Sisam depremi güncel rapor (AFAD);
Artçı şokların dağılımlarına bakıldığında; depremin ardından geçen 41 günlük süreçte 5099 adet artçı deprem değerlendirilmesi normal gözükmektedir. Artçı deprem dağılımları aslında bölgede 3 fayda aktivite ve enerji boşalımlarının olduğunu göstermektedir (Şekil 1.1). Artçıların büyük bir çoğunluğu 6.6 büyüklüğüne neden olan yaklaşık 30 km. uzunluğundaki doğu-batı uzanımlı normal fay türündeki fay üzerinde meydana gelmiştir. Adanın en doğu ucunda karada yaklaşık 7 km. uzunluğundaki normal fay ile adanın yaklaşık 15 km. kuzeybatısında denizde sağ yanal atımlı fay üzerinde de deprem dağılımları saptanmıştır.
Artçı depremlerin büyüklük ve sayı açısından günlük dağılımına bakıldığında (Şekil 1.2); büyüklük ve sayı açısından çok keskin bir düşüş olmadığı, zamana yayılmış uzun bir süreçte artçı depremlerin sönümleneceği öngörülmektedir. Bu bölgede özellikle normal fayların neden olduğu depremlerde artçı deprem aktivitesinin uzun sürelerde sönümlenmesi deprem sismolojisi açısından normal bir süreçtir.
30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen Mw 6.6 büyüklüğündeki deprem de bu tektonik rejim etkisinde gelişmiş olan Sisam Adası’nın kuzeyinden geçen D-B uzanımlı düşük açılı normal bir fay üzerinde meydana gelmiştir. 30 Ekim 2020 depremi Sisam Adası’nın kuzeyinden geçen BKB-DGD gidişli, 40o-50o kuzeye eğimli Sisam Fayı’nın yaklaşık 30 km'lik parçasında yırtılma oluşturduğu düşünülmektedir. Ana şok sonrası ana yırtılmanın batısındaki 10 km'lik ve güneydoğusundaki 7 km'lik parçalardaki depremler artçı depremlerden ziyade, ana kırığın bitişiğindeki normal faylara gerilim aktarılması sonucu bağımsız depremler olarak geliştiği görünmektedir. Bir başka deyişle, normal faylanma karakteri gösteren Sisam ana kırığının doğu ve batısındaki aynı mekanizmaya sahip normal veya yanal atımlı küçük kırıklar (10 km ve 7 km uzunluklarda) üzerinde, ana şok sonrası bağımsız küçük depremlerin yoğunlaşmış olduğu gözükmektedir (Şekil 2.1).
Kuşadası Körfezi ile İzmir Körfezi arasındaki alan Seferihisar-Değirmendere Yükselimleri ve Çubukludağ çöküntüsü; Paleozoik yaşlı Menderes Metamorfikleri, Üst Kretase yaşlı İzmir Flişi, Miyosen yaşlı sedimanter ve volkanik birimlerin bir arada olduğu kayalık zeminler’den oluşmaktadır. Bir çanak ya da çöküntü oluşturan İzmir Körfezi ise yaklaşık 600 m. kalınlıkta gevşek ve suya-doygun bataklık-kıyı-delta çökellerinden oluşmaktadır. İzmir çanağındaki 600 m. kalınlıktaki gevşek-suya doygun zemin 70 km. uzaklıktaki bir depremin (Mw=6.6) hareketini birkaç kat büyütmüş ve süresini artırmıştır. Türkiye Deprem Tehlikesi Haritasına göre Bayraklı'da beklenen PGA 475 değeri 0.436 g’dir. Yani yıkımların olduğu Bayraklı'da ivme, beklenen ivme değerinden 4-5 kat daha düşük olmuştur (Şekil 2.2).
BÖLGENİN GEÇMİŞ DÖNEM DEPREM AKTİVİTESİ
Bölge depremsellik açısından dünyanın en aktif bölgelerinden biri olup (Şekil. 3.1) tarihsel deprem kayıtları 2500 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Batı Anadolu ve Adalar bölgesinde MÖ 412-411 İstanköy, MÖ 26 Aydın Efes, MS 17 Manisa’dan Efes’e kadar olan bölge, 105 Ön Asya , 178 İzmir, 334 İstanköy, 688, 1039, 1654, 1680, 1688, 1690, 1723, 1739, 1778 İzmir, 1862 Turgutlu, 1880 İzmir Menemen, 1883 İzmir Çeşme, 1890 Efes Depremi, 1895 ve 1899 Aydın Nazilli depremleri ciddi yıkıma ve can kaybına neden olmuş önemli depremlerdir (Guidoboni ve diğ. 1994, Papazachos ve Papazachou 1997, Ambraseys 2009). Bunlardan 688 Depreminde 20000 can kaybından bahsedilirken (Ergin ve diğ. 1967), İzmir kent merkezinde ve civarında çok ciddi yıkıma neden olan 1688 depreminde 15000’in üzerinde insan hayatını kaybetmiştir.
