelerdir?

    Süreye Bağlı Büyüklük (Md)

    Daha büyük bir depremin, sismometre üzerinde daha uzun bir süre için salınımlara yol açacağı ilkesinden hareket edilir. Depremin, sismometre üzerinde ne kadar uzun süreli bir titreşim oluşturduğu ölçülür ve deprem merkezinin uzaklığı ile ölçeklenir. Bu yöntem küçük (M<5,0) ve yakın (Uzaklık<300 km) depremeler için kullanılır.

    Yerel (Lokal) Büyüklük (Ml)

    Bu yöntem 1935'da Richter tarafından depremleri ölçmek için önerilen ilk yöntemdir. Bu yöntem, havuza atılan tas örneğine dönecek olursak, taşın suya çarparken oluşturduğu ses dalgalarının suyun içerisine yerleştirilmiş bir mikrofon ile dinlenmesine benzetilebilir. Ses kaydında oluşan en yüksek genlik değeri, uzaklık ile ölçeklenerek taşın büyüklüğü hakkında bilgi verecektir. Depremin büyüklüğünü kestirirken de ayni ilke uygulanır. Bu yöntem de görece küçük (büyüklüğü 6,0’dan az) ve yakın (uzaklığı 700 km'den az) depremeler için kullanılır. Doğru değerlerin bulunması için sismometrelerin çok iyi kalibre edilmiş olması esastır.

    Yüzey Dalgası Büyüklüğü (Ms)

    Bu yöntem ilk iki yöntemin yetersiz kaldığı büyük depremleri (M>6,0) ölçmek için geliştirilmiştir. Havuz örneğine geri dönecek olursak, suyun yüzeyinde oluşan ve halkalar seklinde merkezden çevreye yayılan dalgaların en yüksek genliğinin ölçülmesi esasına dayanır. Bu tür dalgalar yeryüzünde kaynaktan çok uzak mesafelere yayılabilirler. Diğer yöntemlerin aksine bu yöntemin güvenilirliği uzak mesafeden yapılan ölçümlerde daha da artar.

    Cisim Dalgası Büyüklüğü (Mb)

    Bu yöntem Yüzey Dalgası yöntemine benzer, tek farkı yüzeyden yayılan dalgalar yerine derinliklerde ilerleyen dalgaların kullanılmasıdır. Havuz örneğine dönersek, taşın suya çarpması ile oluşan ses dalgaları (akustik dalga) suyun içerisinde uzak mesafelere yayılabilir. Bu ses dalgalarının bir mikrofon ile dinlenebilir ve ulaştığı en yüksek genlik taşın büyüklüğü konusunda bilgi verir. Deprem için de durum benzerdir. Ancak yerkabuğu içerisinde sadece ses dalgası değil, kesme dalgası adi verilen bir başka dalga türü de üretilir. Bu iki dalga türünün tümüne Cisim Dalgaları adi verilir. Sismometreler, mikrofondan farklı olarak her iki dalga türünü (Cisim Dalgaları) de kaydedebilir.

    Moment Büyüklüğü (Mw)

    Bu büyüklük türü, diğerlerine göre en güvenilir olanıdır. Bilim dünyasında, eğer bir deprem için moment büyüklüğü hesaplanabilmişse, diğer büyüklük türlerine gerek kalmadığı düşünülür. Belirleme açısından hepsinden çok daha karmaşıktır. Esas olarak depremin oluşumunun matematiksel bir modelinin yapılmasına karşılık gelir. Bir araştırıcının gerçekleştirebileceği bilimsel bir çalışma süreci ile hesaplanabilir ve bu yüzden hesaplamaların belirli bir zaman almaşı kaçınılmazdır. Otomatik olarak uygulamaya konulabilmesi ise zordur, dünyada sayılı birkaç gözlemevinde, sadece belirli bir büyüklüğün üzerindeki depremler için rutin olarak hesaplanmaktadır. Uygulamada, sadece belli bir büyüklüğün üzerindeki depremler için (M>4,0) Moment Büyüklüğü hesaplanabilir.


    Kandilli ve afad'daki değerler her zaman ilksel (otomatik çözümler) olup daha sonradan revize edilebileceğini unutmayın Moment büyüklüğü (Mw) hesaplanan bir depremin diğer hesap modellerindeki büyüklükleri baz alınmaz..

