Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    @manasbalasy @Oguzhantrk

    Her mesaja atlıyorum gibi oluyor ama, kusura bakmayın, ilgimi çeken konular olduğu için duramıyorum :)

    Tsunami büyük bir risk ve dalgakıranlar, setler ve başka su yapıları ile durdurmak çok güç. Aynı zamanda Tsunamileri tahmin edebilmek de zor. Nispeten aynı büyüklükte ve aynı lokasyonlarda olan depremlerin bazıları Tsunami yaratırken, bazıları yaratmayabiliyor. Tamamen kırılan fay hatlarının mekaniği ile ilgili bir olay. kırılma yan atımlı olursa Tsunami yaratma riski az. ama düşey kırılımlı olursa daha fazla gibi. onun için tam olarak bilinemeyen bir olgu.

    Alınabilecek tek önlem, geçmiş dönem istatistiklerine bakarak, Tsunami riski olan bölgelerde, özellikle kıyı hattında, yapılaşma olmaması ya da dalgalara dayanıklı yapılar kurmak.

    Tabi en etkili çözm de ( ne yazık ki diyorum) "erken uyarı sistemi"

    Şimdilik başka yol - yöntem yok.

    @manasbalasy

    Bölge, kıtaların birbirinden uzaklaşma / yaklaşma hattı boyunca uzanıyor. Bir mesajınızda yazdığınız gibi, "ateş çemberi " tanımı, bu bölge için ideal bir tanım aslında.
    Bu hat aynı zamanda, magma'nın yeryüzüne en kolay çıktığı bir bölge üzerinde yer alıyor. ( kayaç yapısı, derinlik vs.) bu sebeple bölge, zaman içinde aktif volkanların yoğun olarak bulunduğu bölgelerden biri.

    Bahsettiğiniz sıcak su çıkışları da bu sebeple görülen doğal olgulardan.
    Dünya üzerinde böyle dinamik lokasyonlar mevcut. Ege denizi, Alaska, Sibirya, ABD'de meşhur "yellowstone" bölgesi gibi.

    Bu bölgelerde ki depremlerin mekaniği bu sebeple farklı. Fay hattı kırılmaları, volkanik hareketler gibi.,

    Biz ülke olarak o bakımdan çok şanslı / şanssız bir bölgede yer alıyoruz. hem volkanik bir yapımız hem de aktif fay hatlarımız var.

    Yapacak tek şeymizi ise, rahmetli A.Mete Işıkara hocanın dediği gibi, "depremlerle yaşamaya alışmalı, yapılarımızı ona göre yapmalıyız."

    @snowstorm1

    1999 depremi çok farklı bir "şey'di"

    Tabi bu farklı bir şeyi, komplo teorileri anlamında söylemiyorum.
    Kuzey Anadolu Fayı, çok uzun bir süredir, aktivitesini sürdüren bir hat. Bu bilindiği halde, ülkenin önemli sanayi tesisleri özel önlemler alınmadan bu hat ve çevresine kurulmuşlar. Bu tesisler beraber, bunların lojistik destek tesisleri, çalışanların kalacağı konutlar ve diğer yapılar, plansız, yönetmeliklere uymadan, kontrolsüz ve rant uğruna peşkeş çekilen bölgelerde yapılmış.

    Hatırlarsanız, belediye meclis kararı ile "fay hattının yeri" değiştirilip, imara açılan arazilerimiz var.

    Basit bir örnek vereyim, yaşadığım yer Çorlu. Burada zemin, özellikle " Trakya tipi zemin" diye tabir edilen, killi topraklardır. Yıllarca çok katlı yapıya izin verilmeyen yerlere, siyasi-maddi rant uğruna çok katlı yapılar için imar verildi. Şimdi beklenen İstanbul depreminde buralarda insanlar ölecek. Suçlusu kim?

    İşte 1999 depreminde de, beklenen İstanbul depreminin çok ama çok acı bir "simülasyonunu" yaşadık.
    İşin kötüsü de ne biliyor musunuz? Biz böyle acı bir örnekten " ders " almadık / Alamadık.

    Bu vesile ile, hayatını kaybeden herkes için tekrar başsağlığı diliyorum. Toprakları bol, mekanları cennet olsun.

    Papua Yeni Gine'de olan deprem oldukça kuvvetli bir deprem. O coğrafya depremsellik olarak çok aktif ve kuvvetli depremler üreten bir hat.

    Ama yine bölgenin yaşam-iklim şartlarından dolayı can kaybı çok az oluyor. ( Tsunami oluşumu hariç)
    Çünkü, nispeten sıcak iklime sahip olduğundan ve yaşam şartları gereği, insanlar tek katlı ve çok hafif üretilen yapılarda kalıyorlar. ( ot, ağaç dalları ve prefabrik tabir edebileceğimiz yapılar)

    İnşallah insanlar olabilecek en az zararla atlatmışlardır.

    forumumuzu yasca buyuk bireylerin takibi ve buralardan bilgi ogrenmesi aslinda yasi 15-25 araligindaki uyelerimiz icin guzel bir ornek.Cunku yas buyuk coluk cocuk hayat kosturmacasi derken buraya zaman ayirmak buyuk is. Gencler oylemi kafalar dinc akillar zehir gibi.

