Posts by ilker.gunebakan

    Önlemin kralını da alsan Endonezya'ya yapacak hiç bir şey yok tsunami konusunda. Çok üzücü çok. Yerleşimlerini deniz seviyesinden yükseklere kurmaları gerekiyor artık.


    Merhaba;


    Sadece ufak bir hatırlatmada bulunayım. Depremin olduğu çoğrafyada, iklim özellikleri sebebi ile, yapılar daha çok, ahşap türü malzemeler kullanılarak yapılıyor. bizim bölgemizde olduğu gibi değil neredeyse sadece uyuma amaçlı kullanılıyor.

    Bölgede en önemli geçim kaynaklarından biride balıkçılık ve su ürünleri konusunda olduğu için de, denizden uzak ve yükseklere ev yapma fikri rağbet görmüyor.


    Burada can kayıpları yapılardan daha çok, insanların ekmek kapısı teknelerini ve araç gereçlerini kurtarmak çabasıyla sulara kapılması veya sürüklenen cisimlerin çarpması sonucu olduğunu söyleyebiliriz.


    Endonezya halkının başı sağolsun ve tüm vatandaşalrına büyük geçmiş olsun.

    Felaket tellalı gibi düşünmeyin ama, en geç yarın sabah alınması gereken önlemler var bana kalırsa.

    Ve en büyük görevde yerel yönetimlerin. Büyükşehir belediyesi ve Valilik koordinasyonunda acilen bir çalışma başlatılmalı.


    - acil sağlık ekipleri

    - itfaiye araç ve personeli

    - gerekirse askeri destek birlikleri

    - Elektrik ve doğalgaz ekipleri

    - Su ve kanalizasyon ekipleri


    acilen hazır edilmeli ve birbirleri ile koordinasyonları sağlanmalı.


    Yine özellikle ilçe belediyeleri, halkla ortak çalışmalar düzenleyip,


    - bina dışındaki klima chazları

    - tabelalar

    - elektirk, telefon direk ve telleri

    - her tür pano

    - montajı olmayan veya kötü olan ( örn. inşaat alanlarındaki panolar ve malzemeler gibi)


    kontrolleri ve sabitlenmeleri yapılmalı.


    ben olsam, cumartesi gününden itibaren, ana arterlerin açık tutulması için özel çalışmalar yapar, araçların, ambulans,itfaiye, polis ve askeri araçların geçişini engellemeyecek şekilde park edlmesini sağlardım.


    ama görünen o ki, önlem alınma çalışmaları neredeyse sıfır (0)



    Tehlike şu ki, ülkemiz daha önce bu boyutlarda bir afet görmediği için, yasayacağımız çoğu şey bir ilk olacak.

    Önlem almaktan neden hala bu kadar kaçınıyoruz anlamak mümkün değil. Sorumsuzluğun cezasını, insan hayatı olarak ödemek acaba daha mı ucuz?


    Allah hepimizi korusun felaketlerden.

    Değerli Havaforum yönetici ve üyeleri;


    Dün akşamdan beri devam eden yavaşlama sorunu, an itibarıyla artarak nerdeyse siteyi açılmaz hale getirdi. İletilere "beğen" dediğimizde başarmayı bırakın ya site açılmıyor ya da açılması çok uzun sürüyor.


    Acaba bende mi bir sorun var, ya da " kırbaç" çok fazla mı rating aldırıp kastırıyor? :)


    herkese iyi günler dilerim, saygılarımla

    " Olası Kasırga'nın" ürkütücü boyutları ile ilgili bir kaç ekleme de ben yapayım.


    - Sahillerimizde yapılan dolgu alanlar risk içeren alanlardır. Dikkatli olmak gerekli. ( Çöken yollar özellikle risk kaynağı)

    - Türkiye'de ölçülen rüzgarın en hızlı ölçümlendiği yer, Keşan-Enez bölgesinde şimdi adını hatırlayamadığım bir burunda ölçülmüştür. Yaklaşık 135-140 km/h'dir bu hız. ki bu hız çok ekstrem bir hızdır. Türkiye'de maksimum rüzgar hızı 60-70 km./h. civarıdır. Kasırganın direkt etkilediği bölgelerde;


    - çatılar, bacalar, uydu antenler ve hatta hesap ve işçilikleri yanlış yapılmış ve hatta yapılmayan binalar risk altındadır.

