Beiträge von Root

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Konu açıldığından beri üç saattir bir şey yazılmadı, kimsenin gelmediğini görünce ben yazayım dedim. İlk olarak bahsedeceğim şey iklimle alakalı değil. Güneş olaylarının Dünya'ya ne kadar büyük etkisi olduğunu göstermek için 13 Mart 1989 Jeomanyetik Fırtınası'nı anlatacağım.

    6 Mart 1989'da çok büyük bir güneş patlaması yaşandı. Üç gün sonra 9 Mart 1989'da Güneş'te "Taçküre kütle atımı" olarak adlandırılan bir olay gerçekleşti ve dört gün sonrasında, 13 Martta jeomanyetik fırtına Dünya'ya ulaştı. Bunun sonucunda normal koşullarda ancak Norveç ve kuzeyinde gözlemlenebilen Aurora, Texas ve Florida'dan bile görüldü. Bu jeomanyetik fırtına Soğuk Savaş döneminde yaşandığından birçok kişi Aurora ışıklarının nükleer silah olduğunu zannetti. Olay Quebec/Kanada'daki çok büyük bir enerji aktarım santralini 9 saat boyunca çalışmaz hale getirdi. Ayrıca bundan daha önce 1-2 Eylül 1859'da çok daha büyük jeomanyetik fırtına yaşanmıştı ve Telgraf tellerinde indüklenmeye yol açaracak telgraf operatörlerinin yanmasına neden olmuştu. Herhalde bu iki fırtına güneş olaylarının Dünya'ya ne kadar büyük etkisi olduğunu anlatmak için yeterlidir.

    Neyse bu fırtınayı dediğim gibi Dünya'nın güneş olaylarından nasıl etkilendiğini göstermek için yazdım. Konu bu değil. Daha fazla ayrıntılı bilgi isteyenler ingilizcesi iyiyse buradan baksın. Bir kısmını ben de oradan çevirdim. Şimdi asıl konuya geleyim.

    @"Efsane-Semih"'in anlattığı, güneş aktivitelerinin azaldığı iki soğuk süreci de grafik üzerinde gösterdim. Bu şekilde daha iyi anlaşılır.
    Fakat bu grafiği koymamın asıl nedeni yaşadığımız küçük "Güneş Döngüleri"nin aslında çok daha büyük döngülerin içerisinde gerçekleştiğini göstermekti. :)

    Güneş aktivitesinin bu kadar gündemde olmasının nedeni bu grafikte belli oluyor. Son üç güneş döngüsünde de güney aktivitesi her seferinde giderek azalmış.
    Bu da belki Dalton, Maunder gibi bir soğuk döneme girme ihtimalimiz olduğu anlamına geliyor. NASA'nın ve İngilizlerin 30 yıllık buzul çağı geyiği de buradan kaynaklanıyor. :D

    Hele tahmin edilen duruma bakarsanız zaten grafiği görür görmez insana üşüme geliyor. Beklentiler değişmezse "25. döngü" şuankinden de zayıf olacak. :)

    Geçen kıştan önce @"Efsane-Semih" bu durumun en önemli sonuçlarından birini söylemişti. Gidişatta değişiklik olmazsa dediği gibi bundan sonra Sibirya yüksek basıncının olmadığı bir kış yaşamak mümkün olmayacak. Bu bizim için her zaman Sibirya kökenli sistem alacağımız ve 30 yıl boyunca 1929 gibi kışlar göreceğimiz anlamına filan gelmiyor. Ama Sibirya YB varlığı negatif endeksler için ihtimali arttırıyor. Bu da bol yağmurlu, bol lodoslu ve bol karlı, soğuklu kışlar yaşayacağımız anlamına geliyor. Verilerde değişiklik olmazsa bütün bunları birleştirdiğimizde 2017 kışının bu kıştan da sert geçeceğini ve tarihin en sert kışlarından biri olabileceğini söyleyebilirim. Şuan saatin 01:45 olması ve forumda tek başıma dolaşıyor olmam nedeniyle ben devam etmeyeceğim. :D

