Beiträge von PergamoN

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Ceyl_37 1900// 31 aralık 2018

    Gözüne şu meşhur marmara depremi (adalar fayında beklenen) +6m’lik sarı nokta çarptı sanırım bir çoğunuzunda bildiğini sanmıyorum yıllardan beri deprem olmuyor diye lanse edilen adalar fayında 1963 yılında 6.4m’lik deprem olmuş ama çok az hasarla atlatılmış sanırım isteyen araştırabilir.

    Narsil yitim zonlarında (dalma/batma) depremsellik 700km’lere kadar ulaşabiliyor. (700km’den sonra manto eridiği için deprem oluşmuyor). Oluşan depremler magnitüd değer olarak bize büyük gelsede derinde gerçekleşen (350-400km) +6m’lik depremlerin çoğu hissedilmiyor bile. Magnitüd olarak mega deprem dediğimiz 8<m depremlerin neredeyse hepsi bu zonlarda gerçekleşiyor. Ülkemizide etkileyen en yakın örnek ise helen yayı (girit) dalma/batma zonu. Bu zonlarda gerçekleşen depremlerin özellikleri yavaş depremler olmasıdır. Depremler 5dakika boyunca sürebiliyor .Yavaş depremler,düzenli depremlerle aynı miktarda sismik enerjiyi açığa çıkarır,ancak fay hareketleri çoğunlukla birkaç dakikadan uzun sürdüğü için, zarar verici bir sarsıntıya genelde neden olmaz. Deprem yineleme aralıkları uzundur 250-300yıl ortalama (8.5<m), kıta/kıta okyanus/kıta okyanus içinde olmak üzere 3 farklı yitim zonu var. Dünyada gerçekleşen en büyük depremler 2011 japonya 9.0 , 1700 cascadia 9.0 (tahmin edilen) ve daha nicesi bu zonlarda gerçekleşiyor.

    Ama dediğim gibi magnitüd değeri büyük olsada bu tür depremlerin şiddetide magnitüd değerlerine yakın ölçülüyor (oluştuğu derinlik çok önemli ). Kaf hattında gerçekleşen depremlerin ise magnitüdü 7’iken şiddeti 9-10 ölçülebiliyor. Tehlike anlamında değer olarak mega depremde olsa özelikle okyanus/kıta ve okyanus/okyanus içinde olan yitim zonlarında gerçekleşen depremlerde depremden ziyade tsunamiler zarar veriyor yakın çevresindeki ülkere.

    Kıta/kıta özellikle yerleşim yerlerine yakın zonlar için ise aynı şeyleri söyleyemem.

    Ülkemize en yakın örneği ise biraz daha farklı oluşum olsada iran/ırak sınırındaki. Bitlis/zagros bindirme kuşağı zonu ,sürekli yükselim halinde nadir olarak 8<m deprem üretsede çok sık +7’lik deprem üretir ve çok fazla can kaybı olur. Olan depremlerin derinliği ise genelde 30-45km arasında değişiyor.

    Ülkemizin deprem gerçeği çok çabuk unutuluyor. 1900 (aletsel dönem)// 2019 yılları arasında 6.0<M<8.0 büyüklüğünde 128 hasar yapıcı/yıkıcı deprem meydana gelmiş. Bunların 20 tanesi 7.0<M<8.0 aralığında. Ortalamaya vurduğumuzda (denizler dahil) ,her yıl ülkemiz yakın çevresinde bir tane +6m deprem oluyor. 6 yılda bir ise (ortalama) +7M’lik deprem oluyor. En son olan 7’lik deprem van depremiydi (ekim 2011 ) üzerinden 8 yıl geçti..

