Türkiye gibi ciddi kaynaklara, bilgiye ve insan gücüne sahip bir ülkenin hâlâ her yaz orman yangınlarında böyle perişan olması, ciddi bir yönetim sorunu olduğunu açıkça gösteriyor. Bu bir "doğal afet" değil, bu bir önlem almama ve hazırlıksız yakalanma meselesi.
Yangın mevsimi geleceği biliniyor. Aynı bölgeler, aynı senaryo, aynı ihmaller. Havadan müdahale için uçaklar mı? Yetersiz. Erken uyarı sistemleri mi? Yetersiz. Gönüllü organizasyonlar mı? Sürekli engelleniyorlar ya da desteklenmiyorlar. Hadi bunlar pahalı diyelim, bari koordinasyon düzgün olsun; ama orada da kaos. İnsanlar kendi imkânlarıyla yangını söndürmeye çalışıyor, devleti beklemeden.
İşin en trajik yanı da şu: Bu mesele sadece “alevler sönsün” meselesi değil. Yanıyor olan sadece orman değil; ekosistem, hayvanlar, insanların emeği, geleceğimiz. O ağaçlar 50 senede büyüyor, bir saatte yok oluyor. Giden sadece ağaç değil, kuş yuvası, kirpi, sincap, arı kolonisi, su dengesi, hava filtresi…
Ve her yangından sonra aynı cümle: "Soruşturma başlatıldı." Ee? Sonuç? Yok. Hesap veren? Yok.
Bu, halkın değil; yönetenlerin acizliği. Ve bu döngü kırılmadıkça, bu yaz değilse gelecek yaz yine aynı şeyleri konuşacağız. Yangını söndüremeyen değil, önleyemeyen sistem sorgulanmalı artık.
Bu ülke aciz değil; aciz bırakılıyor. Sebep olanların Allah belasını versin.