    Bilgisi olanlar devam ettirsin. :)


    Aynı görüntülerin oluşması, üzerimize aynı tarihlerde bir sistem ineceğini göstermez. Örneğin bir futbol maçı düşünelim, 1987 yılında Adsız statta 20.00'de Galatasaray ve Fenerbahçe arasında oynanmış. 2016 yılında Adsız statta 20.00'de, yine Galatasaray ve Fenerbahçe arasında oynanan maçın skoru iki tarihte de aynı olur mu? eğer olursa buna tesadüf deriz. Ama endekslerin gidişatına göre konuşursak bunu tabii ki üsteki örnekle karşılaştıramayız.

    Aynı görüntülerin oluşması -eğer tamamıyla aynıysa-, üzerimize aynı tarihlerde bir sistem ineceğini gösterir. Şöyle düşünün. Bir top var, karşıdaki duvara 35 derecelik açıyla tepiyorsunuz ve top 35 derecelik açıyla yansıyor. Topu aynı yere koyup aynı şekilde bir daha teptiğinizde top 45 derecelik açıyla yansıyabilir mi? Hayır, yine 35 derece ile yansıyacaktır.

    Meteorolojide de aynı durum geçerli. Bir görüntünün aynısı oluşursa fizik kuralları gereği aynı şeyler yaşanacaktır. Peki tamamen aynısı oluşabilir mi? Hayır, entropi diye bir şey var. Bu da imkansız. O zaman bu şu anlama gelir; geçmişte yaşanana benzer bir görüntü oluşması, benzerliği oranında aynı şeylerin yaşanacağını gösterir.

    1983 yılı için fazla bir benzerlik incelemesi yapmadım. Ama bir bakarsanız görürsünüz; geçen 3 sistemin de karşılığı aynı tarihlerde 1983'te de var. Bundan büyük bir benzerlik olabilir mi sizce? Tamamen aynı değerlerin görülmesi zaten mümkün değil. 1987 benzerliği konusunda yukarıda bolca veri yazdım zaten. Bu iki yılın da ortak sonucu 4-15 Mart arasında yoğun kar yağışları yaşanacağıdır.

    Ayrıca futbol örneği bu konuda yanlış olur. Bir daha düşünün, mantıksızlığı siz de fark edeceksiniz.


    cemreye zımbırtı demenle şu anki modern atom modeline zımbırtı demen aynı şey. çünkü bilim deneme-yanılma yoluyla gelişir. o zamanki tabirlere yanlış diyemeyiz. çünkü ihtiyaçları giderdi ve insanların yaşantısını kolaylaştırdı. şu anda da bazı tabirler sadece bazı açıklıkları gidermek için ve yaşamı kolaylaştırmak için ve bazı bilimsel çalışmalar için kullanılır. bunlara zımbırtı demek mantıksız.

    Tamam, o zaman Aristo da doğru söylüyor, Dünya'da dört element var. Mantıklı geliyor mu bu şimdi sana Allah aşkına? :D

    Söylediğin şey bu yüzden bilimin ilerleyişine aykırı işte. Bir teori, yeni bir teori tarafından çürütülene kadar geçerlidir. Bu yüzden "Cemre", zamanında geçerli olabilir. Fakat günümüzde meteoroloji denilen bir bilim dalı, bunun geçerliliğini çoktan çürütmüş durumda. Yani bunu kabul etmek akıl işi değil. Dediğim gibi; hiçbir inanış kendi zamanı için zımbırtı değildir ve saygı duyarım. Benim zımbırtı dediğim şey bu inanışların hatalılığının ispatlanmış olmasına rağmen günümüzde sürdürülmesidir. Modern Atom Modeli de bir gün çürütülürse, o gün zımbırtı derim. Ama bugün geçerlidir. Demek istediğim şeyi anladığını umuyorum.

