Beiträge von Bay Hava

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    850 hPa seviyesi ne kadar düşerse yer seviyesi de o kadar düşüyor. Yani hava o kadar sertleşiyor. Su buharı tutma oranı o derece azalıyor.

    Evet ama bu düşüş kıyılarda çok sınırlı. Kar yağdığı zamanlarda İstanbul olsun, Trabzon olsun minimum kaç dereceyi görebiliyor ki? Hep sıfıra yakın sıfırın birkaç derece altında falan. Yani öyle su buharını tutma meselesini konuşacak seviyeler değil bunlar. Yer sıcaklığı -10'lara -20'lere indikten sonra konuşulacak şeyler. Kıyaslama olarak evet onu kabul ediyorum, neden Karadeniz kıyılarında seller genelde yazın sonlarında, sonbaharda oluyor da kışın daha az oluyor, bunun temelinde yatan da aslında su buharını tutma kapasitesidir seller aşırı yağışlar sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde ve zamanlarda olur ama 850mb'de sıcaklık -12 olsa dek için daha iyidir -20 olsa sıkıntı olur şeklinde bir yaklaşımı kabul edemem çünkü bu noktada işin temelinde havanın nem tutma kapasitesi değil daha başka etkenler vardır.

    8 Ocak'taki sistemde tepe enverziyonu seviyesi düşükmüş. Rüzgar durumu da ideal değilmiş. O sistemdeki sıkıntı öyle görünüyor ki sıcaklıktan değil öncelikle enverziyonu seviyesi düşüklüğündenmiş. Bahsettiğin fizik kuralını işletebilmemiz için öncelikle yer seviyesi sıcaklıklarına odaklanmamız lazım. Trabzon'da zemin sıcaklığı -10/-15'lere düşseydi o zaman nem tutma kapasitesi gibi konuları konuşurduk, deniz suyu sıcaklığı 2-3 derecelerde olsaydı yine konuşurduk ama Türkiye standartlarında o kuralı işletecek durumda değiliz. 850 mb sıcaklığı -25 de olsa mükemmel deniz etkisi kar yağışları alabiliriz.

    Mehmet Can'ın yazılarını biliyorum, hepsini okudum, saygı duyulacak bir isimdir. Kendisi örnek incelemelerinde İstanbul'da sağlam deniz etkisi yağışlarında 850mb sıcaklığını genellikle -12 gibi gördüğünü söylüyor fakat şu nokta atlanmamalı İstanbul'a -15 ve altı 850mb sıcaklığı zaten çok ender geliyor/gelebiliyor. Çoğunlukla gelebilen -10/-12'lik 850mb sıcaklıkları oluyor. Belki bu yüzden böyle bir düşünceye kapılıyor.

    Önemli olan yer seviyesindeki durumdur. Üst seviyeler nemli alt seviyeler kuruysa yağış olmaz. Aynı mantıktan hareketle üst seviyeler ne kadar soğuk olursa olsun yer seviyesi sıcaklığı aşırı düşmedikçe -8/-10'lara falan inmedikçe yağış miktarını ciddi derecede azaltacak derecede bir tablo karşımıza çıkmaz. Trabzoni Zonguldak, İstanbul bunlar hepsi kıyıda olan şehirler yer seviyesi sıcaklıkları fazla düşemediği için diğer şartlar sağlandıktan sonra gayet güzel dek alabilirler.

    Öncelikle yer seviyesine odaklanmalısın. 850mb seviyesine çıkma. Yukarı seviyelere gittikçe sıcaklık azalıyor zaten bazen tepe enverziyonu seviyesi öylesine yükseliyor ki bulut tepe sıcaklıkları -60 dereceye falan düşüyor gümbür gümbür, şakır şakır yağmur yağmur yağıyor. Bu mantıktan hareket edersen 850mb seviyesine -15 sınırı koyuyorsan 500mb seviyesine de -35 sınırı koyman lazım ki bu yanlış olur, söylediğin fizik kuralı doğru ama tatbikinde problem yaşıyorsun. O kuralı işletecek durumda değiliz çünkü orta enlem ülkesiyiz, kutup çöllerinde değiliz.

