Beiträge von PergamoN

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Depremler tektonik ,büyüklükleri enderde olsa 4.0Mw’ye yaklaşabiliyor doğrultu atımlı faylar olduğu gibi genel olarak normal bileşeni baskın doğrultu atımlı (oblik) faylar hakim büyük deprem üretme ihtimalleri yok 5.0Mw’ye kadar İstanbul karasalında depremler mümkün Görsel Onur Tan’ın çalışmasına ait.

    PergamoN artçılar için yorumunuz nedir hocam ? En yüksek kaç görebiliriz ?

    2011-2012 depremlerindede yüksek bir artçı aktivitesi görülmemiş hatta +4M deprem yok o depremler bazında benzer bir davranış beklenirse en büyük artçılarını üretmiş ve sönümlenme aşamasına girmiş olabilir.

    Tabi kırılma davranışları bilemiyoruz daha doğrusu depremi üreten fayın niteliğini bilmiyoruz bu yüzden yorum yapmak zor.

    Kandilli 5.3 Afad 5.0 lık Marmara Denizi depremi paintle çizdiğim bu fayda olmuş olabilir mi çözümle uyuşuyor gibi ne dersiniz hocam PergamoN harita Cenk Yaltırağa ait

    Çözüm ve haritalanan fay uyumlu episantr'ı kordinatlara yerleştirmeden yorumlamak güç harita ölçekleri farklı görünüyor.

    İki ana segmentin sıçrama yaptığı kesim burası oldukça kompleks bir yapıda

    2011 5.1Mw ve 2012'de 5.0Mw olmak üzere farklı yapılarda depremler görüldü kandilli episantr ve artçı dağılımları kendi çözümleriyle uyumlu.

    2011 depremi KKD-GGB uzanımlı ters fay çözümü veriyor yalnız episantrın ana fay çizgisi üzerinde göründüğüne dikkat edin bu çizgileri fay olarak baz alırsan amatör olarak ana fayda meydana geldiğini söyleyebilirsin.

    2012 depremi KD-GB sağ yanal bileşeni olan normal faylanma (oblik) fay çözümü vermiş artçı dağılım ve uzanım yine uyumlu

    diğer kurumlardaki odak mekanizmlarındaki farklılığa dikkat edin GFZ çözümü ve episantr'ı baz alırsan özellikle 2011 depremi için ana fayda meydana geldi diyebilirsin ama artçı dağılım uyuşmuyor.

    Bugün ki deprem bazında hemen hemen bütün kurumlar mutabık KB-GD gidişli açılmayı simgeleyen çökme (normal fay) çözümü veriyor.

    afad ve kandilli episantrları arasında 2-3km'lik bir fark mevcut afad episantrı topografyada ana kesme zonuna daha yakın görünüyor.

    4.0Mw'lik depremin çözümü OCA tarafından paylaşıldı normal faydan ziyade ters bileşeni baskın BKB-DGD çözümü veriyor.

    Afad depremleri baz alınırsa güneydeki etkinliği artçı kategorisinde değerlendirmek çok doğru olmaz ayrışıyor gibi.

    Depremlerin tali faylarda meydana gelmesi risk yok gibi algılanmamalı özellikle ana kesme zonları dik açılı kesen tali faylar tetiklemelerde büyük rol oynuyor.

    1912 deprem kırığı batı marmarayı kendi düşüncem kırmış olamaz aletse dönem depremselliği büyük oranda ayrışıyor,şarköy karasalında neredeyse hiç deprem meydana gelmezken batı marmara segmenti oldukça aktif belirgin bir segment ayrımıda var.

    Şarköy depremi 7.3Ms muhtemelen 7.2Mw büyüklüğünde karada 50km bir kırık içeriyor olma ihtimali epey yüksek bu depremi batı marmarayıda kırdı olarak baz alırsak 110km civarında 7.5-7.6Mw büyüklüğünde bir depremden bahsediyor olmamız lazım şarköy depremi o kadar büyük bir deprem değil.

    Batı ve orta marmara yüksek sismik aktivite içeren birer sismik boşluk ve git gide artan depremsellik ile iyi sinyaller vermiyor.

    Depremin sağ yanal atımla en ufak alakası yok bu sefer bu işten az çok anlayan kişiler bu açıklamayı görünce çıldırıyor başta ramazan hoca olmak üzere :)

    Ya prof. Ünvanı olan bir insansın ülkenin kanallarına bağlanıp demeç veriyorsun bu konu hakkında bilgin mi yok laf olsun diye ezbere mi yazıyorsun?

    Kandilli deprem episantrları ciddi bir revize yemiş M>3 deprem dağılımı KB/GD dizilmiş bu dizilim ve eğim açısı göz önüne alındığında Naşa fay zonunun kuvarterner kuşkulu 2 parçasından birinin kuzeye devamında meydana gelmiş olma ihtimali oldukça yüksek

    gece meydana gelen 4.5(4.4Mw)’lik depremin OCA çözümüde değişiklik göstermiş ve naşa fay zonunun o parçasıyla uyumlu bir çözüm vermiş.

    Bu dizilim çözümlere soru işaretiyle bakmayı gerektirir, odak mekanizmasınında yeniden çalışılmasında fayda var şayet o fay parçası kaynaklıysa yırtılan alan baz alındığında 6M’ye yakın bir deprem ihtimalinden bahsedilebilir.

    5.5Mw’lik depremin artçıları 4km’ye sıkışmış durumda

    Türkiye saati ile bugün 12:59 sularında Kütahya/Yemişli civarında nisan ayı itibariyle başlayan deprem etkinliğinin odak merkezinde 5.4Mw'lik (5.5Ml) yeni bir deprem meydana geldi devam eden deprem etkinliğinin en büyük depremi olup benzer büyüklükde depremlerin meydana gelmesi hala olası;

    söz konusu depremler BKB-DGD D-B uzanımlı bir takım faylar tarafından üretiliyor mevcut fay zonu ve depremsellik 15km genişlikde bir zona yayılmış durumda fayların uzunlukları 3-8km civarında değişiyor.Bugün ki depremde BKB-DGD uzanımlı ihmal edilebilir doğrultu atım bileşeni olan 5km'lik GB'ya eğimli normal bir fay kırıldı.

    odak mekanizması çözümleri ve artçı dağılım her iki kurumlada uyumlu episantr merkezleri arasında 3-4km civarında bir fark mevcut AFAD daha GD'da veriyor.

