Beiträge von HasanBugra

Meteorolojik Model Güncelleme Saatleri
06:30-08:15 (GFS Sabah)
09:00-10:00 (ECMWF Sabah)
12:30-14:15 (GFS Öğlen)
18:30-20:15 (GFS Akşam)
21:00-22:00 (ECMWF Akşam)
00:30-02:15 (GFS Gece)

    Selamlar, AO negatiften nötr ve pozitife meyletmesi modellerde de gördüğümüz gibi polar vortex'in kuvvetinin azalacağını ve soğukların orta enlemlere akabileceğini gösteriyor bu cepte, bunun sonucu sibirya bölgesinde yani karasal alanlarda termik yüksek basınç gelişebileceğini anlıyoruz. Ek olarak NAO'nun pozitife meyletmesi ile azor'un güçlenebileceğini, grönland blokajının olma riskinin azaldığını anlayabiliyoruz. Burada atmosferin yapacağı son hamle bu güçlenen azorun sibirya üzerinde genişleyen yüksek basınçla birleşmesi kalır, ek olarak bir de akdeniz ve ege'nin çalışması ile güzel bir sibirya sistemi alabiliriz.

    Saf sibirya olmasada Sibirya Polar birleşimli bir sistem almamız olası. GFS nin ull takibinde verdiği snoptikleri tekrar vereceğini düşünüyorum bir kaç gün sonra.

    bee7754f3fd1a.png428df3e2fd9.gife647cefa0e1f157.png5b4ed624c42959d58b7d03.pngf2b85df772e7d7acfe5b1bee.pngedf9a04f0e7790.png


    Modeller 26 Ocak da Azor hamlesi vermiyordu bir kaç gün önce vermeye başlamış arkadaşlar takibi bırakmayalım ECMWF öğle güncellemesini çok beğendim. Tek eksik iskandinav yükseği oda ilerleyen güncellerde olucak Allahın İzniyle.

    CFSv2 Küresel AAM (Atmosferik Açısal Momentum) grafiğine baktığımızda, Ocak sonu ve Şubat ortasına kadar olan süreçte momentumun negatif anomalide (-1 standart sapma civarı) çakılı kaldığını görüyoruz. Bu durum, önümüzdeki haftaların sinoptik desenleri açısından oldukça kritik önem arzediyor.


    Zayıf Batılı Rüzgarlar: Momentumun negatifte olması, küresel ölçekte batı rüzgarlarının zayıfladığına işaret eder. Bu da jet akıntılarının düz bir hat izlemek yerine yaparak (dalgalanarak) akmasına neden olur.

    Polar Outbreak(Kutup Salınımı): Jetlerdeki bu dalgalanma (Rossby dalgaları), kutup bölgesindeki soğuk birikimin güneye inmesi için uygun kapıları açabilir. Momentum düşükken sistemlerin hızı yavaşlar, bu da yakaladığımız bir sistemin üzerimizde daha uzun süre kalma (blokaj) potansiyelini artırır.

    Şu anki tabloda "Member"ların (model üyelerinin) büyük çoğunluğu Şubat'ın ilk 10 gününde momentumun dipten kurtulmaya çalışacağını gösteriyor. Genelde AAM negatiften pozitife doğru hamle yaparken, yani momentum yükselişe geçtiği evrede, bizim coğrafyamızda sert sistem inişleri görme ihtimalimiz istatistiksel olarak yükselir.


    Özetle, Ocak sonu hazırlık evresi, Şubat başı ise aksiyonun (sistem inme potansiyelinin) en yüksek olduğu dönem gibi duruyor.

    6459e82f2d70e9856.png

    AAM grafiğini destekleyen GWO (Global Weather Oscillation) verisi de. Buradaki tablo aslında taşların yerine oturduğunu gösteriyor.

    Ortalama (siyah çizgi) merkeze yakın seyrediyor. Bu da Ocak sonuna kadar olan süreçte neden sistemlerin tam güçle inemediğini açıklıyor; atmosferde yeterli momentum(ivme) desteği yok.

    Tahminler şu an Faz 1 ve Faz 2 arasında gidip geliyor. Bu fazlar genellikle soğuk havanın kutup bölgesinde biriktiği ama henüz tam anlamıyla boşalmadığı evrelerdir.

    +21 günlük projeksiyona baktığımızda (Ocak Sonu ve Şubat'ın ilk haftasına denk geliyor), döngünün yavaş yavaş Faz 3'e doğru kayma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Geçmiş kış istatistiklerine göre, GWO'nun bu alt bölgelerden çıkış yapma çabası, biz orta enlem kuşakları için jet akıntılarının kırılması ve sert sistemlerin inişi (pattern değişimi) anlamına gelir.


    Tabi modeller bunu nezaman görecek takip edip görücez :)

    CFSv2 Küresel AAM (Atmosferik Açısal Momentum) grafiğine baktığımızda, Ocak sonu ve Şubat ortasına kadar olan süreçte momentumun negatif anomalide (-1 standart sapma civarı) çakılı kaldığını görüyoruz. Bu durum, önümüzdeki haftaların sinoptik desenleri açısından oldukça kritik önem arzediyor.


    Zayıf Batılı Rüzgarlar: Momentumun negatifte olması, küresel ölçekte batı rüzgarlarının zayıfladığına işaret eder. Bu da jet akıntılarının düz bir hat izlemek yerine yaparak (dalgalanarak) akmasına neden olur.

