Beiträge von PergamoN

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Arkadan gelişiyor gibi hocam ceşmeye doğru cephe girmedi bence daha

    Cephe baya oyalanacak bugün hala açıkda, fırtına hatları cepheden bağımsız cephe önünde gelişir model beklentileri 2 hat öngürüyordu biri Ayvacık tarafından Edremit körfezine ilerleyen bir hat diğeri Edremit körfezinden sonra atlama yapıp, Çandarlı körfezinde başlayıp GB/KD yönünde uzanan (mavi) hat ama birden fazla hat oluşumu var ve bunlar kısa şekilde gelişiyor normalde mavi hat iyi gelişip yavaş yavaş doğulaması lazımdı.

    Buda muhtemelen dengesiz low-shear'den kaynaklanıyor bazı sınırlı alanlar iyi görmüş.

    Hattın atlama yapması bekleniyordu ama çok içerden (siyah) organize olacak gibi duruyor model beklentilerinde ikinci hattında (kırmızı) kuzey ege açıklarında oluşup olgun şekilde geçiş yapması lazımdı,direk siyah hat üzerinde gelişmeye başladı ne kadar gelişip organize olucak ? işareti izleyelim bakalım. ilk hat beklentilerin altında kaldı

    Soğuk cephe doğudaki YB yüzünden direk doğulu hareket yerine , KD yönünde daha yavaş şekilde ilerleyecek cephe önündeki yüksek kararsızlığa bağlı gelişecek fırtına hattı geçişi esnasında yoğun oraj,çok kuvvetli rüzgar hamlelerine,hattın ısrarcı olduğu bölgelerde kısa süreli kuvvetli yağış +30mm (ani sel riski), tüm kıyı şeritde açıkta su hortumu olmak üzere kuzey ege karasalında yerel hortum, güney ege'de (İzmir merkez ilçeler dahil) yerel süper hücre oluşumları görülebilir.

    Yer basıncı ECMWF Pzt 21.11.2022 06 UTC

    Surface pressure - Forecast chart

    Surface pressure - Forecast chart

    Bazı sınırlı alan modelleri fırtına hattındaki hücrelerin bağımsız olacağını gösteriyor, hücrelerin bağımsız olması için özellikle üst seviyedeki rüzgarlarının cepheye dik esmesi gerekir böyle bir görüntü genel olarak yok , rüzgar cepheye paralel esecek buda özellikle organize olmuş kendini Güneybatıdan sürekli yenileyen bir oluşum mekanizmasını tetikleyecek;

    . pasted-from-clipboard.png           pasted-from-clipboard.png

    Genelde hızlı geçen soğuk cephelere alışkın olduğumuz için cephe önünde oluşan fırtına hattıdan sonra konvektif hareketlilik bitiyordu bu sefer cephe oyalanacağı için fırtına hattından bağımsız sonrasındada yerel oluşumlar devam edecek bunların genel olarak multicells ( çok hücreli yapılar) şeklinde olması muhtemel bu yapılarıda düşük LCL seviyesi( yoğuşma 700m) ve 880mb seviyesinde (1100m) başlayan düşük cape tetikleyecek genel olarak sığ CB'ler beklenebilir yerel olarak kuvvetli yağış/gökgürülüsü, dışında yüksek bir kararsızlık olmadığı için süper hücre/hortum gibi hadiseleri tetikleyeceğini sanmıyorum. Aksiyon genel olarak cephe önündeki fırtına hattında organize olan CB'lerde gelişecek bu yapıların tepe yükseliği özellikle hattın başladığı yerlerde 9-10km'yi geçebilir.

    Kuzey ege kıyılarındaki (Temp Gömeç'e ait) çok düşük LCL seviyesi (293m) göze batıyor , bu LCL'ye 0-6km shear'ın 49kt olmasıda eklenince başta süperhücre oluşumu olmak üzere , f1 şiddetinde hortumu tetikleyebilir kararsızlığın düşük olması muhtemelen bu oluşumları engellemeyecek özellikle karada bir hortum görülmesede, su hortumu ihtimali epey yüksekdir.

