Beiträge von MehmetCengiz-KRAL

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)


    Diyarbakır'da bu akşam beklenen yağış gelmedi. Mgm'ye göre çoktan yağmalıydı, Accu'ya göre gece yarısından sonra yağacak ama yine de Mgm'nin tahmin ettiği ölçüde değil. Ülkemizle fiziki bağlantısı olmayanlar bile Mgm'den daha tutarlı. 2014-2015 kışında da aynı şekildeydi.

    Radarımız yok ama uydu görüntülerine baktığımda yağışın bölgemize doğru ilerlediği görülüyor. Yarın sabaha kadar beklemek gerek. Radarımız olsa keşke :( Bütün modellerde yağış var ama bakalım.

    Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Doğu Anadolu Bölgesinin güneyinde ve Akdeniz Bölgesinin doğusunda bu gece ve yarın kuvvetli yağmur bekleniyor. Yağışlı hava cumartesi günü etkisini yitirecek ve sıcaklıklar Güneydoğu Anadolu Bölgesinde tekrar 30 derecelerin üstüne çıkacak. Her iki bölgemizde de gelecek hafta ortasından itibaren yağış ihtimali var yine...

    Abi şöyle genel hatlarıyla bi ekim tahmini yapabilir misin eylülü zaten üst düzey sıcaklık ve kuraklıkla geçirdik hiç olmazsa ekim iyi olaydı bari


    Ekim ayı, Eylül gibi yağışsız değil. Zaman zaman yağmurlar alacağız. Sıcaklıklar da mevsim normalleri civarı ve biraz üstünde gibi. Yağışlı ama çok da soğuk olmayan bir ay bekleniyor...

    Önümüzdeki 1 hafta içinde Doğu Anadolu Bölgesi zaman zaman yerel yağmurlar alacak. Sıcaklıklar mevsim normallerinin 4-5 derece üzerinde olacak. Güneydoğu Anadolu Bölgemiz ise, güneşli günler geçirmeye devam edecek. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sıcaklıklar çarşamba, perşembe günü 27-28 derecelere düşecek olsa da gelecek hafta sonundan itibaren sıcaklıklar tekrar 30 derece ve üzerine çıkacak. Sıcak havalara devam yani... 1 haftalık süreçte, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde önemli bir yağış beklenmiyor.( Düşük ihtimalle de olsa çarşamba, perşembe günleri yerel yağmurlar görülebilir.)

    Adminlerimizin affına sığınarak...