    4c5e8cb.png


    Söz konusu bölgenin yükseltisi kabartılmış sentinel görüntüsü ve aktif haritalanmış faylar kırmızı (kendi basitleştirilmiş çizimim gerçeği yansıtmıyor)

    Bölgenin anatektonik yapısı simav fay zonu olup özellikle çaysimav segmenti çizgisel gidişliliği ve yüksek atım miktarı (yükseltiyle) oldukça dikkat çekiyor.

    Söz konusu deprem etkinliğinin olduğu bölgeye K-G bakış Katran dağı batısındaki çöküntü alanında BKB-DGD D-B GİDİŞLİ Üçgenimsi yüzeyler oldukça belirgin bu kesim muhtemelen oldukça fazla kırıklı literatüre yemişli fay zonu olarak geçecek bir fay zonunu oluşturuyor.

    Yalnız normal faylar'da üçgenimsi yüzeyler ana fay'a paralel oluşur ve ayrı bir fayı temsil etmez, bu jeolojik oluşumların nedeni kendi içinde bir fay zonunamı bağlı yoksa K-G gidişli başka bir yapımı var soru işareti muhtemelen odak mekanizmlarınında yansıttığı fay zonu oluşu daha ağır basıyor ,yinede sahada özellikle listrik yapıda Katran dağını batıdan sınırlayan K-G başka bir yapı mevcut mu araştırılması lazım.

    Fay ve fay zonu arasındaki farkı anlamanız açısından bir görsel; Makaslama zonu özellikle doğrultu atımlı faylara özgü deformasyon zonunu simgeler yer yer 3-10km uzunluğa kadar gelişebilir.

    VIII. FAYLAR (FAULTS)

    PergamoN şener üşümezsoy için ne diyorsunuz hocam?

    Şener üşemezsoy simav fay zonundan bahsediyor meydana gelen depremin simav fay zonu ile bir ilgisi yok.Verilerin netleşmesini bekliyorum birazdan kendi bilgim dahilinde şahsi yorumumu yapacağım.

    Simav Fay Zonu (SFZ) adı verilen ve yaklaşık KB-GD (K53-86B) uzanımlı oldukça aktif bir sismik zon deprem üretme potansiyeli en yüksek hattır. Bu hatta toplam 7 segment bulunur. Bu segmentler de batıdan doğuya doğru sırasıyla;

    - Sındırgı (35km, 267°-306° uzanımlı),

    - Çaysimav (54km, 277°-308° uzanımlı), (7,1 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli var)

    - Şaphane (23km, 286°-312° uzanımlı), (6,6)

    - Abide (33km, 287°-308° uzanımlı), (6,8)

    - Banaz (24km, 3°-359° uzanımlı),

    - Elvanpaşa (27km, 270°-298° uzanımlı) ve

    - Sinanpaşa (18km, 303°-323° uzanımlı)’dır (Emre vd. 2018).

    Bugün 11:29 sıralarında Kandilli/Aşkale civarında 4.4Mw büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.Deprem dış merkez episantr'ı Kandilli/Aşkale fayları kesişim bölgesine yakın 2004 Aşkale depremleri (5.6Mw/5.5Mw) arasında ikinci deprem olan 28 mart depreminin 3km doğusunda yer alıyor.

    Depremin odak mekanizması çözümüne göre depreme kaynaklık eden fayın doğrultusu KKB-GGD yada BGB-DKD gidişli çok az ters bileşeni olan doğrultu atımlı faylanma vermektedir.Aynı bölgenin batısında Haziran 2023'de muhtemel aşkale fayı ile uyumlu KD-GB gidişli sol yanal doğrultu atımlı faylanma çözümü veren 4.4Mw'lik başka bir deprem olmuştur.

    2004 Depremleri farklı kurumların verdiği dış merkez dağılımları ve artçı şoklar; (Kandilli) m>3

    artçı dağılımlar Aşkale fayı boyunca dağılmış hasarda aynı bölgede yoğunlaşmıştır.Bu depremlerin kaynağı muhtemel Aşkale fayıdır.


    Aşkale Fayı, Aşkale kuzeydoğusundaki Eskipolat köyü ile Tercan arasında yaklaşık 40 km uzunluğundadır.Bindirme niteliğindeki uç kısımları hariç fay K550D genel doğrultusunda çizgisel gidiş sunar. Tercan doğusunda fay D-B genel doğrultusunda uzanan bindirmeye bağlanır. Kuzeye dalımlı olan bu bindirmede ofiyolitik kayalar güneydeki Miyosen yaşlı çökel kaya toplulukları üzerine itilmiştir (Tarhan ve diğerleri, 1992).

