Beiträge von Şaban Çilesiz

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Soğuk hava kalp krizi riskini neden artırıyor ?

    Pek çok bilimsel çalışma kış aylarında kalp krizi geçirme oranının iki kat arttığını ve daha ölümcül seyrettiğini gösteriyor.Özellikle koroner arter hastalığı bulunanlar daha yüksek risk altında. Bunun nedeni nedir?
    Kalbe giden kan miktarının azalması zaten vücudu ısıtmak için çalışan kalbin iş yükünü önemli ölçüde artırır.Soğuk hava kalbe kan taşıyan (koroner) damarların büzülmesine va kalbe giden kan miktarının ciddi şekilde azalmasına neden olur.
    Mevcut vücut sıcaklığını koruyabilmek için daha fazla kan pompalamak zorunda kalan kalp daha fazla oksijene ihtiyaç duyar, ancak büzülen kan damarları bunu iletemez.
    Bunun sonucunda da kalp kası oksijensiz kalır ve kalp krizine yol açabilir.
    Kalp ve damar cerrahisinden, Prof.Dr. Belhhan Akpınar yüksek tansiyon hastalarının, kan yağları yüksek olanların, sigara içenlerin, yüksek derecede alkol tüketenlerin ve şeker hastalarının soğuk havalarda soğuk havalarda daha dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor.
    Koroner damarlarında darlık olan kişiler, daha once stent takılan veya baypass ameliyatı geçirenler de risk altında!
    Vücut ısısının 35 derecenin altına düşmesi(hipotermi), bırakın kalp hastalarını, bu tür bir problemi olmayan bireyleri de etkileyebilir.
    Vücut ısısı 35 derecenin altına düştüğü zaman otoregülasyon mekanizması bozulur ve vücut ısı kaybetmeye devam eder.
    Fiziksel aktivite ve spor, sağlığımız için önemli olmakla beraber soğuk kış aylarında bu aktivitelerin kapalı mekanlarda yapılması daha uygundur.
    ABD'de yayınlanan bir çalışma, kışın evlerinin önündeki karı temizleyen orta/ileri yaş grubu kişilerde kalp krizi geçirme oranının arttığını göstermiştir.
    Dolayısıyla soğuk havalarda sporu, vücudunuzun alışık olduğu ve kaldırabileceği aktivitelerle sınırlamak önemlidir.
    Kalp krizi, kalbi besleyen koroner damarların büzülmesi veya tıkanmasına bağlı olarak kalbe oksijen akımının kesilmesidir.
    Belirtiler çok çeşitli olabilir; göğüste baskı hissi, kola, boyun, çene ve dişlere vuran ağrı, yanma, soğuk terleme, nefes darlığı, bulantı ve kusma, mide bölgesinde dolgunluk hissi, aşırı yorgunluk, baygınlık hissi gibi.
    Eğer bu şikayetlerden biri ya da birkaçı sizde olursa hemen doktorunuza başvurmanızı tavsiye ederim.
    Şeker hastalarında her zaman göğüste ağrı olmayabilir. Aşırı yorgunluk, halsizlik, bulantı ve terlemeler de kalp krizi belirtisi olabilir.
    Yapabileceğiniz en önemli şey sağlıklı bir yaşam sürmek ve kendi kardiyak risklerinizi bilmektir.
    Soğuk havalarda sıkı giyinmek, başınızı, el ve ayakları sıcak tutmak (ki bunlar vücudun en hızlı ısı kaybeden kısımlarıdır) en önemli tedbir olacaktır.
    Ayrıca soğuk havalarda kahve ve sigara tüketiminden kaçınmak, bol sıvı almak, ilaçlarınızı düzenli kullanmak, soğuk ve rüzgarlı havalarda kapalı alanlarda spor yapmak alınabilecek tedbirler arasındadır.
    Kalp hastaları ve özellikle kalp kapak hastalığı olanların grip aşısı olmaları tavsiye edilmektedir.
    Bunun yanı sıra akciğerlere yerleşip kalbe zarar verebilecek bakteriyel enfeksiyonlara karşı 65 yaş üstü hastalara beş yıllık koruyuculuğu olan aşılar önerilmektedir.
    Koroner arter hastalığı olanlar soğuk havalarda dışarı çıkarken mutlaka koruyucu giysiler giymeli, alışık olmadıkları efordan sakınmalıdır.
    Koroner arter hastalığı olanlar soğuk havalarda dışarı çıkarken mutlaka koruyucu giysiler giymeli, alışık olmadıkları efordan sakınmalıdır.
    Kış aylarında kendini gösteren başka sinsi kalp hastalıkları da vardır. Bunların başında miyokardit adı verilen ve kalp kası iltihabı olarak tanımlayabileceğimiz bir hastalık gelir.
    Miyokardit, üst solunum yolu enfeksiyonu olarak başlayıp, vücudun savunma mekanizması çökünce kalbe saldıran ve kalbe zarar veren bir hastalıktır.
    Uzun süren bir grip enfeksiyonu sonrası sağlığınızın bir türlü düzelmemesi, sürekli yorgunluk hissi ve eforla oluşan nefes darlığı bu hastalığın önemli belirtilerindendir.
    Bu ve buna benzer şikayetleriniz varsa mutlaka bir enfeksiyon hastalıkları doktoruna ve kardiyoloğa başvurmanız gereklidir. Unutulmamalıdır ki bu şikayetlerin uzun sürmesi kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir ve erken teşhiş hayat kurtarabilir.
    kaynak : sabah.com.tr (haber düzenlenmiş ve sadeleştirilmiştir)