    Hristiyanlık'tan önce Yunanlar, anlam veremedikleri her doğa olayını açıklayabilmek için binlerce Tanrı ve Tanrıça türettiler. Hatta güleceğin bir bilgi vereyim; ara sıra kullandığımız Skiron ile Poseidon modellerinin kelime anlamı "Kuzeybatı Rüzgarı Tanrısı" ve "Deprem Tanrısı"dır. Fakat biliyorsun Yunanlar aynı zamanda bilimde en büyük gelişmeleri yaptılar ve bunun sonucunda bir yandan da Hristiyanlıkla birlikte doğa olaylarına bilim yoluyla açıklamalar bulmaya ve eski inançlarını terk etmeye başladılar. Fakat şuan bile iki bin yıl önceki inanç ve dinlerini kültürlerinden ayırmadılar ve unutmadılar. Sadece inanmıyorlar. Önemli olan da bunu yapabilmek.

    Fakat bizim milletimiz böyle yapmadı. Sandığın gibi millet olarak kültürümüze sahip çıkmış filan değiliz. Osmanlı'dan beri var olan, Türk halklarını ve dilini araştıran bir bilim dalı var; Türkoloji. Bak bakalım, türkologların kaç tanesi Türk? Dünya'da yüzlerce Türkologun içinde yalnızca üç beş tane adı duyulmuş Türk var. Geri kalanı tamamen yabancı. O yüzden milletimizin kültürüne sahip çıktığını filan iddia etme bana. Şimdi inanç meselesine geleyim. Milletimiz öyle fikirsiz bir millet ki; kültürünün çoğunu kaybettiği gibi, kaybetmediği birkaç inanca da ilimi, bilimi görmeden bağlanmış. İşte dedim ya; Cemre denilen şeyin bilimsel olarak olmadığı artık şüphesiz kanıtlanmış, fakat sen ona hala inanıyorsun ve sanki kültürüne sahip çıkan bir milletmişsin gibi bir de kızıyorsun(!) Olacak iş değildir bu kardeşim.

    Atamın dini, inancı zımbırtı değildi. Fakat o kelimeye dikkatli bak, değil(di). O gün için birileri puta taparken, birileri de çeşit çeşit türevi ortaya çıkmış İncil'in hangisini doğru kabul edelim diye tartışırken, bizim milletimizin böyle bir dine inanmış olması büyük bir başarıdır. Ama tarih bir milenyum geçirdikten, bilim inanılmaz derecede geliştikten sonra o dine, yada herhangi bir inancına inanmak akıl işi değildir. Tarihini unutmayacaksınız, unutturmayacaksın. Ama kültürünü kaybetmemek kör bir inanışa girmek anlamına gelmez. Artık yeni bir din içerisindeyiz. Bu din bize başka inançlara sahip olmamamızı emrediyor. Ve biz de olmamalıyız.

    Ayrıca yazdığın son cümle de doğru değil. Türkler Orta Asya'da yaşadıkları zamanlarda tek bir birlik halinde değil boylar halindeydiler. Bu yüzden tek bir inanç da yoktu. Yani tüm Türk'ler tek tanrılı bir inanca sahip değildi. Hatta çoğunluk değildi. Çoğunluğun tek tanrı inancına sahip olduğu tek dönem Köktürk Devleti döneminin bir kısmıdır. Kök Tengri neredeyse tüm boylarda esas "Tengri"ydi fakat çoğu toplulukta buna ek olarak Erlik, Umay, Elbis, Maygıl adında -istersen daha da sayarım- tanrı ve tanrıçalar vardı. Hatta hiç Tengri inancıyla alakası olmayıp Budizm'e inananlar da bolca vardı. Bütün bunlara ek olarak hem Tengri inancına sahip olup hem de gerçekte Türk'lerle alakası olmayan Şamanist geleneklerini yaşayanlar da vardı. Bu yüzden ders kitaplarından okuyup burada satma bana. Evet, birçok Türk tek tanrı inancına sahipti. Ama Türk Mitolojisi dersen, tek bir tanrıdan bahsedemezsin.