    Ciddi bir squal line(fırtına hattı) geçiş ihtimali mevcut güneybatı marmara dahil, bunda soğuk cepheden hariç trof'un önünde kalmamızın etkisi büyük, Trof'a bağlı düşük yüzey basıncı özellikle Kıyı ege ve Güney marmara'da düşük seviyeli yakınsamayı tetikliyor , hava ciddi yükselim gösterebilecekken ,cephe geçişi sırasında buna yüksek kararsızlıkda eşlik edecek, (hala kesin birşey yok) bu tür yağışlar konvektif yağış barındırdığı için model beklentilerinin üsttünde yağış düşebilir. Yarın verilere bidaha bakarız ama başta kuzey ege olmak üzere tüm kıyı şeritde su hortumu ,hat boyunca yoğun yıldırım/şimşek , kısa sürede yerel kuvvetli yağış +30 mm ,cephe önünde şiddetli rüzgar gibi hadiselere hazırlanmakda fayda var.

    PergamoN hocam sizi burda görmek çok güzel İzmir için bir tahmin gelir mi sizin yorumlarınız değerli?

    Sistem sistem gitmekde fayda var ,her sistem farklı oluşum ve mekanizma içeriyor.Belirsizlikde çok fazla özellikle modeller arasında farklı veriler olunca tahmin yapmakda zorlaşıyor yarın gün içinde Ecmwf'de templer merkez ilçeler içinde fena değil, İzmir il genelinde yerel yağışlar mümkün görünüyor.

    Trof'a bağlı ege denizi üzerindeki soğuk cephe frontoliz aşamasında iyiden iyiye dağılıyor , çok bir etkiside olmadı zaten, trof'un hareketiyle birlikte basınç konturlarının değişmesiyle kısa süreli yeni bir soğuk cephe oluşacak ve başta en kıyı kesimler olmak üzere hızlı bir geçişle ,kısa süreli yerel gökgürültü sağanak yağışlara neden olucak cephe ve cephe hareketleri değişim gösterebileceği için net olmamakla beraber yarın yarımada civarlarında aksiyon daha fazla olabilir.

    Surface pressure - Forecast chart

    Surface pressure - Forecast chart

    Hali hazırda Edremit körfezi çevresinde devam eden yağışların sabah saatlerinde Marmara'dan geçen (hala doğu marmara ve batı karadeniz'de geçmekde olan) cepheyle bir bağıntısı bulanmamakda, yağışların oluşum mekanizması tamamen düşük seviyeli yakınsama ( low level convergence) alakalı, orografik kaldırma ve üst seviyedeki yüksek nemle tetiklenen yağış türüdür, şartlar bozulmadığı sürece geri beslemeli kütleler üretmekde ısrarcı bi yapıdır.Benzer yapı Muğla'nın güneydoğusunda Seydikemer civarındada mevcut.

    Muğla açıklarındaki convergence daha iyi olmasına rağmen nem gibi diğer parametreler kötü olduğu için Edremit körfezine göre daha geri adımda kaldı, Edremit körfezinde nem taşınımı çok fazla convergence değerleri çok iyi olmamasına rağmen (bazı modeller yağış bile öngürmüyordu) Yüksek nem taşınımıyla beraber Kaz dağının yükseltisininde etkisiyle , yağış öngören modellerinde çok üstünde yağış alarak EDREMİT/KAZ DAĞI MİLLİ PARKI istasyonu 100mm'ye dayandı.

    PergamoN hocam bazıları bunu anlamıyor işte ben dahil birçok tanidiğim Buca da olan 4.9 depreminin Sisam Adası depreminden daha şiddetli olduğunu söylüyor Buca da yaşayan akrabam ilk kez evim yikilacak sandım dedi bana gerçekten yaşadığım en şiddetli depremdi benim içinde.?(

    Çünkü Sisam depreminde anlık ivmelerde 40.09 (0,04g) gibi oldukça düşük bir ivme ölçülmüş Buca'da , Karşıya ve Bayraklı'da depreme olan mesafe daha uzak olmasına rağmen bu değerler 0.1-0.15g Arasında değişiyor depremin büyüklüğüne bağlı artan süre ve zeminin deprem dalgalarını tutması 0.15g gibi çok düşük ivmelerde yıkıma yol açtı. Normal koşullarda 0.2g'den sonra kötü yapılarda yıkım başlar ,Buca depremindeki Karabağlar'da ölçülen ivme 0.208g Buca'da 0,147g yani şöyle düşün senin birkaç saniye hissettiğinin ivmeyi, Karşıyaka ,Bayraklı hattı Sisam depreminde çok daha uzun sürelerde hissetti.

