Beiträge von ilker.gunebakan

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Cevizlerle ilgili bir gözlemim yok fakat karaağaçlar son 20 yıldır sürekli kuruyor ve azalıyor. En azından kendi bölgem böyle. Artık sayılacak kadar az kaldı karaağaç. Kışla ilgisi olduğunu düşünmüyorum şahsen. İklim değişikliğinden etkilendikleri kanısındayım.

    Hocam, kesin doğrudur diye diretemem ama, bizim oralarda ahşap sandallar yapan bir abimiz, "karaağaç" popülasyonunda ki azalmanın sebebinin

    yağmurla inen kimyasallar ve asitler olduğunu söyler durur. Tekne yaparken karaağaç kullanımı makbul olduğu için çok dertliydi yıllardır

    azalmadan

    İstanbul’da gökdelen sayısı 1999 yılına kıyasla en az 50 kat arttı , 99 depremi olduğunda Sabancı Center en yüksek binaydı ve onun kadar yüksek olmasa da Maslak ve Şişli tarafında biraz yüksek bina vardı

    Şimdi İstanbul’da her ilçede çok yüksek binalar var ve Maslak adeta Manhatten gibi gökdelenlerle yükseldi

    Allah göstermesin 7 şiddetindeki bir Deprem durumunda bu kadar çok sayıda olan gökdelenler ve 15 kattan yüksek toplu konut binaları nasıl tepki verecek gerçekten merak ediyorum

    Eğer binalar yeni deprem yönetmeliğine uygun yapılmışsa çok büyük sorunlar yaşanacağını düşünmüyorum.

    Esas sorun, bu çok katlı binaların, kentin genel alt yapısı ile uyum sorunları.

    Yani, bağlantı yolları, elektrik, doğalgaz bağlantıları, planlaması bilinmeyen, güvenlik, yangın önlemleri gibi.

    Burada katıldığım düşünceniz, ben açıkçası bu yerleşmler ile ilgili detay çalışıldığını pek düşünmüyorum.

    Bina ve zemin çözümü her şey demek değil.


    iyi akşamlar

    evimizdeki esyalari sabitleyelim.17 aguatos 1999 depreminde,yaklasik 300 kisi bina yikilmadigi halde,evdeki esya carpmalarinin ya da altinda kalmalariyla can verdi..cok onemli bir konu

    Sadece hareketleri ie yaralanmalar veya can kayıpları değil Hocam.

    Bir binayı yıkan en önemli etken binanın rezonansa girmesi.

    Türk aile düzeninde, ağır dolaplar, atılamayan eşyalarım konulduğu yüklükler derken,

    Deprem anında bunların hareketleri, binanın rezonans etkisini arttırır.

    Kesinlikle haklısınız. Eşyalar jesinlikle sabitlenmelidir.

    Cold.EFso

    Onur35

    Narsil

    Takuma_Sato

    Ben her şeyden vazgeçtim, verilen beyanatın hiç bir "bilimsel dayanağı" yok.

    Osmanlı döneminin "Vakayı'nüvis" Üstadlarının hem eski yazıyla, hem günümüz Türkçesi ile yazılmış metinlerine

    çok rahatlıkla ulaşıp, İstanbul'un depremlerinin tarihsel devinimini okusa, 1000 yıl gibi bir tarihi ağzına bile alamaz.

    Bu tür açıklamalar, insanların depreme olan ciddi yaklaşımlarını soğutur ve onları ilgisizliğe iter.

    Hoca yarın bir deprem olduğunda, bunun hesabını her şeyden geçtim, vicdanına verebilecek mi acaba?

    Bu ülkede savcı olsam, bilimsel olmayan safsatalarla, halkı yılgınlığ<a sevkedip, gerekli önlemlerin alınmasına

    engel olmaktan dava açardım.

    Not : Bu arada, yanılmıyorsam Hocam İTÜ öğretim üyesi değil. Her ne kadar o titri kullansa da,

    ahlaki davranmadığını düşünüyorum.