    Gökdere ile Gelinkaya köyleri arasında kalan 40 km’lik bölümünde fay sol yönlü doğrultu atımlıdır. Miyosen yaşlı çökel kayalar ile ofiyolitik kayaları keser. Tercan-Aşkale arasında fay dağlık bir alanı kateder. Bu kesimde genel topografik yapıda fayın çizgiselliği izlenebilmesine karşın yoğun heyelan ve erozyon süreçleri nedeniyle aktif fay morfolojisine ilişkin bulgular sınırlıdır,Aşkale yöresi ve kuzeydoğusunda ise fayın Holosen aktivitesini gösteren sol yönde ötelenmiş drenaj formları çok belirgindir.Küçükgeçit köyü ile Aşkale ilçesi arasında Karasu nehri vadisi ise fay tarafından yaklaşık 8 km sol yönde ötelenmiştir (Şekil 2). KD ucuna rastlayan Gelinkaya-Eskipolat arasında Aşkale Fayı ani bir büklümle yön değiştirerek kuzey yönlü bir uzanım kazanır. Bu büklümün doğusunda fayın devamlılığı hakkında ayrıntılı veri toplanamamıştır. Gelinkaya yöresinde fay güney bloğu kuzeye doğru itilen bir ters fay/bindirmeye dönüşür.Bu bendin yakın kuzeyinde yer alan ve kuzeye dalımlı Yesirçöl bindirmesi (Akdeniz 1994, Timur 2000) ile Aşkale Fayının yapısal bağlantısı gözlenememiştir. Bölgesel tektonik yapı içerisinde Aşkale Fayı’nın kıvrım/bindirme zonunda sonlandığı yorumlanabilmektedir.

    Bulgular Aşkale fayının sol yönlü doğrultu atımlı aktif bir fay olduğunu göstermektedir. 25 ve 28 Mart 2004 tarihlerinde meydana gelen iki depreme en yakın aktif fay Aşkale Fayı’dır. Ancak, yüzey kırığı gelişmemiş olması nedeniyle son depremlerin Aşkale fayından kaynaklandığını söylemek güçtür. Gerek ana şok lokasyonları gerekse artçı şok dağılımı bu fay boyunca sıralanmaktadır. Hasar dağılımı da aletsel verilerle uyumlu olup en fazla hasar artçı depremlerin olduğu alanlarda yoğunlaşmıştır. Mevcut saha bilgilerimize göre, episantral bölge yakın çevresinde, fay düzlemi çözümleriyle deneştirilebilecek başka aktif faylar bulunmamaktadır.

    Aşkale fayı boyunca yapılan saha gözlemlerinde yapısal kökenli yüzey deformasyonuna rastlanmamıştır. Buna karşın, mikro-morfolojik veriler (fay sarplıkları, ötelenmiş drenaj vb) bu fay boyunca geç Holosen’de yüzey kırılmasıyla sonuçlanmış daha büyük magnitüdlü depremlerin meydana gelmiş olduğunu göstermektedir.

    Aktif fay yoğunluğu nedeniyle tarihsel ve aletsel dönemde Erzurum ili çok sık yıkıcı depremlerin meydana geldiği bir bölgedir. Son yüzyılda bölgede meydana gelmiş 1924 Horasan (M:6.8), 1939 Tercan (Ms:5.9), 1966 Varto (Ms:6.9), 1983 Horasan-Narman (Ms:6.8) ve 2004 Aşkale 5.5Mw/5.5Mw depremleri can ve mal kaybıyla sonuçlanmış depremlerdir. Tarihsel dönemde de bölgenin çok sık yıkıcı depremlerden etkilendiği bilinmektedir. 1766, 1769, 1852 ve 1859 depremleri son 250 yılda bölgede can ve mal kaybıyla sonuçlanmış önemli büyük depremlerdir. 02.06.1859'de Erzurum çevresinde meydana gelen depremde yaklaşık 15 000 kişinin yaşamını yitirdiği bilinmektedir.


    Erzincan/Çayırlı,Tercan Erzurum/Aşkale arası Demirtaş ve diğ.1997'ye göre sismik boşluk konumundadır.

    PergamoN Hocam Balıkesir Sındırgı deprem etkinliği daha önce azalmışken bu geceden beri önemli oranda tekrar artışa geçti yorumunuz nedir

    Depremlere KB/GD uzanımlı 5-7km uzunlukta normal bir fay neden oluyor.
    4.5Mw Afad’da güneybatıya eğimliyken ,Kandillide KD’ya eğimli.

    son 24h +3Mw deprem dağılımı sismojenik zondaki kırılmayı >3m depremler simgeler.
    Kandilli;

    Afad;

    Kandilli deprem dağılımı kendi çözümleriyle uyuşurken ,Afad’da D-B uzanımı dikkat çekiyor

    Dün ki deprem dahil geçmiş deprem episantrları gözönüne alındığında bu depremlerin Simav fay zonu ile bir ilgisi olmayabilir Simav fay zonu kuzeye eğimli bir fay ve simav fay zonu segmentleri kaynaklı depremlerin episantrları havza içinde gelişmesi Lazım örnek olarak Afad’da görünen kuzeydeki iki bağımsız deprem.


    Bu depremlerin bir çoğu termal sıvı göçü kaynaklı gömülü kısa fayların oluşturduğu depremleri temsil ediyor gibi görünüyor.


    Havza içinde gelişen bazı depremler gözardı edilmemeli tetiklenmesi halinde +6M deprem hala ihtimal dahilinde ama bu depremler bazında kesin gelir demek güç.


    +5Mw depremler kendi içinde artçılarını ve yeni depremleri tetiklediği için Deprem sayısı ve eğrisinin artması normal.

    Gece saatlerin Kütahya/Yemişli civarında 4.2Mw büyüklüğünde yeni bir deprem meydana geldi ve sosyal medyada aktif birçok kişi yorumlarını yaptı bende kendi yorumlarımı ekleyeyim.

    4.2Mw’lik depremin farklı kurumlar tarafından verilen episantr merkezleri istasyon sayısı gereği kendi ülkemiz kurumlarını (özellikle Anadolu için AFAD’ı baz alıyoruz)

    Deprem naşa fay zonu kuzeyinde katran dağı batısında meydana geldi.

    Episantr ve odak kümesi Nisan ayında başlayan ve farklı evrelerde süregelen (durup yeniden başlayan) deprem etkinliğinin devamı niteliğinde.

    Depremlerin odak mekanizmaları depremler BKB/DGD uzanımlı faylar boyunca (Sarıyla çizdiğim uzantıda) Naşa fay zonunun kuzeyinde meydana geliyor.

    Normal ve ters faylar eğim açıları gereği odak derinliğine bağlı eğim yönünde farklı noktalarda episantr verir.Doğrultu atımlı faylar 90c dik açılı faylar olduğu için episantr farklılık göstermez.