    Ogrenmenin yasi yoktur derler ya hani bizimkisi hem bu hemde atmosfer bizim sevdamiZ..

    @Baybars

    Hocam, "gençlerin kafalar dinç, akıllar zehir gibi" sözünden çok alındık ( forum yaşlıları olarak)
    Biz de fena sayılmayız hala Allah'ın izniyle :)

    Not : kesinlikle şakadır, çok teşekkürler iltifatınız için.

    @4 Şubat

    Siz 50'ye yaklaşıyormuşsunuz, ben 50'yi devirdim :)

    Geçen yıl tesadüfen keşfettim burasını, bu yıl model takibi, meteorolojik olaylar filan derken, özellikle yaptığınız paylaşımlar çok ilgimi çekti ve bu yaşımdan sonra, oturdum, sizin paylaşımlarınızı site arşivini okumaya başladım. Kendimi "fikir" beyan etmeye yeterli görmüyorum ve her halde bir iki yıl daha filan göremem ama, şu kısa sürede bile kendimce tabi, çok şey öğrendim.

    Esas konum, inşaat, risk ve afet yönetimi olsa da, meteoroloji benim için "parametrelerden" biriyken, inanın szlerin sayesinde incelenmesi gereken ve neden-sonuç ilişkilerine sahip bir konu haline geldi.

    Özellikle Tahminci Hocaların yaptığı yorumlar, dediğim neden-sonuç ilişkisi için çok faydalı iken, sizin konularınız da bunları kendi içinde sorgulatma mı sağlayan bir etken oldu.

    Bunu şundan yazdım, çok faydalı konuları tartışırken biran da kendimizi çok ama çok saçma tartışmaların içinde bulabiliyoruz.
    Halbuki bu site, "öğretici" yönü ile, çok ama çok farklı bir işlevi yerine getirmeli daha doğrusu bu rolünden uzaklaşmamalı.

    Size özelden mesaj da tarak paylaşmaya çalıştım bu duygularımı, ama bu genel ortamda da paylaşmak gereğini duydum bu tartışmalar üzerine.

    Bu konu vesile oldu ama, tüm emeği geçenlere ve size tekrar teşekkürü bir borç biliyorum.

    Sağolun.

    Merhaba;

    Forum ile ilgili bir sorum olacak.

    Bazı konularda yazamıyorum. Mesela " İstanbul" konusunda, "cevaplama" seceneği çıkmıyor. Modeller konusunda bir kısıtlama olduğunu biliyor ve hak veriyorum fakat yazmanın kısıtlı olduğu diğer konular için hangi kriterlerin geçerli olduğunu bilmiyorum.

    Soruyu sormamın sebebi, illa o konulara yazmak değil tabi ki, sadece kriterleri merak ettiğim için aoruyorum.

    iyi çalışmalar, iyi forumlar herkese

    @ilker.g Muazzam bir sistemdi ve bize yar olmuyor şu soğuk inerken 4-5 derecelerde seyretmek hatta seyirlik ya da ince örtülü kar almak bile içimi acıtır hocam şu an acıtıyor da yazacak söyleyecek o kadar çok şey var ki bu sene hakkında ben de yeri gelince şakaya vurmaktan öteye gidemiyorum. Zor bir yıldı çok zor.


    Evet, Atmosfer başlı başına kaotik bir sistem. Ama tarım ve kuraklık, yer altı ve üstü suları gibi sebeplerle de umudu yitirmemekte fayda var.
    Takibe devam edelim. @4 Şubat ve Semih Hocalarda diyor ya, hiç olmazsa Mart 15'e kadar umudu diri tutmaya devam :)

    @Seyyah

    Bir de ufacık bir katkı yapmak isterim yazınıza, yerleşimlerin alt yapı ihtiyaç hesapları yapılırken, "uzun yıllar ortalamaları" baz alınarak yapılır. Yani su toplama ve tahliye kanalları yapacaksanız, kullandıoğıız boru çapları, malzeme gibi seçimleriniz, ortalama yağış miktarları ve güvenlik katsayıları hesap edilerek kullanılır.

    Fakat, "oraj" gibi hadiseler, sizin bu ortalama hesabınızı bozar. Şehir içinde alt geçitleri basan sular, su kanallarından taşan ve hatta insan ölümlerine yol açan olaylar, bu ortalama harici yaşanan yağış miktarları kaynaklıdır. ( mühendislik hataları, malzeme çalmak gibi olaylar kou dışı tabi)

    Şimdi burada önemli olan şu. Eğer, normal dışı yağışlar artık olağan hal alıyorsa, hesaplamalar bu yönde revize edilmelidir. Bu da aynı zamanda, ciddi maliyet anlamına gelir.