    - Elektrik direk ve telleri. Hatta kasırganın direkt etkilediği alanlardaki, yüksek gerilim trafa türü yapılar

    - Su depoları

    - buğday siloları

    - liman, marina ve bilumum su yapıları


    risk içeren yapılardır.


    Risk, ülkemizde böyle bir afetin daha önce gerçekleşmemiş olması ve yapılan inşaat hesapları için bu durumun ekstrem bir durum olmasıdır.


    eğer bu felaketin ülkemizi vuracağı kesinleşirse, okullar, devlet daireleri mutlaka tatil edilmeli, hastaneler "alarm" durumuna geçmelidir.

    Doğalgaz ve elektrik kasırganın direkt vuracağı bölgelerde tehlike gecene kadar mutlaka ama mutlaka kesilmelidir.

    Kasırganın başlanma saatlerinin belirsizliği sebebi ile, önceden bildirilerek, vapur, otobüs,tramvay ve tüm toplu taşıma seferleri iptal edilmelidir.



    Aşşah cümlemizi, büyük bir felaketten korusun inşallah.

    Baybars


    Konu konuyu açıyor madem :)


    İstanbul, İstanbul diyoruz ama, Türkiye'nin genelinde yapı stoğu ciddi problemli. Tabi sadece yapılar değil, zemin eüdleri yapılmayan, siyasi rant uğruna imara açılan sorunlu araziler, filan derken durum içler acısı. Mesela Rize'de olan sel felaketinden sonra, yarısı dere yatağında ve temelleri açıkta, diğer yarısı dere yatağının yanında yanılmıyorsam 4 katlı binanın fotosu, durumu gözönüne seriyordu.


    Gelelim İstanbul tarafına, Halkalı, Avcılar özellikle sahil kesimleri Tekirdağ'a kadar yıllar içinde siyasi rant uğruna toprakla doldurularak arsalar elde edilmiş. Daha sonra işler iyice kontrolden çıkarak, bu tür dolgu zeminlere çok katlı yapılar inşa edilmiş.

    Allah'tan 1999 depremi sonrası çıkan inşa yönetmeliği ile bu yapılara bir nebze de olsa dizgin vurulabildi. ama yönetmelik öncesi ki yapı stoğunun büyük bir kısmı ciddi risk unsuru olmaya devam ediyor. Daha da kötüsü, kentsel dönüşüm projeleri isteneni veremedi. Risk çok büyük anlayacağınız.


    Doğu, Güneydoğu bölgeleri ise, olan depremlerde nasıl bir stoğa sahip olduklarını sergiliyorlar. Ağrı'da olan depremden sonra bölgeye giden bir kişi olarak, can kaybının "az" olmasının bir mucize olduğunu bile düşündüm.


    Ama nüfus yoğunluğu bakımından İstanbul ayrı bir vaka. Yolların planlaması hatalı mesela. Ben bir kehanette (!) bulunayım, deprem sonrası büyük kayıplar olmasa bile, insanlar ilk anda tıkanan yollar sebebiyle, itfaiye, ambulans, güvenlik güçlerinin hareketleri duracağı için, deprem sonrası oluşan, yangınlar, yaralanmalar, yağma hareketleri gibi olaylar sonucu ölecek.

    Üstelik ne ölçüde yapıldığından emin olamadığım İlk Boğaziçi ( 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) köprüsünün tamir ve onarımı sorunlu olursa ve bu köprü ağır hasr alırsa, arkasında FSM'de hasar görürse, İstanbul trafiği günlerce kapalı kalır ki bu depremden de büyük bir felakettir.

    Özellikle Avrupa yakasında, Doğalgaz, Elektrik ve su tesisatları büyük zarar görecek ( özellikle eskiliği kaynaklı) Üstelik "deprem toplanma ve ikamet" alanlarınıa inşaatlar yapılması,ciddi barınma ve ikmal - iaşe sorunlarını da yanında getirecek.


    Ne yazık ki durum bu. Hatta çok daha korkutucu senaryoları aklıma bile getirmek istemiyorum.



    Neticede, Allah hepimizi önlemini almadan böyle bir felaketten korusun.



    Hayırlı akşamlar olsun.



    Not : Moral bozmak istemezdim ama, ne yazık ki gerçekleri de konuşmak gerekir.

