Beiträge von wildleo1907

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Yarın öğle güncellemesinde ne görürsek karşımıza c.tesi akşamına kadar çıkacak olan senaryo % 75-80 o şekilde gerçekleşecek demektir. Bu yağışları bekleyen barajları düşünün derim, mevsimine göre yaşamak çok önemli kışı, kasım ayı içinde iki önemli sistem vurabilir yine batı bölgeleri bunlardan ikincisi ve pek tabi daha güçlü olanı sıcaklıkları yükseklerde ( şehir merkezi dışında) karla karışık yağmura çevirebilecek kadar güçlü olabilir, havada kar görmek için Aralık ilk 10 günü beklemek yerde kar görmek için ise 17-25 Aralık haftasını beklemek lazım

    Sistem güzel görünüyor, bu haliyle Trakya'da Edirne ve Kırklareli çevrelerinde yılın ilk kar yağışı (özellikle yüksek kesimlerinde) görülecek gibi ancak sistemde hafif bir değişim bu ihtimali ortadan kaldırabilir keza bu mevsimde sistemler normal kıvraklıklarından çok daha fazlasını gösterebiliyorlar. Yağış hepsinden önemli bence, uzun sürece yayılmış 3-4 gün süren siklonik bir sistem almayalı ne kadar zaman oldu bir düşünsenize... Bundan sonraki her ay en kötü mevsim normallerinin hakkını verecek ve kışın top yaptığı nokta kanımca Ocak sonu ile Şubat 15 arasındaki dönem olacak. Her sistemi tadını çıkararak irdeleyin kış sasece kar demek değil bunu unutmayın.

    Kasım ortasında gelecek olan -12 nin bugün yarın beklediğiniz -8, -6 dan bir farkı yok maalesef, bunlar ekstrem durumlardır ve genelde mevsimine göre bir kış geçirilmeyeceğine işaret eder, bu yıl İstanbul, Bursa gibi Marmara metropollerine kar Aralık 15 den sonra yerde birkaç gün kalacak şekilde yağacaktır.

    -8 ler girmedi diye üzülmeyin, önce sağlam bir ıslanalım sonrasında kar buz bu sene ziyadesiyle kapımızı çalacak, mevsimi değil -8 lerin hatta -4 lerin bile mevsimi değil, hele bir Kasım ayının yarısını geçelim 2m de sıcaklıklar İstanbul Bursa Ankara gibi şehirlerimizde 10C nin (gündüz) altına gerilesin, 2 kez böyle salınım yaptıracak sistemler gelecek ki ardından gelen sistem sıcaklıkları kar seviyesine düşürsün...

    Bu Pazar günü İstanbul'dan veya Ankara'dan kar görmek isteyen tutkunkanlara önerim GREENPARK
    Ankara - Bolu TEM Otoyolu 110. km.
    Karayolları Dinlenme Tesisleri Karşısı / Bolu
    Gerede ile yaklaşık 5 derecelik bir sıcaklık farkı vardır ve Pazar günü söz konusu mevkiide beklediğim hava durumu çok bulutlu ve kar yağışlı gece -2C / gündüz 3C . Oteli arkasındaki gölde bir yürüyüş parkuru var yılın ilk karında (yağış altında) tadını çıkarmak için fırsatı olan gitsin, ben bebeğimi üşütürüm korkusuyla muhtemelen gidemeyeceğim :(

    Arkadaşlar, bu da Küresel İklim Değişikliğine liberal düşünce penceresinden bir bakışı yansıtıyor yorum eklemiyorum sizler de bir okuyun istedim.
    Sevgiler,

    Not: Alıntıdır...

    Büyük Küresel Isınma Sahtekârlığı, Fred Singer

    Al Gore’un Uygunsuz Gerçek filmi bir benzerine –şuan internette milyonlarca insan tarafından gözden geçirilmiş olan son günlerde İngiliz televizyonunda gösterilen müthiş bir belgesele– kavuşmuştur. Tumturaklı başlığına rağmen Büyük Küresel Isınma Sahtekârlığı, güvenilir bilime ve benim de dahil olduğum gerçek iklim bilimcilerle yapılmış söyleşilere dayalıdır. Buna karşın Uygunsuz Gerçek filmi, büyük ölçüde tek bir siyasetçinin küresel ısınmayı duygu yüklü bir şekilde takdim etmesinden ibarettir.