4 Nisan 1739 tarihinde meydana gelen deprem de benzer şekilde İzmir Körfezi ve Sakız Adasında yıkıma neden olmuştur. Tarihsel kayıtlar 30 Ekim depreminin dış merkezine en yakın yerleşim olan Sisam Adası’nda 19’ncu yüzyıldan önce MÖ 200, MS 47, 1831, 1751, 1873 ve 1877’de de yıkıcı depremlerin olduğunu göstermektedir (Guidoboni ve diğ. 1994, Papazachos ve Papazachou 1997, Ambraseys, 2009).
Adanın 6’ncı yüzyılda yükselmesi MS 500’lerde başka bir depremin kanıtı olabileceği gibi 1476’da Cenevizlilerin burayı terk ederek Sakız Adası’na göç etmelerine de yıkıcı bir deprem neden olmuş olabilir (Guidoboni ve diğ., 1994, Papazachos ve Papazachou, 1009).
DEPREMİN BÜYÜKLÜK DEĞERİ
30 Ekim 2020 tarihinde Sisam Adası’nın hemen kuzeyinde meydana gelen depremden sonra deprem konusunda çalışma yapan ajanslar depremin büyüklük ve derinlik değerlerini birbirlerinden farklı ölçütlerde verdiler. Bu deprem biliminde normal bir durum olup önemli olan kriz yönetiminin bu değerlendirmelere nasıl tepki vereceğidir. Deprem sonrasında kanun ile yetkilendirilmiş olan AFAD Başkanlığı tarafından verilen büyüklük değeri ve ilksel hasar tahmini değerlendirmeleri ile bölgeden gelen haberler çerçevesinde Türkiye Afet Müdahale Planı seviye 3 “Ulusal Seviye” ile kriz yönetimi faaliyetleri planlanarak yürütülmüştür. ABD nin jeoloji kurumu olan ve kendi ülkesi dışında diğer ülkelerdeki deprem aktivtesini uzak istasyon çözümleriyle yapan USGS (Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Kurumu) bu depremin büyüklüğünü 7.0 olarak hesaplamıştır. Genellikle tartışmalar da bu büyüklük ile Başkanlığımızın hesaplamış olduğu 6.6 değeri arasında olmuştur. 30 Ekim 2020 tarihinde Sisam Adası’nın hemen kuzeyinde yerel saat ile 14.51’de meydana gelen depremin büyüklüğünün 6.6 olarak hesaplanmasının bilimsel açıdan açıklamaları aşağıda verilmiştir:
Ülkemizin en büyük, Avrupa’nın 2. büyük deprem gözlem ağı AFAD Başkanlığınca işletilmekte olup 2020 yılı sonu itibariyle bu sayı 1111 dir (Şekil 4.1).
Bu depremin çözümü 124 istasyon ile hassas bir şekilde tekrar yapılmış olup bu kadar istasyonla çözüm yapan herhangi bir ajans bulunmamaktadır. Depremin çözümünde kullanılan istasyonlar Tablo 4.1’de verilmiştir.
Söz konusu depreme ait tüm okunan P ve S dalga fazlarının varış zamanı ve mesafe bilgilerine, https://deprem.afad.gov.tr/depremdetay?eventID=483762# linkindeki “Varış Zamanı” butonundan ulaşılabildiği gibi “Kaydet” butonunun altındaki “sfile” ile de tüm okuma bilgilerinin ayrıntılı çözümüne ve Magnitüd değerlerine ulaşılabilmektedir. Aynı şekilde https://deprem.afad.gov.tr/depremdetay?eventID=483762 linkinde depreme ait Moment tensör çözümü “fay çözümleri” başlığı altında tüm kullanıcılar ile paylaşılmaktadır.