    Baybars


    Kesinlikle haklısınız. Aktif bir fay. Hatta konuyla ilgili bir şey söyleyeyim. Naci Görür Hoca, Fransız araştırma ekibiyle Marmara denizinde yaptığı çalışma da, özellikle Mürefte açıklarında ( ki konum olarak uçmakdere açıkları daha doğru olabilir) su altında yoğun gaz çıkışı görüldüğünü söylemişti.


    Bu fay hattının aktif olduğuna dair ciddi bir bulgudur. Buna karşılık yine tarih boyunca :) Gökçeada depremleri oluştuktan sonra, Ganos fayının harekete geçtiğini ( tetiklendiğini) söylemek zor.


    Ama dediğiniz gibi ve katıldığım görüş, her zaman tarihsel döngünün belirleyici olmayabileceği.

    Ben o fay hattının kırılmasından, beklenen İstanbul depremi kadar korkuyorum. Çünkü, Gelibolu, Keşan, Tekirdağ, Şarköy, Mürefte ve o hattaki yerleşimlerin yapı stokları, deyim yerindeyse, içler acısı bir halde. Hem maddi hem de manevi ciddi yıkımlar bizi bekliyor olabilir.


    Umarım bekledğim gibi olmaz.


    Hayırlı akşamlar, iyi forumlar

    Depremlere baktığımızda tekirdağ-yeniköy açıklarında sıklaştığını görüyoruz buda doğal. 1912 yılından beri enerji biriktiren ve ben hala aktifim diyen bir fay var orada. Daha önce bu konuda adı geçmişti Ganos fayının. Oluşan depremler bu fayın aktifliğini gösteriyor.

    Ganos fayının kırılmasına daha var :)

    En son 1912'de kırılmıştı, daha tarihsel döngüsünü tamamlamadı.

    Ama emin olduğum tek konu var, o da "Ganos" kırıldığında, Gelibolu Yarımadası değil, sanırım Gelibolu Adası diyeceğiz :)


    Not : lütfen deprem konusunda dalga geçtiğimi düşünmeyin. Ben Gelibolu'luyum. Şarköy-Mürefte depremi ve Gelibolu adası muhabbeti gençliğimizden beri arkadaş grubu arasındaki bir espridir. Burada okuyunca aklıma gedi.

    ege 1 yildir cok sallaniyor..bilim adamlari olagan diyorlar..allah korusun tum insanligi..gecmis olsun.


    Ege denizinde olan depremler ile, marmara denizi ve KAF hattı üzerinde olan depremlerin mekaniği farklı.


    Marmara ve KAF hattında olanlar, aktif fay hatlarının hareketleri ile oluşurken, Ege denizi depremleri Volkanik hareketler ile oluşuyorlar.

    Volkanik hareketler bazen yerel ufak fayları da harekete geçirebiliyor. Ama magma'nın hareketlerine paralel bazı yıllar çok hareketli olurken bazı yıllar çok sakin geçebiliyor. El Nino - La Nina hareketleri gibi :))


    Onun için Bahsettiğiniz hareketlilik bu sebeple olağan bir durum, sorun olacağını tahmin etmiyorum



    hayırlı akşamlar

    merhaba;


    Hep "deprem" konusunda denk geliyor yazmak ama, bazı mesjları görünce dayanamayıp yazıyorum.


    Birincisi, zaman konusu. Zaman konusunda yorum yapmanın hatalı olduğunu hep tartışıyoruz zaten. Depremlerin zamanı bilinemez ve hatta tahmin de edilemez. Sadece geçmiş yılların istatistiksel geçmişi size analiz imkanları sağlar.


    İkincisi Richter ölçeği adını verdiğimiz "skala" aslında logaritmik bir skaladır. Basitçe anlatmak gerekirse, 0,1 ile 0,2 arasında tam bir kat büyüklük vardır. mesela 7,1 büyüklüğündeki bir deprem, 7,0 büyüklüğündeki bir depremin 2 katıdır.

    Bu ne demek? İstanbul'da beklenen 7 ve üstü bir depremin, depremciklerle soğurulması için, binlerce küçük depremin, yakın zamanlarda olması gerekir ki şu anda söz konusu değildir. yani küçük depremler büyük depremin şiddetini teorik olarak azaltır ama pratikte faydası olmaz. Aynı zamanda beklenen büyük depremi tetiklemek ile de ilgisi bulunmaz. Ama 1999 depremini hatırlarsanız, depremden sonraki gün, Yalova açıklarında kısa zaman aralığında yüzlerce depremcik oluşmuş, Rahmetli Mete Işıkara insanları uyarmak zorunda kalmıştı, ama bir şe çıkmadı şansımıza.


