Posts by PergamoN

    Orta doğunun oturmuş ülkelerinden biri olan lübnan’da ciddi eylemler mevcut;


    Lübnan'da ekonomik kriz halkı sokağa döktü

    Son 30 yıldaki en derin ekonomik krizin yaşandığı Lübnan'da sokağa çıkan halk ülke para biriminin ABD doları karşısında değer kaybetmesi nedeniyle yaşam şartlarının ağırlaşmasını protesto ediyor.


    Lübnan geçtiğimiz ay 1,2 milyar dolarlık borcunu ödemeyerek temerrüde düşmüştü.

    2016 deprem etkinliği ile başlayan akhisar ve çevresindeki deprem fırtınalarında sismik boşluk dolmuş görünüyor bu depremlerin hiç biri haritalanmış faylarla ilgili değil.Ne kırkağaç/soma fayı kırılmış nede gelenbe fay zonu..

    Mavi noktalı depremler 2016

    Beyaz noktalı depremler 2020

    Deprem fırtınalarını izleyen sonraki yıllarda (5-7yıl) Komşu fayların davranışı dikkatle izlenmelidir.

    (Grafikler Serkan ırmağa aittir)

    Bizim için iyi bir tahminlerini görmedim şimdiye kadar.Amerikanın durumu bence slumpflasyona daha uygun.Bizim %13.7 lik işsizlikle girip %17 olacağını %5 de küçülme olacağını düşünürken Abd şimdiden 22 milyon kişi ilk kez işsizlik başvurusunda bulundu.Tarım politakamızı tekrar güçlendirirsek Türkiye önceki kriz tecrübeleriyle bu işi en fazla deflasyon durumuna gelir sonrasında toparlanırız diye düşünüyorum.Tabiki bu deflasyon süreci sıkıntılı olacaktır ama slumpflasyonun yanında bayram şekeri gibidir...

    Slumpflasyon= enflasyon+ekonomide küçülme (Enflasyon içinde küçülme) hali demek. ABD'de enflasyon düşük ama abd'deki durum bana görede daha ciddi sonuçlar doğuracak.


    Slumpflasyon oluşabilmesi için toplam talep yetersizliği ile birlikte ,toplam Arz sıkıntısının da yaşanması gerekiyor. Ancak Toplam Arz azalması ,Toplam Talebe göre daha fazla olmalı ,bu durumda enflasyon da oluşuyor.


    Türkiye bencede slumpflasyona girmez ,girsede 2018'de olduğu gibi bunu vatandaşa en az şekilde yansıtacaklarını umuyorum.


    1-Krize eşlik eden enflasyon üretimden çekilme kararı vermek üzere olan üretici için fiyat artışını ifade edeceği için üretimde kalmasını teşvik eder, (bunun için mevcut üretimin başlatılabilmesi lazım ?)


    2- Bu enflasyon kriz ve işsizlik ortamında ücretleri yükseltmez,Yükseltmemeli..


    3-İnsanına değer verip, beşeri sermayeyi güçlü sağlık sistemi ile koruyan bir ülke konumuna geldik, virüs aşıldığında/bittiğinde üretim yine insanlar tarafından yapılacak. Bu illeti yine en az zararla Çin atlatır..


    4- Türkiye sosyal ağlarla; aile-arkadaş yardımlaşması ile krizleri atlatmaya alışkın bir ülke, Dünya ülkeleride istemesede sosyalist politikaya (dayanışmaya) yönelmek mecburiyetinde. Farklı ülkelerden hala yardım talepleri geliyor. Sonraki dönemde bunun meyvelerini toplayacağız diye düşünüyorum.


    5- 3 aylığına işçilerin çıkarılmasının yasaklanması , güzel olmakla birlikte 3 ay içinde mevcut sektörlerin hepsi (en geç) işe koyulması lazım daha fazlasını devlette kaldıramaz.Virüs ne zaman son bulacak yada bulacakmı? 3 Ay kısıtlı bir süre.


    6-Her sektör virüs sonrası kendini koruyabilecekmi? Mesela turizmin yan dalları hediyelik eşya vb. satan kişiler. Siz bir üreticisiniz, ürettiğiniz malları satamadınız, geliriniz düştü ya da kayboldu. Yeni ürün üretir misiniz? 1 dolar halâ 1 dolar mı?


    Başta tarım olmak üzere dediğin gibi yerli üretim için ek ekonomik tedbirler alınmak zorunda.