b) Magnitüd tayini hesaplarımızda AFAD Başkanlığı ülkemize özgü magnitüd hesaplaması gerekliliğinden yola çıkarak 2014 yılında UDAP kapsamında konusunda uzman Norveç bilim adamlarının da katılımıyla bir Ar-Ge çalışması yaptırmış ve tamamen ülkemizde meydana gelen depremler kullanılarak geliştirilen ülkemize ait magnitüd formülünü saptamıştır (Kılıç et all., 2016)
değerleri doğal olarak farklılık gösterecektir. Başkanlığımız moment magnitüd hesaplamalarında aşağıdaki formül ve katsayılar kullanılmaktadır;
Magnitüd Formülü:
MLnew =(1.18±0.07)xMlold-(1.08±0.36) Mw = (2/3) log Mo - 10.7
Hesaplamalarımızda kullanılan kabuk modellerimiz Tablo 4.2’de verilmiş olup yazılımda değerlendirme esnasında en doğru sonuca göre kabuk modeli seçilebilmektedir. Ayrıca dünya standartı kabul edilen Caldera kabuk modelinin yanısıra Herrin, Ak135 ve IAS91 kabuk modelleri de yazılımda kullanılmaktadır.
c) İleriki bölümlerde de anlatılacağı üzere Başkanlığımızın ülke geneline yayılmış hızölçer deprem gözlem istasyonlarının yanı sıra ivmeölçer istasyonları da vardır. Meydana gelen deprem sonucunda elde edilen en yüksek ivme değeri depremin merkez üssüne 43 km. uzaklıktaki Kuşadası istasyonunda ölçülen 179.3 gal’lik değerdir. İzmir kent merkezi olan alanlarda da (yaklaşık depremin merkez üssüne 70 km. uzaklıklar için) ortalama ivme değerleri 100 ile 150 gal arasında saptanmıştır. Ülkemizde günümüze kadar olan depremlerde ortaya çıkan sonuçlara göre; 7.0 büyüklüğünde bir depremin belirtilen yerde olması durumunda sözkonusu istasyonlardan çok daha büyük ivme değerleri elde edilmesi beklenirdi.
d) Deprem sonucunda yapılan hasar tespit çalışmaları neticesinde (30.11.2020 tarihi itibariyle) İzmir genelinde 511 binanın orta hasarlı, 449 binanın ağır hasarlı, 24 binanın ise yıkık olduğunu; Manisa il sınırları içinde de 1 binanın ağır hasarlı 1 binanında yıkık olduğu sonuçlarını vermiştir. Yapmış olduğumuz senaryo çalışmaları ve bölgedeki yapı stoğu dikkate alındığında depremin büyüklüğünün
7.0. olması durumunda çok daha ağır bir tablo ile karşı karşıya kalınacağı kesindir. Özellikle 5000’e yakın bina türü yapı içeren ve merkez üssüne en yakın nokta olan Seferihisar ilçesinde yıkık/ağır hasar olmaması ilginçtir.
Deprem merkez üssüne yakın hatta ada üzerinde de deprem kayıt istasyonu olan ve Ege Denizinin özellikle güney kesimini, işlettiği deprem gözlem ağlarıyla sürekli gözleyen Yunanistan’ın NOA (National Observatory of Athens) kurumuna ait ada üzerinde ana kayadaki ivme ölçer istasyondaki maksimum ivme değeri 169.6 gal olarak saptanmıştır.
4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 40 ıncı maddesinin 2. fıkrasının “Deprem gözlemi yapan üniversiteler, yerel yönetimler ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlar deprem gözlem verilerini eşzamanlı olarak Başkanlığa aktarır. Meydana gelen depremin büyüklük ve şiddeti gibi temel veriler kamuoyuna resmî olarak sadece Başkanlık tarafından duyurulur.” hükmü gereğince ülkemizde depremler 7/24 esasına göre gözlenmekte, değerlendirilmekte ve kamuoyuna açıklamalar resmi olarak AFAD tarafından yapılmaktadır. Bununla birlikte medyada yer alan bu konunun uzmanı olduğunu kabul ettiğimiz değerli akademisyenler Başkanlığımızın açık kapı politikasından faydalanarak deprem verilerine https://tdvms.afad.gov.tr adresinden kolaylıkla ulaşabilir, depremi çözüp sonuçları görebilirler.
Sonuç olarak 7 gün 24 saat süreyle ülkemizin deprem aktivitesini izleyen, değerlendiren ve kamuoyu ile paylaşan kurumumuz kanuni yetkisi, konusunda uzman elemanları ve Avrupa’nın 2. büyük gözlem ağını sorunsuzca işleten anlayışı ile çalışmalarını sürdüregelmekte olup bu depremin momment magnitüd değerini de 6.6 olarak hesaplamıştır.