    Uçuk olan bölgeye sakın dokunmayın
    Vücudun her bölgesinde çıkan özellikle dudak ve burun kenarların da oluşan lezyonların bir cilt sorunu olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ata Nejat Ertek, uçuk olan bölgeye dokunulmaması gerekildiğini söyledi.


    Dermatoloji Uzmanı Dr.Ata Nejat Ertek, "Lezyonlar "herpes simpleks" bir cilt sorunudur. Virüs nedeniyle oluşan uçuk, küçük kızarık kabarcıklar olarak meydana gelmektedir. Dudak uçuğu çıkmadan önce ağız çevresinde yâda dudakta batma, yanma gibi şikayetler meydana gelir. Diğer şikayetler de 24 saat içinde kendini göstermeye başlar. Kaşınma, sızlanma veya yanma hissi gibi" dedi.
    Uçuk virüsünün, vücuda girip bir kere iltihap oluşturduktan sonra o bölgede var olan sinir düğümüne girip yerleştiğini kaydeden Ertek, "Özellikle vücudun zayıf olduğu anları yakalayarak o zaman çoğalarak yeniden var olur. Uçuk virüsü, depresyon, stres, kabus görme gibi durumlarda ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi zayıfladığında, kadınların adet dönemlerinde, deri bütünlüğü bozulduğunda(dudak çevresine çarpma, vurma, ısırma gibi), uyku bozukluklarında (aşırı uykusuzluk gibi..),yorgunluk olduğunda, çok fazla güneş ışığına ve zarar verici UV ışınlara maruz kalındığında, vücutta bir enfeksiyon oluştuğunda uçuk virüsü aktifleşebilir. Ayrıca anemi hastalıklarında bu cilt sorunu oldukça sık görülür" diye konuştu.
    Uçuk virüsünün bulaşıcı olduğunu belirten Ertek, "Bu nedenle uçuğu olan kişiler kişisel eşyalarını (bardak,çatal,yastık,kaşık,havlu gibi..) başka kişilerle paylaşmamalıdırlar. Öpüşmekten ve uçuk olan bölgeye dokunmaktan da (uçuğu ellemek, kabuğu ile oynamak gibi..) uzak durmalılardır. Uçuğu olan ve makyaj uygulayan bayanlar makyaj yaparken ya da makyajlarını çıkarırken çok dikkatli olmalılar, kesinlikle uçuğa el sürmemeliler" ifadelerini kullandı.
    Ertek, "Uçuk tedavisinde bu virüsün tekrar etmesine sebep olan durum oldukça önemlidir. Bu sebeple tedavisi için mutlaka bir dermatoloji uzmanına görünülmelidir" şeklinde konuştu.

    10 günden fazla süren ses kısıklığını önemseyin
    Önemsenmeyen ses kısıklıkları ve ses değişimleri ile uzun süre geçmeyen şişlikler veya yaralar, baş ve boyun kanserlerinin habercisi olabilir


