Beiträge von Karsever18

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Tarihte Bugün:
    Amasya Genelgesi:
    Amasya Genelgesi Ulusal egemenliğe dayanan, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini oluşturan ilk kuruluş belgesi olması nedeniyle de Amasya Genelgesi' nin Türk tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.
    Genelgenin Hazırlanması:
    İlk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiştir. Bir ihtilal bildirisi niteliği taşımaktadır, çünkü İstanbul Hükümeti'ni hiçe saymakta, hükümetin düşman devletlerin esiri olduğunu söylemekte ve milleti yine milletin kendisinin azmi ve kararlılığının kurtaracağını söylemektedir. Maddenin yorumu Kurtuluş Savaşı'nın amacı ve yönetim şeklinin halk tarafından yapılması ve seçilmesidir.Mustafa Kemal kendisinin hazırladığı Amasya Tamimi'ni, 9. Ordu Müfettişi sıfatı ile imzalamıştır.
    Sivas'ta bir kongre toplanacağı, Amasya Genelgesinde belirtilmiştir.
    Esaslar, Mustafa Kemal tarafından yaveri Cevat Abbas Bey'e 21-22 Haziran 1919 gecesi Amasya'da yazdırılmıştır.
    Mustafa Kemal tarafından Cevat Abbas Bey’e yazdırılan temel esaslar şunlardır:
    Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.
    İstanbul hükumeti aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gösteriyor.
    Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
    Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için, her türlü baskı ve kontrolden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.
    Anadolu’nun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas’ta hemen milli bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır.
    Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkılması gerekmektedir.
    Her ihtimale karşı bu mesele milli bir sır olarak tutulmalı ve temsilciler gereğinde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.
    Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O tarihe kadar öteki illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse Erzurum Kongresi'nin üyeleri de Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket ederler.
    Nutuk'un aynı bölümünde ifade edilir ki, aslında bu taslak, dört maddelik bir müsvedde olarak dikte edilmiştir. Amasya genelgesinin sonuç bildirgesi bu taslak doğrultusunda gerçekleşmiştir. Bu taslak metnin sonunda, Mustafa Kemal'in, Kurmay Başkanı Albay Kazım Bey'in, kurmay heyetinden tebliğ işlerinden sorumlu memur Hüsrev Bey'in, askeri makamlara şifre yayan diğer bir yaver Muzaffer Bey'in ve sivil makamlara şivreleyen fakat Nutuk'ta adı açıklanmayan bir sivil memurun imzaları vardır, ve Nutuk'ta ifade edildiğine göre bunlardan başka imzalar da vardır.
    Hazırlanan bildirideki bu diğer imzalar, bahsi geçen ilk imzalardan sonra müsveddede yerini almıştır. Atatürk'ün Nutuk'ta, isimlerinden bahsetmediği bu imzaların sahipleri; İstiklal Savaşı'nı başlatan diğer komutanlar olan ve fakat Milli Mücadele sonrasında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adlı muhalefet partisi kurmak istedikleri için "gözden düşen" Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Paşa'dır
    Bildiri, Erzurum'da 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir'e ve Cemal (Mersinli) Paşalara da sunuldu.Onların onayının alınmasından sonra, bildiri, 22 Haziran 1919'da ülkenin en batısındakinden en doğusundakine kadar tüm mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla Abdurrahman Rahmi Efendi tarafından ulaştırıldı.
    Amasya Genelgesinin sonuçları:
    Türk inkılabının ihtilâl safhası başlamıştır.
    Kurtuluş Savaşı'nın gerekçesi, amacı ve yöntemi belirlenmiştir.
    İlk kez milli egemenliğe dayalı bir yönetimden bahsedilmiştir.
    İstanbul Hükümeti ilk kez yok sayılmıştır.
    Türk Milleti, hem İstanbul'a hem de işgalci güçlere karşı mücadeleye çağırılmıştır.
    Kurtarıcı olarak görülen padişah, hilafet, manda ve himaye düşüncesinin yerini millet ve milliyetçilik düşüncesi almıştır.
    Üstü kapalı olarak Heyet-i Temsiliyenin (Temsil Kurulu) oluşturulmasından bahsedilmiştir.
    Mustafa Kemal padişah tarafından kendisine verilen 9. Ordu Müfettişliği yetkilerini aşmış, kendi sorumluluğunda olmayan batı bölgelerine de bir tamim yayınlamıştır.
    Direniş esasları ilk defa Amasya'da yazılı bir ilke haline getirilmiştir.
    Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır oluşumu sağlamlaşmıştır .
    İlk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiş olduğundan evrensel bir maddedir.
    Avrupalı devletlerin sömürgelerindeki mazlum uluslar için de bir örnek teşkil etmiştir.
    Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini birleştirmek için Sivas'ta bir kongre toplanma kararı alınmıştır.
    Ordu terhis edilmemesi ve Erzurum'a gelen delegelerin doğrudan Sivas'a gelmeleri istenmiştir.
    Kurtuluş Savaşı resmen ilan edildi.
    (Vikipedi'den Alıntıdır)

