Beiträge von MARMARA.KAZIM

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Bu sene El Nino senesi sanırım. Acaba gelecek kış nasıl etkileri olacak.Sanırım yağış açısından sıkıntımız olmayacak ama soğuk sıkıntısı çeker miyiz? Henüz çok ama çok erken lakin uluslararası çalışmalar veya bizim forumda çalışmalar yapan arkadaşların bir öngörüsü mevcut mudur? El Nino kışı yaşayıp da mükemmel kışlar ( kar açısından ❄️ ) geçirdiğimiz oldu mu? Saygılar...

    Sheriff William Lloyd Ama eski binalar, ama yeniler yıkılmadı falan. Yeni bir atasözü olması lazım lügatta artık. " Amalarla başlayan tüm cümlelerin a... ". Hatası günahı vebali olanlar bile ya susuyor ya da suçluluk psikolojisinden daha çok sağa sola tükürecek tonda yüksek perdeden saydırıyor. Gel gelelim millet bi kulp bir makyaj arama çabasında anlamsız bir şekilde. Memati'nin sözü geliyor aklıma. "Bu duruş para ile olmuyor be gülüm. O kadar çok soğukta paltosuz gezdik ki içimiz dik dışımız eğik kaldı" diye. İç dış eğikleşme sendromu yaşıyoruz.

    sakin kalabilmek için binanın dayanacağını bilmen lazım

    deprem anı düşen uçaktaymış gibi hissiyata kapılıyoruz

    1 dakika içinde ölüceğini düşünerekten panikatak geçiriyoruz hepimiz

    bu yüzden tatbikattan öte güvenilir binalarda oturmamız lazım

    1. Kural o hocam ama 2. Kural da gerçekten sakin kalabiliyor olmak. Daha önce de yazdım yine diyim. 17 Ağustos depreminde binasına bir şey olmayanın en çok zarar gördüğü neden sakin olamamak oldu. Çünkü evin sağlam ama apartmanın içi? Çünkü apartman merdivenleri genelde asma usulü yapılır ve en çabuk yıkılan şeylerdir. Tıpkı bizim çıktığımız bina gibi. Annem vardı yalnız evde ve dünyanın en soğuk kanlı insanlarından biridir. 6. Kattan indik o gece. Ve annem her anını sakin geçirdi. Apartmanda balkondan atlayıp kolunu bacağını kıran da oldu, merdivenlerden koşarak inenlerin gözünü başını yaraladığı da oldu. Ama annem sükunet içinde indirdi. O da çok önemli bir faktör.

    Yanımıza 2 ay yetecek su ekmek alsak ne olcak. Yıkıldıktan sonra hava boşluğu olacak mı? Olduğu an uykuda olursan anlamı olacak mı? Yanında olcak gıda telefon benzeri gıda ve malzemeler o çöküntü de şans eseri senin yanında kalırsa eyvallah tâbi. Sağlam zeminler üzerine kurulu sağlam binalar yapmaktan başka ÇARE YOK. Bunu da ben sen değil devlet yapacak. " Ölümden kaçış yok". Ben de biliyorum yok. Şu satırları yazarken de kalp krizi geçirip ölebilirim bizde biliyoruz. Konuları o kadar basite indirgiyoruz ki topum olarak deli çıkıcam. Her şeyi kadere atanlara Allah öbür tarafta sormayacak mı ben sana akıl verdim,vicdan verdim, ahlak verdim, öğüt verdim. Sen bunlara kulak asmadın ümmetini toprağa koydun demeyecek mi? Kaçış yok günahlardan. Üç beş saftirik inanır bunlara. Toki konut yapıyorsun 9.5 şiddetine dayanaklı. Test yapıyorlar kolonlara patlayıcı koyuyorlar infilak ve yıkım oranı yüksek mühimmatlar bina yıkılmıyor. 2. Deneme de ancak zar zor yıkılıyor. Demek ki isteyince insan olunca ahlak ve çalışkanlık olunca oluyor

    Deprem nedeniyle havalardan uzak kaldık ama şöyle ufak bir baktım 21-23'ünde 1 sistem eğer güçlenirse kar yapacak potansiyeli olabilir ve sonrasında ayın son günleri/son haftasında 2. bir dalga daha yani totalde 2 sistem gelebilir. Bir yandan kuraklık halen devam ediyor malesef yeterli kadar kar alamadık baraj bölgelerine ve bunun neticesini önümüzdeki dönemde göreceğiz, bir yandanda soğuk sistem gelse deprem bölgesindeki vatandaşlarımızı olumsuz yönde etkileme durumu vesair var 2 arada bir deredeyiz özetle.