    IMF'ninki tahmin adı üstünde yıl içinde revize edeceklerini düşünüyorum bende.

    PergamoN sismik boşluk olarak gösterilen fay zonunda mı depremler oluyor? sanki daha doğuda kıyıya daha yakın..

    Makalede ayrıntılı bilgiye ulaşamadım o bölge için muhtemelen tarihsel depremlerin (tahmini) gösterilen yerlerinden yola çıkılarak bir sonuca gidilmiş ve kıbrıs yayını baz almışlar gibi görünüyor. Kıbrıs yayının deprem çözümleri ters fay çözümü olması lazım haritadada bindirme olarak gösterilmiş. Bugün ve 3 nisanda gerçekleşen depremlerin çözümünde ters fay bulgusu yok normal ve sol yanal doğrultu atımlı gerçekleşmişler. 4.8M Ve 4.6M olarak 2 ayrı parçada meydana gelen depremler , ikincil kırıklar üzerinde meydana gelmiş olma ihtimali yüksek 3'den küçük depremlerin dağılımı normal değil 50-55km'ye kadar yayılım göstermişler ama ramazan hoca 3'den küçük depremlerin sismojenik zondaki faylanmayı temsil etmediği söylemişti. 3 ve üzerindeki depremlerin sayısıda şuan için az ve anormal bir yayılım yok.


    Zafer burnu/İskendurun körfezi arasındaki alan 1996 yılında yayınlanan makalede sismik boşluk olarak gösterilmiştir.




    Doğu Afrika Rift Vadisi;


    Rift terimi, bir zamanlar bir bütün olan iki kütle arasında oluşan yarığı ifade ediyor. Bu yarık iki veya daha fazla fayla sınırlanmış olabilir. Bir anlamda litosferin kalınlığı boyunca kırılması veya çökmesini kapsıyor.

    Dünya’nın en büyük fay hattı olarak da kabul edilen “Doğu Afrika Rift Vadisi”; Büyük Rift Vadisi, Afrika-Arabistan Rift Vadisi ya da sadece Rift Vadisi olmak üzere farklı isimlerle anılıyor.

    Doğu Afrika Rift Vadisi, tamamı 6400 kilometre uzunluğunda olan ve Doğu Afrika’dan Lübnan’daki Bekaa Vadisi’ne ve oradan da Türkiye’nin güneyindeki Amik Ovası’na kadar uzanan büyük rift sisteminin en büyük bölümünü oluşturuyor.

    Büyük Rift’in oluşumunda Afrika levhası ve Arap levhası olarak iki büyük levha rol oynuyor. Vadinin adı kâşif John Walter Gregory tarafından konmuş. Vadinin genişliği 30-100 kilometre, yüksekliği ise birkaç yüz metreden- 4500 metreye kadar ulaşabiliyor.

    Doğu Afrika Rift Vadisi, Nubiya levhası ve Somali levhası olarak adlanmış iki minör levha arasındaki fay hattını ifade ediyor. Bu fay hattı, Afrika’nın doğusunda, Etiyopya'nın kuzeyinden Mozambik'in ortalarına kadar kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda 1000 km uzanıyor.

    Vadinin oluşum süreci, hem levha hareketlerine hem de magma hareketlerine bağlı olarak 30 milyon yıl önce Erken Oligosen’den itibaren başlıyor. Oluşum süreci 8 milyon yıl önce Miyosen sonlarında sona eriyor. Günümüzde de vadinin açılması 1mm/yıl olarak devam ediyor.

    Doğu Afrika Rift Vadisi’nin oluşumuyla birlikte birbirine bağlı olarak gerçekleşen bir dizi değişim, sonuçları bakımından evrimsel açınımın en büyük tetikleyicilerden kabul ediliyor. Çünkü rift vadisinin oluşumu topografik değişimi, jeolojik değişimi, Alize rüzgârları gibi hava akımlarının davranışlarını değiştirmesi bakımından meteorolojik değişimi dolayısıyla da klimatolojik (iklimsel) değişimi, bitki örtüsü ve yaşam yelpazesi bakımından ekolojik ve biyolojik değişimi sağlamış. Bu değişimler de kaçınılmaz olarak çeşitliliği ve türleşmeyi doğrudan etkileyerek, sonuçları içinde insanın da bulunduğu evrimsel açınımda çok büyük adımların atılmasına neden olmuş.

