Posts by PergamoN

    Storm Chaser sahildeki bu denli su yükseliminin nedeni tsunami değil.sahilde dolgu zeminlerin çökmesi,sıvılaşması kaynaklı oldu diye biliyorum.

    Su yüksekliğinin net ölçümleri yapılmıştı bulursam atayım ama özellikle yalova sahil kesiminde düşey atım gerçekleşmemiş olmasına rağmen belirgin çökmeler meydana geldi.

    Doğrultu atımlı bir faydan ne kadar tsunami beklenebilir bilmiyorum ama 8-10metreler uçuk rakamlar fayın doğrultu atım bileşenli ters fay olması lazım.


    Cenk yaltırak’ın deniz verdiğini geri alacak söylemi bundan kaynaklanıyor.aman aman bir tsunami beklentisinden değil sahillerdeki bütün dolgu alanlar 99’depremindeki gibi fay kaynaklı düşey atım olmamasına rağmen dolgu olduğu için çökecek. Benzer görüntüler muhtemel

    Ramazan demirtaş;


    Twitter ve facebook sayfalarında yaptığım paylaşımlarımın altında yapılan yorumları okuyunca, sanki deprem olmayacak demişim gibi yapılan yorum ve yanlış anlaşılmaları engellemek, doğru bilgilendirmek adına, bu konu ile ilgili görüşlerimi aktarmak isterim


    Yaklaşık 30 yıldır deprem araştırmaları yapan; Türkiye'deki hemen hemen tüm deprem üreten fayları bir şekilde dolaşan ve araştıran; yüzeyde faylanma oluşturmuş birçok fay üzerinde fay kazıları yaparak eski depremlere ait yinelenme aralıkları ve en son ürettikleri deprem tarihlerini saptamaya çalışan, her depremden sonra "Allah bir daha böyle büyük deprem göstermesin" ifadesine hiç bir zaman katılmayan bir deprem araştırmacısı olarak şunu açıkça belirtmek isterim:


    Depremler dünyamızın ilk oluşumundan bu yana olmaktadır. Kıyamate kadar da oluşmaya devam edecek. Depremler yeryuvarımızın nefes alma olaylarıdır. Depremler/faylar olmadan dünyamız dengesini sağlayamaz. Depremler yeryuvarı içindeki ısı akımları sonucu yerkabuğunun kırılması ile, birbirine göre belirli hızlarla göreceli olarak levhaların hareket etmesi sonucu oluşmaktadır.


    Depremler/faylar olmadan dünyamızda yaşam olmaz. Tüm yeraltı-yerüstü kaynaklarımız, maden oluşumlarına yol açan magmatik-volkanik faaliyetler, petrol, kömür, sular, ovalar, gibi birçok oluşumlar depremler/faylar sayesinde olmaktadır.


    Bir deprem araştırmacısı olarak söyleyebilirim ki "Deprem-ler olmayacak" demek, deprem bilimine terstir. Yıllık kayma hızlarına bağlı olarak, her fay yeterli miktarda birikim yaptıktan sonra deprem üretecektir. Aksi düşünülemez.


    Marmara Denizi içinden geçen Kuzey Anadolu Fay Zonu'na ait dört parçası üzerinde de bu depremler mutlaka olacak. Marmara Denizi'nin en doğusunda, 17 Ağustos 1999 deprem kırığının batı ucunda yer alan Doğu Marmara parçası üzerinde, en son 1509 yılında M>7.5 büyüklüğünde bir deprem olmuştur. Bu depremden bu yana 510 yıl geçmiş durumda.. Bu fay üzerinde yıllık 16 mm civarında bir birikimle 510 yıl x 16 mm = 8 metrelik bir birikim oldu. Bu M 7.5 büyüklüğünde bir depreme karşılık gelmektedir.