    Kurban Bayramımız mübarek olsun. Allah kestiğimiz kurbanlarımızı kabul etsin.
    Hz.İbrahim ve Hz.İsmail arasında geçen ve bugün kutladığımız Kurban Bayramımızın çıkış hikayesini de okuyalım....
    Vakta ki İbrahim Aleyhisselâm Allah’ü Teâlâ’dan kendisine salih bir evlat vermesini istedi. Cebrail Aleyhisselâm geldi ve bir oğlan çocuğu olacağını müjdeledi. İbrahim Aleyhisselâm da aşırı sevincinden, onu, Allah rızası için kurban edeceğini nezretti. Sonra İsmail Aleyhisselâm dünyaya geldi. Yedi veya on üç yaşına geldiğinde Halil-İbrahim Aleyhisselâm Celil olan Rabbinin emriyle Hazreti İsmail’in de yardımı ile Kabe’yi bina etti. Kabe’nin inşaası bitince Beyt-i Şerifi haccetti. Hac vazifelerini bitirdikten sonra Zilhiccenin sekizinci gecesi rüyasında:
    “Rabbin sana şu çocuğu kurban etmeni emrediyor” denildiğini gördü.Sabahleyin tefekkür etti. “Allah’tan mı, yoksa şeytandan mı? diye iyiden iyiye düşündü. Bu güne “Tevriye günü” denildi. Sabahleyin koyunlarının en iyilerinden yüz tane seçti ve onları kurban etti. Bir ateş geldi, onları yok etti. İbrahim Aleyhisselâm da bunların kafi olduğunu zannetti.İkinci gece (dokuzuncu gece) aynı rüyayı tekrar gördü. Bunun Allah’tan olduğunu anladı. Onun için dokuzuncu güne “Arefe” adı verildi. Bu sefer develerinden yüz tanesini seçti ve onları da kurban etti.Üçüncü gece (kurban bayramı gecesi) tekrar aynı rüyayı gördü ve;“İlâhi, benim kurbanım nedir?” dedi. Cenab-ı Hak:“Sevgide bana ortak ettiğin oğlundur,” buyurdu. İbrahim Aleyhisselâm istiğfar ederek uyandı. Oğlunu kesmeye karar verdi. Zilhiccenin onuncu günü olan bu gün “Nahr” kurban kesme günü diye isimlendirildi.
    Hazreti İbrahim oğluna şefkat eder vaziyette İsmail Aleyhisselâm’ın annesi Hacer validemizin yanına geldi, dedi ki: “Başını yıka, koku ve yağ sür, en güzel elbiselerini giydir. Onunla koyun gütmeye gitmek istiyorum.”
    İbrahim Aleyhisselâm yola çıkarken yanına ip ve bıçak aldı. Kesilecek yere yöneldiklerinde Şeytan İbrahim Aleyhisselâm’ın yanına geldi. Gönlüne fitne ve fesat sokmak istiyordu. Dedi ki:“Bu işte acele etme. Belki Allah bu kesim işinden sizi muaf tutar. Çocuğun boyunu,endamını, sîret ve suretinin güzelliğini görmüyor musun?” İbrahim Aleyhisselâm:“Bu bana Rabbimin emridir. Bu hayırlı bir iştir. Hayırlı iş geciktirilmez,” dedi. Hazreti İbrahim’den ümidini kesen Şeytan İsmail Aleyhisselâm’ın yanına geldi, şöyle dedi: “Sen sevinip duruyorsun. Ama babanın yanında bıçak var. Rabbinin emrettiği zannıyla seni kesmek istiyor.” İsmail Aleyhisselâm şeytana şöyle cevap verdi:“Peygamberlerin vahyinde yalan olmaz. Eğer böyle yapmak isterse dinler ve itaat ederim.” Şeytan başka sözler de söylemek istediğinde İsmail Aleyhisselâm eline taş aldı ve ona attı. Sol gözünü kör etti. Şeytan Aleyhillane eli boş ve üzüntülü olarak oradan kaçtı.Onun içindir ki Hazreti Allah, şeytanı kovmak için taşları atmayı (hacılara şeytan taşlamayı) vacib kıldı.Melun, bundan sonra Hacer validemizin yanına geldi. Çeşitli şekillerde gönlüne vesvese vermek istedi. Onu aldatmaya da muvaffak olamadı. Hayret içinde kaldı ve perişan oldu. Vakta ki Mina’daki kesim yerine ulaştılar. İbrahim Aleyhisselâm oğlunu imtihan için şöyle dedi: “Oğulcağızım! Rüyada seni kesiyor görüyorum. Sen buna ne dersin, nasıl bir reyde bulunursun?” İsmail Aleyhisselâm:
    “Babacığım! Emr olunduğun şeyi işle, İnşaallah beni sabredenlerden bulursun,” dedi.Kesmeye azmettiğinde İsmail Aleyhisselâm dedi ki:
    “Babacığım, ellerimi bağla ki hareket etmeyeyim. Yüzümü yere doğru getir ki bana bakıp da merhamete gelmeyesin. Gömleğimi de anneme götür de ona hatıra olsun. Ayrıca ona benden selam söyle ve “Allah’ın emrine sabret” de.”
    Sonra kesilmek üzere yatırılan koyun gibi, oğlunu sağ yanı üzerine yatırdı. Ellerini bağladı. Hazreti İsmail kendi kendine düşündü. Dedi ki:
