Mesajımı lütfen kimse politik olarak görmesin. Aşağıda yazdıklarım bu güzel ülkemin maalesef gerçekleri.
Mezun olan mühendisler sermayesi olmadığı için zengin bir adamın isteği üzerine Yapı Denetim firmasının sorumluluğunu alarak müdür olarak göreve başlar.(Yapı Denetim: Yarı Özel sektör. Binalar inşa edilirken sağlamlılık-dayanıklılık kontrolünü-testlerini yapan firmalardır.)
Bütün sorumluluğu üzerine alan mühendis herhangi bir usülsüzlük tespit ettiğinde (mesela temel kolonlara eksik demir atılmıştır) bunu raporlar ve bakanlığa gönderir. Bakanlık bu durumda kontrol etmeye gelir. - lakin buraya dikkat. Bu sırada binayı yapan zengin müteahhit bir şekilde üst yönetimlerde birilerini devreye sokar, cebine de o memurun 5 senede kazanamayacağı parayı 1 gün içinde koyar. Üst derece memuru alt kademe memuruna talimat verir ve usülsüzce yapılan binanın raporunu yırtar.
Peki ne mi olur? Sıkıntılı problemli bina inşaata devam eder. Asgari ücretle çalışan hakkı hukuku savunan, depremi insanları düşünen o garibim mühendis dürüst davrandığı için işinden kovulur. Yerine bu işleri görmezden gelen, usülsüzlüğe göz yuman mühendis el üstünde tutulur ve kahraman olur. Ne de olsa binlerce mühendis var. O yapmazsa başkasını bulurlar.
Neyse demem o ki. Büyük Marmara depremi öyle ya da böyle olacak. Ve onbinlerce insan ölecek. Geriye sadece kötü anıları konuşmak kalacak.
Sonuç: biz 5.8 gibi küçük diyebileceğimiz depremler bizim için felaket, Japonlar için salıncak keyfi olur.