    Boyunda iki-üç haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler, 10 günden uzun ses kısıklığı ya da ses değişimleri, uzun süredir devam eden boğaz hassasiyeti, nefes almada veya yutmada güçlük, ağızda kızarıklıklar ve yaralar; ağız, gırtlak, guatr gibi baş ve boyun kanserlerinin ilk ilk belirtisi olabilir. Bu nedenle bahsedilen belirtilerden biri görüldüğünde zaman kaybetmeden bir hekime başvurulması gerekiyor.
    Ağızdan tükürük bezlerine, gırtlaktan kulak kepçesine kadar her noktaya yerleşebilen baş ve boyun kanserlerinin belirtileri nedeniyle enfeksiyonlarla karıştırılabileceğini söyleyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan, "10 gün içerisinde geçmeyen inatçı bir enfeksiyon ve nezle durumunda mutlaka hekime başvurulmalı" diyor. Doç. Dr. Berrin Pehlivan, baş ve boyun kanserleri hakkında bilgi verdi:
    KULAK KEPÇESİNE KADAR YERLEŞİR
    Ağız boşluğu, ağız tabanı, dil, dudak, boyun, damak, diş eti, yanak, boğaz, geniz, burun ve burun boşluğu, dış kulak yolu, paranazal sinüsler, gırtlak, yutak, tükürük bezleri, tiroid, kulak kepçesinde görülen kanserler; baş ve boyun kanserleri grubu içerisinde yer alır. Bu kanser türü, tükürük bezinden kulak kepçesine kadar her noktaya yerleşebilir.
    Baş boyun kanserleri, dünyada görülen tüm kanserlerin yüzde 10'unu oluştururken kansere bağlı ölüm nedenleri arasında altıncı sırada yer alıyor. Dünyada yılda yaklaşık 600 bin kişide baş ve boyun kanserleri görülüyor. Türkiye'de her yıl 5 bin kişiye baş ve boyun kanseri tanısı konuluyor. Gırtlak kanseri, baş ve boyun kanserleri arasında en sık görüleni; yaklaşık yüzde 50'sini oluşturuyor. Gırtlak kanserini ise ağız boşluğu ve geniz kanserleri izliyor.
    SİGARA VE ALKOL İLK NEDEN
    Baş ve boyun kanserlerinin en önemli risk faktörleri sigara ve alkol kullanımıdır. Erkeklerde günde üç, kadınlarda ise günde iki bardaktan fazla alkol tüketimi, bu kanserlerin görülme riskini artırıyor. Alkol ve sigaranın birlikte kullanımı ise riskin çok ciddi oranlara ulaşmasına neden oluyor. Bir diğer risk faktörü ise cinsel yolla bulaşan HPV virüsüdür. Sigara ve alkolden sonra en sık görülen sebep, HPV virüsüdür. Bu virüs aslında kadın genital kanserlerinin sebebidir, ancak değişen cinsel alışkanlıklar sebebiyle baş ve boyun kanserlerinin de de sebebi haline gelmiştir. Ağız kanserlerinin yüzde 25'inin, boğaz kanserlerinin ise yüzde 35'inin HPV virüsü ile bağlantılı olabileceği düşünülüyor.
    Ağız içi hijyenine dikkat edilmemesi, uygun olmayan protez gibi diş etlerini uzun süre tahriş eden etkenler, hijyenik faktörler, endüstriyel ürünler, genetik faktörler; diğer önemli etkenler arasındadır.
    HPV virüsüne bağlı baş ve boyun kanserlerinde artış olduğu gözlenmektedir. Bunun nedeni ise cinsel alışkanlıklarda meydana gelen değişiklikler olarak düşünülmektedir. İleriki dönemlerde baş ve boyun kanserlerinin adını daha sık duyabiliriz.
    Erkeklerde kadınlardan dört-beş kat daha fazla görülür. Bunun nedeni sigara ve alkol kullanım oranının erkeklerde daha yüksek olması. Baş ve boyun kanserlerinin 50 yaş sonrası görülme sıklığı daha fazladır. Kadınlarda ise son yıllarda sigara ve alkol kullanımının artması sebebiyle kadınlarda görülme sıklığı da önceki yıllara göre fazladır.
    GENETİĞİ İLE OYNANMIŞ GIDALAR BU KANSER TÜRÜNÜ TETİKLİYOR
    Baş boyun kanserleri, kanser tarama programları arasında yer almıyor. Ancak erken evrede belirti vermesi, gözle görülebilir, elle dokunabilir yüzeysel bir alanda oluşması nedeniyle düzenli kontrollerle erken teşhis etmek mümkün. Baş boyun kanserleri genellikle vücutta herhangi bir yere yayılmadan önce boyundaki lenf bezlerine yayılır. Boyunda iki-üç haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler önemsenmeli ve muayene ettirilmedir.
    Tabii ki tüm şişlikler kanser demek değildir. Boyundaki bezeler enfeksiyonlara bağlı olarak da oluşabildiği için hemen bir kanser varlığını düşündürmese de dikkatli olunmalıdır. Bu şişlikler ağız, gırtlak, guatr, lenf ve kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Böyle şişlikler genellikle ağrısız ve gittikçe büyüme eğilimindedir. Pek çok gırtlak kanseri ses değişimine neden olur.
    Yine 10 günden uzun ses kısıklığı ya da ses değişimleri ciddiye alınmalı ve bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Uzun süredir devam eden boğaz hassasiyeti, nefes almada veya yutmada güçlük ve yutkunurken ağrı, kilo kaybı, ağız içinde ele gelen kitle, şişlik, dilde ağrı ve yaralar, ağızda kızarıklıklar ve yaralar araştırılmalıdır. Bunun yanı sıra işitme sorunları, kulak ve burun tıkanıklıkları; baş boyun kanserlerini düşündüren belirtilerdir.
    Baş ve boyun kanserleri belirtileri nedeniyle enfeksiyonlarla karıştırılabilir. O nedenle bu belirtilerin biri ya da birkaçı görüldüğünde nedenleri araştırılmadır, bir hafta-10 gün içerisinde geçmeyen inatçı bir enfeksiyon ve nezle durumunda ise mutlaka hekime başvurulmalıdır. Yerleşimleri nedeniyle baş ve boyun kanserlerinin büyük çoğunluğu erken dönemde belirti verir.
    Prostat ve meme kanserlerinde olduğu kadar baş ve boyun kanserlerinde genetiğin etkisi yoktur. Çevresel faktörler daha etkilidir.
    DENGESİZ BESLENME TETİKLİYOR
    Çevre kirliliği, dengeli ve yeterli beslenememe, genetiği ile oynanmış gıdalar, çabuk bozulmaması için koruyucu madde kullanılmış besinler bu kanser türlerinin görülmesinde etkilidir.
    Bunun yanı sıra sürekli güneş ışığına maruz kalmak dudak kanseri riskini artırır. Özellikle yazın cildimizi ve dudaklarımızı güneş koruyucu ile korumayı ihmal etmemek gerekiyor.