    Ve doğuda bir çok yerin deprem yıkıcı eşik değeri batı bölgelerde kırsal kesimler dahil 5.5<M olduğu unutulmamalı.

    anBz8Q.png

    canbayrock san andreas fayı , kuzey anadolu fay hattı gibi çok uzun bir bölümü kapsıyor ,sadece bir kaç gündür değil bölgede farklı noktalarda olmak üzere sürekli hareketlilik mevcut bu kırılmaların sayısı zaman zaman Artıyor ve arada hissedilir (+4m) olabiliyor. San andreas fayının Güneyi büyük risk altında olduğu bilinen bir gerçek , bir depremin öncü olduğunu bilebilmek için işin uzmanı ve elinde birçok veri olması lazım ki ona rağmen öncü depremler hakkında net yorum her zaman yapılamıyor , ihtimal dahilinde uyarılar veriliyor en yakın örneği 2016’da perugia/italya depremlerinde görüldü. Şehir harabeye dönmüş 100.000 kişi evsiz kalmasına rağmen , 2 gün önce gerçekleşen öncü depremleri dikkate alan uzmanların verdiği büyük bir deprem olabilir uyarısını dikkate alan halk ,evlerine girmemiş depremde ölü yokken yaralı sayısı 20’di yanlış hatırlamıyorsam.İtalyadaki evlerin çok sağlam olmasından kaynaklı değil şehir çok büyük yıkım görmüştü dediğim gibi depremin büyüklüğüde 6.6m ‘dı sanırım.

    Sonuç olarak evet öncü depremdir demek için işin uzmanı olmak gerek (onunda kesinliği yok). Biz amatör araştırmacılar deprem olur deyip olmayabilir veyahut deprem olmaz deyip olabilirde.

    Birde bir fay hattında yüzyıllar boyunca biriken stres 6’lık bir depremle direk atılmayabiliyor . 6,6 perugia depreminden 3 ay sonra ana şok değerinde bir deprem daha gerçekleşmiş ve yine büyük hasar gerçekleşmişdi olası bi depremden sonra hasarlı binalara girmemek çok önemli mutlaka bakımı (güçlendirmesi) yapılması lazım. Bu arada çanakkale/ ayvacık yine hareketlendi depremlerin derinliklerinin farklı olması dikkat çekici 2.8/16.2km arasında değişiyor hata yoksa öncümü acaba? :/Bilemiyoruz işte zaman gösterecek:)

    Edit: bahsettiğin kırılmaların büyük bir bölümü san andreas fayında gerçekleşiyor.

    görünen o ki KAF üzerinde değil hemen yukarısında bulunan dediğin segmentte olan bir deprem, bu hat 5-6 civarında deprem üretmeyi seviyor ara arada bu tür depremler var.

    Karadere segmentide olan bir deprem hendek fayından farklı bi segment . Düzce fayının batı yarısını oluşturan karadere segmenti yaklaşık 30km uzunluğunda 17 ağustos 1999 depreminde oluşan yüzey faylanmasının doğu ucunu oluşturuyor.

    Yaklaşık 140km uzunluğundaki 17 ağustos 1999 depremi kırığında karadere segmenti batısında ortalama 3,5-4 metre sağ yanal atım gerçekleşmiştir. Karadere segmentinde gerçekleşen yer değiştirme ise ortalama 1,5-2 metre olmuştur. 12 kasım 1999 depremi karadere fayının doğu devamında yüzey faylanmasına neden olmuş ve bu durumda ortalama 4 metrelik yer değiştirme meydana gelmiştir. 1999 deprem kırıklarında meydana gelen yer değiştirme miktarı açısından değerlendirildiğinde karadere segmentinde 2 metrelik bi eksiklik ortaya çıkmaktadır. 23 ağustos 2000 akyazı,hendek 5.8m depremi sonrası 24 ağustos 2000’de yapılan saha çalışmaları esnasında karadere ve hendek segmentinde yüzey faylanmasına rastlanmamıştır. 23 ağustos 2000 depremi ve günümüzde meydana gelen +4m’lik sakarya depremlerinin (karadere segmenti üzerinde meydana gelenler) 2 metrelik atım eskiliğinden kaynaklanan stres Boşalımı olarak yorumlanmakta, büyük deprem üretmesi karadere segmentinden beklenmez.

    4-5m arası depremler üretmesi Normal ,korkulacak bi durum olduğunu sanmıyorum

    Arnavutluk’da olan depremleri yorumlamak için bölgenin jeolojik ve tektonik yapısını iyi bilmek gerek olan depremlerin lokasyonuna ve dağılımına bakıldığında birden fazla fay tetiklenmiş gibi görünüyor kırılmalar geniş bir alana yayılmış

    Deprem fırtınası ;

    Bilindiği gibi belirli sınırlı bir bölgede bir hafta ya da birkaç aylık süre içinde oluşan

    çok sayıda mikrodeprem deprem fırtınası olarak isimlendirilir. Deprem fırtınası, bir çeşit

    enerji boşalımıdır. Deprem fırtınasında ana şok olabilecek bir deprem sözkonusu değildir.