    “El ve ayaklarımı çöz babacığım. Ta ki Allâh’ü Teâlâ’nın emrini zorla yaptığımız zannedilmesin. Bıçağı da boğazımın üzerine süratle çekmek için koy ki, melekler Allah’ın emrine itaatkar olduğumu bilsin.”
    Sevgilinin eliyle bana zehir sunulsaydı,
    Bu zehir onun elinden iyi gelirdi.
    Hazreti İsmail elleri ve ayaklarını bağlanmamış vaziyette uzatıverdi. Yüzünü de yere doğru çevirdi. İbrahim Aleyhisselâm bıçağı onun boğazına koydu ve bütün kuvvetiyle çekti.
    O anda Hazreti Allah meleklerin gözlerinden perdeyi kaldırdı. Bir de ne görsünler, İbrahim Aleyhisselâm oğlu İsmail’i kurban ediyor. Bu manzarayı görünce hemen secdeye vardılar.
    Allâh’ü Teâlâ meleklere buyurdu ki: “Dostum İbrahim’e bakın, benim rızamı kazanmak ve emrimi yerine getirmek için oğlunun boynuna bıçağı nasıl sürüyor ? Halbuki siz:
    “Yeryüzünde fesat çıkaracak, kan dökecek bir kavim mi yaratacaksın? Halbuki biz sana hamd etmek suretiyle tesbih ve takdis ediyoruz,” (Bakara-30) demiştiniz.
    Rivayete göre;
    Hazreti İbrahim bıçağı her çekişinde bıçak tersine, sırtı üstüne döndü ve Allah’ın izniyle kesmedi. İsmail Aleyhisselâm şöyle haykırdı:
    “Babacığım! Bana olan sevginin şiddetinden dolayı, korktuğum başına geldi. Elinin kuvveti gitti, kesmeye gücün yetmiyor. Babacığım, bıçağını tekrar bile.”
    Hazreti İbrahim kayaya dayandı. Bıçağını tekrar biledi. Bıçak sanki bir ateş parçası gibi oldu. Sonra tekrar sürdü. Allah’ın izniyle yine kesmedi. Oğlu:
    “Sana ne oluyor da tembel davranıyorsun?” dedi.
    Bunun üzerine İbrahim Aleyhisselâm öfkelendi ve bıçağı bir taşa vurdu. Taş iki parçaya ayrildi,
    “Çok acaib bir iş yaptın. Taşı kesiyor, ama et parçasını kesmiyorsun” dedi. Bıçak onun öfkesinden koktu. Allâh’ü Teâlâ’nın kudretiyle konuştu ve şöyle dedi:
    “Ya İbrahim! Sen “kes” diyorsun, alemlerin İlâhı ise “kesme” diyor.” Kendisine şöyle nida edildi:
    “Ey İbrahim! Gerçekten sen rüyana sadakat gösterdin.”
    O anda Allâh’ü Teâlâ Cebrail Aleyhisselâm’a şöyle emretti.
    “Cennete gir, boynuzlu, alaca bir koç al, İbrahim’e götür ve benim tarafımdan ona de ki:
    “Oğlunu sana hibe ettim. Oğlunun yerine şu dağdan inip gelen koçu kurban et.”
    Cebrail Aleyhisselâm Cennete girip de koçun boynundan tutuğu vakit bunu görenler İsmail Aleyhisselâm’ın Rabbi yanındaki kerametine, kadrü kıymetine hayret ettiler. Bunun
    üzerine Hazreti Allah şöyle buyurdu:
    “İzzetim ve celalim hakkı için, bütün melekler boyunlarını İsmail’e fidye olarak koysalardı yine de onun “babacığım, sana ne emredildiyse yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” sözüne mükafat olamazdı.”
    Cebrail Aleyhisselâm dünya semasına geldiğinde Hazreti İbrahim’i, oğlunu kesmek için aceleyle bıçağı boynuna çekerken gördü.
    “Allâh’ü Ekber,” diye tekbir aldı. İbrahim Aleyhisselâm da başını dağa doğru kaldırdığı zaman Mina’ya yakın olan dağdan boynuzlu, alaca bir koçun aşağı doğru yavaş yavaş indiğini gördü. Bunun Allah’tan bir müjde olduğunu anladı ve “Lâ İlâhe illallâhü vallâhü ekber,” dedi. Hamd ve şükür makamında bulunan İsmail Aleyhisselâm da:
    “Allâh’ü Ekber ve lillâhil hamd,” diye hamd etti. Cebrail Aleyhisselâm Hazreti İbrahim’e:
    “Şu kurbanlık, oğlun için bir fidyedir, onu değil, bunu kes,” dedi. İbrahim Aleyhisselâm koçu alıp getirmesi için oğlunu gönderdi. Koç kaçtı. Hazreti İsmail takip etti, “birinci cemre” denilen yere kadar çıktı. İsmail Aleyhisselâm yedi adet taş attı ve oradan çevirdi. Koç “ikinci cemre” ye geldi. Orada da yedi taş attı ve çıkardı. Hazreti İbrahim koçu tuttu ve kesti.
    Koçun kaçmasının faydası, kurban kesim yerinin izhar edilmesi idi. Bu da Mina mevki idi. Taşların atılması sünnet, teşrik tekbiri vacip olarak kaldı.