    Doğu Afrika Rift Vadisi ve Büyük Rift Vadisi, kıtasal bir rift olup, jeolojik olarak uzaklaşan levha sınırının en güzel örneğini oluşturuyor.

    Levha sınırları; uzaklaşan levha sınırları, yaklaşan levha sınırları ve tranform levha sınırları olarak üç farklı şekilde olabiliyor.

    Uzaklaşan levha sınırları, okyanussal ya da kıtasal özellikte, yaklaşan levha sınırları okyanusal-kıtasal, okyanusal-okyanusal veya kıtasal-kıtasal özellikte olabiliyor.

    Uzaklaşan levha sınırlarında mekanizma şöyle işliyor; birbirinden ayrılmakta olan iki kıtasal levha plakası gerilmeye neden oluyor. Bu gerilmeye bağlı olarak; litosferin (kıtasal kabuk) altından yükselen magma bir yandan kimyasal ve yoğunluksal değişimlere neden olurken, diğer yandan manto üzerindeki kabuğu üste doğru itip, kabuğun kabarmasına ve basınç (stres) sonucunda kabuğun incelerek, çok sayıda kırık, çökme ve çatlak oluşmasına neden oluyor. Bu şekilde; vadiler düşerken, etraflarındaki alanlar da bu mekanik (fiziksel) serbest kalışın etkisiyle birlikte yükseliyor. Sonra kabuk iyice gerilip inceldikçe, rift vadileri gelişiyor ve vadi tabanlarından lavlar akmaya başlıyor. Yayılmanın daha fazla sürmesi, kıtayı, dar bir deniz yolu gelişinceye kadar ayırıyor. Eğer yayılma yine de sürerse, okyanus sırt sistemi oluşuyor ve okyanus havzası gelişerek büyümeye başlıyor.


    Biz görmeceğiz ama amik ovası denize dönüşecek.


    115-526 gibi dünyanın yaşadığı en ölümcül depremler arasında olan , (tarihsel) 250 ve 260bin ölüm içeren Antakya depremleri (7.5M/7.6Ms) bölgenin tehlikesi açısından önemli ipuçları veriyor. bu depremlerin yanında tarihsel dönemde kaydedilen çok sayıda yıkıcı/hasar yapıcı depremde mevcuttur açıklar dahil.


    Fay hattına bağlı olarak ortaya çıkan çöküntü alanlarının akarsu alüvyonlarıyla dolması sonucu tektonik ovalar oluşmaktadır. Amik ovası böyle bir oluşumdur ve çok verimli bir arazidir.



    Fay hattının geçtiği bölgelerde Ölüdeniz fayı vb. jeolojik oluşumların çok belirgin çizgisellik göstermesi atım miktarının çok fazla olup büyük depremler ürettiğini kanıtlar niteliktedir.

    _SoykanTevfik_ fay olmayan yerde deprem olmaz o bölge daha öncede 2.5-3 arası deprem üretiyordu ama bunların sayıları çok çok az İstasyon sayısının artmasıyla daha fazla kaydedilmeye başladı. Dağ,deniz,göl,ova gibi oluşumların hepsi faylanma sonucu oluşan jeolojik yapılar günümüze kadar inaktif konuma geçen faylarda olabiliyor haritalanması yetmiyor ayrıntılı paleosismolojik çalışılması lazım deniz altı gibi bölgelerde bu çalışmaları yapmak çok zor.İstanbul karasında aletsel dönemde 5.0M (tahmini) bir deprem mevcut ,bu depremler küçük depremler birkaç km uzunluktaki fay bu büyüklükde depremlere neden olabiliyor.

    Haritadan bakarak bir şeyler çıkarılmaz. Çözümlemesini görmedik. Belki deniz içinde bilinmeyen küçük bir fayda meydana geldi direk karadeniz fayının üzerinde olduğuna dair elimizde bir kanıt var mı? O bölgede kaç yılında ne tür kırılmalar,fayın karakteristlik özelliğini biliyoruz mu? Yorum yapmak bence zor o bölge için. Biliyorsa PergamoN hocamız aydınlatırsa iyi olur bizleri.

    Karadeniz civarındaki deprem istasyonunun azlığı nedeniyle yakın tarihe kadar karadeniz'in depremselliği tam anlamıyla bilinmiyordu. İstasyon sayısının artmasıyla bölgenin deprem algılama eşiğide olumlu yönde düşmüştür.