    Depremlerin sayısı, sürekli artmaya devam eder ve sonra yavaş yavaş azalır.

    Mogi deprem dizilerini 3 sınıf altında toplamıştır;

    Or2YN0.png

    MOGİ ve SCHOLZ (1968);

    Fırtınalar ve küçük deprem yoğunluğu stresin

    olduğu, yapı ve malzeme açısından heterojen olan bölgelerde oluşur. Volkanlar, stres

    yoğunlaşmasının olduğu kaynak bölgelerinin başında gelmektedir. Örneğin 15-18 Mayıs 1970

    Kilauea Volkanı (Hawaii) deprem fırtınası ile volkanik püskürmeler ve magmanın yer altındaki göçü arasındaki ilişkiyi çok iyi belgelemiştir.Buradaki deprem fırtınalarının oluşum nedeni artan magma basıncı olduğu görülmüştür.

    NAKAMURA (1969):

    Yüksek sıvı basınç kaynakları,efektif kuvveti azaltır ve stres yoğunlaşmasında önemli rol oynarlar. Magma ya da hidrotermal süreçler, volkanik bölgeler

    yakınında yüksek sıvı basıncının olduğu kaynaklardır. Örneğin Denver Deprem serisi, 1965- 1966 Matsushiro Deprem Fırtınası volkanik kökenli, yüksek sıvı basıncından ileri gelmiştir.

    İZU YARIMADASI /JAPONYA ;

    İzu Yarımdasında, Kasım-Aralık 1978, ve Mart Mayıs 1979 olmak üzere 2 ayrı deprem fırtınası meydana gelmiştir. Bu iki dönem içerisinde büyüklüğü 5.4'ü bulan

    depremler de olmuştur. Fırtına, Haziran 1979'dan itibaren giderek azalış göstermiş, 22

    Haziran 1980'de tekrar küçük depremlerle başlamış, izleyen aylarda depremler hem

    büyüklük hem de sayı olarak artmıştır. 1980 yılında 6.7 büyüklüğündeki Izu-Hanto-Toho -

    Oki Depremi olmuştur. Mogi'ye göre 1980 'de bu bölgede meydana gelen deprem fırtınaları

    büyük bir depremin habercisi olmuşlardır. 1930 yılındaki Kita-Izu Depremi (M=7.0) de

    benzer bir aktivite göstermiştir.

    Şekilde de görüldüğü gibi, ana şok, fırtınanın meydana geldiği bölgenin komşu bir

    bölgesinde meydana gelmiştir. Bu serinin bir deprem fırtınası mı?, deprem dizisi mi? Ya da

    deprem fırtınası büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanabilir mi? Sorularına yanıt

    aramak amacıyla, birçok araştırmacı tarafından bölgenin merkezinde ve çevresinde

    Gözlemler yapılmış, gözlem sonuçları ayrıntılı olarak analiz edilmiş dalga formları, spectral

    analizleri ve odak mekanizması çözümleri yapılmıştır. Sözkonusu çalışmalardan elde edilen

    önemli sonuçlardan biri de deprem fırtınası dalga frekansının, artçı depremlerin

    frekansından büyük olduğudur. Mogi, 1978 ve 1979 yıllarında olan iki ayrı fırtınanın 1980

    Izu-Hanto-Toho -Oki Depremi depreminin habercisi olduğunu ileri sürmüştür.

    Ülkemizde ise birçok deprem dizisi, deprem fırtınası olarak değerlendirilmiştir.

    Ancak her bir deprem fırtınasını izleyen ay ya da yıllarda komşu bölgelerde hasar yapıcı büyük depremler meydana gelmiştir. Bu çalışmada bu tür bir dizi depremler için, Deprem Fırtınası yerine Deprem Dizisi kavramı kullanılmıştır. Aşağıda ülkemizde tipik olarak

    gözlenen Salihli 1965, 2000 Denizli, 1999-2001 Savaştepe ve Haziran 2003 Sındırgı-

    Bigadiç deprem dizileri konusunda kısa bilgiler verilecektir.

