Sabit HF Evren Muhabbet Köşesi

    Sitemize Facebook, Twitter, Google+ ile bağlan nasıl yapılır ? Sorun yaşayanlar için anlatım yayınlandı...Tıklayınız.

    • YENİ

      Küçüklüğümden beri ışığın olmadığı ortamlara gidip sırt üstü uzanıp hep gökyüzüne bakarım, özellikle antalya tarafında ışığın olmadığı bölgelerde hep yaptım. o yıldızlar ve tarifi olmayan bürsürü şeyi gözlerinle az çok görüp yaşıyorsun. Ve sonra diyorsun ki bir boşluğun içinde tarifi olmayan yere gidiyoruz. ve dünyamız bize yaşam kaynağı oluyor. Bu kimilerine göre tesadüf, kimlerine göre öylesine olmuş birşey. Ama şunu bilmek lazım bu dünyanın dışında da bi yaşam bir hayat varsa hiçbiri dünyamızda ki kadar değildir. En düzenlisi en hayırlısı bence bizim dünyamızda ki yaşam.Çünkü, Allah bizlere en kolay ve zor olmayan bir hayat sunuyor. bunları zorlaştırıp batıran bizleriz. O yüzden bu uzay ve evren konusunda en şanslı varlıklar bizleriz bence.
    • YENİ

      NASA Tarihte İlk Kez Kara Delikten Çıkan Bir Cisim Gözlemledi


      Bugüne dek kara deliklerin maddeyi içine çeken yapıla olduğu gerçeği NASA'nın bu yeni gözlemiyle bir nebze sarsılmış oldu. Gezegenimizden 324 milyon ışık yılı ötede gerçekleşen olay bilim insalarını da şaşırttı. Detaylarını Galaxy Monitor'den derlemiş olduğumuz habere göre tarihte ilk kez bir kara delikten madde çıkışı gözlemlendi.

      Genel kabul gören inançlerımız ve bilimsel kanıtlar, kara deliklerin maddeyi dışarı atmaktan çok emdiği yönündedir. Ancak NASA, Markarian 335 adlı dev kara deliğin etrafında bazı merak uyandırıcı kanıtlara rastladı.

      Markarian 335, Dünya'dan 324 milyon ışıkyılı uzaklıkta bulunuyor.

      Nükleer Spektroskopik Teleskop Dizisi (NuSTAR) da dahil olmak üzere NASA'nın teleskoplarından ikisi, bu dev kara deliğin koronasının kara delikten fırlatılışını gözlemledi. Olaydan sonra ise büyük bir X ışını enerjisi darbesi meydana geldi.

      Saint Mary's Üniversitesi'nden Dan Wilkins, "Bu koronanın fırlatılmasını bir alevlenmeye bağlayabildiğimiz ilk kezdi," ve ekledi "Bu, süper büyük kara deliklerin evrendeki en parlak nesnelerin bazılarına nasıl güç verdiğini anlamamıza yardımcı olacak."
      NuSTAR'daki baş araştırmacı Fiona Harrison, enerji kaynağının "gizemli" olduğunu ifade etti.


      Fiona'ya göre olayı kaydetme imkanı olsaydı, teorik olarak kara deliğin (Markarian 335) boyutu ve yapısı ile birlikte kara deliklerin doğası hakkında değerli ipuçları sağlanacaktı.
      Bu diyagram, korona adı verilen kayan bir özelliğin kara delik çevresinde X-ışınları parlamasına sebep olduğunu gösteriyor.




      Korona (mavi renklerle temsil edilen), kara delikten(orta ve sağdaki) uzaklaşmadan önce, içeriye doğru(solda) toplanıyor ve daha parlak bir hale geliyor.

      Gökbilimciler koronaların neden bu şekilde yer değiştirdiklerini bilmiyorlar ancak bu işlemin teleskoplarla gözlemlenebilen X-ray ışınlarının parlak olmasına yol açtığını fark ettiler.


      Uzay bize beklenmedik bilgiler sunmaya ve şaşırtmaya devam ediyor.