    Tabiattan güçlü değiliz hocam. Ona ne yön verebiliriz ne de üzerinde hüküm sahibi olabiliriz. Tabiat bize göre değil biz tabiata göre şekil almak zorundayız. Tabiatı kirletirsek iklim krizide olur, tabiata göre düzgün barınma yerleri yapmazsak yıkımda olur. Asrın felaketi deprem değil insanoğlunun ta kendisidir. Yağmur kar da kovalamak zorundayız yapacak bir şey yok.

    Allah resmen bize acıyor. Marmara depremi öncesinde bu afeti bize yaşattı ve ne kadar eksik olduğumuzu anladık. Bu şerrin ancak böyle bir faydası olabilir. Kimi şehri terkeder, kimi evini yeniler, kimi depreme karşı eğitim alır, devlet yetkilileri önlem almaya başlar vs. Belki şansımız varsa deprem erken olmaz ve az kayıpla kurtuluruz.

    Şuan deprem görmüş geçirmiş ve şehrin tamamına yakını yıkılan şehirler için bir dönüşüm hareketi olacağı aşikar. Acı ama baştan dizayn edilecek. Ve 0'dan dizayn edilebilir olması daha kolay ve makul. Şehirler artık bu bölgelerde kayalık arazilere, dağlara çekilecektir. Bu iskan politikasını hayata geçirmek bugün karar kılınsa maksimum 2 sene sürer. Çünkü sıfırdan yapmak yıkıp yapmaktan daha kolaydır. Ama bu Marmara için özelikle de İstanbul için geçerli değil. Bugün karar kılınsa, olmaz ya bütün şehir kentsel dönüşüm hareketine girişse ekonomi, yıllar ve yapılar alan devasa çarpık kentleşme boyutu, anlamsız ve akıl dışı nüfus popülasyonu sebebiyle en az 20-25 sene sürer. Bunun kararı 1999'da alınmalı ve şimdiye bugünler de son nokta konulmalıydı. Ama bizde devlet şuuru yerine hükümet bilinci olduğu için olmadı olmayacak. Milli davalar meselesinin 1. sırasında gelmesi gereken konuların en başında gelen konu. Sadece bir deprem değil bağımsızlık çöküşü niteliği taşımaktadır. Sağ kalanın da vatansız kalacağı gerçeği yatmakta. Ha bugün karar alınmalı mı? Elbette karar alınmalı ve İvedilikle uygulamaya geçilmeli. Bu noktadan sonra tek temennimiz en az 25 -30 yıllık süreçte bu depremin yaşanmaması için dua ve temenni içinde olacak olmamız olur, ya da yaşanacak ise yakalandığımız süreç kapsamında acı tablonun minimize edilecek olması olur. Acı ama gerçekler köşesinde bugün sizleri üzdüğüm için özür dilerim ama hepimiz için iyi ve güzel şey ne ise tüm çıplaklığı ve gerçekliği ile gözler önüne serilmelidir. Bizim yalan ve umut satan şeylere de , üzerine günler koyacağımız zamanımız da yok. Bilim ve aklın gerçekliği bizlerle olsun...