    Yani, yağış rejimlerinin değişimi, sadece Tarım için değil, alt yapı içinde risk halini almaktadır.

    Saygılar

    @Cihad5528

    merhaba;

    tabiki uzun bir süreç, haklısınız. Aslında dünyanın geçmişine göz atarsak, şu an da sera gazları filan süreci hızlandırmış bile olsa, sanki dünyanın doğal bir döngüsü var diye düşünüyorum.


    işte, buzul çağları, mini buzul çağları, kuraklık dönemleri gibi. Bir de geçenlerde Sn. Mikdat Kadıoğlu'nun bir twitini okuyup araştırınca, yine dünyanın bazı dönemlerinde güçlü yanardağ patlamalarının bu süreçlere ciddi etkisi olduğunu görüyorsunuz. Dünya yaşayan bir organizma gibi.
    Biz insanlar ama kötü :) canlılar olarak bu yaşam döngüsüne kötü anlamda etki ediyoruz.

    Dediğiniz gibi, her şey hakkımızda hayırlısı olsun.

    Selamlar

    Ancak Amerikan ordusunun iletişim olanakları için araştırma yaptığı doğrudur.

    Eski tarihli bir ileti ama, arşiv tararken görünce yazmak istedim :)

    Proje adının ne olduğu çok önemli değil aslında ama, Nikolai Tesla, enerjinin transferi konusunda çok fazla kafa yormuş zamanında.
    Tabi vücudunun frekansını, üzerinden geçen elektrik akımının frekansı ile uyumlu hale getirip, üzerinden binlerce volt elektrik geçirmesi filan işin biraz da magazinsel tarafı.
    Tesla'nın esas uğraşısı, iletken malzemeler kullanmadan, mevcut atmosferimizi bir iletken yapı olarak düşünüp, elektriği çok uzak noktalara transfer etmek. Hem elektrik transferi gerçekleştiğinde, dünya çevresinde bir elektriksel alan oluşacağı için, aklınıza gelebilecek tüm taşıt araçları (gemiler, uçaklar, arabalar, trenler vs.) uygun motorlarla bu güç kalkanından beslenecek ve yakıt ikmal sorunları, fosil yakıtların kullanımı, petrol savaşları aklınıza gelen tüm petrol kaynaklı olaylar sona edecekti.

    Aynı zamanda ( bu iletiyi yazmamı aklıma getiren şey aslında) @tahminci Hocamın yazdığı gibi, bu alan tüm dünya üzerinde kesintisiz veri iletiminin önünü açacaktı. ( Amerikan ordusunun üzerinde çalıştığı)

    Ama çeşitli sebeplerle proje ortadan yok oldu. ( tahmin edilebilir sebepler aslında) Ama kimlerin elindeyse üzerinde çalışıldığını tahmin etmek zor değil.

    Ama bir yerlerde okuduğumu hatırlıyorum, Amerikan ordusunun bir savaş esnasında, iletişim ve kesintisiz enerji için projeyi geliştirdiğini yazan makaleler vardı.

    Hatta, son dönemlerde Amerika kaynaklı patlatılan "elektrikli otomobiller" teknolojisinin, bu projeyi baz alan bir çalışmanın yan ürünleri olduğu bile düşünülebilir.

    ( düşünsenize, fosil yakıtlar tükenince, bu seferde elektrik açısında Amerika'ya gebe bir dünya)


    neyse, konuyu aklıma getirdiği için @tahminci Hocama teşekkürler tekrar.

    @4 Şubat
    Tekrar teşekkürler, sizin mesajlarınız aklıma sorular getiriyor :) tabi işin dinamiklerini bilmediğim için, bazı sorularım gereksiz ya da saçma olabiliyor. Bunun için özür diliyorum. Dedim ya, yeni başladım sayılır :)
    Sayenizde fikir sahibi oluyorum. İşin temelini öğrenmeden, model yorumlamak bana çok akılcı gelmiyor.
    Tamam "kar" sevdiğimiz bir şey, sular ve tarıma etkisini biliyoruz ama beni genel anlamdan işin geneli ilgilendirdiği için, yaz ayları da benim için "terleme" haricinde ilginç olacak.

    tekrar teşekkürler sıkılmadan cevapladığınız için :)

    kolay gelsin.

    @4 Şubat

    Çeşitli sebeplerle ( küresel ısınma, ozon tabakası, ya da doğal döngü) buz tabakasının erimesi teorik anlamda suların yükselmesine yol açacak. Buna karşılık yeryüzü suları yükselip, kapladığı alan artınca ve yine ısınma etkisi ile buharlaşmanın daha da hızla artması, yeryüzünde buharlaşmanın artıp, her tür yağışın çoğalmasına, yine buharlaşma güneş ışınlarının daha az yeryüzüne inmesine ve bu da bir "yeni buzul çağına mı" yol açacaktır?

    :)

    uzun oldu, cümleler düştüyse kusura bakmayın.