    Ben atamın inancına emin ol senden daha çok sahip çıkıyorum, hatta belki de daha iyi biliyorum. Ayrıca atamın dinine ve inancına zımbırtı da demiyorum, ama artık inanmak mantıklı bir iş değildir diyorum. Bundan sonra bir şey yazacak olursam tarih tartışması olmaktan çıkacak bir din meselesine dönüşecek. Kimsenin dinine karışmam. Sadece unutmanı değil, inanmamanı tavsiye ediyorum ve yazıyı bitiriyorum.

    karcıvitamin

    Öncelikle lütfen uzun mesajları alıntılayarak cevaplamayın. İçinde resim de olduğunda forumda kirlilik oluyor, ayrıca özellikle mobilden girenler için sıkıntı oluşturuyor. Bunu yalnızca size değil herkese söylüyorum, defalarca da söyledim, başkaları da söyledi.

    Sorunuzun cevabına geleyim. Şubat ortası gibi, belki 20'si gibi bir sistem var. Fakat kuvvetinden bahsetmek mümkün değil. Çünkü basınç merkezlerindeki 30-40 kilometrelik değişimler bile karın ve soğuğun dağılımını çok fazla değiştirebilir. Sistem yaklaştığı zaman konuşuruz kuvvetini.


    Kışın en değerli dönemini yine kaçırdık desenize şubat 15den sonra kıştan ne hayır gelir allah aşkına her zaman söylüyorum bunu zaten ayın 20 sinde cemreler düşüyor,artık bu durum klasik hale geldi geçen sene de ocak ayı boşa gitmişti yani artık atmosfer 1 aydan fazla dayanamıyor hemen yoruluyor,1 ay hareketli geçse devam eden ay durağan geçiyor zaten kış aralık sonunda başlamıştı hemen ne oldu ki eskiden kızlar dolu dolu geçer di henüz kasım da ilk provalar olurdu aralık ilk on beş günü durgun geçer daha sonra aralık sonu,ocak ve şubatta en fazla 1haftalik kısa molalar la sistemler gelmeye devam eder di

    Öncelikle; Cemre denen şey Türk ve Altay mitolojisine ait bir zımbırtıdır. Kültürümüze öyle yerleşmiştir ki, çoğu kişi tarafından şuan ki dinimiz olan İslam'a ait olduğu sanılır ama en ufak bir alakası yoktur. Ayrıca kelime kökeni de Arapça değildir. Cemre sözcüğü Azerbaycan Türkleri'ne ait "Cemle" sözcüğünün değişimiyle ortaya çıkmıştır. Araplardaki anlamı "Mina Vadisi'nde Arafat'tan gelen hacıların attıkları taşlarla oluşan yığınlar"dır. Kısacası gördüğünüz gibi hiçbir alakası yoktur. Şimdi hala eski Türk mitolojisine mi inanıyorsunuz, yoksa İslam dinine mi inanıyorsunuz önce buna bir karar verin. Eğer müslümansanız bir daha sizden ve başka kimseden Cemre zımbırtısını duymak istemiyorum. Diyelim ki müslüman değilsiniz, insan bi akıl yürütür be kardeşim. Çoğu kış Mart ayında sistem alırız. Bazı yıllar (1983, 1929, 1987 vb.) çok ciddi kar aldığımız da olur. Hatta arada Nisanda (1997, 2015, 2003 vb.), nadiren Mayıs'ta bile kıyıların kar aldığı görülmüştür. (1915 6/7 Mayıs) Sizce Cemre gerçek olsa mümkün olur muydu bunlar?

    Şimdi asıl sinirlerimi bozan konuya geleyim. Ben daha yarım saat önce birçok veri kullanarak çok sert bir Mart ayı olacağından bahsettim.
    Bunun hemen üstüne hiçbir dayanağı olmayan bir mesaj yazmak ve kışı bitirmek açıkça dalga geçmektir. Kimsenin bu forumda herhangi biriyle dalga geçmeye hakkı yoktur.