      Kaynak:Onedio,GalaxyMonitor

    • YENİ

      Halley Kuyruklu Yıldızı
      (4 Dakikada okuyabilirsiniz)



      Eskiden teleskoplar olmadığı için gökyüzünde gördüğümüz herşeyi yıldız olarak isimlendirmişiz. Mesela Saturn gezegeni için “Zühal Yıldızı” demişiz. Göktaşlarının atmosferde yanmasına “yıldız kayması” demişiz. Aslında Dünya, Güneş etrafında göndüğü için izafi olarak yıldızlar yavaş da olsa hareket ediyor gibi görülürler. Ancak bizim halk dilinde yıldız kayması dediğimiz gerçekte bir göktaşının atmosferde yanmasıdır.
      Halley Kuyruklu Yıldızı aslında tozlu-buzlu bir göktaşı. 76 Yılda bir Dünya’nin yakınından geçer ve tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın her gelişinde ilginç olaylar ortaya çıkmıştır. Daha doğrusu, zaten her zaman gerçekleşen ilginç olaylar, bu kuyruklu yıldızın geçişine yorulmuştur.
      İlk defa Edmund Halley (1656 – 1742) bu kometin Güneş’in yörüngesinde dönen bir göktaşı olduğunu tespit edip her 76 yılda bir Dünya’nın yakınından geçeceğini hesap etti. Bir sonraki ziyaretinin 1758 yılında olacağını hesapladı ve gerçektende Halley Kuyruklu Yıldızı 1758’de Dünya semalarından görüldü. Fakat Edmund Halley, 1758’e yetişemeden 16 yıl önce ölmüştü.

      1758’ de Edmund Halley’in hesaplarının doğru çıkması üzerine bu kuyruklu yıldıza Halley ismi verildi. Edmund Halley aynı zamanda herkese küsmüş, Cambridge Universtesinde kendi halinde bilimsel araştırmalarda bulunan ve kimse tarafından çok da bilinmeyen Sir Isaac Newton’un eserlerinin basılıp gün yüzüne çıkmasını da sağlayan kişidir.



      Astronomlar ve tarihçiler Edmund Halley’den sonra geriye doğru hesap yaparak Dünya literatüründe inceleme başlattılar ve milattan önce 240 yılında Çinlilerin Halley Kuyruklu Yıldızını resmettiklerini buldular. Hz İsa’nın doğumunda görüldüğü söylenen kuyruklu yıldızın da Halley olabileceğini hesapladılar. Hz Isa’nin doğum günü tam olarak bilinmemekle birlikte 24 Aralık 0000 olduğu tahmin ediliyor.

      Ünlü Yazar Mark Twain 1835’te Halley Kuyruklu Yıldızı görüldükten 15 gün sonra doğmuştu. Otobiyografisinde ise Halley’in bir sonraki görünmesinde öleceğini yazmıştı. Hakikaten 21 Nisan 1910’da Halley Kuyruklu Yıldızının görülmesinden sonra öldü.



      Halley Kuyruklu Yıldızı Dünya’yı en son 1986 yılında ziyaret etti. Bir sonraki ziyareti 2061 yılında olacak. 15 km uzunluğunda ve 8 km genişliğinde olan bu komet Güneş’e yaklaştığında; buharlaşıp Güneş rüzgarı ile arkasına doğru saçılan toz ve buz bulutu parlıyor ve kuyruk gibi görülüyor. Kuyruklu yıldızın gerçek şekli ise, bir fıstık gibi.

      Yörüngesi ise sıradışı bir elips biçiminde. Güneşe Venüs’ten daha yakın olabildiği gib Plüton’dan da daha uzağa gidebiliyor. Kömürden kara bir yapıya sahip, Güneş’ten aldığı ışığın sadece %4’ünü geri yansıtıyor.

      Bir sonraki ziyaretinde üzerine kameralı bir uzay aracı bindirebilirsek 76 yıllık serüvenini de takip etmiş oluruz. Eğer 80 yıl yaşarsanız ve doğru zamanda doğduysanız Halley’i bir çocukluğunuzda bir de yaşlılığınızda görürsünüz. Halley’in üçüncü gelişinde ise, siz olmayacaksınız.

      Kaynak:KozmikAnafor
    • YENİ

      Mars’ta Kar Yağar

      (2 Dakikada okuyabilirsiniz)



      Mars’ta elbette kar yağar. Ama bizim bildiğimiz kardan biraz farklı: Mars, Dünya’ya göre çok soğuk olduğundan, var olan su neredeyse tümüyle donmuş halde toprakta ve buzullarda hapsolmuş durumda. Atmosferde bulunan su buharı ise bulut oluşturup yağışa sebep olabilecek kadar yoğun değil.