    Deniz ile 850 hPa seviyesindeki fark 24 dereceden fazla açılınca iyice sıkıntı olmaya başlar. O yüzden bence en iyisi -11, -12 dir fazlası zarar.

    Bu bilgi doğru değil. Böyle bir kural olduğuna dair hiçbir yerde,yurtiçi/yurtdışı akademik çevrelerce yayınlanmış bir makale yok. Eğer varsa paylaşırsanız sevinirim. 13 derece civarında bir fark alt sınır olarak belirtiliyor fakat bununla ilgili bir üst sınır konulmuş değil. 850mb seviyesi ile göl/deniz seviyesi arasındaki sıcaklık farkı arttıkça kararsızlık artacağından yağış da artacaktır. http://slideplayer.biz.tr/slide/9102904/

    Hava sıcaklığı arttıkça havanın nem taşıma kapasitesinin arttığı, soğuduğunda ise azaldığı doğrudur, çok soğuk bölgelerde kutup çöllerinin oluşma sebebi budur fakat bu bölgelerde çok düşük yer seviyesi sıcaklıkları sözkonusudur. İlle de bir yağış azalması arayacaksak önceliğimiz yere yakın seviyeler ve su yüzeyindeki sıcaklık olmalıdır. Şöyle bir örnek verebiliriz, şu anda Karadeniz deniz suyu sıcaklığı 25 derece civarında, diyelim ki 850mb seviyesinde üzerine -5 derecelik hava kütlesi geldi aradaki fark 30 derece yani 24 dereceden epey fazla, rüzgarlar da uygun olsun, böyle bir durumda kararsızlık çok fazla olacağından yağışlar da sel boyutunda olacaktır, metrekareye 300kg ve üzeri miktarlarda yağış düşebilir. 850mb seviyesi ile deniz suyu sıcaklığı arasındaki fark 24 dereceden fazla açılırsa yağış miktarı azalır tezini bu örnekle çabucak çürütmüş olduk.

    Deniz suyu sıcaklığının 10 derece olduğu bir dönemde 850mb seviyesinden -20 derecelik bir soğuk hava geldiğinde ise rüzgar yönleri, enverziyon seviyesi vs. uygunsa yine yağış miktarı fazla olacaktır yer yer 1 metreyi aşan kar yağışları görülecektir ancak şüphesiz ki 1. örnekte düşecek yağış miktarı misliyle daha fazla olacaktır, işte bu noktada yapılacak kıyaslamada havanın nem taşıma kapasitesi devreye girmektedir. Bunun dışında bir sıkıntı yoktur. Orta enlem ülkesi olduğumuz için denizlerimizin sıcaklığı deniz etkisiyle kar yağışı oluşumu için ideal seviyelerdedir.

    Buffalo'da 3 sene önce kasım ayında yağan ve kalınlığı 1 metreyi geçen göl etkisiyle kar yağışında göl sıcaklığı 12 850mb sıcaklığı ise -21 dereceydi, aradaki fark tam 33 derece ve 850mb sıcaklığı da -12'lerin hayli üzerinde. Yukarıdaki tez doğru olsaydı Buffalo'da da kar serpintisinden fazlası olmaması gerekirdi.

    Konumuzla ilgili tam doğru bir örnek olmasa da şunu da söyleyebiliriz, 1987 martında Marmara üzerine 500mb seviyesinde -45 derecelik çok hava kütlesi gelmişti ve kararsızlık artmıştı yukarıdaki tez doğru olsaydı yoğun bir kar görmek mümkün olamayacaktı, kar için 500mb seviyesinde -35 idealdir fazlası zararlı olur dememiz gerekecekti ki bu yanlış olurdu.

    Deniz etkisiyle oluşan yağışların şiddetiyle ilgili olarak yeterli sıcaklık farkına eriştikten sonra önceliğimiz farklı katmanlar arasındaki rüzgar açıları ve yönleri ile kararsızlığın atmosferde hangi seviyeye kadar ulaştığını kontrol etmektir. Tepe enverziyonu seviyesi yükseldikçe ve rüzgar açıları da uygunsa yağış miktarı artacak, herhangi bir sıkıntı kalmayacaktır.