    Beklenen açıklama.. benimde dediğim gibi sisam fayının kuzeybatısında kuzeydoğu/güneybatı uzanımlı 10km civarında başka bir fay daha kırılmış bulunmakda bir diğeri ise sisam karasalında 8km civarındaki kuzeybatı/güneydoğu yönlü uzanan fay (bu fay parçalı kırılıyor).. Her üçüde bağımsız faylar.

    Cosismik insar verilerinde 3 bölge göze çarpıyor beklenildiği gibi sisam karasalı yükselirken en kuzey kesiminde 10cm’e yakın çökme meydana gelmiş bir değer bölge ise Aydın/incirliova kuzeyindeki bölge yer yer 5-6cm alçalmış durumda.

    7.4'ün ana artçısı 5.8'di evet. O da depremden 25 gün sonra felan oldu. Zaten ana artçı da o kadar çok olmaz. 6.6'nın ana artçısı 5.2 olur en fazla. O da oldu sanırım 5.1'di. Bir tane daha böyle olabilir.

    Yani ortalığı velveleye vermeye gerek yok. 6.6'dan bir daha 6'lik artçı çıkmaz. İstatistikte yok.

    6.6’dan 3 tane daha 6’lık deprem bile çıkabilir bu tamamen mevcut fayın tehlike parametrelerine/ kırılış şekline bakıyor.Riskini bilmediğin bir fayın nasıl davranacağı konusunda yorum yapmakda imkansızlaşıyor.Söz konusu fayın riskleri biliniyor tabi 30km Civarındaki Doğu-batı uzanımlı sisam fayı üretebileceği maximum depremi üretti artçı deprem aktivitesi ekstradan (bağımsız) bir fay tetiklenmediği sürece azalarak sönümlenir.

    Bide ramazan hoca güzel bir noktaya değinmiş yine illa bir fay tetiklenecekse bu bencede kuzey kesimdeki faylar özellikle antitetik konumdaki gümüldür fayı olur.

    Fayların yapısını daha önce burdan paylaştığımda antitek faydanda bahsetmiştim yine bilgilendirme amaçlı paylaşayım;

    antitetik fay :Bir fayın tavan veya taban bloğunda yeralan, ana faya paralel doğrultulu ancak zıt yöne eğimli daha küçük ölçekli fay.

    Sisam fayı ve gümüldür fayı nedeniyle çöken kuşadası körfezi (Graben) Sisam ve gümüldür karası (izmir) Horst’u temsil ediyor.

    Sisam fayı kuzeye eğimli (kırmızı ok) her deprem sonrası ada yükselirken deniz içindeki kuzey kesim çöküyor aynı şekilde gümüldür fayı güneye eğimli güney kesim çökerken kuzey kesim yükseliyor.

    Normal fay:Fayın bir bloğunun düşmesi(çökmesi demek)

    Ters fay:Fayın bir bloğunun yükselmesi demek,sıkışma rejimi altındaki bölgelerde ve tam gelişmiş doğrultu atımlı fay sistemlerinde fayın sıçrama yaparak farklı segmentlere ayrıldığı kesimlerde görülür.

    Doğrultu atımlı fay:Fayın bir bloğunun sağ yada sol olabilir yanal olarak gitmesi, sağ blok kayarsa sağ yanal atımlı, sol blok kayarsa sol yanal atımlı fay denir.

    Konusu geçti mi bilmem ama bugün bir yerde denk geldim TV ya da radyo olabilir emin değilim. Uzman birisi dedi ki ana artçı olmadı daha. Bu konu hakkında PergamoN üstad ne der?

    Ana artçıdan kasıt nedir? 1 birim altındaki büyüklükse illa gerçekleşecek diye bir kaide yok yani 5.9-5.8’lerde deprem gelmeyedebilir bu görüş deprem bilimindeki en ezberci görüşlerin başında geliyor ,aslında artçı deprem tahmini biraz daha kolay yapılabiliyor kırılma mekaniği açısından ,mevcut sismoloji merkezlerinin elinde şuan yığınla veri mevcut bu deprem amerikada oldaydı USGS artçı deprem tahminini çokdan yayınlamışdı..

    Ege denizi depreminin zaman/büyüklük/oluş grafiği hızlı bir sönümlenme sürecini gösteriyor.Buna rağmen zaman zaman hissedilir depremler mutlaka olacaktır.