    Ayın 19-20-21'inde, Güneydoğu Anadolu bölgesinin batı kesimlerinde daha yüksek ihtimal olmak üzere, Güneydoğu Anadolu Bölgemizde zaman zaman yerel yağmurlar görülebilir. Az da olsa böyle bir ihtimal var.

    Bayramda ise, sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde olacak gibi görünüyor... 32-33 derecelerde hatta 35 derecelere varan sıcaklıklar görülebilir. Bayramda şu anki verilere göre yağış beklenmiyor...


    Bence küresel Isınma...90 lar ve Öncesinde daha Güneyde olan Sıcaklar artık Bulunduğumuz enlemlerde. Bu kadar arabalar evler fabrika lar Termik santraller,müthiş tüketim cılgınlığıyla artan karbon ayak izi vs.Dünya iyi bile dayanıyorrr esasında :) .

    Bu gece itibarı ile bölgedeki toz taşınımı 8.güne girdi. Bu kadar uzun sürdüğünü hatırlamıyorum bölgemizde. Normalde 2-3 gün sürer, geçerdi. Bu toz fırtınası(Kabe'deki fırtına ve kazayı da düşünürsek) bana yapay yollarla oluşturulmuş gibi geliyor. ( Toz yapay değil, toz çölden kalkıyor ama toz fırtınasını oluşturan atmosfer şartları yapay gibi)

    Doğal değilse bu kadar devasa bir kütleyi ne harekete geçirebilir ki?
    Desene yalan oldu serinlik ve yağmur hayalleri.

    HAARP olabilir... 17 Aralık 1999 depreminin de HAARP yoluyla, yapay bir şekilde oluşturulduğunu iddia edenler var...

    http://www.elektrikport.com/teknik-kutupha…4353#ad-image-0

    http://www.aksiyon.com.tr/kapak/haarp-ki…nolojisi_505959

    https://tr.wikipedia.org/wiki/HAARP


    Kavrulduk artık bir serin nefes almaya hasret kaldık. Yeminle sıcaktan beynimdeki damarlar genleşip basınç yapıyor. Diyarbakır resmen öldürücü bir hal almaya başladı. Serinleyemiyoruz bir türlü.. Dışarıda hava kapalı olmasına rağmen araba termometresi 36.5 gösteriyordu. Artık gerçekten korkmaya başladım ve kışa dair çok ciddi karamsarlığım var. Büyüklerimizin mevsimsel tahminleri daha bu meteoroloji çok gelişmediği zamanlarda o kadar net tutardı ki, anneannem, babaannem en fazla 1 haftalık yanılma payıyla, hava ne zaman nasıl serinleyecek, ilk yağmurlar ne zaman düşecek, kışın soğukluk ve kar miktarı nasıl olacak çok ama çok ciddi ve tutarlı biçimde söylerlerdi. Oysa ki son bir kaç yıldır aile büyüklerimizin hiçbir tahmini tutmaz oldu, kendileri de diyor çok gariplikler var diye.
    Misal ''Arap karartan'' dedikleri Eylül ayına özel sıcakların artık etkisini kaybetmesi ve yavaş yavaş özellikle geceleri rüzgarlara yerini bırakması gerekiyordu bu hafta. Önümüzdeki 5 günde de bu olmazsa gerçekten iklim değişikliği olayı bizi vurmuş diyeceğim.
    Belki diyeceksiniz ki yahu nene lafıyla olmaz bu işler diye ama ben 31 yaşımdayım ve son bir kaç yıl hariç onların dediği ne ise çok ciddi bir tutarlılıkla öyle de oluyordu.
    Misal anneannem bu kış için çok hastalık olacak çocuklarda, 3-4 kere kar yağar, kurak ayaz olur bahar da geç gelir dedi. Dedi ama bir de bir ah çekip havalar şaşmış insan bilmiyor artık diye de ekledi. :) (Diyarbakır için)

    Bir 8-10 gün daha sıcak görünüyor...