    Kısacası Türkiye özelinde, bulunduğunuz noktada sıcaklık yönünden gerekli şartlar (yaklaşık 13 derecelik fark) sağlandıktan sonra eğer sizi tatmin edici bir deniz etkisiyle kar yağışı alamadıysanız ya rüzgar hız ve açılarından dolayı sıkıntı yaşamışsınızdır, ya yerşekilleri yönünden bir sıkıntı yaşamışsınızdır veya tepe enverziyonu seviyesi düşüktür.

    beyler denizlerin ısınması kışın iyi olmasıyla nasıl bir alaka ne fark ediyor ustalar?

    Etkisiz eleman. Birşey farketmiyor. Ülkemizde kış mevsiminin normalden soğuk ve karlı geçmesi en çok kuzeyden sokulan soğuk havanın kuvveti, rotası ve sıklığıyla alakalıdır. Bunlar olmadıktan sonra denizlerimizde ister +3 anomali olsun ister -3 bir anlamı yok. Normalden çok ılık denizlerle gayet kurak bir kış olabileceği gibi normalden çok soğuk denizlerle bol yağışlı bir kış da gayet mümkündür.

    arkadaşlar selam 14 ağustos'la ilgili yeni bir iddaa atıldı ortalığa oda abd ve fetonun haarp teknolojisi kullanılarak deprem yaratmak istanbulda bunun mümkün olabileceğini düşünüyormusunuz? Teşekkürler.

    Hayır, bunlar komplo teorisi, fazla kulak asmayın. Deprem sözünü bence birinci anlamıyla değerlendirmemek gerek. Mesela istanbul Belediye Başkanı ve diğer bazı illerin belediye başkanları istifa etse deprem etkisi yaratır veya AKP içinden 40 tane milletvekili istifa edip mecliste AKP'nin tek başına hükümet çoğunluğunu kaybetse deprem etkisi yaratır. "Büyük Turp" dedikleri görüntülü bazı kasetler ortaya çıkabilir ki deprem etkisi yaratır. İlle de 14 Ağustos'a şartlanmayın hedef şaşırtma da olabilir. Haftaiçi bir tarihe denk gelseydi borsada bazı spekülasyonlarla ekonomik deprem akla gelebilirdi. İnsan eliyle deprem ancak böyle olur. Yerin taa dibindeki fayları oynatmak basit bir iş değil. Deprem derken böyle şeyler bekleyin. Tüm bunların tedbiri de alınmaktadır, millet teyakkuz halindedir. Kökleri kazınıncaya kadar mücadele sürecektir, tabi bu sırada boş durmayacaklar çeşitli aksiyonlar deneyecekler ama millet kararlı ve dik durduğu sürece vız gelir tırıs giderler.

    @Bay Hava,efsane kolaydı o.Yeni nesil bilmez,Coca Cola halt etmişti.Fiyatı da ucuzdu.Ah 80'ler.

    Bir de RC kola vardı. Kendine has tatları vardı. Şimdilerde Kristal Cola ve Le Cola biraz o tadı çağrıştırıyor ama onlar gibi değil tabi. Bir de eskiden pet şişe olmayan zamanlarda 1 litrelik cam şişe kolalar vardı. İçtikçe içesi gelirdi insanın. Nerde o eski tatlar.

    Accuweather (Amerikan Malı), ECMWF (AB malı) JAMSTEC (Japon Malı) bu 3 kurumun mevsimlik tahminlerine çok önem veririm. 2013'teki olay istisnaydı. İstisnalar kaideyi bozmaz. Bence de JAMSTEC dikkate alınması gereken güvenilir kurumlardan biridir.

    Körfez geçiş köprüsü inşaatı sırasında mühendis hata yaptı, intihar etti diye Japon mühendisliği kötüdür denilebilir mi? Adamların yaptıkları yapacaklarının teminatıdır.