    Sosyal medyada bazı ezbere yorumlar yapılmışdı özellikle İzmir dışındaki şahıslardan sanki hiç 4.9-5.0 Deprem yaşamadık abartıyorsunuz gibi söylemler oldu yine verilere dayanan bir bilgilendirme yapayım 4.9'luk Buca depremindeki ölçülen anlık ivmeler Sisam depremi (6.9Mw) deprem ivmelerinden daha fazladır Karabağlar'da 208.54 PGA (cm/s2) Buca'da 147.70 PGA (cm/s2) anlık ivme ölçülmüşdür birbirine yakın istasyonlarda ciddi farkların gözlenmesi yerel zemin koşullarının çok etkin olduğunun göstergesi.

    Özellikle sosyal medyada , İzmir ile ilgili spekülatif açıklamaların yeniden çoğaldığı görülüyor, son Buca depreminin Tuzla fayı veyahut İzmir fayı ile bir ilgisi bulunmamakla birlikde İzmir fayı 7.0 Tuzla fayı 7.1-7.2'lik deprem üretir gibi açıklamaların bir geçerliliği bulunmamaktadır bu büyüklükler fayların genel uzunlukları ele alınarak programlar tarafından çıkarılan hazır büyüklüklerdir geçmişte fayın nasıl davrandığına veya davranacağına dair yeterli bilgi ve veri yoktur.

    BORA UZEL, HASAN SÖZBİLİR & ÇAĞLAR ÖZKAYMAK gibi isimlerin hazırladığı çalışmada (2009) bu fayları haritaladıkları görülüyor. 2-5km uzunluğunda değişen bu fay-lar en echelon denilen ; paralel veya alt paralel şeklinde birbirini örtebilen yakın aralıklı basamaklı (kademeli) faylar olarak haritalanmış Odak mekanizması çözümüyle uyumlu Oblik fayı'da temsil ediyorlar.


    1977 İzmir depreminin (5.5Ms 5.2Mw) bazı şahısların dediği gibi bu fay-lar (Buca fayı) tarafından üretildiği asılsızdır, 1977 depreminin episantrı İzmir'in göbeğinde odak mekanizması çözümünün ise İzmir fayını temsil ettiği görülüyor.

    Tuzla fayı;

    Doğanbey burnu ile Gaziemir arasında fayın karadaki uzunluğu 42 km’dir. Doğanbey körfezinde MTA Sismik-1 araştırma gemisiyle yapılan sismik çalışmalar Tuzla fayının GB’da Ege Denizi tabanında devam ettiğini göstermiştir (Ocakoğlu ve diğerleri 2004, 2005). Denizaltı devamıyla birlikte değerlendirildiğinde fayın uzunluğu 50 km’yi aşar.

    KD-GB genel doğrultulu olan Tuzla fayı biri birinden belirgin sıçrama veya büklümlerle ayrılan ve farklı doğrultularda uzanan üç alt bölümden oluşur. Kuzeyden güneye doğru bunlar Çatalca, Orhanlı ve Cumalı bölümleri olarak tanımlanabilir. Fayın kuzeydoğu ucunu oluşturan Çatalca bölümü 15 km uzunluğunda olup K35D doğrultuludur. Batı ucunda 750 m’lik sağ yönde bir sıçrama ile Orhanlı bölümünden ayrılır. Tuzla fayının Orhanlı bölümü K50D genel doğrultulu olup 16 km uzunluğundadır. Tuzla fayının güneybatısında yer alan Cumalı bölümü ise KKD-GGB uzanımında birbirine paralel faylardan oluşan zonal bir yapı sunar. Cumalı kaplıcası ile Doğanbey Burnu arasında karada 15 km uzunluğunda olan bu fay zonunun aynı doğrultuda Ege Denizi tabanında yaklaşık 10 km devamlılık sunduğu bilinmektedir (Ocakoğlu ve diğerleri, 2004, 2005). Denizaltı kesimi ile birlikte Tuzla fayının Cumalı bölümünün toplam uzunluğu 25 km’yi aşmaktadır. Zondaki faylar boyunca çok sayıda sıcak su çıkışı ve traverten oluşumları gelişmiştir. Kuzeyde Cumalı yöresinde zondaki faylardan en batıda yer alanı ters fay niteliğindedir. Düzlemi KB’ya doğru 60°-80° eğimli olan bu fay boyunca temel kayaları oluşturan Bornova flişi Miyosen birimleri üzerine itilmiştir (Eşder, 1988). KD-GB genel uzanımındaki bu fay kavisli geometrisi ile zondaki diğer faylardan ayrılır. Zon içerisindeki diğer faylar ise K20D doğrultusunda çizgisel gidişlidir. Tuzla ile Doğanbey burnu arasında uzanan üç fay parçası aralı aşmalı olarak biri birini tümler. Bunlar temel kayalar içerisinde çizgisel morfolojileri ile karakteristiktir. Bu üç fay parçasından en doğuda bulunanı üzerinde sıcak su çıkışları ve traverten kuleleri yer alır. Tuzla mevkii yakınında fay üzerinde uzun eksenleri 10-15 metre, yükseklikleri ise 2-3 metreye ulaşan basınç sırtları fay üzerinde meydana gelmiş eski depremlerdeki yüzey faylanmasını belgeleyen mikromorfolojik oluşumlardır. Tuzla mevkiinden batıya doğru uzanan doğudaki kol ise birbirine paralel iki fay parçasından oluşur. Yukarıda tanımlanmış olan basınç sırtını doğudan sınırlandıran bu faylar kesintisiz bir şekilde batıda denize ulaşır.