    Bu yüzden normal /ters fay depremlerini yorumlarken birçok parametre ve veriyi değerlendirmen gerekir.Odak mekanizması okumayı bilmeyen kişiler deprem yorumları yapmaya devam ediyor.

    Bknz. 2011 Simav depremleri;

    2011 Deprem serisi odak mekanizmaları ve artçıları naşa fay zonu ile büyük uyum sergiliyor.Birçok araştırmacı bu depremlerin naşa fay zonu kaynaklı olduğunu dile getirsede bu depremlerin naşa fay zonu ile (birçoğunun) alakası yok

    Bu depremler simav fay zonu boyunca kuzeye eğimli olarak gerçekleşmiştir ,Naşa fay zonu güneybatıya eğimli bir faydır bu depremler naşa fay zonu kaynaklı olsaydı eğim açısı gereği depremlerin Simav havzasına doğru gelişiyor olması lazımdı.

    Bu depremler sarıyla çizdiğim hat boyunca Simav fay zonunda (okla gösterdiğim yönde) kuzeye eğimli olarak gerçekleşmiştir.

    Naşa fay zonu güneybatıya eğimli bir fay zonu

    Simav civarındaki ana tektonik yapı bariz şekilde Simav fay zonudur oldukça çizgisel gidişli ve yer yer +1000m atım içerir.

    Literatürde yapısı hala tartışmalıdır sağ yanal bileşenler gözlemlensede fay büyük oranda normal fay.

    Aynı şekilde 1969 Demirci deprem serisindeki 5.9M’lik depremde Simav fay zonu kaynaklı değil güneye eğimli Akdağ (sarı kesim) kaynaklıdır.

    Simav grabeni her iki yakasındada aktif normal fayları içerir bu yüzden depremlerin yorumları çok güçdür bu yüzden Sındırgı depremide yüzey kırığı gelişmediği için hala soru işaretidir.

    Simav grabeninin büyük bir bölümü aletsel dönemde sismik boşluk olarak görünüyor.

    Devam eden deprem etkinliği hakkında yorumum depremlerin naşa fay zonu ile alakası yok depremler naşa fay zonu kuzeyinde haritalanmamış GB’ya eğimli sarıyla çizdiğim uzantıda ikinci bir fay zonu üzerinde meydana geliyor topografyada belirgin bir çizgisellik olmadığı için muhtemelen kısa fayları içeriyor.

    Yanlız deprem etkinliğinin 2.ci evresinde ve sonrasında bazı depremler havza içine doğru yayılım gösterdi (afad’a göre) afad ve Kandilli bu noktada ayrışıyor kandillide yayılım GD’ya doğru uzandı.

    Havza içinde gelişen depremler şahsen beni tedirgin eder GB’ya eğimli bu depremler naşa fay zonunu tetiklemesi halinde 2-8km uzunlukta alt segmentlerdem oluşan toplam 20-25km uzunluğundaki Naşa fay zonunda büyüklükleri 5.0-6.2 Mw arasını bulan depremleri tetikleyebilir.

    KAMÇATKA DEPREMİ;

    Tam bir deprem döngüsü gözlemledik mi?

    Anlayabildiğimiz kadarıyla, 1952 ve 2025 şokları büyüklük ve konum olarak birbirine çok benziyor; en azından yüksek kayma alanları örtüşüyor ve bitişik merkez üslerine sahipler (Şekil 5). İkisi arasındaki en büyük fark, 1952 kırığının güneybatıya doğru birkaç yüz kilometre daha uzanıyor gibi görünmesi. Eğer öyleyse, 2025 depremi 1952'nin tam bir tekrarı değil. Ancak, 1952 depreminin kaymasına dair anlayışımız, yakın alan tsunami birikintilerinin ve tarihsel kayıtların modellenmesine (MacInnes vd., 2010) dayanırken, 2025 kayması telesismik geniş bant dalga biçimlerine, uzun periyotlu yüzey dalgalarına ve Sentinel-1'den (USGS, 2025) alınan InSAR (radar) yer değiştirme gözlemlerine dayanmaktadır. Dolayısıyla, bu kayma modelleri kesinlikle karşılaştırılabilir değildir.

    Bu depremlerin birbirine çok benzediğini düşünürsek, aradaki 73 yılı tam bir deprem döngüsü olarak kabul edebilir miyiz? Eğer doğruysa, bir dalma-batma zonu ortamında stresin biriktiğini ve serbest kaldığını gözlemlemiş oluruz.

    Kuril Çukuru'ndaki levha dalma hızı yılda 69 milimetredir ve çukur ters yönde (Kamçatka'dan uzağa) yılda 28 milimetre hızla hareket etmektedir (Schellart vd., 2011). Toplam megathrust kayma hızı yılda 97 milimetredir. Dolayısıyla, 1952 ile 2025 ana şokları arasındaki 73 yıl boyunca 7 metrelik kayma birikmiş olacaktır. USGS sonlu fay modeline göre tahmin edilen 2025 ana şokunun 400x50 kilometrelik kırılma alanı üzerindeki ortalama kayması da yaklaşık 7 metredir (Şekil 5). Dolayısıyla, 2025 şoku vurduğunda kaymadaki net açık ortadan kalkmış olacaktır. Bu, tam bir deprem döngüsü gözlemlemiş olabileceğimizi düşündürmektedir.

    Ancak, DeMets ve ark.'nın (2010) yıllık 67 milimetrelik dalma hızını kullanır ve her iki levhanın tam birleşmesini varsayarak her iki olayda da yaklaşık 9 metrelik tepe kaymasına odaklanırsak, 73 yıl deprem döngüsünün yalnızca yarısı kadar olacaktır. Eğer doğruysa, 2025 depremi neden bu kadar erken gerçekleşmiş olabilir?