    kaynak : sabah.com.tr

    Amerika yaptı şu yaptı bu yaptı. Kim yaparsa yapsın devletimiz bizi korumakla yükümlü değil mi arkadaşlar ? Tamam devletimize zeval gelmesin eyvallah da bize de gelmesin ? Bu halk bunun hesabını sormadıkça daha çok kişiler gidecek. Çıkılmaz bir yolda ilerliyor maalesef ülkemiz.

    ülkemiz çıkılmaz yolda ilerlemiyor beyfendi . Ülkene tüm dünya savaş açmış çıkılmaz bi koridora çekilmeye çalışılıyor !
    Devlet bizi korumakla yükümlü ama Devletin bi savaşta ise sende canım feda demekle yükümlüsün .
    Halk olarak hesabını nasıl soracaksın ne kastediyorsun bi anlatasana bize ? Gezi parkında hesap sormaktı dimi amaç noldu ülkemize en büyük ekonomik darbelerden biri geldi gezide . Türkiye tarihinin en iyi ekonomik konumundayken gerilemeye başladı . hesap sormaktan kastın ney onu bi söyle ?
    Askeri olarak hesap soralım bize savaş açanlara savaşalım diyorsan '' önce devletin için can vermeyi göze alacaksın'' !

    artık müslümanlığın İslamın son kalesi Türkiye kaldı onlar için haçlılar için tek hedef biziz .
    kimse karamsar olmasın inanmak başarmanın yarısıdır ; inanın . ülkenize milletinize inanın . bize karşı açılmış olan bu savaşın galibi biz olacağız Allah'ın izniyle . bakmayın şimdi uykuda gibiyiz ama ben güveniyorum gençlerimize milletimize biz 15 temmuzda millet olarak tanklara karşı geldik be . elbet aramızda istisnalar olacaktır ama onlar Kurtuluş Savaşı ndada vardı .
    Allah Türk milletinin Türkiye'nin yar ve yardımcısı olsun .
    Türk dememdeki amaç artık dünyada müslüman demek Türk demek .
    biz Türküyle Kürdüyle Lazıyla Çerkeziyle Abazasıyla Zazasıyla biriz beraberiz .

    @Baybars karşılığımız ne olacak bilmiyorum ; tek temennim devletimizin en iyi kararı vermesi .
    elbet bi savaş çıkacak burası kaçınılmaz gibi fakat bizi alelacele bi savaşa çekmek istemeleri kuşkulandırıcı .
    neyin acelesi bu ? amerika avrupa iran israil ortaklığı var bize karşı bunu artık net olarak görebiliyoruz .
    dua edelim devamlı evet ama dua etmek yetmez bişeyler yapmak lazım .
    arap dünyası desek hepsi ayrı bi alemde çoğu amerikan uşağı olmuş .
    damarında Türk kanı taşıyan herkes birgün bir olacak
    Türk dünyası baş kaldıracak ve dünya çakallara mezar olacak Allah'ın izniyle ...