    1999'da İzmit dümdüz olunca, şehirleşme dağlara tepelere çıktı. Üniversite hastaneleri, Üniversitesi kurumları, Şehir hastaneleri, devlet hastanelerinin birçok bağlı yan forumları, ilkokulu, ortaokul ve liseler hep tepelere kayalıklı dağlara dizayn edildi. Yapılan tüm toplu konutlar keza hep tepelere gitti. Yeni Kocaeli Stadyumu öyle. Ve kentsel dönüşüm kapsamında çok ev yıkıldı. Devam da ediyor. Çarşı merkezde kalan binaların da yıkılıp 2/3 kata düşürülmesi gerekli. Vali ve emniyet binaları gibi kamu binaları haliyle merkezi olmak zorunda. Onlar da sağlam projeler olsa gerek. Ama bunları yapmak için onbinlerce sevdiğimizi kaybettik. Bu 10 ilde de yapılması gereken bu. Ama bu acılara gerek mi vardı. Sorun yok olup baştan doğmak mı? Varolurken yapmak neden zor? Neden ?

    Forumdaslarim yaralı sayisindaki artış televiyonda görmediğimiz kurtuluşlarin arttığına mi işaret yoksa yaralılar yeni mi kaydoluyor sisteme ? Bilgisi olan var mı. (Umarım kurtulan sayısı artiyordur)

    Hastane giriş kaydı,polis - savcı müşterek tutanak tutulması falan uzun bir süreç. Şuan atıyorum 10 ise, 2 dakika sonra 20 oluyor ise bunun 10'dan 20'ye rakama yansıması saatler alan bir süreçtir. Ve her an üstüne yeni kayıt ekleniyordur. Belli aralıklarla güncelleniyor.

    Seviyoruz sövüyoruz lanet okuyoruz dua ediyoruz ağlıyoruz kavga ediyoruz barışıyoruz. Bu ülkenin vatandaşı olmak ihtiras barındırıyor. Ülkeden nefret ederek giden arkadaşlarım var kanada da abd de orda burda. Hepsi ağlıyor telefonlarda. Bizi ayrıştırmaya inatla devam etseler de biz yine bir oluyoruz. Türk olmanın bedeli de bu işte. Gel Hatay'a hristiyan kardeşlerimiz, git antepe Arap kökenli vatandaşlarımız, dön yıkılan başka şehire Ermeni vatandaşlarımız, osu busu şusu. Acı çekerken aklımıza geliyor mu kimin ne olduğu. Bize yardıma gelen azeri macar yunan İsrailli Iraklı japon. Ortak payda insan olmak işte. Bu ülke her şeyin en iyisini hakediyor. İnşallah güzel günler gelecek.

    10 ilde yaşayan ve çok şükür aramızda olan kardeşlerim, abilerim, ablalarım. Tablo çok acı biliyorum. O şehirler size korku da veriyor anlıyorum. Yaşadım. Ama zaman akıp gidecek. Memleketinize küsmeyin. Küsülmüyor da. Yaralar sarılacaktır. Kayıplar unutulmaz. Ne desek boş ama Allah sabır verecek inşallah. Ülkenin bir yerine bir şey olunca diğer yerlere olmuyor mu. Bizde oldu sizlere o günler zehir gibi geçti. Yediğiniz içtiğiniz nasıl size o zamanlar ağır geldiyse şuan bize de olan o. 4 gündür dünyamız başımıza yıkıldı. Ağlamaktan içimiz kurudu. Allah hepimize sabır versin. Allah hepimize güç kuvvet versin. Allah bir daha bize bu acıları yaşatmasın. Allah bizlere gözümüzü gönlümüzü aklımızı açma fırsatı versin ki bir daha bunları yaşamayalım.

    Afetin 4.gününde yıkılmış olan binaların %9'una ulaşılıyor sadece. Ve vefat sayısı 17 binlerde. Doğal afetlerin yapacağı tahribatı benim diyen süper güçler bir araya gelse yapamaz. Kim gayret etmez kim ben gitmiyorum demez enkaza. Öyle bir şeye insanlık açısından ihtimal vermiyorum. Mevzu yanlış yapılaşma ve yanlış iskan politikası. Her boş araziye ev dikiyoruz. Burası güney ve doğu Anadolu olmasına rağmen faciayı görün. İstanbulun rezalet yapıları ve rezalet yolları trafiği nüfusu of offf. Bağımsızlık elden gidecek böyle bir senaryoda. Korku mu pompalıyorum. Korkun abi ne yapayım. Gerçekler acı ise ben ne yapayım.