    Dolayısıyla, bu iki olay arasındaki karşılaştırma yaklaşık bir değerdir ve mevcut bilgilerle, tam bir deprem döngüsünü mü yoksa sadece bir kısmını mı gözlemlediğimizi bilmiyoruz. Yine de, tam deprem döngüleri genellikle çok daha uzun olduğundan, bu değerli bir veri kümesidir ve bizi enstrümantal kayıtlardan mahrum bırakır.

    Şekil 5. MacInnes ve ark. (2010) tarafından çıkarılan 1952 depremi kaymasının, USGS tarafından 2025 depremi için çıkarılan kaymayla (USGS, 2025) karşılaştırılması. 1952 kırığı, 2025 kırığından daha güneybatıya doğru uzanmış olabilir. Ancak, kayma modelleri farklı verilere dayandığı ve 1952 gözlemleri çok daha sınırlı olduğu için, bu karşılaştırma yalnızca yaklaşık bir değerdir. Kaynak: Sol panel, Toda ve Stein (2022)'den uyarlanmıştır. Temblor, CC BY-NC-ND 4.0

    Şimdi, 1952 depreminden bu yana sismik aktivite açısından 2025 kırığını daha yakından inceleyelim (Şekil 6). 7,0 veya daha büyük büyüklükteki ara şokların, gelecekteki 2025 kırığı yüzeyinin aşağı eğimli (kuzeybatı) kenarı boyunca uzandığı veya belki de gelecekteki kırığı çevrelediği görülmektedir. Ayrıca, 1952 ve 2025 merkez üslerinin yakınında, 7,0 veya daha büyük büyüklükteki bir şok kümesi ve bu iki şokun 2025'teki 8,8 büyüklüğündeki ana şoka kadar uzandığı görülmektedir (Şekil 6'nın sağ alt köşesindeki ek, bu diziyi izole etmektedir). Bunlar, daha önce bahsedilen 1 yıllık ve 10 günlük öncü şoklardır.

    Şekil 6. 1952 ve 2025 depremleri arasındaki dönemi kapsayan sismik aktivite, kümeler ve delikler ortaya koymaktadır; delikler, 2025 kaymasının en büyük alanına karşılık gelmektedir. 7,0 veya daha büyük büyüklükteki şoklar, arayüzün sismik kısmının alt kenarı boyunca etki etmekte ve her iki 8,8 büyüklüğündeki olayın merkez üssüne yakın bir yerde yoğunlaşmış bir öncü şok kümesi bulunmaktadır. ANSS kataloğundan edinilebilen tüm şokları kullanıyoruz. Kaynak: Temblor, CC BY-NC-ND 4.0

    Şekil B'deki daha küçük şoklar farklı bir hikaye anlatıyor. Merkez üssü bölgesinde ve 2025 kayma bölgesinin güneybatısında sismik kümeler mevcut; hem 1952 hem de 2025 şoklarının yüksek kayma alanının yaklaşık üçte ikisinde bir sismik "delik" bulunuyor. Toda ve Stein (2022), yüksek kayma bölgesindeki böyle bir deliğin (Şekil 5'in sol paneli), yaklaşık 9 veya daha büyük bir büyük itme olayının meydana gelmesinden birkaç yıl sonra başlayan tüm dalma bölgesi sismik aktivitesini temsil ettiğini savundu. 2025 ana şokunun kayması bu deliği kısmen dolduruyor.

    Gelecekteki kırılma bölgesindeki 4,5 ve üzeri büyüklükteki şokların oranı, bu minimum büyüklük için kaydın eksiksiz ve güvenilir hale geldiği 1995 yılından bu yana oldukça istikrarlıdır (Şekil 7). Başka bir deyişle, 2025 yılındaki 8,8 büyüklüğündeki şoka kadar sismik aktivitede ne uzun vadeli bir yavaşlama ne de bir hızlanma söz konusudur. Sabit sismik oranının gözlemlenmesi, buradaki sismik oranının en azından son 10 güne kadar öncü bir aktiviteye işaret etmediğini doğrulayan önemli ve hayal kırıklığı yaratan bir sonuçtur.

    Şekil 7. Deprem oranı eğilimi, 4,5 ve üzeri büyüklükteki şoklar için rekorun tamamlandığı 1995 yılından bu yana oldukça istikrarlı seyrediyor ve yakın gelecekte 8,8 büyüklüğünde bir şokun meydana gelebileceğine dair çok az ipucu var. Kaynak: Temblor, CC BY-NC-ND 4.0

    ARTÇI ŞOKLARDAKİ YÜKSEK AKTİVİTE

    Kuril Çukuru'ndaki iki Kamçatka öncü şokunu, Japonya Çukuru'ndaki benzer büyüklükteki şoklarla karşılaştırdığımızda, 10 günlük Kamçatka öncü şoku ve 2 günlük Tohoku öncü şokunun (Marsan ve Enescu, 2012) alışılmadık derecede yüksek artçı şok bolluğuna sahip olduğunu görüyoruz. Kamçatka artçı şok oranı (kırmızı çizgi, Şekil 4), 1 yıllık Kamçatka öncü şokundan (mor çizgi) veya 1993 büyüklüğündeki 7,5 Kamçatka depreminden (yeşil çizgi) yaklaşık 10 kat daha yüksektir. Buna karşılık, azalma oranları (Omori p üssü veya çizgilerin negatif eğimi), 2 veya 10 günlük öncü şokları diğer olaylardan güçlü bir şekilde ayırmaz. Liu ve ark. (2019), 7.1 büyüklüğündeki Ridgecrest, Kaliforniya depreminden 34 saat önce meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki bir öncü şokun artçı şok verimliliğinin, büyüklüğüne göre ortalamadan 8.5 kat daha yüksek olduğunu buldu.


