Geçen günlerde de burada muhabbeti olmuştu.
Yunan bakan ; gerekirse türklerle savaşırız gibi bir şey söylemiş , bu beyanatın üzerine çok polemik olmuştu.
Objektif olarak baktığımızda , bu tür demeçlerin , iç politika malzemesi kullanıldığını , kimsenin kimseye bir şey yapacak durumu olmadığını belirtmiştim.
Ülkemizde de son günlerde gündem de ,yine iç politika malzemesi olarak kullanılan ayasofya camisi var. Cumhuriyet ilan edilğinde zaten cami olarak kullanılan ayasofya , 1931 yılında bakıma alınarak 1934 yılında müze olarak açılmıştır.
ayasofya hali hazırda tapu kayıtlarında da , diyanetin kayıtlarında da zaten cami olarak görünüyor. 2019 temmuz ayında tarihçi milletvekili yusuf hallaçoğlu meclise , ayasofyaya cami statüsü verilmesi ile ilgili öneri verdi. Ama olmadı.
Bu mevzu genelde , seçimlerden önce gündeme gelir , seçimlerden sonra rafa kalkan bir mevzudur. Bir mülakatta , ayasofyanın ibadete açılması ile ilgili soru soran gazeteciye erdoğan ;
Getirisine , götürüsüne bakmak lazım. Bunu isteyenler , başka ülkelerde de camiler var onları düşünüyolar mı demiştir. Bir ziyarette , ayasofya ne zaman açılacak diye bağıran vatandaşa ; siz önce süleymaniyeyi doldurun , ayasofyanın 4-5 katı çamlıcayı yaptık orayı doldurun , ondan sonra bakarız.bu işlerin siyasi yönü var deyip konuyu kapatmıştır.
Olayın birde maddi tarafı var. Ülkemizin her köşesinde camilere bedava girilirken , ayasofya ,tapu kayıtlarında ve diyanette cami olarak gözükmesine rağmen stütü olarak müze göründüğü için yerli ve yabancı turitstlerden yüksek giriş ücreti alınmaktadır. Bir kararname ile bu durum yıllar öncesi değiştirilebilecek iken ,bu zamana kadar değişmemiş ve argo anlamı ile para kesmeye devam etmiştir.
Şimdi konu tekrar alevlendirilmiştir.cumhurbaşkanı ilk açıklamasında ki gibi sağduyulu olarak , başka ülkelerdeki camileri ve ibadet eden vatandaşlarımızı düşünerek böyle bir adım atacağını hiç sanmıyorum. Ama maalesef bir süre daha , iç politika malzemesi olarak kullanılmaya devem edecek gibi.saygılarımla.