bahçedeki çamın boynu büküldüğüne göre karın ağırlığından artık uyuyabilirim. sistemin başında radarda nokta kadar olan kütlecik büyüdü yeşerdi de yeşerdi hala tam bahçeköy merkezli. herkese böyle çekip gitmeyen kütle nasip olsun su sistemin 2 günü boyunca.
Beiträge von kuzerkin
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)
-
-
mevcut koşullara göre sınır olan 850hPa da -8 anadolu yakasına daha yeni giriş yaptı. birikim olacaktır orada da bu saatten sonra rüzgarın da etkisiyle
-
sarıyer'de ki belgrat ormanın da dahil olduğu kuzey orman cephesi tam anlamıyla kütleyi çekti kendine bırakmıyor saatlerdir. radar tam olarak doğruyu gösteriyorsa bu ormanların ortasındaki terkos gölü ve yeni havalimanı üzerinde ise seyrekleşiyor kütleler. ormanların yağışı kendine çektiği uzun yıllar tartışılmış bir ara ders kitaplarında dahi genel-geçer doğru kabul edilmişti. tabi saatlerdir radardan bu durumun takip edilmesi sadece tesadüf de olabilir.
-
radarda doğru dürüst kütle yok daha ama olduğu kadarıyla Sarıyer/Bahçeköy'de 5 dakikada tuttu araba üstleri ve çatılar. Radarda nokta kadar kütlecik yaptı bunu. Arkanıza yaslanın, telâşa mahal yok kar sevdalıları

-
Uzun süredir bulunduğum konumda her gece don olayı gerçekleşiyor. Enka'nın Balmumcu istasyonu şuan 6.3 dereceyi gösterirken hemen hemen aynı rakımdaki konumumda (kırsal denilebilir) balkondaki saksıların suları donmuş. Betonlaşma ve ısı adasının etkisi kuvvetli atmosferik hadiselerden bağımsız en çok yazları gündüz, kışları ise gece sıcaklık farklılıklarıyla kendini gösteriyor.
-
Çok yükseltisi olmasa da İstanbul bir şehir değil şehirler bütünüdür. Yerleşilen alanlar uçlardan uçlara kabaca neredeyse KKTC büyüklüğündedir. Sıcaklık farklarına şaşırmayınız. Yenikapı'dan metroya binen biri Hacıosman'da indiğinde iki iklim bölgesi arasında seyahat etmiş olur ve sıklıkla farklı hava koşullarıyla karşılaşır.
-
hafiften atmaya başladı Sarıyer/Bahçeköy'de. Dahasını görelim bakalım.
güncelleme: seyirlik güzel bir yağış var. hemen erimeyip yapışan bir kar.
-
-
18 Mart 2018, Zeytindalı Harekatı 57. gününde Afrin kent merkezi teröristlerden kurtarılmıştır.
18 Mart ve 57. gün...
“Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum”
Ruhun şadolsun Gazi Mustafa Kemal ve 57. Alay. Ruhun şadolsun tüm şehit ve gazilerimiz...
Ne mutlu ki bize böyle bir milletin evlatlarıyız...
-
Yazılanların çoğunluğuna katılıyorum.
Yanlız bir konuda düzeltme yapmak isterim.
40 sene önce fındık yoktu kelimesi doğru değildir.
https://arastirma.tarim.gov.tr/findik/Sayfala…aspx?SayfaId=26Aslında forumda üretici ile ilgili bir konu olsa iyi olurdu. Yanlış anlaşılma olmasın, nacizane görüşüm hem diğer konular dağılmamış olurdu hemde üreticinin birbirini bilgilendirdiği, dayanışma içinde tek bir çatı altında toplanması sağlanırdı.
Konu başlığının dışında olduğundan çok detaylandırmadım fakat tüm Karadeniz'i ilgilendiren ticari bir değer olarak fındık, 40 yıldan da daha yeni aslında. Daha öncesinde sepet yapımında kullanımı dışında pek ticari bir değeri yoktu orta ve batı Karadeniz için. Ancak, teşekkür ederim düzeltmeniz için. Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki diğer atılımlar gibi fındığın da buradaki yeri ve önemi ayrıdır.
-
Yüzyılın en büyük bilim insanlarından Stephan Hawking'i kaybetmişiz... Tüm insanlığın başı sağolsun...