    Bartın depreminin odak mekanizması çözümü bu depremin ters faylanma ile meydana geldiğini ortaya koymuştur. Özellikle son yıllarda meydana gelen depremler incelendiğinde hemen hemen tüm depremlerin de aynı faylanma türü ile, ve/veya baskın ters faylanma bileşenlerinin olduğunu ortaya koymaktadır.


    2004 yılı Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KOERI), Ulusal Deprem İzleme Merkezi (UDİM)’nin geniş-bantlı deprem istasyonlarını tüm ülke çapında yoğun kurmaya başladığı yıllar olup, 2008 yılından sonra özellikle Karadeniz’in güney kıyılarında ( Giresun açıkları; Samsun-Bafra açıkları) ve Doğu Karadeniz-Gürcistan açıklarında önemli bir dizi depremler kaydedilmiştir. Bu depremler bölgenin asismik olmayıp, çok sık aralıklarla olmasa da zaman zaman deprem ürettiğini ortaya koymuştur. 2014 yılı Temmuz ayında başlayan ve aralıklarla Eylül ayına kadar devam eden Bafra açıkları deprem etkinliği bölgede tedirginlik yaratmıştır. Bu çalışmada bölgede son yıllarda meydana gelen büyüklüğü genelde M>3.8 olan 20 depremin fay düzlemi çözümleri yapılmış ve kısmen de olsa bölgenin güncel deprem aktivitesini denetleyen yapıların özellikleri ortaya konulmasına çalışılmıştır. Bölgedeki sismik aktivite genel olarak Gürcistan açıkları, Kırım- Rusya arası basen kenarları boyunca, Bulgaristan-Romanya, Bulgaristan-Türkiye-Trakya sınırı boyunca ve Güney Karadeniz’in orta bölümü-Türkiye açıklarında görülmektedir. Karadeniz’in merkez ve doğu kısmı-basen içi fazla deprem üretmemekte ve basenin kenarları sismik bakımdan daha aktif olarak gözükmektedir. Bölgedeki önemli (Ms>6.0) depremler genel olarak Kırım’ın güneydoğusunda, Gürcistan karasında, Bulgaristan açıklarında, Bartın ve Kuzey Anadolu Fayı üzerinde meydana gelmiştir. Aletsel dönemde bölgede bu depremlerin dışında önemli bir deprem meydana gelmemiştir. Meydana gelen depremlerin odak derinliklerine bakıldığında genel olarak 10-35 km. arasında değiştiği görülmektedir. Karadeniz’de özellikle son 6 yılda meydana gelen depremlerin fay düzlemi çözümleri, kuzeybatı kısmında (Bulgaristan-Romanya sınırı açıkları ve yakın çevresi) genel olarak oblik doğrultu atımlı faylanmalar vermektedir. Güney Karadeniz ve orta bölümde özellikle Bartın açıkları, Kastamonu civarı-Samsun açıklarında da yine oblik faylanma karakteri ve sıkışmalı bir tektonik rejimi ifade eden ters fay bileşeni ağırlıklı çözümler görülmektedir. Ters faylanma bileşeni güçlü olan depremler genelde basene paralel olarak uzanmaktadır. Bu fay geometrisi sıkışmalı bir gerilmenin bölgede etkili olduğunu göstermektedir. Gürcistan açıklarında meydana gelen depremler de oblik-doğrultu atımlı faylanma özelliği taşımakla birlikte, genel olarak ters faylanma bileşeni hakim olmaktadır ve daha doğuya karaya doğru ağırlıklı olarak ters faylanmalar bölgede güncel tektonik rejimini kontrol etmektedir. (Kalafat, D, Toksoz, MN)


    Tarihsel dönem kayıtlarındada ciddi deprem kayıtları çok az olmakla birlikte, bölgenin depremselliğinin uç noktası Bartın 1968 depremi gibi 6.5M civarı olma ihtimali çok yüksek , Karadeniz fayı olarak adlandırılan ve haritalanan fay gelişi güzel bölge tektoniğini belirtmek amaçlı çizilmiş ters fay mekanizmasını temsil ediyor, Ayrıntılı fay haritası mevcut değil.


    Özelikle gürcistan karasalı/açıkları günümüzdede yoğun şekilde deprem üretebilmektedir. (5>6m)

    Risk Kuzey anadolu fayının devamı olan marmara denizi segmentlerinde diyebiliriz korkmaya gerek yok bartın depremi gibi büyük (6.5m) depremlerin tekrarlanma aralıkları çok uzun yıllar büyük ihtimalle.