    Büyük Küresel Isınma Sahtekârlığı’nda ortaya konulan bilimsel iddialar, özetle şu şekilde ifade edilebilir:

    1. Bugünkü ısınmanın insan faaliyetinden kaynaklanan sera gazları artışı sonucu ortaya çıktığına dair bir kanıt yoktur. Geçmiş 650.000 yılın buz çekirdeği kayıtları, sıcaklık artışlarının, okyanusların ısınmasının atmosferik karbondioksitteki artışın önemli bir kaynağı olduğunu ortaya koyarak binlerce yıllık karbondioksitteki artışlardan –dolayı değil de– önce gerçekleşmiş olduğunu göstermektedir.

    Hâkim sera gazı olarak su buharı, karbondioksitten çok ama çok daha önemlidir. Gelecekteki ısınmalara ilişkin korkunç tahminler, neredeyse tamamen bilgisayar iklim modellerine dayandırılmaktadır; ne var ki, bu modeller, su buharının rolünü doğru bir biçimde anlamamaktadır –ve, zaten, su buharı bizim kontrolümüzün dışındadır. Ayrıca, bilgisayar modelleri, geçmiş yüzyılın önemli bir bölümünün (1940-1975 arası dönemin) gözlenmiş soğumasını hesaba katmadığı gibi; –“parmak izleri” dediğimiz- ısınmaya ilişkin gözlenmiş kalıpları da göz ardı eder. Örneğin, Antarktika soğuyor, halbuki modeller burada ısınma yaşandığı tahmininde bulunuyor. Ve modellerin orta atmosferin yüzeyden daha hızlı ısıtmasını gerekli gördüğü yerlerde gözlemler, tam aksini göstermektedir.

    Sıcaklık dalgalanmalarının tabiî sebeplerini destekleyen en iyi kanıt, güneş etkinliğindeki düzenli değişkenliklerle güçlü bir biçimde uyum gösteren bulutluluktaki değişmelerdir. Bugünkü ısınma, neredeyse bir milyon yıl öncesine kadar geri gidilebilen iklimdeki ısınma ve soğumaya ilişkin tabiî bir döngünün bir parçası olabilir. Vikingler Grönland’a yerleştikleri ve tahılları büyüttükleri Ortaçağ’ın sıcak dönemi M.S. yaklaşık 1100 yılına ve Avrupa’ya şiddetli kışları ve soğuk yazları getiren ve rekoltelerin düşmesine, açlığa, hastalığa ve genel sefalete sebep olan küçük buzul çağı ise M.S. 1400-1850 yılları arasına tekabül ediyor. Küresel ısınmanın varlığına kendini adayanlar, sözünü ettiğimiz tarihî iklim dalgalanmalarının varlığını inkâr eder ve –meşhur “hokey çubuğu” sıcaklık grafiğine sebep olan- ağaç halkaları ile diğer ikincil verilerden müteşekkil düzmece tahliller kullanarak bugünkü ısınmanın “olağan olmadığı”nı iddia etmeye yönelik çaba sarf ederler. Bu hokey çubuğu grafiği şimdilerde güvenilirliğini tamamen yitirmiştir.

    2. Eğer ısınmanın sebebi büyük ölçüde tabiîyse, o zaman, bu konuda yapılabilecek çok fazla bir şey yoktur. –Çoğu iklim değişkenliğinin muhtemel kaynağı olan-durağan olmayan güneşi kontrol edemeyiz. Şimdilerde enine boyuna düşünülmeden başkalarına telkin edilen sera gazı azaltmaya yönelik programların hiçbiri, dişe dokunur bir katkıda bulunmayacaktır; bu [aşağıdaki, ç.n.] programlar, hiç de uygun olmayan, yararsız ve son derece pahalı programlardır:

    - İster vesikaya bağlama isterse ayrıntılı üst sınır koyma ve ticaret yapma programları şeklinde olsun, karbondioksit emisyonlarının kontrolü,

    - Etanol ve pratik olmayan “hidrojen ekonomisi” gibi iktisadî olmayan “alternatif” enerji,

    - İri rüzgâr tribünleri ile güneş kolektörlerinin kurulması,

    - Fabrika bacalarından veya hatta atmosferden kaynaklanan karbondioksitin uzaklaştırılması için önerilen projeler.