    Doğu Marmara parçasının batısında Orta Marmara Sırtı üzerinde Nisan 1766 yılında M>7.0 ve bu sırtın batısında, Orta Marmara Çukurluğu ile Tekirdağ Çukurluğu arasında kalan parçasında, 3 ay sonra Ağustos 1766 tarihinde M>7.0 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha oldu. Bu depremlerden itibaren 253 yıl geçti. Bu iki parça üzerinde 253 yıl x 16 mm = 4 metrelik bir birikim oldu. Bu birikim de yaklaşım M>7.0 büyüklüğünde depreme karşılık gelmektedir. 26 Eylül 2019 günü Silivri açıklarındaki Mw 5.8 lik deprem bu fayın hemen kuzeyinde tali bir kırık üzerinde oldu.


    Tüm bu gerçekler ortadayken, Marmara Denizi içinden geçen bu üç parçada deprem olmayacak demek, kendimizi kandırmak demektir. Ancak tüm paylaşımlarımda açıklamaya çalıştığım konu şu: 510 yıl ve 253 yıl geçen ve deprem üretme potansiyeli yüksek üç parça var. Bu parçalar üzerinde mutlaka 1509 ve 1766 benzeri depremler mutlaka olacak, ama NE ZAMAN? Bunu söyleyebilecek elimizde sihirli bir değnek yok.. 1999'dan bu yana bekleniliyor.


    Lütfen bir dakika düşünün.. 17 Ağustos 1999 depreminden (M7.4) 3 ay sonra, bu fayın doğusunda 12 Kasım 1999 (M7.2) depremi oldu. Ama batısında 20 yıldır olmadı. 1999 yılından bu yana bekliyoruz. Ama 20 içinde bu depremin ne zaman olacağını hala bilme şansımız yok.


    Beklenen Doğu-Orta Marmara deprem(leri) 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarında olabilirdi. Ama OLMADI..


    Çünkü Yıl-ay-hafta-gün-saat olarak "Depremlerin Önceden Kestirilmesi" yapılabilecek ne bir TEKNOLOJİ, ne bir GÜVENİLİR YÖNTEM, ne de bir MATEMATİKSEL BAĞINTI, DENKLEM, FORMÜL var.


    Bu gerçekler ortadayken, sosyal ağ ortamında üç vakte kadar deprem olacak safsataları ve masalları ortaya atan insanlarımızın korkularını ranta, pazarlamaya, şöhrete, fırsata ve paraya dönüştürmeye çalışan çok sayıda deprem falcıları, kahinleri, medyumları, üfürükçüler, rüyacılar, vahiy gelenler, sancısı tutanlar, karıncacılar, bulutcular, gezegenciler, papağandan yağ çıkaranlar, servis edilen grafiklerle sözde deprem tahmincileri türedi.


    Getirdikleri nokta ortada, psikolojileri ve sağlıkları bozulmuş, tedirgin olmuş, uykusu kaçmış, antidepresan ilaçları almış, yukarıda saydığım malum kişilere inanmış, kısacası moralman çökmüş insanlar topluluğu..


    Saygılarımla

    Bir soru üzerine ramazan demirtaş;

    5.8 lik depremin ardından yüzlerce artçı deprem meydana geldi, sayısı beşyüzü geçmiş durumda. 10 km uzunluktaki ters faylanmanın 5.8 lik depreminin ardından bu kadar artçı olması normal. Eğer bu kadar artçı olmasaydı, ters fayda >5.0 lik depremler olabilirdi. Şu an için o ters fay enerjisini boşaltmış durumda. Ancak güneyden geçen KAF'ın ana hattı için şu an için bir şey söylemek doğru olmaz. 5.8 lik deprem bölgede gerilimin arttığına işaret etmektedir. Bu gerilim KAF'ın Marmara'daki üç farklı segmentine nasıl yansır, kırılma sürece nasıl gelişir izleyip görmek gerekiyor.


