Beiträge von Şaban Çilesiz

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    abi kız kardeşim yolda giderken araçla ekip aracı önünü kesip kimlik kontrolü yapıyor daha sonra akşam instagramdan tanışmak için mesaj atıyor. Kardeşimde tersliyor.

    hiç uğraşma atılan mesajın fotosunu çek , telefon konuşmalarını dinleyebilirsiniz de durumu yaz BİMER e ...alacağı cezalar büyük olur sağlam bi sorgulama geçirir birdaha yapamaz .

    Kuran-ı Kerim'de Av

    Kur'anı Kerim'de yeryüzünde ne varsa hepsinin insan için yaratıldığının bildirilmesi (Bakara, 2/29), göklerde ve yerde bulunan varlıkların ve imkanların bir lütuf olarak insanın emrine verildiğinin ifade edilmesi (el-Casiye 45/13), ayrıca avlanmanın ilke olarak helal olduğunun bildirilmesine (el-Maide, 94-96) işaret eden ayetlerin ışığı altında İslam alimleri avlanmanın mübah olduğunu ifade etmişlerdir.
    Dinimizde insanların av hayvanlarını ya etinden istifade etmek, ya da post, kürk veya bazı organlarından faydalanmak, yahut zararından korunmak için avlamaları kural olarak caiz görülmüştür.
    Bu nedenle, Etlerinden, derilerinden veya diğer organlarından yararlanma kastı olmaksızın sırf zevk ve keyif için hayvan öldürmek, av avlamak veya bunu meslek haline getirmek, uygun bir davranış olmayıp mekruhtur. Zira sadece eğlence ve zevk için avlanmak ve bunu meslek haline getirmek, insanın mahlukata karşı merhamet ve şefkat duygularını azaltır, kişiye gaflet verir.
    Kur'an-ı Kerim ve sünnet, insanın başıboş bırakılmadığını vurgulamış, amaçsız ve anlamsız davranışlarını da yermiştir.Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v.) hadislerinde, merhamet duygularını yitirenler için ağır ifadeler kullanmıştır. Zira İslam rahmet ve merhamet üzerine kurulmuştur. Diğer yandan yüce dinimiz Allah'ın yarattığı fıtratın ve güzelliklerin korunmasını emreder.
    Avlanmanın hayvan nesline ve üremesine zarar vermeyecek ölçüde olması ve başkalarına zarar vermeyecek bir şekilde yapılması gerekir. Tüm bu hususlar Ramazan ayı için de geçerlidir.


    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI


    Bakara, 2/29
    Bismillahirahmanirahim

    Yeryüzünü, gökyüzünü, yeryüzünde ve gökyüzünde
    olanların hepsini insan için yaratmış.


    el-Casiye: 45/13

    Bismillahirahmanirahim


    Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına
    vermiştir.


    el-Maide 94-96

    Bismillahirahmanirahim

    İhramlı olduğunuz sürece kara avı ise size haram kılınmıştır. O'na (götürülüp)
    toplanacağınız Allah'tan korkup-sakının.

    kaynak : avlak.com

    yani son ayettende anlayacağınız ihramlı olmak dışında av helaldir .

    ihtiyaç dışı olan zevk için yapılan avcılık cinayettir.

    Dinimizde avcılığın yeri
    Sual: Dinimizde avcılığın yeri nedir?
    CEVAP
    Allahü teâlâ, insanlar için çeşitli hayvanlar yaratmıştır. Bıldırcın, tavşan, balık gibi hayvanların etinden; sansar, porsuk, tilki gibi hayvanların postundan; geyiklerin derisinden; tıpta ve ıtriyatta kullanılmak üzere misk ceylanlarının miskinden; deniz hayvanlarının incisinden, mercanından; filin dişinden istifade etmek için avlamak; kurt, domuz, yılan, fare gibi hayvanları da zararlarını önlemek için, işkence etmeden, mesela yakmadan, suda boğmadan öldürmek caizdir.


    Avcılık yaparken başkalarının mahsullerine zarar vermemelidir. Maalesef, (Zevk için balık tutmayı ve avcılık yapmayı, ince ruhlu müslümanlara hiç yakıştırmam. Kendilerine daha normal ve meşru eğlenceler bulsunlar) diyen yazarlar türemiştir. Ticaret için olmasa da, sırf balık yiyebilmek için balık tutmak haram veya mekruh değildir. Caizdir. Hatta balık yemeye hiç ihtiyacı olmasa bile, sırf üzerindeki stresi atmak için balık avlayıp, tuttuğu balıkları muhtaçlara vermek de caizdir.