    Tarihte Bugün:
    1815 Waterloo Muharebesi:
    Waterloo Muharebesi veya Waterloo Savaşı; 16-18 Haziran 1815 tarihlerinde gerçekleşen, Fransa İmparatoru Napolyon'un mutlak yenilgisiyle sonuçlanan ve Avrupalı güçler arasında 23 yıldır süren silahlı mücadelenin (Fransız Devrim Savaşları ve Napolyon Savaşları) sonunu getiren muharebe. Fransızcada Mont-Saint-Jean Muharebesi olarak da bilinir. Muharebe İngiltere-Prusya ittifakı ile Fransa arasında, Belçika'nın Waterloo kasabası yakınlarında gerçekleşmiştir
    Arkaplan:
    1791'de Fransız kralı XVI. Louis'nin devrilmesi ve cumhuriyetin ilanı (bkz. Fransız İhtilali) Avrupa monarşilerinin başındaki hanedanları endişelendirdi. Avusturya ve Prusya hanedanları Avrupa krallıklarını devrik Fransız kralını desteklemeye davet etti (bkz. Pillnitz Bildirisi). Bunun üzerine Fransız cumhuriyeti Avusturya ve Prusya'ya savaş ilan etti ve Fransız Devrim Savaşları denen ve ilk baştaki amacı Fransız Devrimi'ni korumak olan savaşlar silsilesi başladı.Bu savaşlar esnasında yıldızı parlayan askeri okul kökenli general Napolyon Bonapart Kasım 1799'daki bir darbe ile iktidara geldi.
    Fransız Devrimi'nin güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Devrim Savaşları Fransa'yı Avrupa'nın en güçlü ülkesi hâline getirmişti. Napolyon, bir diktatörlük hâline gelen Fransa'nın sınırlarını genişletmek amacıyla savaşlara devam etti ve Napolyon Savaşları denen dönem başladı. Yüz Gün denen dönemde gerçekleşen Waterloo, Napolyon Savaşları'nı ve Avrupa'daki 23 yıllık güç mücadelesini sona erdiren savaş oldu.
    Muharebe:
    Savaş, Belçika'nın Brüksel şehrinin 14,5 km ve Waterloo kasabasının (o dönemde köy) 2 km uzağında gerçekleşti.
    Savaşta İngilizlere Dük Wellington, Prusyalılara ise Gebhard von Blücher komuta etti. Müttefikler, Fransa'nın kuzeydoğusuna doğru saldırmayı düşünürken Napolyon onlara Belçika'da bir engelleyici saldırıda bulundu, sonrasında bu Waterloo Savaşı'na dönüştü.
    Öncelikle İngiliz ordusuyla karşılaşan Napolyon, üstün görünürken süvari birliklerinin yanlış bir manevrası hemen hemen savaşı İngilizlerin lehine çevirdi, daha sonra Prusyalıların yetişmesi Fransızların yenilgisini bozguna dönüştürdü ve savaş hemen hemen tüm Fransız ordusunun imhası ya da esaretiyle sonuçlandı.
    Sonuçları:
    Fransa monarşisinin yeniden kurulduğu bu muharebe sonrasında, Napolyon 1821 yılında öleceği Saint Helena Adasına sürgüne gönderildi.
    (Vikipedi'den Alıntıdır)