    Salihli Deprem dizisi;

    5 Şubat 1965'te bir dizi depremlerle başlamış ve iki ay süreyle aralıksız devam etmiştir. 3 Mart 1965 günü, M=5.5 büyüklüğünde bir deprem

    meydana gelmiştir. 5 Şubat - 15 Nisan 1965 tarihleri arasında toplam 337 deprem

    kaydedilmiştir.

    nbPz8N.png

    1965 salihli deprem dizilerinden sonra komşu bölgelerdeki fay sistemlerinde 4 yıl

    sonra 6.1 büyüklüğünde 25 Mart 1969 Demirci, 28 Mart 1969 Alaşehir ve 5 yıl sonra 28

    Mart 1970 Gediz depremleri meydana gelmiştir. Salihli örneği, Mogi tarafından İzu

    Yarımadası için önerilen modele çok iyi bir uyumluluk sergilemektedir. Bir başka anlatımla,

    İzu Yarımadası ve Salihli örnekleri, deprem fırtınası olan bir bölgenin komşu bölgesindeki

    fay sistemleri üzerinde çok yakın zamanlarda büyük depremlerin habercisi olabileceğini

    göstermektedir.

    Denizli deprem dizisi ;

    24 Şubat 2000'de küçük depremlerle başlamış, 21 Nisan 2000 günü M=5.2 büyüklüğünde bir deprem olmuştur. 24 Şubat - 5 Ekim 2000 tarihleri arasında Denizli yöresinde toplam 219 deprem meydana gelmiştir. Denizli ve yakın civarında olan depremler, Denizli Havzasının KD'sundan geçen Kaleköy Fayı, Karakova Fayı ve Pamukkale Fayları üzerinde meydana gelmiştir. 24 Şubat 2000'de küçük depremlerle başlamış ve 21 Nisan 2000 günü M=5.2

    büyüklüğünde bir deprem olmuştur. Denizli ve yakın civarında olan depremler, Denizli

    Havzasının KD'sundan geçen Kaleköy Fayı, Karakova Fayı ve Pamukkale Fayları üzerinde

    meydana gelmiştir. Bu depremden sonra, biraz uzak bir bölgede 15 Aralık 2000 Akşehir

    (Ml=5.8), 03 Şubat 2002 Eber-Çay (M=6.1) depremleri olmuştur.

    Savaştepe deprem dizisi;

    Savaştepe (Balıkesir) civarında, 24-31 Temmuz 1999 tarihleri arasında yaklaşık 176 adet

    deprem meydana gelmiş olup bu dizinin en büyük magnitüdü M=4.5 olmuştur. 04 Mayıs - 28 Haziran 2001 tarihleri arasında yaklaşık 164 adet deprem meydana gelmiş olup bu dizinin

    en büyük magnitüdü de M=5.0'dır.

    Temmuz 1999’da Savaştepe’de meydana gelen depremler Kozderegüvem Fayı

    üzerinde meydana gelmiştir. Bu fay, sol yanal atım bileşenli eğim atımlı normal fay olup

    yaklaşık 5-10 km. uzunluktadır. Fayın genel doğrultusu KD-GB 'dır. Uzunluğu dikkate

    alındığında Kozderegüvem Fayı en büyük (Mmax) 5.5 büyüklüğünde depremler üretebilir.

    Mayıs-Haziran 2001 depremleri Yazören Fayı üzerinde meydana gelmiştir. Fay sağ yanal

    atım bileşenli eğim atımlı normal fay olup yaklaşık 5km. uzunluktadır. Fayın genel doğrultusu

    KB-GD 'dur. Uzunluğu dikkate alındığında Yazören Fayı, en büyük (Mlmax) 5.0

    büyüklüğünde depremler üretebilir.