    1-Anaşok sonrası gerçekleşen artçı şok aktivitesindeki sayı benzer büyüklükdeki diğer depremlere oranla oldukça ayrışıyorsa yeni deprem-lerin habercisi olma ihtimali epey yüksek.
    2-2025 depremi kuvvetle muhtemel 1952'depreminin kısmi tekrarı , yırtılma alanı ve aletsel dönemdeki sismik boşluğa dikkat edin

    Segment bazında son depremi tarihi bilinen depremler +deformasyon hızı+geçen süre deprem riski ve büyüklük açısıdan oldukça fikir verici

    bu yinede net olarak 73'yıllık bir döngüye işaret etmez 1952 daha büyük bir depremdi burdan çıkacak sonuç aletsel dönemde gözlemlenen en iyi depremlerden biri olduğu için deprem davranışlarındaki düzensizlik.

    250 yılda +7.5M beklenen depremler 150-200 yılda +7M'de yapabilir.

    aletsel dönemle birlikte gelecekde deprem riski konusundaki çalışma - öngörüler oldukça gelişecek ,gelişmeye devam ediyor.

    Temblor'un alıntıladığı ve eklemeler yaptığı 6.2Mw Marmara denizi raporundan kısa özetler;

    April 2025 magnitude 6.2 earthquake near Istanbul highlights strengths and weaknesses in seismic mitigation - Temblor.net
    Experts dive into what went well and what needs to be improved when it comes to major earthquakes in Istanbul, Türkiye.   By M. Erdik, Boğaziçi University,…
    temblor.net

    Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun (Marmara denizi) kuzey kolundaki kayma hızı yılda 13,6 ± 1 milimetredir (Kozacı ve Altunel, 2022)

    Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), Marmara bölgesinde 200'den fazla kuvvetli ve zayıf yer hareketi istasyonu işletmektedir. Böylesine yoğun bir sismik ağ, Nisan 2025 olayının artçı şoklarının hiposantr derinliklerini hassas bir şekilde sınırlayabilmektedir.

    1-Artçı şok dağılımı, aktivitenin çoğunun ana şok konumunun doğusunda yoğunlaştığını göstermektedir.

    2-Artçı şoklar, Kuzey Anadolu Fayı'nın düz beyaz çizgiyle gösterilen ana fay izi etrafında yer almaktadır. Artçı şok dağılımının toplam uzunluğu yaklaşık 20 kilometredir.

    Şekil 2. 23 Nisan 2025 saat 09:49 UTC ile 3 Mayıs 2025 saat 15:00 UTC arasında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin artçı şokları. Ana şokun ve 2019 açık deniz Silivri depreminin odak mekanizmaları da gösterilmektedir. Kaynak: Erdik ve ark., 2025, CC BY-NC-ND 4.0

    Ancak, artçı şoklar kırık fay düzlemi boyunca eşit olarak dağılmamıştır. Kırık fay düzleminin 10 kilometre uzunluğundaki batı kesimi yalnızca birkaç artçı şoka ev sahipliği yaparken, kırık fay düzleminin 10 kilometre uzunluğundaki doğu kesimi artçı şokların çoğunu barındırmaktadır. Böyle bir artçı şok örüntüsünün etkileri neler olabilir?

    1-Hiposantr, kopan düzlemin batı kesiminde yer aldığından, büyük moment salınımının (bir enerji salınımına benzer) burada meydana geldiği ve bunun da önemli bir gerilim düşüşüne yol açtığı sonucuna varılabilir. Dolayısıyla, fayın bu kısmında gerilim dağılımı için hiç artçı şoka ihtiyaç duyulmaz veya çok az artçı şok meydana gelir. (Bknz. Sındırgı depremi)

    2-Ana şokun batı kesimine kıyasla doğu kesimindeki artçı şokların yoğunluğunun yüksek olması, kayma miktarının nispeten düşük olduğu doğuya doğru bir kırılma yayılımını düşündürebilir. Dolayısıyla, daha yüksek artçı şok aktivitesi, kırılmış fay düzlemindeki heterojen kaymayı telafi edebilir. (Tek taraflı doğuya yırtılma gerçekleşti)


    23 Nisan ana şokundan yaklaşık 36 dakika önce, 16 kilometre derinlikte bir öncü şok meydana geldi;

    1-Ana şok, hemen yukarıda, yaklaşık 15 kilometre derinlikte meydana geldi.

    Şekil 3. Fay hattı boyunca artçı şokların derinlik kesiti (Şekil 2'de gösterildiği gibi). 36 dakika önce meydana gelen öncü şokun ve ana şokun merkez noktalarının derinlikleri sırasıyla küçük ve büyük yıldız sembolleriyle işaretlenmiştir. Öncü şokun merkez noktasının hemen altında yer aldığına dikkat edin. Gri noktalar, Yamamoto ve ark. (2017) tarafından yayınlanan sismik aktiviteyi göstermektedir. Kaynak: Erdik ve ark., 2025, CC BY-NC-ND 4.0

    Bu başlatma mekanizması, 1999 İzmit depreminin kırılma mekanizmasına benzer. 1999 depreminde, alt kabukta öncü şoklar gözlenmiştir (bkz. Bouchon vd., 2011). Bu nedenle, 2025 depreminin artçı şoklarının derinlik dağılımı, özellikle de kayaların kırılgan bir şekilde kırılması için alışılmadık bir derinlik olan 20-25 kilometre aralığındakiler dikkate alınmalıdır.