    Son depremler sisam’ın güneydoğusunda gerilme değişimine bağlı olarak yeni bir odak oluşturmaya başladı.

    Muhtemelen tetiklenen fay sisam karasalındaki beyaz okla gösterdiğim Kuzeybatı/Güneydoğu yönlü 8 km civarındaki fay (denizdeki devamı bilinmiyor).

    Anaşok sonrasındaki gerilme değişimlerindede hafif bir stres artışı mevcut o bölgede;

    8Km’lik bir fay 10cm’lik atım yaparsa 5.5-5.7Mw civarında deprem üretebilir,bu fayda kırılmış olabilir tabi elimizde net bir veri yok.

    Bilinçsizlik zor , halkımız deprem konusunda bilinçsiz olduğu gibi daha ender rastlanan tsunami konusunda hepden bilinçsiz durumda ,su çekildiği için daha sonra sahile yeniden izlemeye gittiklerini sanmıyorum bu korku onlara bir ömür yeter.

    tsunami dalgaları çekildikden sonra yeniden vurur ki bu vuruş mevcut dalgaların en büyüğü olma ihtimali epey yüksekdir , dalga denizde hareket halindeyken büyüklüğünü hesaplayamazsınız küçük görünen bir hareket aslında devasadır..

    Cumhuriyet tarihinde 100'den fazla can kaybı olan depremler: (Parantez içi can kaybı sayısı)

    1926: Kars (355)
    1930: Hakkari (2514)
    1939: Erzincan (33000)
    1942: Tokat (3000)
    1944: Bolu (3959)
    1946: Muş (839)
    1949: Bingöl (450)
    1953: Çanakkale (265)
    1966: Muş/Erzurum (2408)1970: Gediz/Kütahya (1086)

    1975: Diyarbakır/Lice (2385)
    1976: Van/Muradiye (3840)
    1983: Erzurum (1155)
    1992: Erzincan (635)
    1998: Adana (146)
    1999: Gölcük/Marmara (17118)
    1999: Düzce (894)
    2003: Bingöl (173)
    2011: Van (604)

    30 EKİM 2020: İzmir/Ege Denizi (91...) (Alıntı)

    @4Şubat hocamın yaptığı basit bir hesapla bile vefat sayısının 3 haneleri geçeceği belliydi moral bozmak istememiştim..

    Yoğun nüfuslu bölgelerde tehdit çok büyük ,Malatya depreminde yıkım daha fazla olmasına karşın düşük katlı binalar ve düşük nüfus can kaybının az olmasını sağlamışdı.

    Bu deprem gece saatlerinde meydana gelseydi çok daha farklı şeyler konuşuyor olabilirdik.

    Galiba ilk kez farklı bir yerde artçı sarsıntı kaydedildi(Torbalı).

    Artçı sınıfına girmiyorlar ,sismojenik zondaki kırılmalar için M>3 depremleri baz almakda fayda var. Anaşok sonrası çevre faylarda Bergama/Balaban 3.7Mw Aliağa/Çaltılıdere 3.3Mw Kemalpaşa/Ovacık 3.6Mw Torbalı 3.7Mw olmak üzere depremler gerçekleşti.

    M>3 depremlerin dağılımı;

    Kandilli verilerine göre saat 9:00 itibarıyla gerçekleşen artçı deprem sayısı 1041 bunların 45 tanesi M>4’den büyük.Çevre faylarda meydana gelen Torbalı,Kemalpaşa,Söke gibi depremleri baz almıyorlar deniz içinde çift kırılma mevcut.Kemalpaşa,torbalı,aliağa,bergama fayları gibi fayların çoğunun son deprem tarihi bilinmemekle birlikte tekrarlanma aralıkları çok uzun bu deprem önceside dahil olmak üzere özellikle aliağa/Çaltılıdere ,kemalpaşa/turgutlu ve torbalı civarında sismik aktivite mevcuttu.

    Keşke şu deprem biliminde gökyüzü veya başka birşeyle ilgili bir bağlantı bulunsa önceden biline bilse, bir yerde okumuştum fakat tam hatırlamıyorum alçak basınç alanlarıyla ilgili bir bağlantı araştırılıyordu PergamoN hocam sizin düşünceniz nedir bu konuda?

    Kanıtlanmış hiçbir bağlantı yok ,ne gökyüzü olayları nede meteorolojik olaylar jeoloji bambaşka bir işleyiş ve oluşum.