-
@Gray Cities Aynı şeyleri söylemişiz zaten, merak duygusu ve araştırma, yeni fenoloji haritaları oluşturma, yeni denemeler, sonuçta 100 sene önce çay, 40 sene önce fındık, 10 sene önce kivi yoktu Karadeniz'de. Karadeniz kıyılarını (uygun bölgeler) süsleyen zeytinlikler ise yokedildi. Tüm bunları yaparken de doğaya saygıyı ihmal etmeyeceğiz. Zararlılarla biyolojik mücadele, ekstrem hava koşullarına da doğaya zararı olmayan çeşitli yöntemleri gelişmiş ülkelerden takip edip geliştirebiliriz. Aksi yel değirmenleriyle savaşmak olur. Cennet gibi köyleri,geleneksel ahşap mimarisi ve yaşamı koruyabilmiş olsak turizm en büyük geliri olurdu söz konusu bölgenin ama köylerimizi sıvasız garip yapılı betonarmelerle mahvettik. O kadar yaşlanmadım ama tüm karadenizi çocuklugumdan beri gezerim, tanınmayacak hale getirmişiz 10-20 senede bile. Burada konuşmak kolay bize gerçi, dedesinin estetikten, sanattan mimariden ödün vermeden yaptıgı evleri yıkıp yerine çakma gecekondu apartman diken insanımıza, doğaya saygıyı, sürdürülebilirliği, ekolojik tarım yöntemlerini ne kadar benimsetebiliriz, bilemiyorum.
-
Zorluklarla karşılaşmayan insanoğlu, yagmur ormanlarındaki yerliler gibi hala taş devri çağında yaşar. Medeniyet, son buzul çağının olumsuz koşullarıyla baş etmeye çalışan avcı-toplayıcıların sayesinde gelişti. Çok yıllık tarım ürünlerinin karşılaştıgı tek sorun don olayları değil. Basında vampir kelebek diye duydugumuz bir güve türü İstanbul'a kadar tüm Karadeniz sahil şeridi boyunca yayılmış durumda. Çaya, fındığa, kiviye büyük zararlar vermeye başladı. Aklın yoluyla donla da, biyolojik sorunlarla da başetmek mümkün, geleneksel yöntemlerle tarım yapmanın çoktan sonuna geldiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Sergenliklerde, serenderlerde 3 yıldır ucuz diye pek çok aile fındık depoladı zaten, işlerine bile gelir soguk bir sistem almamız.
-
Afrin operasyonunda teröristlerin tahkimatlarını wikimapia üzerinden görebiliyoruz. Kuzeydeki Raco tahkimatı ve Burseya tahkimatları dışında tüm tünel ve hendeklerine arka kapısından girmeyi başaran birliklerimizi kutuluyoruz. Adamlar 7 senedir boşa hazırlık yapmışlar, öyleki ortaçağdayız gibi hala burçlu kale tahkimatı yapan bu teröristlerin de ne kadar direnebileceği de aşikardı zaten.
-
Alles anzeigen
Seninde belirttiğin gibi küresel iklim değişikliği konusunda yaklaşık 10 senedir incelediğim takip ettiğim araştırmalarda makalelerde
bilim adamlarının ısrarla üzerinde durduğu ve dillendirdiği depremlere bağlı olarak eksen kaymaları,güneş aktivitelerinde dip noktalara yaklaşılması,
gulfstream akıntısındaki dengesizlikler,manyetik alanlardaki değişim vs gibi gelişmelere bağlı olarak
Avrupa ve dolayısıyla da bizim coğrafyamızda her sene bir öncekinden daha extrem hava koşullarına maruz kalınacağı
(hatta mini buzul çağı yaşanacağı) öngörülmektedir.Nitekim bunun işaretlerini de ilerleyen zaman içerisinde görmekteyiz.
Zararın neresinden dönülse kardır sözünden yola çıkılararak zaman geçirmeden küresel anlamda tedbirlerin artırılması,
önlemler alınması,çalışmalar yapılması zaruridir.Er yada geç doğa ananın insanoğluna fatura kesmesi kaçınılmazdır.
Bu bilinçle hareket edilmesi insanlığın hayrına olacaktır.Mini buzul çağı gibi medyaya yayılan haberlerin arkasında özellikle maden şirketleri var. Toplumsal boyutta tepki oluşmasını hafifletmek amacıyla süpekülasyondan başka birşey değil. Onların derdi şuan buzulların erimesiyle eldeğmemiş alanların maden aramalarına olanak sağlaması. Ekstrem hava koşullarının oluşması ise son derece normal. Tıpkı vücut sıcaklığımızın 1 derece artışında bile olduğu gibi yerkürenin küçük bir artışı da tüm dengeyi sarsıyor.