    2025 olayı için artçı şok derinliği tespitlerinin güvenilir olduğuna inanıyoruz çünkü bu bölge yoğun bir şekilde enstrümantasyona sahip; KOERI, Marmara bölgesinde yüksek yoğunluklu bir sismik ağ işletiyor. Ayrıca, Yamamoto ve ark. (2020; 2022), Kuzey Anadolu Fayı'nın ana fay hattının yakınında konuşlandırılmış ve 20 ila 25 kilometre derinlikte meydana gelen depremleri destekleyen 15 istasyonlu bir okyanus tabanı sismometre ağından veriler sunmaktadır (eski depremler gri noktalar)

    İlginçtir ki, Nisan 2025 ana şokunun artçı şoklarının çoğu 10 ila 20 kilometre derinlik aralığında yer almaktadır ve bu Yamamoto vd. (2017; 2020) tarafından işaretlenen pürüzlere işaret ediyor olabilir. Bir fay düzlemindeki pürüz, düz bir yüzeydeki bir kusur olarak kavramsallaştırılabilir; bir pürüz, fayın sıkıştığı yerdir. Yamamoto vd. (2020) tarafından gösterilen neredeyse hiç sismik aktivitenin gözlenmediği bir pürüz göstermektedir; bu, fay düzleminin kilitli olduğunu ima etmektedir. 23 Nisan depreminin, yukarıda gösterilen Yamamoto vd. (2017; 2020) tarafından işaretlenen "C" ve "D" pürüzlerini parçaladığı anlaşılmaktadır.

    Doğu-batı doğrultulu düğüm düzleminin (doğrultu 83 derece, eğim 77 derece ve eğim 178 derece) faylanma parametreleri, söz konusu bölgedeki Kuzey Anadolu fay izinin geometrisiyle örtüşmektedir.


    Bu faylanma parametrelerini ve EarthScope Konsorsiyumu tarafından işletilen NSF SAGE veri arşivindeki telesismik gövde dalga formlarını kullanarak bir kayma dağılım modeli hesaplıyoruz;

    1-Moment hız fonksiyonu (sismik momentin (enerjinin) kırılma sırasında nasıl serbest bırakıldığını ölçen bir hesaplama), yaklaşık 3 saniyelik bir yükselme süresine ve yaklaşık 10 saniyelik bir kırılma süresine işaret ediyor .

    2-Böyle bir moment hız fonksiyonu, kırılan fayın uzunluğunun yaklaşık 20 kilometre olduğu düşünüldüğünde, normalden daha düşük bir kırılma hızına işaret ediyor. Başka bir deyişle, fay beklenenden daha yavaş kırılmış. Dolayısıyla, bu kadar düşük kırılma hızları, gözlemlediğimiz (bu boyuttaki bir olay için) beklenenden daha düşük ivme değerlerini açıklayabilir.

    3-kaymanın fay düzleminde nasıl dağıldığını grafiksel olarak gösteren hesaplanmış kayma dağılım modelimizi göstermektedir. Okların boyutu, 5 kilometreye 5 kilometrelik her bir ızgara hücresi için elde edilen kayma miktarıyla orantılıdır. Batı bölümündeki kayma değerlerinin doğu bölümündekilerden daha yüksek olduğunu görüyoruz.

    Şekil 4. 23 Nisan 2025'te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem için bir kayma dağılım modeli. Moment oranı fonksiyonu, şeklin sol üst köşesinde gösterilmiştir. Sol alttaki oklar, tavan duvarının fay hareket yönünü göstermektedir; ok boyutları, her bir ızgara hücresi için elde edilen kayma miktarıyla orantılıdır. Gözlemlenen ve hesaplanan sismogramlar arasındaki dalga formu uyumu sağda gösterilmiştir. Kaynak: Erdik ve ark., 2025, CC BY-NC-ND 4.0


    Nisan ayındaki olay, Marmara Denizi'ni geçen kuzey kolu boyunca yaklaşık 15 kilometre uzunluğunda bir bölümün kırılmasına neden olmuştur. Kuzey kolun segmentasyonu, farklı sismik aktiviteye ve geometriye sahip fayların oluşmasına yol açmaktadır (Yamamoto vd., 2020; 2022).

    Marmara Bölgesi'ndeki çok sayıda eski yerleşim yeri nedeniyle, tarihsel sismik aktivite zengin ve iyi belgelenmiştir. Bu tarihçe, Şekil 5'te gösterildiği gibi son 2.000 yılda meydana gelen depremleri de içermektedir (örneğin, Ambraseys, 2002; Bohnhoff vd., 2016; Murru vd., 2016). 6 büyüklüğünden büyük tarihsel depremlerin böylesine eşit bir zamansal dağılımı, bölgenin sık sık orta büyüklükte depremlere eğilimli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, son 90 yılda Marmara Denizi'nde dört orta büyüklükte depremin meydana gelmiş olması dikkat çekicidir.

    Şekil 5. Marmara bölgesindeki tarihi depremlerin zamansal dağılımı. Olaylar, 2025 yılındaki 6,2 büyüklüğündeki depremi merkez alarak, 150 kilometrelik bir yarıçaptaki dairesel bir alanda yer almaktadır. Kaynak: Erdik ve ark., 2025, CC BY-NC-ND 4.0

    Son büyük deprem, yakın zamanda meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki fay segmentini kıran büyük olay olup, büyük olasılıkla 7.0'den büyük bir büyüklüğe sahip olan 22 Mayıs 1766 depremidir (Pondard vd., 2007; Meghraoui vd., 2012; Murru vd., 2016; Parsons, 2004; Rovida vd., 2022).

    Dolayısıyla, yakın zamanda meydana gelen depreme ev sahipliği yapan fay segmenti daha büyük depremleri üretebilecek kapasitededir.


    Orta büyüklükte dört depremin yer aldığı sismik aktivite periyodu, en son 2025 depremi olan 1935 Marmara Adası depremini (6,3 büyüklüğünde), 1963 Çinarcık Havzası depremini (6,3 büyüklüğünde) ve 2019 açık deniz Silivri depremini (5,7 büyüklüğünde) içermektedir. Daha önceki üç depremin büyüklüğü, Nisan 2025 depremine benzerdir.