    Sonuç; benimde dediğim gibi 10km uzunlukta olan bir fayın bu saatten sonra m>5.8’den büyük deprem üretmesi beklenilmez başka bir fayın kırılması lazım

    @4 Şubat kendi yorumunu istemiştim çözümler için kısa bir yorum istemiştim sadecede tahminde bulunmuşsun , bu deprem tahminide bağımlılık yapabiliyor sanırım ^^

    Bende makaleden alıntılıyarak cevap vereyim o zaman arkadaşlarda öğrenmiş olur;


    büyüklüğü Ml=6.7 olan ana şokun P dalgası ilk hareket yönü ve moment tensör yöntemi ile yapılan odak mekanizması çözümleri Doğu-Batı yönlü ters faylanmaya işaret etmektedir. Ana şoktan sonra meydana gelen Ml≥ 4 olan depremlerin odak mekanizması çözümleri ise ters fay, sağ yönlü ve sol yönlü doğrultu atımlı faylanma sonuçları vermiştir. 09/11/2011 tarihinde meydana gelen Ml=5.6 olan depremin odak mekanizması ise sağ yönlü doğrultu atım bileşeni olan normal faylanmaya işaret etmektedir. Bu sonuçlar bir sıkışma rejimi etkisinde olan Doğu Anadolu bölgesindeki tektonik karmaşayı gözler önüne sermektedir.


    23 Ekim 2011 tarihinde Van ili Merkez ilçe sınırları içerisinde, ilk belirlemelere göre yerel magnitüd değeri 6.7 olarak hesaplanan bir deprem meydana gelmiştir. Başkanlığımız tarafından işletilen Ulusal Sismolojik Gözlem Ağı’na ait geniş bant istasyonlardan gelen veriler hızlı bir şekilde değerlendirilmiş, depremin dış merkez koordinatları 38.6890 K – 43.4657 D ve odak derinliği 19.02 km olarak belirlenmiştir (Şekil-1). Bu hızlı çözümün ardından yapılan ayrıntılı çalışmalarla, yerel magnitüd değeri Ml=6.7 olarak hesaplanan depremin moment magnitüdü (Mw), SEISAN 9.0 programı kullanılarak Mw=7.0 olarak hesaplanmıştır.


    Sismik aktivite bakımından suskun sayılabilecek bir bölgede meydana gelen ana şoktan sonra, bölgedeki sismik etkinlik artıyorsa ve bu sismik etkinlik ana şokun dış merkez koordinatları etrafında yoğunlaşıyorsa, ana şoktan sonra meydana gelen depremler, ana şokun artçı depremleri olarak değerlendirilebilir. Hatta ana şoktan 100-150 gün sonra aynı bölgede meydana gelen depremler ana şokun artçı depremleri olarak düşünülebilir [3]. Tajima ve Kanamori [4], büyük depremlerden sonraki artçı depremlerin bir yıl kadar sürebileceğini belirtmişlerdir. Artçı depremlerin ana şok episantri etrafında eliptik bir kümelenme göstermesi genel bir artçı şok karakteristiği olarak düşünülür [5,6].



    23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen Merkez-VAN depreminin ardından depremin hangi faydan kaynaklandığı ile ilgili olarak bilim dünyasında çeşitli tartışmalar olmuştur. Genel olarak değerlendirildiğinde, depremin kaynağı olan fay, Erçek Gölü ile Van Gölü arasında bulunmakta ve yapılan odak mekanizması çözümüne göre yaklaşık D-B genel doğrultusunda uzanan bir bindirme fayı özelliği göstermektedir.

    Ana şokun meydana geldiği 23.10.2011 tarihinden 01.03.2012 tarihine kadar aletsel büyüklüğü 4.0 ve daha büyük (ana şok dahil) 183 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerden 166’sının P dalgası ilk hareket yönü okunmuş ve buna bağlı olarak odak mekanizması çözümleri yapılmıştır (Şekil-11).



    Şekil-11’deki resmi daha net görmek açısından odak mekanizması çözümleri, aletsel büyüklüğü 4.5 ve daha büyük depremler için haritalanmıştır (Şekil-12). Odak mekanizması çözümlerinden de anlaşılacağı üzere bölge oldukça karmaşık bir tektonizma ile kontrol edilmektedir. Ana şokun KD’sunda meydana gelen depremlerin odak mekanizması çözümleri genel olarak doğrultu atımlı faylanmayı işaret ederken, batısındaki depremlerin odak mekanizması çözümleri ise genelde doğrultu atım bileşeni olan ters faylanmayı yansıtmaktadır.