    Polar Outbreak(Kutup Salınımı): Jetlerdeki bu dalgalanma (Rossby dalgaları), kutup bölgesindeki soğuk birikimin güneye inmesi için uygun kapıları açabilir. Momentum düşükken sistemlerin hızı yavaşlar, bu da yakaladığımız bir sistemin üzerimizde daha uzun süre kalma (blokaj) potansiyelini artırır.

    Şu anki tabloda "Member"ların (model üyelerinin) büyük çoğunluğu Şubat'ın ilk 10 gününde momentumun dipten kurtulmaya çalışacağını gösteriyor. Genelde AAM negatiften pozitife doğru hamle yaparken, yani momentum yükselişe geçtiği evrede, bizim coğrafyamızda sert sistem inişleri görme ihtimalimiz istatistiksel olarak yükselir.


    Özetle, Ocak sonu hazırlık evresi, Şubat başı ise aksiyonun (sistem inme potansiyelinin) en yüksek olduğu dönem gibi duruyor.

    6459e82f2d70e9856.png

    AAM grafiğini destekleyen GWO (Global Weather Oscillation) verisi de. Buradaki tablo aslında taşların yerine oturduğunu gösteriyor.

    Ortalama (siyah çizgi) merkeze yakın seyrediyor. Bu da Ocak sonuna kadar olan süreçte neden sistemlerin tam güçle inemediğini açıklıyor; atmosferde yeterli momentum desteği yok.

    Tahminler şu an Faz 1 ve Faz 2 arasında gidip geliyor. Bu fazlar genellikle soğuk havanın kutup bölgesinde biriktiği ama henüz tam anlamıyla boşalmadığı evrelerdir.

    +21 günlük projeksiyona baktığımızda (Ocak Sonu ve Şubat'ın ilk haftasına denk geliyor), döngünün yavaş yavaş Faz 3'e doğru kayma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Geçmiş kış istatistiklerine göre, GWO'nun bu alt bölgelerden çıkış yapma çabası, biz orta enlem kuşakları için jet akıntılarının kırılması ve sert sistemlerin inişi (pattern değişimi) anlamına gelir.


    Tabi modeller bunu nezaman görecek takip edip görücez :)

    Bir modelin içine ne kadar iyi veri atarsanız, o kadar iyi sonuç alırsınız. Buna meteorolojide "Initial Conditions" (Başlangıç Koşulları) denir.

    Gözlem Verileri: Dünyanın her yerindeki istasyonlardan, denizdeki şamandıralardan, uçaklardan ve uydulardan gelen sıcaklık, nem ve basınç verileridir.

    Veri Asimilasyonu: Modeller bu ham veriyi alır, "saçma" olanları eler ve kendi matematiksel ızgarasına yerleştirir. Eğer başlangıçta atmosferi modele yanlış tanıtırsanız (, 5 gün sonra model bambaşka bir dünya hayal etmeye başlar.


    ECMWF (Avrupa Tahmin Modeli): Bu model çok detaycıdır. Dünyayı daha küçük karelere böler (Yüksek Çözünürlük). Genelde dünyadaki en güvenilir model kabul edilir ama nazlıdır, verilerini her zaman bedava vermez.

    GFS (Amerika Tahmin Modeli): Daha hızlıdır, daha uzun vadeye (16 gün) bakar ama bazen "uçar". Bir bakarsınız 10 gün sonraya efsane bir kar fırtınası verir, ertesi gün o fırtınayı tamamen siler. Halk arasında "modelin dönmesi" dediğimiz olayı GFS çok sık yapar.


    Modeller tek başına bir şey ifade etmez çünkü atmosferin bir **"patern"**i (yani genel bir gidişat düzeni) vardır.

    • Blokajlar: Bazen atmosferde bir yüksek basınç alanı bir yerde durur. Modeller bunu fark eder ama bu inadın ne zaman kırılacağını tam kestiremez.
    • Jet Akıntıları: Gökyüzündeki hızlı hava akımları yer değiştirdiğinde, modellerin kafası karışır. Son zamanlarda bu akıntılar çok "menderes" çizdiği için modeller bir gün "soğuk geliyor" diyor, ertesi gün "vazgeçtim sıcak olacak" diyor.

    Neden Sürekli Değişiyorlar?

    Modellere tek bir çizgi olarak bakmak en büyük hatadır. "Ensemble" (Senaryo Grubu) na bakılır.

    • Şöyle düşünün: Modeli 50 kere farklı küçük ihtimallerle çalıştırıyorlar.
    • Eğer 50 senaryonun 40’ı "yağmur" diyorsa, o tahmin tutar.
    • Ama yarısı "kar" yarısı "güneş" diyorsa; o model o gün için "çöptür", yani analiz edilemez.


    Hava durumu modelleri tek başına bir şey vermez; çünkü onlar sadece "Eğer atmosfer böyleyse, fizik kurallarına göre şöyle olması lazım" diyen birer denklemdir.

    Son yıllarda atmosfer o kadar düzensizleşti ki (iklim değişikliği kaynaklı patern değişimleri), modellerin o eski "nokta atışı" günleri zorlaştı. Artık bir analizci; hem GFS'e bakar, hem ECMWF'ye bakar, hem de atmosferin genel "moduna" (MJO,SSW,,NAO, AO gibi endekslere) bakıp bir sentez yapar.