    Ayrıca bu yıl kar soğuğu olan gün sayısının 15'lerde olduğunun farkına varın. Böyle bir kışı beğenmemek nasıl bir şükürsüzlüktür? Siz ne istiyordunuz acaba? Gökdelenlerin karda kaybolmasını mı? Kusura bakmayın. Burası Danimarka, İzlanda yada Norveç değil. Veya Buffalo'da yaşamıyoruz. Küçük boyutlarına rağmen aynı anda dört mevsimin yaşanabildiği, her mevsim her hava olayının görülebildiği ve buna bağlı olarak çok ciddi bir canlı çeşitliliğine neden olan Dünya'nın sayılı iklimlerinden birine sahip olduğumuzu görün, kıymetini bilin.

    Geçtiğimiz Kasım ve Aralık aylarında 1987 kışı öncesindeki ile neredeyse aynı basınç dizilimi yaşanmış.

    Geçtiğimiz sistem ile aynı tarihte, aynı sürede ve benzer kuvvette bir sistem 1987'de de gelmiş.
    Ardından yine bu yıl olduğu gibi yüksek basınç birkaç gün sonrasında üstümüze çökmüş.

    Modellerin Şubat'ın ilk yarısı için hemfikir oldukları beklentiler, 1987 Şubat'ındaki ile birkaç günlük tarih farkları dışında neredeyse aynı.

    QBO, PDO, El Nino/La Nina vb. endekslerin bu yıl ile aynı olduğu 1983 yılının Mart ayında ve gidişatın tamamen aynı olduğu 1987 yılının Mart ayında 15 gün süren soğuklar yaşanmış.

    Sadece geçmişte yaşananlar değil efsanenin habercisi. Ocak ayında endekslerin negatif olacağını aylar önceden tahmin eden CFS modeli, endekslerin gayet güzel olacağını öngörüyor.

    Aslında daha fazla güzel verilerim de var. Hepsini yazacak vaktim yok. Bu verileri konuyu açarken yazıya eklememiştim.
    Fakat forum çok sessiz kaldığı için biraz heyecan olsun diye verileri atıyorum. :)


    İzlanda ve atlantikteki ab ler o kadar güçlü ki şubatı bitirebilir.Ama bence ve Root hocamıza göre bu denge ay ortası bozulacak.

    Modellerin ara ara indirdiği soğukları şu günlerde yok sayıyorum diyebilirim. Stratosfer verileri kötüyken uygun basınç dizilimlerinin gerçekleşmesi pek nadir bir olaydır. Bu yüzden bazı senaryolar uygun dizilimi öngörse bile tüm senaryolar stratosferin soğuk kalacağını söylediğinden benim için rezalet bir süreç artık garanti. Ama sonrası çöp değil, hatta gayet güzel. Israrla söylüyorum bunu. Birkaç gün için bakmasanız da 3-4 gün sonra modelleri takibe başlayın. Ay ortası ve sonrası için güzel sistemler göstermeye başlayacaklar. ;)

    Evet yine HF için sıradan bir gün geçiriyoruz. Yine durup dururken tartışma çıkmış, kavgaya dönüşmüş ve ardından her zamanki gibi "Konu dışı mesajlar silinmiş."
    Artık klişeşeleşti bu, başka eğlence bulun. Bir bugün girmedim, girdiğim anda gördüğüm şey bunlar oldu. Ayıp diyorum artık, başka diyecek bir şey bulamıyorum.

    Yalnızca İstanbul'u ilgilendiren bir mesele değil ama iki ayrı mesaj yazmayayım diye bu konudan yazıyorum; geçen gün yazdığım yazıda söylediklerim için modeller tamamen anlaşmış durumdalar. Şubat ortasına kadar ortada doğru düzgün bir soğuma görünmüyor. Bu süre içerisinde lütfen forumu terk edilmiş bir şehre çevirmeyin. Konuşacak konu bol. Mesela önümüzdeki Pazartesi günü jetlerin ülkemize inmesi sebebiyle, uzun sürecek yüksek basınç cehennemine bir ara olarak özellikle doğuyu etkileyecek bir serinleme ve yağış alacağız. 7-8 gün sonra da bu sefer batıyı etkileyecek yağışlar gelecek. Yani takip edilecek şeyler her zaman var. :)