      Fakat Mars atmosferinin neredeyse tümünü oluşturan karbondioksit gazı, kutup bölgelerindeki çok soğuk ortamda yoğunlaşıp, yağış oluşturabilecek kadar kalın bulutlar meydana getirebiliyor.
      Bunun sonucunda dönem dönem Mars kutuplarında “karbondioksit karı” yağışları görülebiliyor. Bu yağışlar, yüzeyde birikerek karbondioksit karı katmanları ve buzullarını oluşturuyor.


      Mars’ın kutup bölgelerinde görülen, Dünya’nın kutuplarına benzeyen “beyaz takke” sanıldığı gibi su buzundan değil, çoğunlukla karbondioksit buzundan [i](marketlerde satılan kuru buz) oluşuyor. Bu kalın karbondioksit buzu tabakasının altında ise, su buzundan oluşan bir diğer buz tabakası yer alıyor.[/i]


      Bu alttaki su buzu tabakası maalesef Mars atmosferi ile karşılaştığında atmosfer yoğunluğunun çok az olması sebebiyle hızla buharlaşıp atmosfere karışıyor, yükseliyor ve düşük kütle çekimi nedeniyle Güneş rüzgarlarına yenik düşerek uzay boşluğuna saçılıyor.
      Bu nedenle, öğle saatlerinde Mars ekvatorunda hava sıcaklığı +20 santigrat derecelere yükselse bile, suya bağlı bulut oluşumları veya nem yoğunlaşması gözlenemiyor.

      Karbondioksit molekülleri, su moleküllerinden epeyce daha ağır olduğundan, yüzeyde ve atmosfer içinde varlıklarını sürdürmeleri daha kolay oluyor, Güneş rüzgarlarının aşındırıcı etkisinden daha az etkileniyor. Bu da, Mars’ın bir su dünyası yerine karbondioksit dünyası olmasının ana nedeni.
      Kaynak: KozmikAnafor
    • YENİ


      Kütleçekimsel sapan
      (Gravitational Slingshot)

      Yörüngesel mekanikte ve uzay mühendisliğinde, kütleçekimsel sapan veya çekim etkili manevra, yakıt, zaman ve gider açısından tasarruf yapmak için uzay araçlarının hız ve yönünün bir gezegenin veya başka bir astronomik aracın çekim etkisiyle değiştirilmesidir. Çekim etkisi, uzay araçlarının ivmelendirilmesi, hızlarının artırılıp veya azaltılması ve yönlerinin değiştirilmesi için kullanılabilir. Bu etki, kütle çekimi uygulayan gök cisminin uzay aracını çekmesiyle sağlanır. Bu teknik, ilk olarak 1961’de üç cisim problemi üzerinde çalışan Michael Minovitch tarafından önerildi. Gezegenler arası araştırma yapan Mariner 10 dan itibaren (Jüpiter ve Satürn arasında araştırma yapan Voyager-1 ve Voyager-2 araştırma araçlarını da dahil) bu teknik kullanılmıştır.

      Bu sapan sayesinde ilk başlarda zaman kaybı yaşansa da ilerleyen vakitlerde uzay araçlarına çok fazla hız ve zaman kazandıran bir yöntemdir.

      Derin uzay Ağı
      (Deep Space Network)

      Dünyanın 3 farklı noktasında bulunan radyo teleskop istasyonundan oluşan ağ kompleksi. Avustralya, İspanya ve ABD'deki bu 3 istasyon NASA tarafından işletilmektedir.Başlıca görevi NASA'nın sağa sola yolladığı sondalar, robot ve diğer ıvır zıvırla iletişimi sağlamak, gerekli durumlarda bu cihazlardaki sistemleri güncellemek vs. dir. misal Dünyadan milyonlarca km ötedeki voyagerların gönderdiği zayıf sinyalleri yakalamak deep space network'ün görevlerinden biridir. belli açılarla 3 farklı istasyona yayılmasının nedeni gökyüzünün tüm noktalarını her an dinleyebilmek ve iletişimi sürekli kılmaktır.








      Kaynak:Wiki ve EkşiSözlük