    Fayın batı devamında deniz tabanından alınan sismik kesitlerde de Tuzla fayının karadakine benzer bir geniş deformasyon zonu oluşturduğu ve zondaki fayların deniz
    dibindeki en genç çökelleri kestiği anlaşılmıştır (Ocakoğlu ve diğerleri, 2004, 2005). Aynı çalışmadaki bulgular fayın doğrultu atımlı olduğunu, deniz tabanında Doğanbey
    burnundakine benzer basınç sırtları oluşturduğunu ve bu zondaki bazı fayların ters fay bileşeni taşıdığını göstermektedir. 6 Kasım 1992 tarihinde İzmir-Doğanbey arasında düşük hasarlara yol açan bir deprem olmuştur Büyüklüğü Ms:6.0 (USGS) derinliği 14 km olarak belirlenmiş olan bu depremin dışmerkezi Doğanbey ile Ürkmez arasında denize rastlarken, artçı şokları ise Tuzla fayı üzerinde dağılım göstermektedir (Türkelli ve diğerleri, 1990, 1995) (Şekil 11, 16). Fay düzlemi çözümleri depremin sağ yönlü doğrultu atımlı bir kırılma mekanizmasıyla geliştiğini göstermektedir (Türkelli ve diğerleri 1995; Tan ve Taymaz, 2001, 2002). Bu sismolojik değerlendirmeler yukarıda açıklanan saha bulgularıyla uyumludur. Depremden hemen sonra yapılan arazi gözlemlerinde bölgede herhangi bir yüzey deformasyonuna rastlanmamıştır (İsmail Kuşçu, sözlü bilgi). Ancak, elinizdeki bu araştırmanın arazi gözlemleri esnasında yerel halkla yapılan görüşmelerde Cumalı kaplıcaları yöresinde tarafımızca haritalanan fay boyunca zeminde bazı kılcal çatlakların geliştiği yönünde bilgiler edinilmiştir. Yine Cumalı kaplıcaları bölümünde tam fay çizgisi üzerinde subasman temeli atılmış ancak inşaatı tamamlanmamış bir beton temel tabliyesini kesen kırıklar gözlenmiş ve yapının 50 cm yüksekliğinde yarım kalmış duvarlarında 20 cm’lik sağ yönlü ötelenme ölçülmüştür (Şekil 17). Yüzey kırılması gelişmemiş olmasına rağmen bu ötelenme olasılıkla 1992 depreminin etkisiyle gelişmiş bir yüzey deformasyonu olarak yorumlanabilecek niteliktedir.
    Dağkızılca fayı;