    Bölgede 23 Ekim 2011 - 01.03.2012 tarihleri arasında meydana gelen depremlerden açığa çıkan enerji Log E=12.24+1.44M bağıntısı [7] kullanılarak hesaplanmıştır. Mw=7.0 büyüklüğündeki ana şoktan 2.09x1015 Joule enerji açığa çıkmıştır. 1 ton TNT 4.2x109 Joule olduğu düşünülürse, ana şoktan açığa çıkan enerji 497619 ton TNT değerindedir (Tablo-1). Hiroşima’ya atılan atom bombasının 15000 ton TNT olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu ana şoktan açığa çıkan enerjinin Hiroşima’ya atılan atom bombasının yaklaşık 33.2 katına eşit olduğu söylenebilir.



    Sonuçlar;


    23 Ekim 2011 tarihinde merkez üssü Van il merkezi olan Mw=7.0 büyüklüğünde yıkıcı bir deprem meydana gelmiştir.

    • Depreme kaynaklık eden fay Erçek Gölü ile Van Gölü arasında yaklaşık D-B genel doğrultusunda uzanan bindirme fayı özelliğindedir.

    • Söz konusu depremden sonra 1 Mart 2012 tarihine kadar aletsel büyüklükleri 1.5 ile 5.8 arasında değişen 8856 artçı deprem meydana gelmiştir. Bunlardan 98 deprem 1.0-2.0 arasında, 6372 deprem 2.0-3.0 arasında, 2204 deprem 3.0-4.0 arasında, 170 deprem 4.0-5.0 arasında, 12 deprem 5.0-6.0 arasındadır.


    -Oldukça karmaşık bir tektonizmayla kontrol edilen bölgede meydana gelen M>=4.0 olan depremler için P dalgası ilk hareket yönüne göre yapılan odak mekanizması çözümleri genellikle ters fay ve doğrultu atımlı faylanma sonuçları vermiştir. Ana şokun KD’sunda meydana gelen depremler genellikle doğrultu atımlı faylanmayı işaret ederken, batısındaki depremlerin odak mekanizması çözümleri genelde doğrultu atım bileşeni olan ters faylanmayı yansıtmaktadır.



    Deprem istatistiğinde kullanılan Gutenberg-Richter (LogN(M)=a-bM) bağıntısı yardımıyla 1900’den 23 Ekim 2011 tarihine kadar olan dönem (1. dönem) ve 23 Ekim 2011 tarihinden 1 Mart 2012 tarihine kadar olan dönem (2. dönem) ayrı ayrı değerlendirilerek Maksimum Olasılık Yöntemi ile b değerleri hesaplanmıştır.

    • 1. dönem için çalışma alanı içerisinde genel b değerinin 0.74 olduğu ve çalışılan grid aralığında 0.60 ile 1.20 arasında değiştiği gözlenmiştir. 23 Ekim depreminin meydana geldiği bölgede deprem öncesinde hesaplanan b değerinin düşük olduğu dikkate değerdir. 2. dönem için ise ana şoktan sonra hesaplanan genel b değerinin 1.26 olduğu ve çalışılan grid aralığında bu değerin 0.65 ile 1.50 arasında değişim gösterdiği gözlenmiştir. b değerinin gerilim birikimi ile ters orantılı olduğu düşünüldüğünde, ana şok öncesi hesaplanan düşük b değeri bölgede bir gerilim birikimi olduğunu, sonrasında hesaplanan yüksek b değeri ise bu gerilimin nispeten azaldığını ifade etmektedir.

    • Hesaplanan düşük b değerleri çalışma alanımızda çoğunlukla yüksek magnitüdlü depremlerin olduğu kısımları temsil etmekle beraber yüksek magnitüdlü depremlerin olmadığı çalışma alanının GD’suna düşen bölgede gözlenen düşük b değeri “acaba bu bölgede bir gerilme birikimi mi var?” sorusunu akla getirmektedir.

    @4 Şubat odak mekanizması çözümlemelerini araştırdınmı?


    Araştırdısan biraz bilgi sahibi olmuşundur

    Van depreminden sonra gerçekleşen M>4.5

    Depremlerin odak çözümleri yorumunu merak ettim ;


    Başka yorum yapmak isteyende yapabilir;