    Yazık diyorum sadece. Bu mesajı okuyanlar yalvarırım önlem almayı bırakmasınlar.

    en düşük 24.7 derece

    en yüksek 34.1 derece olur.

    Herkese canı gönülden başarılar, güzel bir lig olsun, bu arada Adana deyince aklıma ilk gelen yaz mevsiminde hava alanında indiğinizde sanki birisi tepenize balyozla vurmuş gibi sıcaktan kafanız öne düşer:)

    Rahmetli Amcam Mersin'de çalışıyordu. Biz de uçakla Adana'ya geldik oradan da Mersin'e gideceğiz.

    Uçaktan inince ilk hatıram sanki sıcak su içip boğuluyorum sandım :)

    Nasıl olduysa , uçaktan inip, amcamın bizi karşılamasına kadar geçeb sürede de, burnumun ucu yandı. Günlerce geçmedi :)

    O zamandan beridir, Adana sıcağından korkarım ben ^^^^^^

    @4 Şubat

    Hocam, çok klasik ama;

    Deprem başlayınca bir binanın en güvensiz iki noktası, Merdivenler ve balkonlar.

    Eğer başladıysa evin içinde olmak en iyisi. busdolap, çamaşır makinesi yanında cenin en iyi pozisyon.

    Kapı kiriş ve çerceveleri güvensiz.

    Tünel kalıp tekniği ile yapılmış bir evdeyseniz, evin dış duvarlarından uzak durun kesinlikle.

    Bu dış duvarlar, bu teknikle yapılan konutlarda dışa atımlıdır. Dış duvara yaslanırsanız dışarı uçma riskiniz var.

    Bu tür evlerde en iyi çözüm evin ortasına çekilmek. Tabi bu durum küçük sarsıntılar için değil, büyük depremler için geçerli.

    Dışa atımlı duvarlar, binanın genel yapısını korumak ve rezonansı engellemek amaçlıdır.

    Binanızın yapım tekniğini öğrenin :)

    hocam verdiginiz bilgiler cok degerli.evet deprem aninda imkani varsa ust katlara cikmak cok onemli ama mesela 17 agustosta bunun imkani yoktu maalesef.birakin ust katlara kosmayi,evin icinde savrulduk ve hatta binamiz cokmeden yaralandik.en iyisi bence cenin pozisyonu alip,basimizi ellerimizle kapatmak..Allah korusun..cok kotu bir sey deprem.

    Evet,haklısınız. Ben 17.Ağustos depreminde Çorlu'daydım. Üstelik eve o gün taşınmıştım.

    Yorgunum, evi bilmiyoruz, deli sıcak, her şey üst üste. Tam bir rezillik diyeyim.

    Hiç unutmuyorum, televizyonu kurdum, camı açtım, yerde oturuyoruz eşimle.

    Yine hiç unutmuyorum televizyonda "gemideyiz" filmi oynuyordu

    Bir anda bir ışık pencerelerde. İnanılmaz bir ses ama o sesi tarif etmem mümkün değil.

    Sallantı başladı eşimle kalktık ama evi de bilmiyoruz, deliler gibi geziyoruz, bir ara sokak kapısı diye balkon kapıına saldırdım ama

    dediğiniz gibi bir süre sonra evin içinde yürüyemez hale geldik. Duvara tutunup kaldık öylece.

    "Bitsin artık Allahım" diye dua ediyorum ama gittikçe de daha fazla sallamaya başladı.

    Ve sonra bitti her şey.

    Dışardan otomatik silah sesleri geldi, bir de gümbürtü koptu.

    sonra öğrendik ki Askeri Havaalanında ki nöbetçi çocuklar, zemin ve binaların ( Emlak konutları denen bölgede ki) hareketinden öyle korkmuşlar ki,

    refleks olarak tetiklere basmışlar.

    Gürültü de çöken bir bina imiş bizim mahallede. ( bir kooperatif binasıydı, Çorlu da tek çöken bina, şu an bile davası devam ediyordu)

    Çok kötü anılar çok kötü. Annemler Gelibolu'da, telefonlar çöktü, ulaşamıyorum.Arabaya bindim hiç bir radyo açık değil, elektrikler yok.