    Tarihte Bugün:
    1826 Yeniçeri Ocağının kaldırılması:
    YENİÇERİ OCAĞININ KALDIRILMASI.
    1324 yılında kurulan Yeniçeri Ocağı 1658 yılından itibaren tüm önemini kaybetmiş ve bir ayaklanma yuvası haline gelmişti. Sürekli ayaklanan Yeniçeriler istemedikleri padişahları ve devlet adamlarını indiriyor, hatta öldürüyorlardı.
    Askerlere yakışmayan davranışlar içine giren sarhoş Yeniçeriler, zaman zaman halkın canına ve malına zarar vermeye başlamıştır. Bu nedenle de halkın nefretini kazanmışlardı. O dönemlerde çok değer verilen ilmiye sınıfına yaptıkları hakaretler, halk ile ilmiye sınıfının, Yeniçerilere karşı, cephe almalarına sebep olmuştu.
    Sultan II. Mahmud Yeniçeri ocağına karşı birtakım tedbirler almaya başladı. Yeniçerilerin, Avrupa orduları gibi eğitilmeleri gerektiğini düşünüyordu, bu amaçla "eşkinci" adlı yeni bir askeri örgüt kurulmasını emretti. Bu yeni eğitimi istemeyen Yeniçeriler, At meydanında toplanarak gösteri yaparak ayaklandılar. Babıali’ye saldırarak altı bin kese para aldılar.
    Sadrazam Selim Paşa, vezirleri, din adamlarını, humbaracı, lağımcı, topçu ve donanma mürettebatını topladı; sancağı çıkartarak ocakla savaşılacağını bildirdi. Devlet memurları İstanbul sokaklarında dolaşarak halkı sancak altında toplamaya başladı. Bunun üzerine Yeniçeri tellaları, ocakseverleri ayaklanmaları için uyardı. Hazırlıklarını tamamlayan sadrazam, Sultan Ahmed Camii’ni karargah yaparak halka silah dağıttı. Beyazıt ve Divanyolu’nu tutan yeniçeriler, çarpışma başlayınca At meydanına çekildiler ve kapıyı kapattılar. Sadrazam Selim Paşa meydan kışlasını çevirerek top ateşine tutturdu. Ateş sonucunda meydan kapısının bir kanadı kırıldı. Kapının öbür kanadını da kıran halk Yeniçerilerin üzerine saldırdı. Yeniçeriler kışla ve tekkeye sığındılar. Top ateşi sonrasında kışla birkaç saatte, içindeki yeniçerilerle birlikte yakılıp yıkıldı.
    Ele geçirilen elebaşları sadrazam tarafından yargılanarak boğduruldu ve cesetleri Sultanahmed Meydanı’ndaki Çınaraltı’na gömüldü. bu olayların sonucunda 6.000 kişi öldürüldü, 20.000 kişi de sürgüne gönderildi. II. Mahmud daha sonra Yeniçeri Ocağı’nın kaldırıldığını, bir fermanla halka bildirdi.
    :O Osmanlı Web sitesinden alıntıdır


    Ben geçen yılki 11 Aralık, süpriz 30 Mart ve bu yıl gelen 5-9 Ocak sisteminde çok mutlu olmuştum, en mutlu günlerimdi bu sitede.

    15 Şubat pazar günü ise en kötü günümdü. Günlerce bize gözüken efsane son güncelleme de Marmara'ya kaçıyordu. O acı hala yüreğimde :(.


    17Şubat sistemi de bizim için süpriz oldu.Biz o sıralar da 23Şubat sistemini bekliyorduk o kayboldu 17Şubat çıkıverdi bir an zaten 23 ünde sistem gelseydi etkili olmazdı iyi ki de 17Şubatta geldi.

    Atatürk Timuru çok severdi.En sevdiği komutandı.


    Evet Timur ü çok severmiş ama Hülagü Han ı da övmüş:
    Atatürk bir gün sınıfta bir öğrenciye soruyor


    - Selçuk hükümdarı Tuğrul Bey halifeye ne yaptı, Moğol Hükümdarı Hülagü halifeye ne yaptı, biz ne yaptık.

    Öğrenci

    - Tuğrul Bey halifeyi baskıdan kurtardı, Hülagü halifeyi atlara çiğnetti, biz kovduk.

    Atatürk

    - Güzel, Kimin hareketi daha doğru?

    Öğrenci

    - Biz daha doğru yaptık.

    Atatürk gürledi:

    - Hayır HÜLAGÜ daha doğru yaptı. Çünkü memleketten çıkardığımız halife aleyhimizde söylüyor.

    Biraz sükunet oldu. Enver (öğrenci) hilafetin Türk sosyal bünyesinde, Türk'ün siyasi hayatında yaptığı zararları anlattı. Atatürk dikkatle dinliyor, mütemadiyen sigara içiyor kahveyi ara sıra yudumluyordu.

    Kaynak: Atatürk Kimdir? / Atatürk'ün Milliyetçiliği - 4, Ahmet Bekir Palazoğlu