    İroni şu ki; karbondioksit, gözlenen ısınma eğiliminin sebebi olsa bile, bütün bu programlar –yakıt kullanımını %80 oranında kesmeleri için (Çin de dahil) bütün ülkeleri ikna edemedikçe– etkin olmayacaktır.

    3. Son olarak, hiç kimse, daha sıcak bir iklimin tamamen olumsuz etkiler üreteceğini gösterememektedir. Deniz seviyelerindeki çok korkulan yükselme, kısa dönem sıcaklık değişikliklerine bağlı gibi gözükmemektedir; çünkü deniz seviyesi yükselmelerinin oranı, son buzul çağından –yani 10.000 yıl öncesinden– beri sabit olmuştur. Hatta çok sayıda iktisatçı, aksinin çok daha muhtemel olduğunu –yani ısınmanın net bir fayda ürettiğini, gelirleri arttırdığını ve hayat standardını yükselttiğini– ileri sürmektedir. Niçin bugünkü iklimin en uygun düzey (optimum) olduğunu varsaymıyoruz? Elbette, bunun olma ihtimali oldukça küçük olmalıdır ve geçmişteki iklim ısınmalarına ilişkin iktisadî tarih bunu desteklemektedir.

    Ne var ki Büyük Küresel Isınma Sahtekârlığı’nın asıl mesajı çok daha geniştir. Niçin kıt kaynaklarımızı, esas itibariyle bir sorun olmayan şeye hasretmeli ve dünyanın karşı karşıya kaldığı gerçek sorunları –açlığı, hastalığı, insan hakları ihlallerini- göz ardı etmeli, terörizm ve nükleer savaş tehditlerinden söz etmemeliyiz? Ve tabiî afetlerin, insanoğlunun önemli bir bölümünü silip süpüren salgınların ve hatta bir tanesi dinozorları yok etmiş olan küçük gezegenlerin etkisiyle mücadele etmek için gerçekten hazırlıklı mıyız? Yine de dünyanın pek çok yerinde siyasetçi ve elitler, sınırlı kaynaklarımızı gerçek sorunlar için kullanmaya yoğunlaşmak yerine moda sorunlara boş yere harcamayı tercih edeceklerdir. Bir an için, gûya dünyayla ilgili güvenilir rakamlardan yola çıkılarak yapılan korkunç tahminleri bir düşünün! İngiltere’nin en önemli bilim adamı, evlerimizi yalıtmadıkça ve daha verimli aydınlatma lambaları kullanmadıkça, 2100 yılına kadar, –insan ırkını çoğaltan çok az sayıda hayatta kalan üretken çiftle birlikte– bir hayvan veya bitkinin yetişebildiği (habitable) tek kıtanın Antarktika olacağı konusunda bizleri uyarmaktadır. Cidden!

    Özellikle, iklim –geçen yüzyılın çoğunda yaptığı gibi– soğumaya karar verirse çok uzak olmayan bir gelecekte bütün hilekârlıkların bitmiş olacağını hayal ediyorum. İklimin 1998 yılından sonra ısınmamış olduğunu burada not etmeliyiz. Gelecek nesiller geriye dönüp bugünkü çılgınlığa bakacaklar ve bütün bunlara şaşıracaklar; Uygunsuz Gerçek gibi sinema filmlerine ve onları uyanık tutmaya yönelik Büyük Küresel Isınma Sahtekârlığı gibi belgesellere sahip olacaklar.

    Çeviren: Yusuf Şahin


    Büyük Küresel Isınma Sahtekârlığı,Fred Singer, Liberal Düşünce, Sayı 47-48- Yaz Sonbahar 2007


    17 ekimde gelen sistemin hemen ardından sıcaklıklar yükseliyor. benim hatırladığım yılların hemen hemen hepsinde sıcaklıklar yükselme eğililimnde örneğin bi kar yapan sistem geliyor ardından bi bakıyorsun hemen hava ısınmış. 80 li 70 li yıllardamı böyleydi.

    Mevsimin gereğini yaşıyoruz normal dalgalanmalar bunlar, eskiden de böyleydi bu mevsimde şimdi de :)