    Ben Ganos kırıldı diye düşündüm. O sıra da bir radyo çekmeye başladı. Avcılar yıkıldı diyordu spiker ağlayarak.

    Bu sefer de İstanbul Adalar diye düşündüm..

    Çok kötü anlardı çok.

    Allah kimseye bir daha böyle acılar göstermesin.

    Bu tarz risklerde sokaga cikarican aga. Belki ihtimal dusuk ama curuk binalarin affi yok.

    Sokağa çıkmak da çözüm değil be Hocam.

    Etraf kalitesini bilmediğin yüksek binalarla dolu.

    O yüksek binaların çökse bile yıkıntılarının ulşamayacağı alanlara gitmek lazım.

    Aslında binana güveniyorsan, yapacağın en önemli şey evdeki eşyaları sabitlemek.

    Bir binayı yıkan en önemli etken "rezonans" denilen "titreşim hareketi.

    Deprem olurken devamlı hareket eden eşyalar ki Türkiye'de evler eşya deposu gibi, binanın rezonansa girmesinin

    sebeplerinden biridir.

    Eşyaları sabitleyin hatta binadaki diğer komşulara baskı yapın onlar da sabitlesinler.

    Bir de deprem anında evdeyseniz, aşağı inmeyin, yukarı çıkın.

    Yani üstteki komşunuzla aranızı daima iyi tutun :)

    Tekrar başa dönersek, eğer bir deprem fırtınası coğrafyanızda gerçekleşiyorsa, açık bir alanda, gerekirse çadırda o

    zamanları geçirmekte fayda var.

    deprem firtinasi demisken aklima geldi.

    99 depreminden sonra bursada buyuklugu 5 i bulan onlar yada yuzlerce deprem olmustu. Ahmet mete isikarada herkes evlerini terketsin demisti. Tabi benim haberim yoktu. O donem parklarda kaliyoduk. Bugun niye bu kadar kalabalik heryer demistim. Tv izleyince anlamistim.

    Aslında "deprem fırtınası" demek, deprem öncüsü ya da artçıları anlamına gelmeyebilir.

    Kendi içinde bağımsız bir hareket de olabilir. Şöyle düşünmek gerekli;

    Mesela Araba da bir kanaldan, kablolar gecireceksiniz. Kabloları kanala yerleştirip, üzerlerine "pat pat " vurursunuz ya, iyice yerleşsin diye,

    Doğa da aslında aynısını yapıyor. İki plaka bir hareket sonucunda yerleşmeye başlayınca "doğa'nın eli" o plakalara vurup erleştiriyor.

    Ama rahmetli A.Mete Işıkara'nın o beyanatına gelirsek, rahmetli orada bir risk hesabı yaptı. zaten Çınarcık cukuru bir risk faktörü de içerdiği ve

    Avcılar da İstanbul yapı stok kalitesini gözlemlediği için bence doğru kararı verdi.

    en son Burdur için, ben AFAD veya Kandilli'nin yerinde olsam, "sokağa çıkın" demesem bile, olası riskler konusunda

    sadece Burdur değil, genel olarak Akdeniz bölgesi dahil yöre insanlarını dikkatli olmaları konusunda uyarırdım.


    Selamlar

    Cold.EFso

    Estağfurullah Hocam, çok ilginç bilgiler değil benim ki de, siz benim yaklaşımımı biraz anlamışsınızdır.

    Ben daha çok, geçmiş ve şimdii durumu kıyaslayıp, bazı çıkarımlar yapıyorum.

    Bilgi anlamında ise, çok fazla jeoloji bilgisine sahip olmadığımdan sadece genel hatları ile puzzle'ın parçalarını

    yerine oturtmaya çalışıyorum kendimce.

    Bu arada tutan öngörüler olursa da, o da mutluluk kaynağım oluyor.

    Ama iltifatlarınız için çok teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.

    İyi günler, selamlar