    Cenab-ı Hak, Kur’an-ı kerimde balık avlamayı helal kılmış, (Deniz avı yapmak ve onu yemek helal kılındı) buyurmuştur. (Maide 96)


    Allahü teâlânın helal kıldığı avcılığı gayrimeşru iş gibi göstermek yanlıştır.


    Vahşi hayvanları avlamak, mubah bir kazanç yoluysa da, ticaret, ziraat, sanat gibi diğer kazanç yolları bundan daha efdaldir. Sırf eğlence için avcılık hoş değildir. Kalbe sıkıntı verir, hayvanlara karşı şefkat duygularını köreltir, merhamet duygusunu azaltır.


    Fakat avcılığa, hayvan kesmeye haram veya gayrimeşru iş demek caiz değildir. Kasap da hayvanları kesmektedir. Kasabın yaptığı işe vicdansızlık denir mi? Avlanırken, hayvan öldürürken, hayvanlara işkence edilmiyorsa, dinimizin bildirdiği hudutlara riayet ediliyorsa mesele yok demektir.


    Avcılık; tüfekle, tuzak kurmakla yapıldığı gibi, talim görmüş köpek, tazı, şahin, atmaca, doğan gibi hayvanlarla da yapılır. Talim görmemiş hayvanlarla avcılık yapılmaz.


    Yani hayvanın, avı kendisi için değil, sahibi için avlaması lazımdır. Bir hayvanın talim görmüş olduğu, peş peşe üç defa tuttuğu avı yemeden sahibine getirmesinden anlaşılır. Atmaca, şahin gibi tırnaklı kuşlarınsa, bırakıldıktan sonra, çağrıldığı vakit uçup gelmelerinden anlaşılır. Bir köpek avladığı hayvanı yese veya bir atmaca çağırıldığı halde gelmese, böyle hayvanların avladığı hayvan yenmez.


    Avın yenebilmesi için şunlara riayet lazımdır:
    Besmele ile gönderilen av köpeğinin ve doğan kuşunun yakalayıp, ısırarak yaralayıp öldürdüğü av hayvanı yenir. Diri getirdikleri av hayvanını kesmek lâzımdır. Köpeğin, yaralamayıp boğduğu ve yaralayıp etinden yidiği av, yenmez.


    Kasten, yani hatırında olduğu hâlde, bilerek besmele çekmeden kesilen hayvanı ve besmelesiz tutulan av hayvanını, kitapsız kâfirlerin, mürtedlerin kestiği, avladığı hayvanı yemek haramdır. Böyle tutulan balığı yemek haram değildir. Kesmeyip de, bir yerine bıçak saplayarak, ensesine ve alnına vurarak veya boğarak veya ilâçlayarak, elektrikleyerek öldürülen kara hayvanları, leş olur. Bunları yemek haram olur. (Tam İlmihâl)


    kaynak : dinimizislam.com

    izlemeyen kalmasın . . .
    Kıbrıs harekatının hemen sonrasında Hollanda'lı gazeteci sınırdan dürbünle önce Rum tarafına Bakıyor,
    Türk tarafına sıra geldiğinde ise gördükleri karsısında hem kendisi hem de yanında ki BM askerleri telaşlanıyor.

    bugünki Cuma Hutbesi . . .


    Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
    Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz, sevgisine ve mağfiretine mazhar olmanın yolunu bizlere şöyle göstermektedir: “Resûlüm! De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah bağışlayan ve merhamet edendir.”[1]
    Kardeşlerim!
    Yüce Rabbimiz, kendi rızasına ulaştıracak amelleri Kerim Kitabında bizlere gösterdiği gibi, rahmetinden uzaklaştıracak amelleri de beyan etmiştir. Sevgisine mazhar olan kimseleri haber verdiği gibi, sevgi ve merhametinden mahrum kalanları da bildirmiştir. Geliniz, bugünkü hutbemizde, Rabbimizin sevdiğini bildirdiği kulların kimler olduğuna hep beraber kulak verelim.
    وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّر۪ينَ Allah, maddi ve manevi anlamda temiz olanları sever. Öyleyse geliniz, fıtratımızı her türlü kötülüklerden koruyalım. Zihin ve gönüllerimizi kötülük ve çirkinliklerin esiri değil; iyilik ve güzelliklerin merkezi kılalım.
    اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّاب۪ينَ Allah tövbe edenleri sever. Öyleyse aziz kardeşlerim! Geliniz, tövbelerimizle kulluğumuzun farkına varalım. Rabbimize teslimiyetimizi, günahlarımıza nedametimizi dile getirelim. O’nun engin merhametine sığınalım. Tövbenin, adeta hayata yeni bir başlangıç olduğunu unutmayalım.
    اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Öyleyse geliniz, her daim görev ve sorumluluğumuzun bilincinde olalım. Hayatımızı yaratılışımızın gaye ve hikmetine uygun yaşayalım.
    اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ Allah, kendisine tevekkül edenleri sever. Öyleyse geliniz, üzerimize düşeni yerine getirdikten sonra حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” diyelim. Rabbimizin rahmet, nusret ve inayetinden hiçbir zaman ümidimizi kesmeyelim.
    وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَۚ Allah, muhsinleri; her işinde, her sözünde kendi rızasını gözetenleri sever. Öyleyse geliniz kardeşlerim! Rabbimizin her an bizi gördüğü bilinciyle hareket edelim.
    وَاللّٰهُ يُحِبُّ الصَّابِر۪ينَ Allah sabredenleri sever. Sabredenlerle beraberdir. Öyleyse geliniz, hayatın bir imtihan olduğu bilinciyle kendimize sabrı, sükûneti şiar edinelim.
    اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ Allah, adil olanları sever. Öyleyse geliniz, her daim adaleti yüceltelim. Unutmayalım ki; adalet, güven ve huzurun anahtarıdır. İnsanca bir yaşamın olmazsa olmazıdır.
    Kıymetli Kardeşlerim!
    Geliniz, şimdi de Rabbimizin sevmediği kulların kimler olduğuna bir bakalım.
    اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ Allah, haddi aşanları, taşkınlık yapanları sevmez. Öyleyse bizlere düşen, yıkıcı ve bölücü değil; yapıcı ve birleştirici olmaktır.
    وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ Allah, zalimleri sevmez. Zira zulüm, en büyük günahlardandır. Hak ve hukuku ayaklar altına almaktır. Öyleyse bizlere düşen, her daim zalimin karşısında, mazlumun yanında yer almaktır.
    اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِف۪ينَۙ Allah, israf edenleri sevmez. Öyleyse bize düşen, sahip olduğumuz kazanımları saçıp savurmaktan, Allah’ın vermiş olduğu nimetleri ölçüsüzce kullanmaktan sakınmaktır.
    وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ Allah, ifsat edicileri ve bozguncuları sevmez. Öyleyse bizlere düşen, huzurumuza, birlik ve beraberliğimize, kardeşlik ve muhabbetimize hep birlikte sahip çıkmaktır.
    اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْتَكْبِر۪ينَ Allah, büyüklük taslayanları, böbürlenenleri, kibirlenenleri sevmez. Öyleyse bizlere düşen, tevazu ve vakarla yücelmektir.
    اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَٓائِن۪ينَ۟ Allah, kendisine, Yüce Kitabına, Peygamberine, değerlerine, kardeşlerine ihanet edenleri asla sevmez. Öyleyse bizlere düşen, her türlü ihanetten, ikiyüzlülükten, aldatmaktan uzak durmaktır.
    وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَث۪يمٍ Allah, küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez. Öyleyse bizlere düşen, Rabbimizin sayısız lütfuna, bizlere yapılan iyiliklere kör, sağır ve dilsiz kesilmekten, nankörlük etmekten sakınmaktır.
    Kardeşlerim!
    Yüce Rabbimiz, bizleri sevgisine mazhar olan bahtiyar kullarından eylesin. Hutbeme son verirken sizlerle şu bilgiyi paylaşmak istiyorum: Diyanet İşleri Başkanlığımızın, kısa bir süre önce “Halep’te İnsanlık Ölmesin” çağrısıyla başlattığı yardım kampanyasına aziz milletimiz her zaman olduğu gibi yine büyük bir teveccüh göstermiştir. Kampanya kapsamında şu ana kadar yurt içi ve yurt dışından toplam 133 milyon 745 bin TL değerinde ayni ve nakdi yardım toplanmıştır. Toplanan yardımlar, Halepli mazlum kardeşlerimize ulaştırılmakta ve onların yaralarına merhem olunmaya çalışılmaktadır. Yüce Rabbimiz, yapmış olduğunuz yardımlarınızı kabul eylesin. Mazlumların, mağdurların, çaresizlerin ümidi olan ülkemize ve aziz milletimize zeval vermesin.
    [1] Âl-i İmrân, 3/31.
    Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
    kaynak : https://forum.havaforum.com/www.haber50.com