    Figure 6. Seismicity of the Marmara region since 1900 shows earthquakes of magnitude greater than 3.5. The data are retrieved from the ISC bulletins. The beachballs indicate the faulting mechanisms of moderate-size earthquakes. The 1935 and 1963 earthquakes show normal faulting mechanisms. The green beachball shows the April 2025 event. Credit: Erdik et al., 2025, CC BY-NC-ND 4.0

    Kumburgaz segmentindeki en büyük aletsel dönem depremi, 26 Eylül 2019'da 5,7 büyüklüğünde meydana geldi. Silivri depremi olarak adlandırılan bu açık deniz olayı, Kuzey Anadolu Fayı'nın ana izinin kuzeyinde yer alan ikincil bir fayı kırmıştır. Depremin fay düzlemi çözümü, ana faya yakınlığına rağmen önemli bir ters faylanma bileşenine sahip doğrultu atımlı faylanma göstermektedir (Şekil 6). Stein ve Sevilgen (2025), bu olay ile 2025 ana şoku arasındaki olası etkileşimi incelemiş ve kırılan fay düzleminin alt kısmında önemli bir gerilim artışına işaret etmiştir.

    1900'den bu yana Kumburgaz segmenti üzerinde veya yakınında meydana gelen dört orta büyüklükteki deprem arasında, USGS'nin doğrultu atımlı deprem olarak raporladığı 2025'teki 6,2 büyüklüğündeki deprem , Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun ana izinin bir bölümünü kırmıştır. Odak mekanizmasının doğu-batı yönlü düğüm düzlemi, o bölgedeki ana fay izinin geometrisiyle oldukça uyumludur .

    Kumburgaz segmentini vuran son büyük deprem, önceki bölümde de belirtildiği gibi 1766 yılında meydana gelmiştir. Fay segmentinin doğu kısmında, Nisan 2025'teki depremden sonra muhtemelen bir gerilim artışı yaşanmıştır. Bu iki etken de, İstanbul metropol bölgesinde ve yoğun nüfuslu Marmara bölgesinde zaten yüksek olan risk seviyesini muhtemelen artırmıştır.

    23 Nisan 2025'te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, özellikle İstanbul ve çevresi için olmak üzere, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu kalıcı sismik tehlikeyi bir kez daha gözler önüne sermiştir. Beklendiği gibi, depremi bir dizi artçı sarsıntı izlemiştir. Ana şok, komşu fay segmentleri boyunca yerel stres dağılımlarına neden olmuş ve Kuzey Anadolu fay sisteminin bazı bölümlerinde kısa vadeli kırılma olasılıklarını değiştirmiş olabilir. Bununla birlikte, gelecekte beklenen yüksek büyüklükteki bir "Marmara Depremi" ile ilişkili uzun vadeli tehlike, fiilen değişmeden kalmıştır.

    Ankara/Kalecik kuzeyinde 4.1Mw'lik bir deprem meydana geldi ve tartışmalar başladı :)

    AFAD odak mekanizması çözümü KKD-GGB uzantılı normal bileşeni olan baskın doğrultu atımlı faylanma (1.görsel)

    2- BKB-DGD uzantılı normal bileşeni olan baskın doğrultu atımlı (2.görsel) çözümü vermiş.


    Odak mekanizmaları yapısı gereği 2 farklı şekilde görünür ve yorum gerektirir fikir veren başlıca etkenler;

    1- Büyük bir deprem sonrası artçı deprem uzanımı.

    2-Hakim bölge tektoniği ve mevcut fay'ın bilgisi.


    İlk çözüm Çankırı fayı ve bölge tektoniği uyumlu gibi görünsede sonrasında gelen artçılar (2.görsel) , diğer çözüm olan haritalanmamış topografya'da belirgin oldukça kısa bir faya işaret ediyor.

    Çankırı fayı üzerinde aletsel dönemde meydana gelen +4Mw deprem mevcut değil, benzer yapıdaki Orta fayı ve depremi (2000 6.0Mw) dikkate alındığında Topografyada çok daha belirgin olan Çankırı fayının +6Mw deprem üretebilecek kapasitede olduğu söylenebilir.

    1794 depreminin Çankırı fayı ile bir ilgisi yok.

    oqn1rrk.png

    peki hocam ne olacak bu işin sonu kendi kendine sönümlenme ihtimali var mı sanki hiç durmayacakmış gibi çünkü


    Ve evet dediğiniz gibi harbiden sözde deprem bilimciler çok hatta bugün 2-3 tane tv kanalında gördüm kesinlikle daha büyük deprem beklemiyorum diyen bile oldu

    Depremlerin 10.08.2025-17.08.2025

    10.08.2025-07.09.2025 dağılımları.

    ilk 1-3 günlük süreçte kırılma alanı ve artçı depremler netleşir ben bilerek 1 haftalık süreç ve sonra ki süreci baz aldım.Depremlerin doğuya genişlediği aşikar bu süreç devam ediyorken daha büyük bir deprem gelme ihtimali kırılmayan segment uzunlukları gereği elbette var ama bu kesin gerçekleşecek diye birşey yok her iki söylemdede (olur veya olmaz) mevcut sahışları bağlayacı bir durum yok istedikleri gibi atıp tutuyorlar.

    Burda tartışalıcak çok daha önemli konu bu depremlerin hala niye yükselti altında episantr veriyor olması normal fay yapısı gereği artçı depremlerin düşen blok tarafında (havza içinde) yoğunlaşması gerekirken doğuya genişleyen depremlerde dahil yükselti altında devam ediyor.Daha güneyde ikincil bir fay oluşumunun ciddi şekilde araştırılması lazım.

    17.08 sonrası depremler;

    Örnek Afganistan depremleri çözüm ve dalga formları bile aynı gibi görünsede bu deprem-lerin çoğunu artçı kategorisine koyamazsın deformasyon alanı ve yırtılma ilerleyişine dikkat edin bunlar bağımsız depremler.

    Sındırgı örneğinde bazı depremlerde doğrudan mekanizma değişiyor hala artçı deprem diyen ,yayıncı-sözde deprem bilimciler var.

    Bizim kurumların çözümleride görmek lazım

    ama ilksel çözümler DKD/BGB doğrultu atımlı faylanma veriyor bu depremleri artçı kategorisinde değerlendirmek çok doğru olmaz (çözüm doğruysa) doğuda sistem değişiyor..