    Koku konusuna gelirsek, İstanbul için tabi, faylardan çıkması olası kükürt, metan gibi gazların yayacağı kokular, İstanbul'un kanalizasyon, çöp, ekzost gazları, sanayi tesislerinden yayılan kokuların yanında göz ardı bile edilebilir. inanın o kokuların kaynağı kesinlikle doğal değil, doğal olmayan insan kaynaklı kokulardır.


    Sevgili arkadaşlar;


    bu konularda en önemli husus, insanları paniğesevk edecek favranışlardan kaçınmak olmalıdır. İlk etki, hatalı, panik davranışlar şeklin de gözlenir ki, çok risk içeren bir durumdur, ikinci etki içinde, "yalancı çoban" masalını bulup okumanızı öneririm :)



    panik yaratmayın, ama önleminizi de almayı unutmayın.


    Hayırlı geceler olsun sizlere

    Teşekkür ederim arkadaşlar iltifatlarınız için.

    Tabi analiz yapmak dediğiniz gibi güç bir uğraş ve özellikle bizler gibi tek donanımı internete bağlı bir bilgisayar olanlar için daha da zorlu ve çok dikkatli olunması gereken bir süreç.


    Elimdeki tek veri depremlerin tarihsel devinimleri. İran öngörüsü tamamen bu istatistiksel bağlı bir öngörüdür.


    Lütfen bir "kehanet" ve tutması olarak düşünmeyin.



    bu vesile ile, depreme hazır olmakta, yapılması gereken işleri savsaklamamakta fayda var.


    tekrar teşekkürler ve iyi forumlar dilerim.

    Baybars


    Türkiye hakkında öngörü konusuna zaten herhangi bir qtıfta bulunmadım. Güney Amerika ve takiben Alaska ve hatta Şili öngörünüze de kesinlikle katılıyorum.


    mesejınıza lave olarak tarihsel depremsellik sürecinde sadece Asya ve kişisel tahminim olarak da İran'a da ben dikkat çekmek istedim.


    hemfikiriz, sorun yok :)


    selamlarımla, iyi forumlar

    Ateş çemberinde işler karışık, son zamanlardaki güney amerika depremleri dikkat çekiyor..

    Yerküre üzerindeki "fay hatları" ya da "çatlak-kırık" sistemlerini düşünürseniz, o çoğrafya da enerji boşalımları / enerji yüklemeleri kaynaklı sıra depremler oluşuyor. Aslında öngörünüzde çok haklısını, bu aralar Güney Amerika çoğrafyası çok aktif. Fakat tarihsel döngü, ikinci aktif çoğrafya'nın, Asya çoğrafyası olacağını gösteriyor ki, Türkiye risk bölgesinde yer almasına rağmen, esas tehlike İran için söz konusu olacak.

    Venazuella'da 7.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremin bir özelliği de yüzeye çok yakın bir konumda gerçekleşmesi.

    henüz ölü/yaralı/kayıp sayıları hakkında bir bilgi yok. Ama yüzeye yakın ve 7.0 büyüklüğünde gerçekleşmesi, yerleşim yerlerine olan yakınlığa göre tehlikeli olabilecek bir deprem.


    Allah tüm Venezuella halkının yardımcısı olsun.



    Ekleme : USGS depremin büyüklüğü 7,3, derinliğini 123 km. olarak revize etti. Yüzeye yakınlık kriteri düzeltildiğine göre yerleşim yerlerine olan uzaklığı hasarı belirler. Yinede çok büyük bir deprem ve ekonomik sorunlarla boğuşan Venezuella halkı için çok kötü bir gelişme. Allah yrdımcıları olsun.

    17.Ağustos.1999 deprem felaketinin 19.yıl dönümünde hayatını kaybeden yurtdaşlarımıza başsağlığı dilerim.

    Yaşamını yitirmeyen ama o felaketin tüm acısını, yaralanıp hastanelerde, evinde çeken, yüreklerinde derin yaralar açılan diğer yurtdaşlarımıza da, içlerinde asla dinmeyecek o acıyı bastırabilmeleri için Allah'ımdan o insanlara güç vermesini dilerim.


    Yüce rabbim bizlere ve ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın.



    Bir dakika durup düşünelim sadece.

    ne yaptık, ne yapıyoruz, ne yapacağız.