    JAMSTEC tarihinde ender görülen dansözlüklerden biriydi o. Bir ay içinde öyle acayip bir değişim başka senelerde olmuş mu diye baktım ama öylesi hiç yok. Hatta o seneki gibi bir büyük değişim olur mu diye 2014,2015 kasımındaki kış tahminlerini merakla beklemiştim ama nerde o günler. Ekimde ne gösterdiyse kasımda da gösterdiği oydu.

    Ekimden itibaren dikkate almak lazım mevsimlik tahminleri. Aralarında benzerlik çoksa bir uzlaşma sağlanmışsa kasımda da benzer görüntüler çıkacaktır ve gerçekleşen de yakın birşey olacaktır. Farklılıklar varsa kasımı beklemek şarttır. Bu farklılıklar kasımda da devam ediyorsa o zaman işler karışmış demektir. Accuweather, ECMWF ve JAMSTEC verilerini karıştırıp bir sonuca ulaşmak gerekir.

    Şaka mama bu sene Rio Olimpiyatları TV'de yok anlaşamamışlar

    Gelir gider hesabı yapıp yayınlamaya gerek görmemişlerdir. Hadi TRT'yi geçtim diğer spor kanalları da ilgi göstermemiş. En azından NTV'nin Kenan Onuk'un anısına hiç olmazsa atletizm yarışlarını yayınlamasını beklerdim. Sadece atletizm ve yüzme yarışlarını bile verseler yeterli olurdu. Dün Saran medya açıklama yapmış paketler halinde satabiliriz diye. Spor kanalları aralarında anlaşsa, futbol basketbol gibi takım oyunlarını bir kanal, atletizm yüzme yarışlarını bir kanal, boks, güreş, tekvando benzeri geri kalan branşları da başka bir kanal yayınlasa bence güzel olurdu.

    Ha bu örgütten kopmak hiç kolay değil. O bambaşka bir şey..

    Kesinlikle. Ben kopacağımızı zannetmiyorum. Denge politikası izlenerek her 2 taraf da hoş tutulmaya çalışılır muhtemelen. Daha 1 ay öncesinde Rusya ile ne halde olduğumuzu unutmayalım. Anlık dalgalanmalar bundan sonra da olur. Onun için kimle kötü olurak karşı tarafı koz olarak kullanabilecek stratejimiz olmalı. Sırtımızı tek başına Avrasya'ya dönmek doğru bir tercih olmayabilir. 50/50 gitmek gerek ki manevra kabiliyetimiz olsun. Devletimiz işini bilir. Hesap kitap mutlaka yapılmıştır. Bize düşen sade vatandaş olarak olacakları izlemek.

    Adını benim uydurduğum NPI (November Pattern Index) ile kış tahmini yapmak artık çok daha kolay.

    NPI nedir ve nasıl çalışır? Kasım ayında Grönland,Avrupa ve Anadolu/Kafkaslar'daki basınç anomalilerine göre sıralama önemlidir.

    Eğer ki kasım ayının basınç dizilimlerine göre ağırlıklı olarak,

    Grönland'da alçak, Avrupa'da yüksek, Anadolu/Kafkaslar'da alçak basınç dizilimi gerçekleşmişse ülkemizde kış mevsimi yüksek ihtimalle normalden soğuk geçecektir.

    Grönland'da yüksek, Avrupa'da alçak, Anadolu/Kafkaslar'da yüksek basınç dizilimi gerçeklemişse ülkemizde kış mevsimi yüksek ihtimalle normalden ılık geçecektir.

    Bundan sonra kasım ayı geldiğinde Nuuk, Paris, Londra, Ankara,Tiflis gibi şehirlerin basınç değerlerini daha dikkatli takip edelim. Bize kışın nasıl geçeceğiyle ilgili ipuçları verecektir. Bu noktalardaki basınç değerlerinde ciddi bir anomali göremezsek ve normale yakın değerler gerçekleşmişse bu yöntem sağlıklı bir sonuç veremeyecektir.