-
Kütle, sınırdan itibaren iki saatte Çorlu'ya varıp yolu yarılamış. Saat 1 buçukta ecmwf diyagramını beklerdik şimdi kar bekliyoruz.
-
İstanbul'da bu sene göremediğimiz çatılarda sarkıt oluşmasını da gördük an itibariyle. Yüzü bıçak gibi kesen soguk insana canlı, kanlı aktif bir organizma olduğunu hatırlatıyor. Bu doğaya karşı çözüm üretme zorunluğuyla karakteri, kültürü zenginleştiriyor. Herhalde sıcak bölge insanlarının kestirilemez karakterinin temelinde bunun eksikliği var. Soğuk kırsal köylerinizden sıcak şehirlere göç etmeyiniz efendiler. Milletçe tuhaf bir yapıya (cinsiyet farketmeksizin çocuk, hayvan istismarları, şiddet, hayvani içgüdüler, kaypaklık vs.) doğru gitmeyelim.
-
@snowstorm1 İyi akşamlar efendim, Hayırlı forumlar size ve herkese.
-
Birşeyi daha açıklamam gerek sanırım. Özellikle Orta Asya'ya takıntılı milliyetçiler de bu dezenformasyona çok hizmet ediyor. Örneğin; Öz Türk balası diye Mongoloid yapıya sahip çocuk fotoları falan paylaşıyorlar. Türk çekik gözlü olmalıymış gibi bir algıya hizmet ediyorlar ve ya onların dışında da bu algı piyasaya çok sürülen bir yabancı meşrepli bir argüman olarak kullanılıyor. Bunun yanında tüm milleti Türklüğünden şüphe duyar hale getirmeye çalışmaktalar. Sanki, dedelerimizin eli armut toplamış, nenelerimizi ise Rum'u, Ermeni'si, Çerkez'i aynı anda münasebette bulunarak tüm genlerimiz değiştirmişler gibi yaygara koparmaktalar. Bir de bunlar Rumluğundan, Ermeniliğinden o kadar emin olarak yapıyorlar ki bu algıyı...
Türki halkların takip edebildiğimiz tarihi kaynakları genellikle Çince, Farsça, Arapça, Soğdca vs. Bu kaynaklarda Türk tipi olarak ne çekik gözlülükten ne de mongoloid yapıdan söz edilir. Renkli gözlülük, yüksek burun, sırma saç, ve sert sakallı oldukları en erken kaynaklardan itibaren takip edilebilir. Genom araştırmalarında da renkli gözün sadece orta asya halklarında olduğu ve 4bin yıl önce İpek yolu üzerinden dünyaya yayıldığı kanıtlanmıştır. Biz niye Orta Asya'dakilere benzemiyoruz sorusuna gelince;
Dünyadaki 16 milyon insanın direkt olarak dedesi Cengiz Han olduğu söylenir. Cengiz Han'ın ordusunun %90'ı Türklerden oluşmasına rağmen Moğol genlerini dünyaya yaymak adına askeri birlikleri dahi vardır. Özetle, 12yy. Moğol istilası döneminde Orta Asya Türkleri bu durumda çokca etkilenmiştir. Moğollar ile kültürel olarak aynı millet olduğumuz için sonuçların bu yönlü gelişmesi de olağan bir durumdur. Aynı yöntemi Anadolu'ya Balkanlar'a, Ön Asya'ya gelen Oğuz Türkleri de tatbik etmişlerdir tabi... 300 milyona yaklaşan Türki halk nüfusunun %70 kadarı Ön asyada yaşayıp, mongoloid yapıya zaten sahip değildir. Oğuz tipolojisini birebir yansıtmaktadır.Sonuç olarak ise, tüm bunların hiç bir önemi yok. Aşırı ırkçılığa maruz bırakıp özgüvenimizi kaybetmemizi, aşağılık hissiyle teslimiyetçi davranıp yüzlerce yıllık Şark Sorunu diye (bugün adı BOB) adlandırdıklarını çözüme kavuşturmak peşindeler. Yersek...
-
@4 Şubat Çok haklısınız. Dil herşeydir. Düşünülen dilin, karakterimizden zihin yapımıza o kadar çok etkisi var ki.. İmkanım olsa farklılıklardan kimlik edinen herkesi aç susuz bırakıp ülke sınırlarından bikaç km dışarı çıkartıp şöyle 1-2 gün orada tutarım. Anlasınlar Vatan'ın ne demek olduğunu.