    Balıkesir civarında, Kozderegüvem ve Yazören Faylarına benzer çok sayıda küçük yanal

    atım bileşenli eğim atımlı normal faylar yer almaktadır. Tarihsel dönem içerisinde

    Savaştepe merkezli büyüklüğü M=5.5‘i geçen bir deprem olmaması, bu son depremlerin yerel

    ölçekte küçük faylanmalarla ilgili olduklarını doğrulamaktadır. Uzunluk-büyüklük ilişkisine

    göre Yazören ve Kozderegüvem Fayları 1999 ve 2001 yıllarında her iki fay üzerinde de en

    büyük magnitüdlü depremler ve artçıları olmuştur. Bu nedenle bu depremlerin arkasından daha büyük deprem olma olasılıkları bahsedilen bölgeler için çok düşüktür.

    ** Sonuç**

    Mogi'nin deprem dizileri modeline göre, deprem (fırtınaları) dizilerini izleyen

    dönemlerde, deprem fırtınasının olduğu bölgeden ziyade komşu bölgelerde büyük

    deprem olma olasılıklarının çok daha yüksek olduğu görünmektedir. Buna göre,

    deprem fırtınaları bir öncü niteliği de taşımaktadır.

    Bu makeleyi paylaşma sebebim hem merakı olanları bilgilendirme hemde malatya/hekimhan,arguvan,yazıhan civarında zaman zaman meydana gelen uzmanlarında dile getirdiği deprem fırtınalarının (ana şok sayılacak deprem meydana gelmedi) öncü niteliği taşıyabilecek olmasından kaynaklıdır.

    Bu akşam meydana gelen nazimiye/tunceli depremide malatyanın komşu faylarından birinde meydana gelmiştir. Malatya deprem fırtınalarının başlangıcı 1,5 yılı buldu geçen 1-1,5 aylık süreçtede bölgede çok sayıda +4m deprem meydana gelirken ana şok sayılabilecek bir deprem meydana gelmeyip 500’e yakın microdeprem kaydedildi (afad)

    1.5 yılında geçtiğini varsayarsak önümüzdeki 3,5 yıl içinde (önümüzdeki günlerde veya aylardada olabilir) bölgedeki uyuyan doğu anadolu fayında büyük bir deprem serisi oluşma ihtimali gözardı edilmemelidir. (Bknz. Sivrice 5.2m)

    WX2lEL.png

    Meşhur Gökova sismik boşluğu hakkında bi kaç bilgi ve 2017 depreminin değerlendirmesini paylaşayım o zaman depreme ilgisi olanların dikkatini çekebilir;

    Gökova Körfezi kuzeyden 180 km uzunluğundaki D-B uzanımlı güneye eğimli Gökova Fay Zonu (GFZ); güneyden BKB-DGD gidişli, kuzeye eğimli Datça ve Selimiye Fayları tarafından denetlenmektedir. Bu iki fay zonu arasında kalan Gökova Körfezi aktif graben sistemlerinden birisidir. Gökova Fay Zonu, Karaada’nın güneyinden Kos adasına yönelip, GB yönünde Ege Denizi içerisine devam etmektedir. Batı Anadolu Açılma Sistemi içerisinde bulunan Gökova Körfezi, tarihsel ve aletsel dönemlerde yoğun bir sismik etkinlik göstermektedir. Bölgedeki depremlerin kuzeydoğu/güneybatı yönlü yoğunlaştığı görülüyor güneybatıya gidildikçe depremlerin derinliği artarken kuzeye çıkıldıkça azalıp yüzeye yakın gerçekleşiyor


    Aletsel dönemde Gökova Körfezi ve yakın çevresinde meydana gelen M>=5.0 depremlerin odak

    mekanizması çözümleri özellikle körfezin doğusunda GFZ ile uyumlu olacak şekilde DB uzanımlı

    normal faylanma gösterirken, Kos adasının güneyinde meydana gelen depremlerde doğrultu atım Bileşeni artmıştır.

    21 Temmuz 2017 Bodrum Açıkları Depremi ve Artçı Deprem Aktivitesi 

    21 Temmuz 2017 tarihinde Bodrum açıklarında Mw=6.5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir

    Deprem episantrının deniz içerisinde olması, depreme hangi fayın kaynaklık ettiği

    konusundaki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu noktada, depremi meydana getiren fayın

    odak mekanizması çözümü, artçı depremlerin dağılımı kaynak fay hakkında yorum yapmayı

    kolaylaştırmaktadır. Mw=6.5 büyüklüğündeki depremden sonra yaklaşık 1 ay içerisinde 5000 civarı

    artçı deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerden 39 tanesinin büyüklüğü 4.0’ın üzerindedir.