    Kemalpaşa ilçesi güneyi ile Torbalı arasında uzanır . Gediz grabeni sistemine bağlı sağ yönlü doğrultu atımlı bir transfer fayıdır. K70°D genel doğrultulu ve toplam 27 km
    uzunluğundadır. Kabaca biri birine paralel üç parçadan oluşur. En batıda Karaağaç-Menderes (Cumaovası) arasındaki bölümü Neojen ve Kuvaterner yaşlı birimler arasında morfolojik çizgisellik şeklinde izlenir. Kurudere-Ayrancılar arasında kalan 20 km uzunluğundaki bölümü diri fay olarak haritalanmıştır (Ek 1). Fayın bu bölümü iki parçadan oluşur. Kurudere-Kırıklar köyleri arasında 13 km uzunluğundaki parça K65D doğrultusundadır. Bu fay doğu ucunda 35°’lik bir büklüm yaparak Gediz grabeni sıyrılma fayına birleşir. Büklümün hemen batısında Miyosen kaya birimleri içerisinde fay boyunca geniş bir ezik zon gelişmiştir. Doğrultu atımlı makaslama yapılarının izlendiği bu bölümde çakıltaşlarındaki yüksek açılı fay düzlemlerindeki çizik ve ondülasyonlar yatay yönde olup fayın sağ yönlü doğrultu atımını gösterir. Faya paralel vadilerde erozyon süreçlerinin etkin oluşu nedeniyle fayın Holosen aktivitesine ilişkin bulgular sınırlıdır. Vişneli ve Kırıklar köyleri arasında ise fay Miyosen çökelleri ile Nif dağı yükselimini meydana getiren temel kayalar arasında dokunak oluşturur. Bu kesimi boyunca fay sarplıkları belirgindir. Vişneli-Ayrancı arasındaki fay parçası 13 km uzunluğundadır. Miyosen ve temel kayalarda çizgisellik oluşturur. Fay boyunca uzamış sırtlar ve doğrultu atımı gösterir drenaj örgülenmesi belirgindir. Dağkızılca fayı Gediz graben sistemi batısında Seferihisar ve Tuzla fayları gibi Ege açılma tektonik rejimi içerisindeki transfer yapılarından biridir. Bulgular fayın aktif olduğuna işaret etmektedir.

    31 Mart 1928 Torbalı depreminin (M:6.5) hasar dağılımı bu fayın batı yarısında yoğunlaşmaktadır. Şekil 33’te sunulan haritadaki eş hasar eğrilerinin uzanımı Dağkızılca fayının genel doğrultusuyla tam bir uyumluluk göstermez. Hasar dağılımı, Torbalı yöresindeki Kuvaterner birimlerinin harita dağılımına uygun bir geometri sunar. Bölgedeki Kuvaterner çökelleri akarsu ve bataklık ortamında depolanmış gevşek Holosen çökellerinden oluşur (Bozbay ve diğerleri, 1986). Deprem esnasında sıvılaşmaya bağlı zemin yenilmelerinin geliştiği rapor edilmiştir (Eyidoğan ve diğerleri, 1991). Bu alüvyon düzlüklerinde yeraltısuyu seviyesi yüksektir. Dolayısıyla 1928 depreminin Dağkızılca fayından kaynaklandığı ancak hasar dağılımında yerel zemin koşullarının belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır.


    Sonuç olarak özellikle Tuzla fayı segmentlerinin yön dereceleri ve sıçramaları göz önüne alındığında fayın tek seferde (50km) kırılma ihtimali çok düşükdür ki güney parçasında 1992 6.0Mw Doğanbey depremi meydana gelmişdir. Özellikle çizgisel gidişli doğrultu atımlı faylar sıçrama yapsada fay belirgin bir yön değiştirmediği sürece ayrı segmentleri birlikte kırabiliyor bu tür depremlere süpershear (süper kayma) depremi denir ,aşırı gerilme altındaki bu faylarda depremin fayı yırtma hızı S-Dalgası hızını geçiyor.

    Yeni bir çalışmaya ait görsel ve süper kayma depremlerinin bazıları;

    süper kayma depremlerinin sıklığı hakkındaki makalemizin yayınlandığını duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. Küresel oranı daha önce tahmin edilenden ~%50 daha fazla olan %14'e getiren dört yeni süper kesme olayı belirledik.

    Global map of supershear earthquakes

    İzmir'in altındaki fay çok aktif değil mi PergamoN

    Anormal bir sismik hareketlilik yok hatta veriler çok kısa ,haritalanmamış bir faya işaret ediyor bu değerdeki (3.5/3.9) artçı depremler birkaç defa daha meydana gelebilir en büyükleri 4,0 civarında olur muhtemelen (bu hareketden bağımsız bir deprem meydana gelmedikçe) daha büyük bir deprem riski düşük olduğu söylenebilir.

    Soma’nın kuzedoğusundaki 1-2 gündür artan sismik aktivite daha dikkat çekici bu bölge 2016-2017-2020 deprem serilerinde geçmiş mesajlarımda belirttiğim gibi sismik boşluk konumda 4-4,5luk bir kaçtane depremde üretti ama yeterli değil gibi görünüyor.