    Özellikle M>=4.0 olan depremlerin oluş zamanlarına baktığımız zaman, aktivitenin öncelikli olarak ana

    şokun hem batısında hem doğusunda gözlendiği ve bir süre sonra depremlerin ana şokun

    doğusundan kuzeye doğru karaya çıkarak önce Muğla Milas ve Yatağan civarına doğru hareket ettiği gözlemlenmiştir

    2017 depremi gökova sismik boşluğu olarak bilinen faydan kaynaklanan bi deprem değil çözümlemelere göre datça fayından kaynaklanıyor. 2017’de 6.5m deprem oldu bu bölge uzun zaman büyük deprem üretmez gibi düşünceler yanlış düşünceler hala kapı gibi duran bir sismik boşluk mevcut.

    6.5m’lik depremden önceki coulomb gerilme (stres) analizi ;

    deprem sonrası m>4.5m olan artçı depremlerin odak mekanizması çözümü kullanılarak gerçekleştirilen stres analizi ;

    Sonuç;

    Yapılan hesaplama neticesinde 21 Temmuz depremi öncesi dönemde özellikle Datça yarımadasının

    kuzeyinde ve Kos adası civarında 0.3-0.5 bar arasında değişen bir gerilim birikimi olduğu gözlenirken

    deprem öncesi ve sonrasında olan M>=4.5 depremlerin kullanıldığı dönem için yapılan

    hesaplamalarda, Karaada’nın güneyinde 0.8-1.0 bara arasında değişen ve Karaada’nın kuzeyinde

    Bodrum yarım adasında 0.4-1.0 bar arasında değişen gerilim birikimi olduğu gözlenmiştir.

    Sonuç;

    Depremden sonra gerçekleştirilen coulomb stres analizinde Karaada’nın güneyinde 0.8-1.0

    bar arasında değişen ve Karaada’nın kuzeyinde Bodrum yarım adasında 0.4-1.0 bar arasında

    değişen gerilim birikimi olduğu gözlenmişdir. GFZ’nin 1933 depreminde (M 6.4) kırılan

    parçası ile 1941 depremi (M 6.0) ile kırılan parçası arasında kalan segmentinin hala

    kırılmadığı, dolayısı ile bu parçanın bir sismik boşluk olarak durduğu düşünülmektedir.

    Bölgedeki sismik hareketlilik Ilker Gunebakan ‘ında dediği gibi iyi incelenmeli Her an 6.5m civarı bir deprem daha üretme potansiyeli var (6.4m) depremin özellikle muğlada hasar bıraktığı tarihsel kayıtlarda mevcut

    Perudaki 8,0 Büyüklüğündeki Mega Depremde P Dalgaları 670 km' S Dalgaları 426 km uzaklığa Ulaşmıştır. Tarapota Pucalipa Cajamarka İquitos Eyaletlerinde Yıkım Yaratmış olması Muhtemeldir.Özellikle Tarapota da.

    Ramazan demirtaş hoca;2 KOERI Şarköy-T18.3km

    Depreme neden olan fay ve mekanizmasında olduğu gibi,yer adlaması- büyüklük-derinlik konusunda da ciddi sorunlar var.

    17 saat önceki paylaşımı;

    1-Marmara denizi,saroz körfezi,kuzey ege çukurluğu ve ege denizi’nde yapılan çalışmalar incelendiğinde,farklı farklı modellerin ileri sürüldüğü görülmektedir.Bir fikir birliği olmadığı için bu modellere göre deprem tehlikeleri doğru olarak ortaya konamamaktadır.

    Ilker Gunebakan

    PergamoN

    2019.05.21 16:17:37 (M=3.7) GAZIKOY-SARKOY (TEKIRDAG) REVIZE01 (2019.05.21 16:17:37)

    2019.05.25 15:13:34 (M=4.2) SARKOY (TEKIRDAG) REVIZE01 (2019.05.25 15:13:35)

    Birbirleriyle bir bağlantısı var mı

    2 depremin lokasyonu arasında 25km civarı fark var doğrudan bağlantılı diyemeyiz ilk deprem direk ganos fayı üzerinde meydana gelirken bugün ki deprem biraz daha güneyinde açıkta meydana geldi kandilliye göre 18.3km derinlikde meydana gelmiş o yüzden az hissedildi sanırım ama facebook’daki yorumlara göre epey hisseden var özellikle edremit civarından çok yorum yapılmış ayrıntılı çözümlemeyi görmek gerekir ama yerel kırıkdan oluşan bi deprem büyük ihtimal ,büyük bir depremin habercisi diyemeyiz ilker abininde dediği gibi o bölge zaman zaman 5,5’lere varan depremler üretebiliyor

    Son 17 saat'te ayvacık ve yakın çevresinde 10 adet depremcik meydana geldi sismik aktivitede gözle görülür artış var o bölge bi türlü durulmadı hissedilir bir depremin habercisi olabilir yine..

    Bölgedeki sismik hareketliliğin fazlalaşma sebebinin jeotermal enerji üretiminin neden olduğuna dair makale mevcut ilgisi olanlar okuyabilir ;

    https://drive.google.com/file/d/1C7k8Mk…8A39uXE43q/view

    Aynı zamanda midilli güney'indeki deprem fırtınası azalmış olsada zaman zaman kırılmalar devam ediyor 6.2'lik kırılmayla enerjiyi atmadığını iyice belli etmeye başladı midilli yarım kalan işi tamamlamakda ısrarcı gibi görünüyor yakın zamanda +6lık bi kırılma daha meydana gelirmi bilinmez ama hissedilir depremlerin devam edeceği kesin

    12.06.2017 tarihinde Midilli adası açıklarında meydana gelen Mw=6.2 büyüklüğündeki deprem ile Midilli
    adasını güneyden sınırlayan normal fay boyunca kırılma oluşmuştur. Yapılan Moment tensör çözümüne
    göre, K81B - 48GB eğimli fay düzlemi çözümü bulunmuştur. Moment tensör çözüm sonuçları, Midilli
    adasını güneyden sınırlayan normal fayın yönelimi ile uyum sergilemektedir. Coulomb Stress analizine göre
    Mw:6.2 büyüklüğündeki deprem sonucunda 16 km uzunluğunda 10 km genişliğinde bir kırılma meydana
    gelmiştir.
    Midilli adasının güneyindeki fayın yaklaşık olarak 15-20 km uzunluğundaki bölümü 12 Haziran 2017 de
    meydana gelen depremde kırılmıştır. Coulomb Stress analizine bakıldığında fayın batı ucunda 0.8-1 bar
    civarında bir stres yüklemesi, K-G doğrultusunda ise gerilimin azaldığı görülmektedir

    Code
    Tarih      Saat      Enlem(N)  Boylam(E) Derinlik(km)  MD   ML   Mw    Yer                                             Çözüm Niteliği
    ---------- --------  --------  -------   ----------    ------------    --------------                                  --------------
    2019.04.27 20:19:30  39.0250   26.1417        8.5      -.-  2.5  -.-   MIDILLI ADASI (EGE DENIZI)                        İlksel
    2019.04.27 20:09:15  39.1645   26.1317        1.6      -.-  2.1  -.-   MIDILLI ADASI (EGE DENIZI)                        İlksel
    2019.04.27 20:03:07  39.2298   26.0998       12.5      -.-  1.9  -.-   MIDILLI ADASI (EGE DENIZI)                        İlksel
    2019.04.27 20:02:30  39.0510   26.1458        7.6      -.-  1.9  -.-   MIDILLI ADASI (EGE DENIZI)                        İlksel
    2019.04.27 19:54:47  39.0753   26.1960       12.4      -.-  1.9  -.-   MIDILLI ADASI (EGE DENIZI)                        İlksel
    2019.04.27 19:51:45  39.1635   26.1113        5.0      -.-  2.2  -.-   MIDILLI ADASI (EGE DENIZI)    

    midilli'de deprem fırtınası başladı farklı derinliklerde meydana gelmesi dikkat çekeci öncü olma ihtimali mevcut kıyı egeninde hissedeceği bi hareket gelicekmi bakalım?